Annelerin günü ve 7 prensip
Blog , esinti , Urban Shaman / 18 Mayıs 2019

İster bilimsel,ister mitolojik her ne yönden bakarsanız bakın kadınlar gizemli yaratıklardır. Biyolojik olarak çocukları olsun ya da olmasın anne özelliklerini taşırlar, bu hem rahim organı hem de yüksek oranda sağ beyin kullanımlarından ileri gelir bence. Evvel Allah sonra kadınlar biçimlendirir dünyayı ve bildiğimiz evreni. Bu güçleri tarihte ve hala bazı erkekleri korkutmuştur ve haklıdırlar da ancak korkuyla bir yere varılamayacağı da açıktır. En iyisi bu gizemi ve açık şefkati hak etmeye çalışmak, alıp başına koymaktır benim bu hayattan çıkarsadığım.. Diyelim bir sebepten ötürü daha önce ayak basılmamış bir kıtaya göçmek zorundasınız, kadın sayısı üç kat fazla değilse tüm emekler boşa gider, soyunuz tükenir. Bu sadece doğurma olayı gibi düşünülmemelidir.Daha önce ayak basılmamış yerde her şey aynı zamanda biçimlendirilmeye muhtaçtır. Üstelik ortak bir kaç özelliklerini sayabilsek de aslında onlar bir bilinmez olarak kalırlar, her bir kadın/anne kendine özgüdür; siz onu anlayamazsınız. Kendisi de kendini anlayamaz 🙂 Neyse işte, çok biliyormuşum gibi uzattım. Anneler gününüz kutlu olsun, sağlıklı mutlu yaşayın dünya hediyeleri ve lütfen gücünüzün farkında olun. 😍🌈🥰😇🧐. * Ünlü, büyük usta kahunalar bir araya gelerek atalarından alıp devam ettirmekte oldukları bu sistemi (Huna bilgisi yani Hawaİ Şamanlığı) en sade hale getirip, hiçbir yanlış anlaşılmaya mahal bırakmadan anlaşıldığında, bütün konunun da anlaşılmış…

Dünyanın OLMAsı-ayrılık prensibi ve BEN
Felsefe ve Kuantum , Urban Shaman / 15 Mayıs 2019

Anı defterimden-2001 Sonunda Truman ufkun sonunu bulur ve dışarı çıkmak için tüm cesaretini takınır! Aslında doğum noktası orasıdır Truman’ın. Dışarda ne bulacağını film bize yani biz seyircilere daha önceden Truman’dan gizli olarak gösterdi. Bu sebeple biz aman canım dışarda ne olduğu biliniyor diyoruz!!! Oysa dışarda ne olduğunu bilmiyoruz. Dünyanın OLMAsı bize içeriyi tarif ettiği gibi dışarıyı da belletmeye çalışıyor; ahiret, başka boyutlar, cennet/cehennem veya başka bir çok yoldan dışarıyı tanımlamaya çalışıyor. Yani öyle ki; tüm engelleri geçseniz, ölümü göze alacak denli cesaretinizi takınsanız dahi, kendinden uzaklaşmanıza izin vermemek için, DIŞARI/ÖTE belirlemesini oluşturuyor, böylece doğsanız(Truman gibi,ufuktaki kapıdan çıkış) dahi sizi kendi çekimi içinde tutmayı beceriyor. Dahiyane bi plan. Dehşet bi kurnazlık! Bunun kötü niyetle alakası yok, sadece çok seviyo bizi, öylesine çok seviyor ki, kaybolmayalım diye gırtlağımızın üzerine çökmüş durumda. Tipik anne modu! İşte dünyanın OLMAsı böyle bişey 🙂 Aslında içeri/dışarı diye bişey yok, tanımlı/tanımsız var. Tanımlanmayanı anlamaya çalışırsanız, onu tanımlı haline dönüştürürsünüz. Kimse de buna engel olmaz, isterseniz bir trilyon yıl yapın bunu, nasıl olsa zaman da yok, sonsuz bir gemi içinde giderken (gittiğimiz de pek şüpheli!), bi kaç katrilyon yılın ne önemi olabilir?! :)))) Evet belki bir kadın olduğum için açıkça söyleyemeyip (çocuklarının şevkini kırmak istemeyen anne modu) biraz…

MİLU’DA VİZYON KONUĞU
Urban Shaman / 08 Mayıs 2019

MİLU, Alt dünya için kullanılan sözcük olup tıpkı bahçeniz (garden tiki) ve Laniakea gibi gidebileceğiniz bir yerdir. Vizyon konuğu çeşitli kültürlerde değişik şekillerde olsa da aynı amaçla yapılan bir ritüelin parçasıdır. Özellikle genç erkeklerin onlara böyle bir rol yüklendiği için mevcut statüye aykırı mesajlar almak ve hayata anlam katmak adına denedikleri bir mezarda, bir dağda aç-susuz ve yalnız bırakılarak ya da halisünasyonik maddeler kullanarak eriştikleri bir ekstazi durumunda yine kendi kültürlerince bilinen bir kişi tarafından ziyaret edilirler. Bu bir onurdur. Ve onun önerilerini bu yana-diğer insanlara getirebilmek , o şahsiyete yüklenebilmek, görevin başarıya ulaştığının göstergesidir. Bir çok kültürde bu uygulama mevcuttur. Kızılderililer bu ritueli, yaşamaya değer tek anlam olarak ifade ederlermiş. (Little three filmi buna örnek gösterilebilir.)

20 Nisan BAK performansı

Bugün oldukça kalabalık bir katılımcı grubuyla BAK oynadık. Katılımcıların çoğu ilk kez bu oyunu duymuşlardı belki bu sebeple biraz heyecan ve çekimserlik vardı hep olduğu gibi 🙂 Yine de çok eğlendik. Soru çok derindi, cevabını katiyetle bilemediğimiz bir soruydu. Önerilen üç sorudan oylamayla benim soru seçilmişti ki bu çok ama çok nadir olur. Birleşik Alana sorumuz şöyleydi: “sonsuz şimdide dışımızdaki her şeyin kendi atıl enkarnasyonu olduğu bilgisini daha iyi anlayabilmemiz için bize gösterebilir misin?” Görüldüğü üzere çok boyutlu bir oluşu bu performansta 3 boyutla anlayıp ifade etmeye çalıştık, her halde tüm zamanların en zor BAK sorusuydu. Gelişmeleri fazla detaya girmeden aklımda kaldığı kadarı ile özetlemek istiyorum. Zaman içinde daha çok ilişki anlayabilmek ümidindeyim. Oyuna ilk giren rolün ŞEMSİYE olması beni şaşırttı, moderatör olarak bir an bunu reddetmek isteği duydum ancak bilinçli yargımın birleşik alanın seçimini bozmasına izin vermedim. Oyun başladıktan sonra bu sembolün anlamını daha iyi anladık çünkü ikinci rol  olan YAĞMURun, belki onu hayatın başlatan kozmik yağmurun altında, ufak bir yaşam alanı açmak için şemsiyenin tam alan ortasına alınma çabasını görünce rol de anlam kazandı. Oyun süresince başlayan hayatın ki BAK bunu da performans sanatı olarak rollendirmişti! hep şemsiyenin altına sığınması ve diğer rolleri bu alana çekmesi oldukça manidardı….

Çok Boyutlu İletişim

Hawaii şamanlığında ilişki kurmak her şeyin önünde gelir çünkü gerçek iletişim ile hastalıkların ve sorunların giderilebildiğinin farkında olmuşlardır. “Sezgiyle, lineer mantığı bir kenara koymayı ve lineer olmayan fikirlerin bilincinizin sahnesinde oynamasının güzelliğine izin vermeyi öğrenmelisiniz. Bu hayatta kalmanıza veya dostlarınızın yaptığınız şey ile ilgili düşündüklerine uymayabilir, ama yaşamınızı zenginleştirir. Düşünme şeklinizi değiştirmek zordur.” der Kryon. Lineer ve lineer olmayan iletişimler arasında kuvvetli bir fark vardır. Bir an için çok eski bir daktilonuz olduğunu düşünmenizi istiyorum. Bu, kağıt takılan ve sayfaya yazarken karakterleri görmenizi sağlayan karbon bir şeriti olan eski tip bir daktilo. Karakter tuşlarına bastığınız zaman, makine şerit vasıtasıyla kağıt üzerinde görünür bir iz yaratır. Bu örnekte, siz yazarken sayfadaki karakterleri ard arda görürsünüz, birbiri ardına. Kısa süre sonra harfler sözcüklere, sonra cümlelere ve paragraflara dönüşür, bunlar benzer düşüncenin gruplarını oluşturur. Bu lineer iletişimdir ve sizin için normaldir. Lineer olmayan iletişim aşağıdaki gibi olurdu: Daktilonun tüm gün boyunca yazabildiğiniz, ama siz yazarken makinenin hiç ilerlemediği bir şekilde takılmış olduğunu varsayın. Kaç tane karakter yazdığınıza bakmaksızın, sadece okunamayan tek bir imaj elde edersiniz – gerçekte büyük bir leke. Her karakter kendini bir öncekinin üzerinde damgalayacaktır. Şimdi, sayfada, bir dosta uzun bir mektubun sonunda ne görürsünüz? O tek bir karakter lekesi olacaktır!…

Bilinmeyene Açlık
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 27 Mart 2019

Her zaman söylediğimiz gibi, düşünce duyguların yönlendirmesiyle oluşur, dolayısıyla “düşünüyorum öyleyse varım” diye sevinmek duygularım olduğu için varım anlamına gelir. Oysa duygular da inançlar ve kabuller sayesinde oluşan kimyasal bir süreçtir. O halde aslında Descartes, “inançlar ve kabullerim var demek ki yaşıyorum” demek istemiştir ki bu da özellikli bir durum değil tüm varlık alemi için geçerli bir durumdur. Bunun ötesinde, bilinmeyene açıklık, inançlar/kabuller ve sistemlerin keyfiliğini anlamak ve bu sayede uyanmak söz konusu olur. Eski yıllarda Descartesin bu çıkarımında belki bir kelime oyunu ya da, tercüme sorunu olabileceğini sanmıştım, çünkü aslında düşünceden daha kıymetli olan onun üzerinde aktığı ekran olmalıydı yani zihin! Zihni bir TV ekranı gibi düşünmüştüm ve o ekran sayesinde yaşanmış ya da yaşanacak şeylerin tekrar gösterimlerini (filmler vs) defalarca izleme şansına sahip oluyor, yaşarken duygu yoğunluğu sebebiyle farkına varamadığımız detayları görebiliyor daha yansız bağlantılar kurabiliyoruz. Yani SOYUT işlemler yapabilme kapasitesi elde ediyoruz, işte bu övülesi bir durumdur. Aslında tolteklerin özetleme tekniğinden tutun da bir çok şifalanma tekniği ve bizzat Don Juan’ın büyücülerin soyut alemle ilişki kurmasının önemine vurgu yapan beyanları, şifa işlemlerinin ve çok boyutlu algıya geçmenin alıştırmaları-adımları için oldukça önemli bir işaret denebilir. Çevrendeki her insan senin enkarnasyonların, önceki mi sonraki mi enkarnasyonların bu da önemli değil, malum…

ŞAMAN RÜYASI İLE DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 07 Mart 2019

Bu çalışma bize gitgide rüya görmeyi derinleştirecek ve sonunda nihai şaman rüyasını, vizyon arayışını anlamamızı sağlayacak. Hawaii kültüründe evrenin PO ve AO diye 2 ‘ye bölündüğünü öğrenmiştik. PO içsel rüya olup görünmeyen gerçekliklerin dış dünyaya aktarılmasından sorumludur yani Ao’nun doğmasını sağlıyor. Ao, Po’dan etkilenerek doğuyor. Toltec’deki karşılığı; PO Nagual, AO  Tonal Po’nun görülmeyen ve bilinmeyeni temsil etmesi, batı dünyasınca onun zihin ya da ruh olduğu izlenimini vermiştir. Hatta gece ve karanlık sözcükleriyle de tanımlanmıştır. Çok eski şiirsel Hawaii zamanlarında gece zamanı Po içsel dünyanın sembolü olurken, AO da bunun dışsal ifadesi olarak kullanılmış ki aynı zamanda Ao öğrenme ve öğretme anlamına gelir. Günbatımı, tüm yaratımın tezahür ettiği geceyi işaret eder. Polonzeyada PO, batı anlamına da geliyor fakat batı anlamına gelmesi Asya’yı işaret etmez, ruhun diyarı anlamında bir işarette bulunuyor. Dışa yansıyan rüyayı değiştirmek, içsel gerçekliğin ya da ruhun rüyasını değiştirmekle mümkün olur. PO’nun 3 bölgesi var.

Hastalar neden iyileşemiyor?

Tıpta en büyük iki eksiklikten biri; hastanın kendini anlatmasına izin vermeyen kısıtlı zaman(!) ve doktorla ilişki kuramamak. İkincisi Konsültasyon eksikliği! Uzmanlaşma iyi de bütünsel teşhis nereye gitti? Neden hastalar iyileşemiyor? Dünya kadar tıbbi işlem, alet gelişmişken sorun nerede? Hastanın gözlerine bakmaktan imtina eden doktorların durumları üzücü. Tabi bu söylemim sadece tek taraflı oluyor yani hasta açısından,doktor açısından söyleyeceği olanı da hevesle dinlerim. Not: Bu fikrim iyileşemeyen hastaların tercümanı olmak adına hissettiklerimin bir ürünüdür, doktorlara karşı bir eleştiri değil. Sistemin bu işe dünya kadar para yatırıp neden hastaların iyileşmesine olanak vermediğini soruyorum. Doktorların maruz bırakıldıkları zorluklar başka bir büyük konu, bunu çok iyi anlıyor ve gözlemliyorum. Not2.:”konsültasyon” ne demek? Bir hastalığa birkaç hekimin tanı koyması işi, konsulto. Tıpta, çeşitli dallarda uzman olan hekimlerin, tam aydınlatılmamış bir vaka yahut teşhisi zor bir hastalık karşısında yaptıkları fikir alışverişi. İstişare. Tıptaki bilgilerin son derece artması, bir hekimin her konuda azami bilgiye sahip olmasını imkansız kılmıştır. Not3: Hasta olmak bir dert, hasta yakını olmak başka bir dert. Fakat halkımıza bakarsanız, sağlık sorunları çözüldü! Sanırım aile hekimlerinden kolayca ilaç alabilmek bizleri memnun etmeye yetti. Öylesine aciz duruma getirilmişiz ki bu bile sevinmeye yetiyor gibi. Bir arkadaşımın (Suzan Çal) bu konudaki yorumunu da paylaşayım: “Bu son dönem kapitalizmin…

Öldüm de haberim mi yok?

Yaklaşık üç aydır rüyalarım çıldırdı! Yani şu manada farklılık var, çok kalabalıklar, tanımadığım ve bazen bir iki tanıdığım insanlarla DEVAM EDEN bir yolculuk ve uğraş içeriyor. Üstelik gün boyunca rüyadan sahneler aklıma geliyor ve onların tüm duygusunu gerçeklik olarak hissediyorum, ancak birkaç saniye sonra onun rüyalardan bi sahne olduğunu hatırlıyorum. Bu süreç sanırım homeopati tedavisine başladığım zamanla örtüşüyor ve ilginç bir şekilde tam da CC literatüründeki ÖZETLEME tekniğini anımsatıyor! Evet resmen bilinçaltımda özetleme yapılıyor. Ya da öldüm ve haberim yok! * Konu; zamanı yavaşlatmak! Barış bey yine güzel anlatmış, teknikleri, önerileri yapmış ve son beş dakikada ucuca birleştirilmiş bir klip sunmuş (benim favorim delikten geçen top), izlemek için tıklayınız Gelelim zamana 🙂 Zamanı yavaşlatmak bir başka deyişle kendini hızlandırmak anlamına geliyor.Zamanın değişik kozmoz bölgelerinde farklı akması da cabası. Bilimkurgulara epeyce malzeme çıkıyor bu yolla. Yine LUCY filmi geldi aklıma! O Beynini daha çoğunu kullandığında hızlanmıştı, yani zaman yavaşlamıştı ve böylece tüm detaylar göz önüne serilmişti! Belki de bilincin artması denen şey bununla alakalıdır. Gerçi ama iyilik/kötülük azizlik filan diye itiraz edecek olanlar olabilir fakat bilincin bu kavramlardan haberli olduğunu sanmıyorum. Sandığım yegane şey; varoluşun saçılmadan önceki birlik haline dönmek için doğal bir itkisi oluşu! Eğer buna iyilik diyorsanız, evet neden…