Laniakea – İlk Yorumlar

Beklediğim kadar iyi olmuş kitap.. Hatta çok daha iyi.. Dahası,  “işte budur” dedirtti bana kaç defa.. Yani o kadar kafamdaki modele yakın.. Seninle aynı frekansı yakalamış olmaktan – bilmiyorum kaçıncı defa – derin bir memnuniyet duydum yine.. Sen yalnızca filozof değilsin güzelim, yeni dünyanın kurucularındansın.. Tamam rüya, tamam senin anladığın birlikte yaratma ama ben hep derim varlıkların özgül ağırlık dereceleri farklıdır. Biliyorsun astrolojide anne karnındayken aldığımız tutulma etkisi, bu reenkarnasyondaki  varoluş nedenimizi işaret ediyor.  Senin tutulman  Oğlak burcunda.  Yani yeni sistemler, kurallar  ve yapılar kurmak için buraya gelenlerdensin.. Bence ele başlarından hem de. Okuyanları çok değişik düzeylerden anlam çıkaracak tabi, ama yine de bu gerçekliğe biçim verecek , çünkü çok güçlü bir şekilde ifade edildi. Daha detaylı yorum için bir daha okuyacağım canım. Ruhuna, kafana, eline sağlık Rezzan Terzi-Nisan/2016 Hayatımda ilk kez bir Türk yazarın yazdığı Türkçe Bilimkurguyu bu kadar büyük bir zevkle ve merakla okuyorum Sibel’cim. Okuduğum (ki iyi bir okuyucuyumdur bu konuda çocukluktan beri) kadarıyla Bilim Kurgu’nun priması olmuş. Ama aynı zamanda bence hakikatin de özü. Bir de okurken resmen o alemlere gidiyorum yani tasvirler muhteşem. Tabii ben de yetenekliyimdir imajinasyonda 🙂 Tam okurken iç sesim “Kolektif Bilince Yolculuk” diye bir şey söyledi. Bilmiyorum artık… Tüm kalbimle söylüyorum çok beğendim. Beni…

Görünmeyen Manyetik Alanın Gücü

Mükemmel bir özetleme çünkü bizatihi elini taşın altına koymuş olan bir iyileştiriciden geliyor. Dün bahsettiğimiz iyileşmenin dalga fonksiyonu-ilişkiler ile başladığını söylediğim paylaşımın adeta bir açılımı olmuş. Görünmeyen alanlarda oluşan gizem (şimdilik gizem) Senelerce üzerinde durup düşündüğüm yazdığım plasebo konusu ve secret kitabı vari olumlu düşünmenin tüm dertleri neden halletmediği ile ilgili yüzlerce yazımı ve senelerdir 0_6 yaş diye çırpınışlarımı yarım saatlik bir video da anlatıyor. Bu harika.Sanırım bilim dinine inanan annemi (onun yoluyla bana geçen kendimi) ikna etmek için birebir olacak bu video çünkü bir bilim insanı ağzından duyacak, hastalığın aşısı gibi bi şey :))) Yani bu konuşmayı dikkatle izleyenler görecekler ki, biz imparatorluk ordusuna (bilinçaltı) karşı kılıçkalkan ekibiyle (bilinçüstü) savaş açmışız! :)))) Burada çareler arasında başka ilave yöntemler de var şüphesiz ancak sanırım artık hepsine süre yetmemiş. Mutlaka izleyiniz frekanslarım, videonun başındaki informasyonları sabırla geçin ve Lipton’un konuşmasına dikkat verin lütfen: Merkezi Dogma  

Eski ve yeninin harmanı

Şifacı aracılığı ile alınan denge ve oluşan iyileşme hali çoğu kez kalıcı olmaz, tıpkı diğer modern tıp ve alternatif diğer tedavilerin işlevi gibi geçicidir. Neden? Cevap çok açık hepinizin bildiği gibi; Hastalık, bi sapma, kesip atılacak bi irin değildir, o bizzat onu taşıyanın “kendini ifade şekillerinden en önemlisidir”. Kişi ifade şeklinin ne olduğunu çoğu kez bilmez, içten ve dıştan söyleyerek düşünerek ve aktif olarak yaşayarak oluşturmaktadır o biricik ifadeyi ve eğer hastalık dediği şeyden memnun değilse önce bu ifadenin ne olduğu bulunmalı ve onu değiştirip değiştirmek istemediği kendisine sorulmalıdır. Muhtemelen çoğu hastalık sahibi onu değiştireceğine hasta kalmayı (bilinçli olarak da) tercih edebilir. Diyeceksiniz ki ama Sibel o zaman tüm hastalıklar psikolojinin kapsamına girer! Doğrudur da bugünkü haliyle psikolojinin bu konulara takılmadığı, yeterince derinleşemediği de malum. Öyleyse? Bu konuların uzmanları şamanlarmış, şimdiye kadar güvenilir kaynaklardan edindiğim tüm bilgiler açısından onların yöntemlerini (belki bu güne kadar yozlaşmış taraflarına rağmen) en bütünsel şifalanma metodu olduğunu gördüm. Buradaki zorluk ise; şamanik metodun “şaman kişisinden ayrılamayacak olması!” Yani bu metotları yemek tarifi öğenir gibi okuyup uygulayamazsınız, şamanım diyemezsiniz. Şamanlık, bir din ya da belirli metotlar dizisi değildir, eril yönümüzle tanımlayıp anlayabileceğimiz bi şey hiç değil. Bu konuda en derin en ciddi araştırmalar göstermiştir ki, şamanlık…

Boyutlar arası Değişim Yeteneği-serüveni
esinti , YENİ DÜNYA / 06 Mayıs 2014

Perdeleme sureci-unutma- basladiginda, eril kutbiyet, Aklin Matrisini kendine cekti. Disiye ise Aklin Potansiyel Vericisi gitti. Bunun karsiliginda erkege Bedenin Potansiyel Vericisi, disiye ise Bedenin Matrisi cekildi. (Ra Bilgileri) Bu ifadeleri ANlamak Icin buyuk arkana kartlarina ve insan davranislarina bakmak yeterli. Dün izlediğim bir filmde ya da başka bir yerde hatırlamıyorum şöyle diyordu; Kadın ve erkek birbirini kışkırtmak için vardırlar. Kutbiyetin yani dualitenin kışkırtıcı etkisini zaten biliyorduk hatta BKÖ kitabını nerdeyse tamamen bu konuyu açıklayabilmek için yazmıştım. Aslında aynı anda 3’ü de yazmak zorunda kalmıştım, yani eylem/katalizör. ve sentezzz. Şimdi sıra 5’e geldi. Niye dördü atlıyorum? Atlar mıyım hiç dünya anamızı. O zaten canımızın kanımızın ANımızın içinde  5, yani Saf Değişim, Boyutlar arası Değişim Yeteneği-serüveni. Allah yolumu-zu açık etsin.

Bir Yeni Dünya tezahürü
YENİ DÜNYA / 03 Nisan 2014

Yılbaşında Torino’daydım.  Herkesin dilinde “Beppe“ vardı. Beppe Grillo, Cenovalı bir komedyen…64 yaşında, sivri dilli bir hiciv ustası…4 yıl önce, bütün düzene meydan okuyan, cesur bir söylemle siyasete soyundu. Arkasında 60’ına varmamış bir işadamı vardı:Casaleggio… Muhalif fikirleriyle tanınan bu “bilişim gurusu“, medyanın görmezden geldiği Grillo’ya internette örgütlenmeyi önerdi. Kurdukları blog, kısa zamanda dünyanın en çok ziyaret edilen adreslerinden biri haline geldi.***İtalyan siyaseti, Berlusconi hükümetleri ve kifayetsiz muhalefet partileriyle çıkmaza girmişti.“5 Yıldızlı Hareket“ adını alan yeni parti, “sağ” ve “sol“ kavramlarını bir kenara koyarak doğrudan sisteme savaş açtı.Parti hiyerarşisine karşı olduklarından kendilerine “parti“ demiyorlardı.Hareketin lideri yok, sözcüsü vardı; liderliğe inanmıyorlardı.“İnternet ile doğrudan demokrasi”yi şiar edinmişlerdi. Adaylarını, internetteki oylamayla belirlediler.Grillo, “Ben aday olmayacağım. Seçilen arkadaşlarım da maaşını halkın hizmetine sunacak. Her harcama, internette şeffaf hale gelecek. Her vekil, 6 ayda bir internet üzerin-den seçmenlerinin güven testinden geçecek. Güven tazeleyemeyen çekilecek” dedi.* **Kampanya başlayınca Grillo, kendisine ambargo koyan medyaya meydan okudu:“Rating için horoz dövüşüne girmeyeceğim” dedi.Hiç televizyona çıkmadı. Küfürlü, iğneleyici, nüktedan sesini meydanlardan ve sosyal medyadan duyurdu.Ücretsiz ve sansürsüz bilgi akışı…Şeffaf siyaset, özgür medya…Yeniden devlete devredilmiş sağlık ve eğitim hizmeti… Sürdürülebilir toplu taşıma, yenilenebilir enerji yatırımları vaat etti.Yolsuzluğa karışan işadamlarını, bankaları isimleriyle teşhir etti. Bu mesajlar, twitter’daki 2 milyon takipçiyle seçmene, facebook’tan, YouTube’dan halka…

Kutlama Zamanı
esinti / 11 Şubat 2014

Artık, karşılıklı tartışmak zorunda değilsiniz. Bütün yapmanız gereken şey derin bir nefes almak ve bilmede-bilişte olmak. Ve oldu bile. Diğer insanların karşılıklı tartışma içinde ne yaptıklarının bir önemi yok. Bir ev, araba, iş ya da bunun gibi bir şey için tartışıyorsunuz ve şöyle diyorsunuz: “ Burada akılı olmam lazım, çünkü onlar gizli planlarıyla geliyorlar ve bende onlara kendi gizli planımdan…” Bu günleri bırakın, gitsin. Bu çok zihinsel ve işin içinde güç var. Siz bir bilinç varlığısınız. Başkalarıyla çalışırken çok ilginç bir dinamiği fark edeceksiniz. Eğer masada otururken ve konuşurken, Ben-im varlığınızı sürdürürseniz, bu dinamikle, zaten tartışma biter. Çoktan bitmiştir. Oraya almaya geldiğiniz şeyi, aldınız bile. Onu almaktan korkmayın çünkü hiçbir zaman çok fazla istemezsiniz ve bir diğerinin zararına istem olmasını da istemezsiniz. Zihin ve güç oyunu oynamadığınız sürece, istediğinizin birebir ve bazen de mecazi olarak masaya geldiğini ve orada sizin hizmetinizde olduğunu anlayacaksınız. Adamus Gizli planlar filan… Bunlar hiç bi zaman geçerli olmadılar aslında, bize öyle öğretildi, korkutulduk ve bütün bunların temeli bence sadece “ayrılık” bilgisine dayanıyordu, yani dün söylediğim ÖZNELERRRRRRRR. Oysa ayrılık sahte bi olgudur, sırf 3B dünya oyunu için tasarlanmıştı, şüphsiz bir amacı vardı  O konuları çok düşündüm, çok şey seyrettim zaman öncelerinden, hiç girmeyelim şimdi çünkü neden olduysa…

Düşün ötesine, özgürlüğün içine
esinti / 21 Ocak 2013

Şimdi, bu spiritüel düşler, bu büyük umutlar hakkındaki ilginç şey… İlginç olan şey, o kadar kirlenip sulandılar ki, çoğunuz onun ne olduğunu unutmuş vaziyettesiniz. İnsan psikolojisinde bu ilginç bir olgu. Sizi ayakta tutan bu kocaman hedeflere sahip olabiliyorsunuz, sonra ne olduklarını unutuyorsunuz. Ama o düşlerin, aslında ne olduklarını bile unutarak, sizi ayakta tutmasına izin veriyorsunuz. Daha pratik bir örnekle açıklarsak, bazılarınız spiritüel bir merkez açmak hayaline sahip. Bazılarınız, çocukları iyileştirebileceğiniz büyük bir klinik işletme hayali kuruyor. Gerçekten mi? Bazılarınız gidip, mağaralarından ejderhaları çıkarma hayalini kuruyor. Sahi mi?! Bunu söylediğimde kulağa aptalca geliyor, değil mi? Bazılarınız, içine koyduğunuz bilgelik sayesinde, tüm dünyadaki insanların okuyup, aniden uyanacağı mükemmel bir kitap ya da kitap serisi yazmanın hayalini kuruyor. Bazılarınız o kadar çok spiritüel olmanın düşünü kuruyorsunuz ki, etrafta süzülerek gezinmek istiyorsunuz. Süzülüyorsunuz ve etrafınızda sizi çevreleyen bir ışık var. Ve sizin yanına gittiğiniz saksılardaki bitkiler çiçekler açıyor.  Ve sonra sokaktaki  o hasta köpeği görüyorsunuz ve onun yanından süzülerek geçtiğinizde köpek aniden ayağa fırlıyor ve iyileşiyor. Ve ölü bir kuş ve kuş aniden… (Kahkahalar) Ciddiyim. Kendinize gülebildiğinize sevindim. Başka hangi düşleriniz var? Hadi ciddileşelim, çünkü biz… Ve biraz sonra, bu düşlerin sizi neden geride tuttuğunu ve bununla ilgili ne yapacağımızı açıklayacağım. Ve bu arada,…

Özümüzün Bütünselliği
esinti / 07 Aralık 2012

Özümüzün bütünselliği son derece akıl almaz bir iştir. Yaşamımızdaki en karmaşık işlerin üstesinden gelebilmek için onun yalnızca çok küçük bir parçası bize yeter. Oysa öldüğümüzde, özümüzün bütünselliğiyle ölürüz.cc * Kendini yadsıma bir düşkünlüktür. Yadsıma düşkünlüğü gerçekten de en kötüsüdür; bizi önemli şeyler yaptığımıza inanmaya zorlar; oysa aslında kendi içimizde sıkışıp kalmışızdır. * Çoğu kez kendi hakkımızdayaptığımız tespitler çok eksik kalır. Eğer gerçekten kendinize bakmak istiyorsanız mahirbir dedektif gibi davranın, somut ve soyut çöpünüzü didikleyin. Belki eliniz, üstünüz başınız kirlenebilir ya da kokudan rahatsız olursunuz ama bunun başka yolu yok .sa * SONSUZ duyumuzu sıkıştırarak ÇOKLUĞU görürüz VE genişleterek BİRLİĞİ görürüz. WILLIAM BLAKE * Eski öğretilerin hemen hepsi (istisnalar var), taraftarlığı önerir. Taraftar olan ise yaşayan ölüdür bana göre. Özgürlüğe; anda taraf olmayı ve onu hemen unutmayı gerektiren bir eylemler zinciri ile ulaşılır.sa * İlk öğretimde “anadolu kültürü” isimli bir ders ilk sınıftan son sınıfa kadar olsun istiyorum. Kültür teması içine giren her öge -halk oyunundan, sanatına,atasözüne, öykülerine, mitlerine vb- acele etmeden sakince işlensin, özel ilgi duyan çocuklara ek kurslar-projelerle imkanlar sunulsun. Böyle bir uygulama gerçekten de büyük bi eksikliği giderebilecek, bizi bütünlüğümüze doğru ivmelendirecek kolay ve ucuz bir yöntem gibi geliyor.

Yeni Dünya’ya dair
esinti , YENİ DÜNYA / 21 Kasım 2012

“Bizler vazgeçilmez yanlılıklarımızla görüş sahibi özneleriz. Sonuçta, yorumlama öznel bir katkıda bulunmaksızın olanaksızdır” (Tierney ve Rhoads, 1993, s. 322). Bireyler etkileşimlerini özgür irade ve seçimleri ile yorumlar ve bu yorumlar doğrultusunda davranırlar, böylece örgütsel ve çevresel gerçekliğin biçimlenmesinde kritik bir rol üstlenirler…Bireyler edilgin değildir, yani çevresel uyarıcılara sadece tepki vermezler, fakat aynı zamanda durumu etkiler ve yeniden biçimlendirirler” (Putnam, 1983, s. 36). Simgeci (symbolic) yaklaşım kültür yaklaşımı ile ayni felsefik temelleri paylaşır, fakat simgeci yaklaşım “simgesel etkileşim” veya insan davranışının yorumlanması temeline dayanır. Temelde, pozitivist paradigmanın tersine gerçekliğin öznel olduğunu ve gerceğin yaratılmasında (contruct) bireyin aktif rol aldığı tezine dayanır.  Gerçeklik öznel olduğu için dünyayı nasıl gördüğümüz ve olgular olarak algıladığımız şeylerin bireyin yorumlama süzgecinden geçtiğini varsayar. Bu nedenle, en tartışmasız gibi görünen konularda dahi zaman zaman değişik sonuçlara ulaşırız çünkü her birimiz, öznel algımızdan yola çıkarak, aynı şeye değişik bir anlam yükler, değişik yorumlar getiririz. Öyleyse, aynı şeyin birden fazla yorumlaması olabilir. Örgüt ortamlarında bu değişik yorumlamaları anlamak, bireylerin öznel yorumlarının hangi süreçlerden oluştuğunu çözümlemek simgeci yaklaşımın temel ilgi alanıdır. Dr.Hasan Şimşek’ten alıntılar Bakınız:https://sibelatasoy.com/?p=9855 Sözleşmelerini her gün -bilmeden-yenileyen insanları talep ettikleri düzeye nasıl çıkarabilrsin ki! İster doktor ol ister şifacı hatta peygamber olsan kar etmez. Geçici ferahlıklar sağlayabilirsin eğer…

Birleşik alan Kullanımı

Birleşik alan Kullanımı, dünya oyunundaki mekanizmaları ve hileleri göz ucuyla fark etmiş olabilenlere hitap eden yeni dünyaya dair bir uygulama olup, sizi kendinizi serseme çevirmenizi engelleyen bir donanımla korur. Kuantum Fiziği ve psikolojinin temel önermelerini sadece söylemez UYGULAR. Biz bu aşamaya rüyalardan uyanarak geçebildik. Daha çok bilgi için Tıklayınız: Facebook sayfamızdanbizi takip edebilirsiniz: http://www.facebook.com/pages/BAK-Birle%C5%9Fik-Alan-Kullan%C4%B1m%C4%B1/167561823381620?ref=hl * İnsanların çoğunda sabırsızlık gözlemlerim evvelden beri, istedikleri şey hemen şipşak olsun isterler, isteklerine ulaştıracak merdiven basamaklarını adımlama disiplininden yoksundurlar, çabucak sıkılıp başka bir isteğe atlarlar, o da olmayınca ağlayıp tepinirler, bu bir çocukluk özelliği değil midir? Oysa evreler, kendimizinkiyle birlikte dünyanın evreleri var, beslenme, hazmetme ve posayı dışa atma adeta bu dünyanın en temel sistematiği gibi geliyor bana. Bu süreçleri ancak çocuklar ve ergenler bilmiyor olabilirler 🙂 Bir başka çocukça ve şirin edim ise “ölümsüzlüğe”, “tanrıya ulaşmaya” duyulan istek 🙂 Hani derler ya “yağmurlu bir cumartesi öğleden sonra ne yapacağını bilemeyen insan bir de ölümsüzlük ister!” Genelde erkeklerde gözlemlerim bu yakıcı eğilimleri, kadınlar bunu pek dert etmezler çünkü içleri zaten ölümsüzlüğü ve tanrıyla mesafesizliği biliyordur, çocuk doğurabilme ve onun süreçlerine şahit olma, kadınları daha olgun yapıyor.

Yeni Dünya için Nöronlar

http://www.okyanusum.com/belgesel/tanri-noronlarda.html Yirmi dakikalık bir video olduğu ve manken ya da futbolcu barındırmadığı için sabırla izlemek belki zor olabilir 🙂 Şaka yapıyorum… Bu konu gerçekten de çok önemli; Kendin nedir? işte bu soruya oldukça yalın bir izah yapılıyor; çünkü orada burada devamlı söylenen kendini önemseme, egonu öldür gibi tembihlerin neden yapıldığına dair öncelikle  insanların ikna edilmeleri gerekir. KENDİN denen şeyin seçebildiğin bir arka plan tezine dayanıyor olması, yüceltip yere göğe koyamadığın DUYGUlarının düşünceler tarafından oluşturulduğunu anlamanın değeri çok büyük. Hislerle duyguların bir an önce ayrılması lazım, TDK yı da göreve çağırıyorum, bu şaka değil çok hayati bir durum. Videoda göreceksiniz ki bizler sürekli “akla yakın hale” getirmeye çalışan organizmalarız, yani yabani olanı ehlileştirmeye çabalıyoruz, eğer yapamazsak onu reddedip görüş alanımızdan atıyoruz. Dıştan ve içten sürekli ETİKETLİYORUZ. Bu ise mutluluğumuzun en büyük engelihaline geliyor. Şu anda yaşamaktan söz ederken her sözümüz eğer etiketse, anlıyoruz ki zor dostum zor. Aslında bu da şaka çünkü gerçekten zor değil. Hiç bir şey DIŞSAL değil ve bu varsayımsal bir felsefe değil, günümüzün gerçekliği. O halde ne yapalım: 1.Kendini gözlemle (bundan kaçış yok) 2.Kesinlik yerine olasılık kelimesini koy 3.hepimizin zincirleme bir reaksiyon olduğunu fark et Veeee dördüncü önerim, bulabiliyorsan sık sık BAK oyna. Bİrleşik alan Kullanımı BAK…

Evrilme mekanizması
esinti , YENİ DÜNYA / 14 Haziran 2012

Evrim, kaza-şans olgusuna dayandırılmıştır. Ve pektabi varlıkların hayatta kalma dürtüleri ve en iyi olma arzularından beslenir. Evrimin beslendiği kaynak ortadan kalkarsa ya da evrilirse(!) mekanizma değişebilir mi? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Mükemmel olma hadisesi . Narsizm var . Çok büyük bir ego var sanki 🙂 sistemin kendisinde .. bence mekanizma böyle gayet iyi. Eğer bu mükemmele evrilme kolunu iptal etsek . Sistem çökerdi. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Mükemmmellikten vaz geçmiyoruz, zaten mükemmel olduğumuzu anladık. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Evrim sadece kaza ve şansa mı dayalıdır gerçekten? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü evet bence öyle. Gurdjieffin bahsettiği üçüncü kuvvettir bu. İlk ikisi aktif ve pasif kuvvetlerdir, bunlar hep bbirbirini dengelerler eğer üçüncü kuvvet olmasaydı hiç bişey değişemezdi der. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kaza ve şans neye dayalıdır? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sebebi şu an itibariyle bizim olayları sıralama kapasitemizce bilinemez durumdadır. Gurdjieff, onun bilinmeyen bölgeden ve yine bilinmeyen bir sebeple geldiğini söyler.Kuantum fiziği ise bu kavramı “sanal geçişler” babında açıklıyor ve bana oldukça uyumlu görünüyor. Gayrı Ciddi Adam Mecburi… “I like to move it” Hareket hayatın mütemmim cüzüdür Nilgün Börükanlar çok güzel soru ..yanıtı da barındırıyor zaten içinde:) Bu deneyim boyutunda (3ncü yoğunluk) mekanizmanın değişeceğini düşünmüyorum. Bireysel evriminde bir varlık beslenecek kaynağını tüketirse artık daha üst yoğunlukta evrilmek…

Yaşama zar atmalı
esinti / 23 Mayıs 2012

İnsanoğlu kendi cehaleti ile ilgili cahil kalmaya, yanılsamalarla yanılmaya devam ediyor. Oyun yaşamı, insanın deli olduğunu ve en bilge insanın, rolünü sonuna kadar oynayan kişi olduğunu farzederek başlar. Adlandırmak tecrübedir. Akışın bir kısmını sürekli aynı şekilde adlandırmak, hep aynı şekilde tecrübe etmek demektir. İşte bu yüzden yaşama zar atmalı ve ölüp ölüp dirilmeli. Dinamik bir yaşam sürmek, sürekli yeni baştan yaratmak,adlandırmak, eski gerçekleri ortadan kaldırmayı ve akışa yeni isimler vererek yeni bir dünya, yeni deneyimler yaratmayı gerektirir. (Luke R) ** “Bilge olmanın tek yolu vardır,” dedi Buda “Nedir o efendim?” “Deliyi oynamak” YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Neden böyle acaba ? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bu bana” kontrollü delilik” kavramını hatırlattı:) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ne olursa olsun akışta olmayı, toplum ancak deli olduğuna onu ikna edersen izin veriyordur belki? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hatta tıpkısının aynısı:) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”delidir ne yapsa yeridir” diye bi hoşgörü cümlesi bile var:) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü denetlenen delilik : her şeyin ayrılmaz bir parçası olarak kalırken, her şeyden ayrı olmanın inceden inceye düşünülmüş, sanatsal bir yöntemi. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü mükemmel demiş DJ amcam. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Denetlenen dedilerde köksüz bağsız bir yere ait olmama hisleri oluşmuyormu acaba? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Asla.Hatta olması gereken bana göre tam da bu.Herşey…

