Sözsüz iletişim, kollektif ego

31 Mart 2011

Birleşebilmek için ille üzerimize bi felaket gelmesini gereksiniyor oluşumuz bizi atomaltı parçacıklarından farksız kılıyor (Bose-Einstein yoğunluğu). Özellikle bir yıl süren facebook deneyimi bana şunu hatırlattı (çünkü yoğun internet kullanıcısı olarak bunu daha önce müşahade etmiştim); önceden taraf olanlarla sözlü iletişim kurmaya çalışmanın yararı olmuyor. Çünkü bu tarz kişiler peşinen sizi çarmıha germek, dolayısı ile bağlantısız anda kalabilmenin korkutucu görüntüsünden bir an önce kurtulmak istiyor! Yani onların davası kişi olarak sizinle ilgili değil, kendi endişeleri ile.

Bu insanlarla yüz yüze (ya da birleşik alan yardımı ile) iletişim şart oluyor, sözsüz, doğrudan kalbi bağlantı.

Birey olma aşamasını deneyimlemeden gerçek birlik oluşamaz. Bunu ara sıra kendimize ve çeveremize hatırlatmakta büyük yarar var. Henüz birey olmamış insanların oluşturdukları topluluklar yalnız kalma korkusundan, sürüde olma gayretinden meydana gelir. Ve onlara hep bir çoban ve çoban köpeği gerekir. Ve bu haklı-normal bir istek-ihtiyaçtır.

Sahte birliklerde, bireysel egolar kollektif egolara tahvil olur böylece tehlikenin çapı da büyümüş olur.

Birey olma eşiğini geçen insan ise salt sevgi-saygı ve merak saikiyle birlikteliklere çekilir, öylesine doğal bir çekimdir. Egoları kaybolmamışsa da onlar egolarını seyredebilenler olmuşlardır.

Bazı kişiler, özellikle spiritüel konularla ilgilenenler seçim yapmanın BİR olmaya engel olduğunu söyleyerek kendilerini pasifize ediyorlarmış.  Oysa BİR olmak için daha yolumuz çok önce birey sonra BİRLİK aşamalarımız var.

Seçim yapmıyoruz demek zaten imkansızdır, bir insan günde ortalama onbinin üzerinde seçim yaparak hayatta kalan bir varlıktır. O sebeple bi kere bunda anlaşmamız lazım. Benim önerim her zamanki gibi, “önceden taraf” olmamaktır. Önceden taraf olanın gözleri görmez olur. Yeri geldiği anda yapılacak olan kalbinize gelir ve o anda seçer ve bir an için taraf olursunuz, sonraki an yine yeni ve boş bir sayfadır. Yansızlık, duyarsızlık anlamına gelmez, yansızlık GÖRME’nin baş koşuludur.

2 Yorum

  • Sibel 13 Ağustos 2013, 08:04

    Teşekkür derim.

  • Kemal Gençay 16 Temmuz 2013, 21:55

    Kutlarım, hemfikirim, ifadeniz çok güçlü.

    Sevgiler

    Kemal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir