İlk Kişisel Sergime Davetlisiniz

Bu vesileyle resim aşkımın hikayesini anlatayım diyorum; bir varmış bir yokmuş… cidden de öyle oldu ilk kısım: Resim ile ilgili yolculuğum sekiz sene önce Karamürsel maceram ile başladı çünkü ilk defa bu kadar denizin üstünde oturuyordum, Fotoğraflarını gören, ziyarete gelen arkadaşlarım ah burada ne güzel resim yapılır diyorlardı. Bir süre sonra gerçekten ben de istedim bunu ve yağlı boya malzemeleri satın aldım. Ders alacak kimseler de yoktu orada️Kendi kendime başladım hayli tablo boyadım sonra akrilik ve guaja geçtim, bu Sergüven üç yıl kadar sürdü sonra yavaş yavaş küllendi. Ben de aşkım bitti herhalde diyerek üzerinde pek durmamıştım ta ki geçen yıl mart ayına kadar… Part iki: çok yoğun şekilde suluboyaya ilgi duymaya başladım sanatçıları, resimlerini ağzım açık seyrediyordum, suluboyanın zor bir teknik olduğunu da biliyordum ve pek cesaret edemiyordum. Derken çok yakınımda bir eğitim başladı, sosyal medyanın yararları! Hemen derslere başladım karakalem çalıştırıyordu hocam fakat ben deli gibi suluboya yapmak istiyordum sonuçta benim baskılara dayanamayan hocam suluboya malzemelerimin listesini verdi buna çok ihtiyacım vardı çünkü gerçekten Hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Tüm malzemelerimi aldım ilk suluboya denememe başlayacağım esnada pandemi koptu!

Günün önemli olayına devam: Günün Bebesi

21 Aralık 2020 Anın Ruhu -devam GERÇEKLEŞTİREN ÜRETİCİLER – MANİFESTİNG JENERATÖR –  GERÇEKLİK ANI “Yanıt verir ve gerçeklik anımı bekler, sonra yaparım.” Siz potansiyel bir güç merkeziyle enerji topunun bir bileşimisiniz ama kaynağı etkili bir şekilde kullanmadan önce ciddi bir sabır göstermeniz gerekiyor. Dünya nüfusunun %33 ünü oluşturuyorsunuz; kendi alanınızda klasik bir araçsınız ve hızınıza ulaştığınızda performansınızla büyülüyorsunuz. Sizi Gerçekleştiriciler ve Üreticilerden ayıran temel fark içgüdüsel bir yanıt ile işe koyulma arasındaki gerçeklik anıdır. Buna “boşlukta olmak” diyebiliriz. Öncelikli içgüdülerinizi doğrulamak için eylemi bu boşlukta tutmalısınız. Dolayısıyla içgüdülerinizi dinleyerek yanıt verin, bekleyerek gerçeklik anını yakalayın ve sonra ikna olduysanız harekete geçin. Harekete geçtiğinizde kendinizi o işe adar ve bir Üreticiden daha hızlı vites değiştirirsiniz ve onların aksine hız kazandıktan sonra da istediğiniz an durabilirsiniz. Çünkü sizin Gerçekleştirici yönünüz yolunuzu düzeltmenize olanak verir. Bir anda birden fazla işle meşgul olabilir ama en iyi performansı bir seferde tek bir işe odaklanarak gösterirsiniz. Her zaman tez canlı, yerinde duramayan, her an bir işe koyulmaya hazır bireyler olabilirsiniz. İlişkilerdeki eğiliminiz, buzları kırmak ve harekete geçmektir. Ama yalnızca kovalayan siz olmadığınızda ve sizden net bir içgüdüsel yanıt almayı başarabilen biriyle birlikte olduğunuzda mutluluğa ulaşacaksınız. Sürekli Gerçekleştirici ve Üretici niteliklerinizin arasındaki dengeyi bulmak için çabalarsınız. Üretici…

Önemli bir gün
Duyuru , Eğitimler , şu anın ruhu , YENİ DÜNYA / 21 Aralık 2020

Yirmi gündür bir paylaşım yapmamışım. Sanırım sosyal ağlarda çok vakit geçirdim. Bugün Sevgili astrolog arkadaşım Şule’nin kısa bir paylaşımını görmüştüm ve ardından yine çok yakın bir arkadaşım bugünün hayli önemli olduğundan bahisle şu anın ruhuna bakabilir misin diye rica etti. Ben de meraklandım ve Human Design detaylarını inceledim. Daha önceleri de paylaştığım gibi Human Design – Yaşam Tasarımı sistemini yedi yıl önce tanıştığımdan beri çok seviyorum ve üzerinde çalışıp yazılımlar hazırladım. O zamandan beri de Human Design Analisti olarak dörtyüzü aşkın dosya düzenledim. Ve halen talepleri değerlendiriyorum. Peki nedir Human Design Kısaca.. Yaşam Tasarımı, dört eski bilgelik geleneğini alır ve aslında işlevsel olarak nasıl bir tasarımla bu dünyaya gelmiş olduğunuzu gayet sade bir dille ortaya koyar. Doğuma ait astrolojik hesaplama yapıldıktan sonra çıkan veriler geliştirilir ve üç eski bilgelikle birleştirilir: Çakra sistemi, I Ching ve Kabala. Böylece tüm bu bilgiler ışığında kişinin Yaşam Tablosu’nu elde ederiz. Evet gelelim bugün’ün ruhuna…

Şaşırtan Spiral- Her Şeyin Teorisi 1

Varoluş dalgaları Gelişim psikolojisi zihnin büyümesi ve gelişmesinin araştırılmasıdır, diğer bir değişle içsel gelişmenin ve bilincin evriminin araştırılması, öyleyse soralım gelişim psikolojisi bu sorunu aydınlatabilir mi? Entegral psikoloji, yüzü aşkın farklı araştırmacının sonuçlarını bir araya getirdiğimde düzinelerce görüş ayrılığı ve birbiriyle çatışan yüzlerce ayrıntı olduğunu gördüm.  Genel olarak hepsi, zihnin gözler önüne serilen bir dizi evre ya da dalga olarak büyümesi ve gelişmesi ile ilgili aynı öyküyü anlatmaktadır. örneğin bunlardan biri Clare Graves’in öncü çalışmasına temel olan modele spiral dinamik adı verilir. Burada kapsamlı ve üstün bir sistem önermiştir: “Benim önerdim şey özet olarak olgun bir insanın psikolojisinin gözler  önüne serilen, meydana çıkan, salınım yapan, spiral çizen bir süreç olduğudur. Bireyin varoluş sorunları değişirken, daha eski daha alt düzendeki davranış sisteminin daha yeniye, daha üst düzeyde sistemlere giderek boyun eğmesi buna işaret etmektedir. Birbiri ardına gelen her evre dalga ya da varoluş düzeyi insanların varlığın diğer durumlarına giden yolda geçtikleri bir durumdur. İnsan varoluşun bir durumuna merkezlendiğinde, bu duruma özgü bir psikolojisi vardır. Onun duyguları güdüleri  etiği biyokimyası nörolojik harekete geçme derecesi, öğrenme sistemi, inanç sistemi, akıl sağlığı kavramı gibi düşüncelerin tercihleri politik teorileri ve uygulamalarının hepsi bu duruma uygundur.” Bir anlamda bu araştırmanın, insan DNA’sındaki bütün genlerin bilimsel haritasının…

Hayatının hikayesi- olağanüstü bir öykü

Arrival, Hayatının hikayesi öyküsünden bu alıntının ikinci paragrafı büyük şeyler ifade ediyor. Ayrıca ben kişisel olarak deneyim ve ifade şekillerinin burdaki gibi ikiyle sınırlı olmadığını da söylüyorum. Burada heptapotların zaman kavramı olamayacağını da anlıyoruz aslında ama Ted belki okuyucunun anlaması için belki bunu yazdığı 97 yılında bunun tam olarak farkında olmadığından altını kalın kalın çizmedi.   İkinci dikkat, lineer olmak zorunda değil, birkaç şeyi birarada odaklanma alanına alabiliyorsun. Aslında burada yapmak fikrini de fiziki bir eylemden ziyade kuantum fiziğindeki Sanal Geçişlerle benzetiyorum ben, bunu bizler birinci dikkatte de yapıyoruz ama yaptığımızın farkında olmuyoruz. oysa heptapotlar sanal geçişleri farkında olarak ve milyonlarcasını bir anda yapabilince zaman kavramı kayboluyor, herşeyin nerden nereye gideceği tam olarak görülüyor ve bunu da ligatür denilen bir yöntemle tek bir işaretle gösterebiliyorlar. Aslında kitaptaki tüm öyküler inanılmaz etkili, hatta izninizle akıl almaz boyutta diyebilirim. Keşke yazmaya devam etseydi ve umarım tüm öyküleri film olur.  

Çok Boyutlu Olmak

İnsan Varlıklar daha büyük hakikate uyanıyor ve bu sadece mesajların içinde değil. Daha büyük hakikat çocuklar için ve onların çocuklarının çocukları için gezegendeki diğer uygarlıklar ile uyuşabilir bir barış dünyası vizyonudur. Bu, “Yaratıcı hakkında bizim inançlarımız farklı, ama sizin inançlarınızı da onurlandırıyoruz. Sisteminizde yaptığınız şeyi onurlandırıyoruz, çünkü bu tek kaynak ile bağlantılı” diyecek olan gelecekteki kültürler hakkında bir vizyondur. Gezegende birliğin yayılmasının zamanıdır. Birlik, “şeylerin bütününün farkındalığı, her şey arasındaki bağlantının birleşmesi” demenin başka bir yoludur. (3.cü farkındalık düzeyi)   Aslında, 23 çift kromozoma sahip olduğunuz görünüyor. Ama, bunları yalnızca 3B’de yapabildiğiniz noktaya kadar inceliyorsunuz. Bunları 3B kimya enstrumanlarınız ile lineer bir şekilde araştırıyorsunuz, çünkü şu anda tek sahip olduğunuz bu. Öyleyse 24 ncü çift nereye gitti? Ya onun hala orada olduğunu söyleseydim? 24 ncü çift kuantum çifttir. Hala 24 çifte sahipsiniz, ama 3B biyoloji sadece 23 çifti görüyor. 24 ncü çift ne ile ilgili? Bunun perspektifini kaybettiyseniz, herhangi bir anlam ifade etmeyecektir. 24 rakamı ile ilgili kadim Tibet’ten gelen nümeroloji nedir? Bu altıdır (6) ve eğer o sistemde altı rakamının anlamına bakarsanız, “en yüksek seviyede insan – armoni ve denge”dir. Bunu biliyor muydunuz? Çok boyutlu olan 24 ncü çiftin 200,000 yıl sonra uyanmaya başlaması ne tesadüf? Hiç Bir Şey…

Mini mini birler
esinti , Şiirimsiler , YENİ DÜNYA / 29 Mart 2018

Çürümüşse, bozuşsun, parçalansın dağılsın ve yeniden doğuşun o haşmetli ve bilinemez topağına karışsın sa * Doğuya bakan evinizde Güneş batmaya yakın Gölgeniz düşüp kırılabilir yere sa * Gökkuşağı yerine gül takının altından geçer insan olurum -sa * Biraz ateş biraz duman ortada insan. İmkan dahilinde olan. sa * Yıldız olmak kolay değil, örneğin dünyamız daha kaç merhale geçirecek bir yıldız olmak için kim bilir. Kendi adıma Sharon Stone’un gülüşünü, Jodie Foster’in kaçamak utangaç bakışını, Russell Crowe’un tüm yüzüne bedenine yayılmış şefkatini, Brad Pitt’in dünyayı tiye aldığını sandığın o gülümsemesini sonsuza kadar seyredebilirim.Yıldızların hem parlaklık dereceleri hem de kendilerine özgü bir tarzları var. Ortak olan ise göz kamaştırıcı olmaları. Güneş gözlüğüyle bakmak tavsiye edilir. 🙂 Kuzey-güney ay düğmü de epeyce etkin. Örneğin benim haritada iki tane tanrının parmağı denen şey var. Her insanın doğduğu an bir ruh, ben buna inanıyorum, özel ve biricik olması bu sebeple. Geçen annemdeyim bi şey söyledim annem inanmadı, hani bakayım göster bakalım dedi. Ben de ona dedim ki gülerek “sen benim -annem yahu!- hayatımda hiç yalan söylediğimi gördün mü?” velev ki beyaz olsun pamuk şekeri olsun fark etmez. Görmedim dedi tabi doğal olarak. Sebebi çok ahlaklı olmamdan gelmiyor ki, kuzeyi yay olanlara yalan yasaklanmıştır. Herkes söyleyebilir…

Tıpkı sizin gibiyiz
YENİ DÜNYA / 21 Mart 2018

KRYON DAHA GEÇENLERDE 24. ÇİFT KROMOZOMUMUZUN BİR YERE GİTMEDİĞİNİ HALA YERİNDE OLDUĞUNU FAKAT KUANTUM ÖZELLİĞİNDEN DOLAYI ONU LİNEER YÖNTEMLE GÖREMEDİĞİMİZİ SÖYLEMİŞTİ. Down sendromlu çocuklarımızın +1 durumu ile ilgili mi bu söylem diye merak ettim sabah sabah.Belki bu çocukların kuantum özelliklerinin yarısı görünür hale gelmiştir. Onları anlayabilmek gerçekten önemli.Ve toplumsal bir görev, devlet politikalarına alınması gereken bir durum. Aloha Şu an itibariyle bilimsel açıklama şöyle: Sıklıkla karşılaştığımız, duyduğumuz down sendromu rahatsızlığı; kalıtımsal bir özellik taşımayan, hamilelik döneminde tesadüfen gelişen bir hastalıktır. Bebeğin vücut hücrelerinde artı bir kromozom fazladan bulunması dolayısıyla oluşan genetik bir durumdur. Şöyle ki; insan bedenini oluşturan hücrelerin her biri, vücudun bakımı ve gelişimi için gerekli maddelerin üretildiği yapılardır. Hücrelerin hepsinde genlerin saklandığı çekirdekler bulunmaktadır. Bu genler ise çubuk şeklinde yapılar olan kromozomlar ile sınıflandırılmaktadırlar. Bir bebekte anne ve babadan gelen her bir hücre çekirdeğinde bu kromozomlardan 23 tane bulunmaktadır. Yani her sağlıklı bebekte 23 tane anneden ve 23 tane de babadan gelerek toplamda 46 kromozom tane olur. Down sendromlularda ise 21. kromozom +1 fazladır, yani 21. Kromozomdan 2 tane vardır, down sendromlular 47 kromozomlu hücrelere sahiptir. Yani bu +1 kromozom gelmesi sonucunda down sendromu ortaya çıkmaktadır.

Öğrencinin Duası

Yarın hem annemin doğum günü hem de dünya Kadınlar  günü, onları şimdiden kutluyor ve Umberto’nun şiirini hediye ediyorum. Öğrencinin duası şiir- Umberto Maturana (Bir biyoloğun oğluymuş) Ruhsal bakımdan sağır bir kültürde, ruhsal bakımdan (SQ) zeki olmak kolay değil * Önce şu videoyu izlemek isteyebilirsiniz, tıklayınız