Yeni Gerçeklik
YENİ DÜNYA / 28 Ocak 2012

YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bunu ben (Ersin) yazdım, kendi sitemde yayınladım: http://blg.sntmtk.com/yeni-gerceklik/#.TyP8klyKWjM Yeni bir dünya’ya, yeni bir enerjiye, yeni bir çağa geçeceğiz diye konuşuyoruz uzun zamandır. Evet bence de bunların hepsi doğru. Fakat… O yeni olan dünya’ya geçiş o kadar da kolay olmayacak; oraya geçmek için çok hırçın bir denizi aşmamız gerekecek. Şu an zaten o denizin içindeyiz ve fırtına giderek çetinleşiyor; özellikle yaşadığımız coğrafya fırtınanın gözüne doğru ilerliyor ki zaten Afganistan, Libya, Filistin gibi ülkelere bakarsak ne kadar şiddetli olduğunu görürüz. Ve fırtına ülkemizde de şiddetini artırıyor. Herşey iki günde toz pembe olacak sanan varsa rüyasından uyanmak için acele etsin çünkü fırtınaya çıplak yakalanabilir. İnsanoğlu en büyük sınavını veriyor ve sınavın soruları gitgide zorlaşıyor ve belli ki 2012’de (ve sonraki 3-5 yılda) sınavın en önemli sorularını çözmeye çalışacağız. Bu fırtınalı denizi aşmış olsak bile bu yolculuk bizi çok değiştirecek, yaşam tarzı dediğimiz şeyin büyük bölümünü değişime uğratacak. Kaybetmeden değerini bilmediğimiz olgular var, hatta çoğu değeri kaybetmeden anlayamıyoruz. Bu yüzden gereğinden fazla bağlandığımız alışkanlıklarımızı ve bizi körleştiren/köleleştiren nelerimiz varsa (para, insan, yüzeysel cinsellik, yeme-içme, eğlence… adını siz koyun) bunlar elimizden su gibi kayıp gitmeli. Gidecek ki meselenin özüne inebilelim. Bu şu an dünyamızda birçok yerde oluyor zaten fakat bilmeyen, anlamayan kalmayacak…

Yeni Dünya-Yeni Dönem
esinti , YENİ DÜNYA / 20 Ocak 2012

Üç yıl önce yazılmış bu yazı gerçekten ilginç. Gerçi o Sibelden sonra bi çok sibel geldi geçti şimdi farklı şeyler, ilaveler de yapmak mümkün, acaba sizler ne düşünecek, neler ekleyip çıkaracaksınıız frekanslar? Gurubumuz bizatihi YENİ olanla ilgilidir bu sebeple fikirleriniz hepimiz için tazeleyici olacak ve sevinçle karşılanacak 🙂 “Bildiğimiz gibi yeni bir şey öncelikle imajinasyon/hayal olarak oluşuyor, bunu en güzel ifade eden Feynnman’dır: “daha önce hiç görmediğiniz bir şey olacak, daha önce görülmüş, ele alınmış her detayı kapsayacak, o ana kadar düşünülmüş olandan farklı olacak ve daha da ötede; kesin olacak ve herhangi bir muğlaklık içermeyecek.”” (yazının bütünü için tıklayınız) te: Sibel YENI konusunda simdi ne düsünüyorsun? YENIyi bulma/görme ögrenilebilir mi? Bilim adamlarinin da yapabildilerine göre görme teknigi olmasi lazim….. sa: Ana temaya katılıyorum ancak  şimdi yazsaydım (şu anda) Castaneda kavramlarını (birleşim noktası,nagual,ikinci dikkat gibi) kullanmazdım; çünkü CC bilmeyenler için yazı yarı anlaşılır duruma düşüyor! Bu biir. İkincisi, YENİ’leri dar aralıktan geçirmeyi başaranlar için bunu ifade temek ve hatta yaşamak, özellikle 2011 den beri kolaylaştı; çünkü büyük gök cisimlerinin dizilimleri eskiyi tarumar etmeye başladılar ve yeniler bu fırsattan faydalanacaklar ve eskisi kadar darbe almayacaklar. Tabi bu geçici bi rahatlama, ne kadar sürer bilinmez. Bu frekans, üçboyutlu eski dünyamız gibi kısa…