Gelecek, geçmişi etkiler mi?
Felsefe ve Kuantum , Urban Shaman / 16 Ağustos 2017

Gelecek, geçmişi etkiler mi, biçimlendirebilir mi? Şu an ki bilimsel uygulama düzeyine göre geçmişi fiziken değiştiremiyoruz diyebiliyoruz. Fakat beni rahatsız eden bir hissim de var, bununla ilgili bir şeyler var aklımda. Evrenin kendinden kaynaklanan enerjisel bir varlığı var fakat bunları insan için bilinebilir forma getirmek bir gözlemci gerektiriyor çünkü ANLAM atanmadan ve isim takılmadan önce o doğmamış bir çocuk gibi.Sadece potansiyel. Eğer bu söylemimde mutabık isek buradan hareketle, geçmişin değişebileceğini de öngörebiliyorum. Eğer gözlemci olarak benim yerim/konumum değiştiyse gördüğüm şey de açı değiştirdiği için, tamamen farklı olabilir hatta gözden yitmiş de olabilir! Şamanik bilgilerde, özgürlük; bilinçli olarak konum değiştirme kabiliyetine bağlanmıştır. Şimdi anı karar anıdır. Olasılıklardan birini seçtiğimizde dalga çöker ve gerçeklik haline gelir. O bir kere çöktüğü için artık ona bir şey yapılamaz demek kulağa gayet doğru geliyor. Oysa ya ben konum değiştirirsem ve paralel bir gerçeklikte öncekini değil de bir başka olasılığı seçersem ne olur? Muhtemelen ilk konumumdaki A gerçekliğindeki geçmiş değişmeden aynen devam eder fakat ben artık orada değilim (algım orada değil). Böylece ben yeni seçimime uygun B gerçekliğinde olurum (bakınız Laniakea kitabım) Bunun fantezi olduğunu düşünüyor olmanıza hiç şaşırmam, matematiksel bir ispatı yapılana kadar sadece çocuk hayali olarak kalacaktır. Ama Feynman’ın da dediği gibi fikirler extrapole…

Guru-chela (usta-çırak) ilişkisi

Guru-chela (usta-çırak) ilişkisi: bilgin Swami Kaivalyananda, bana gurunun “kendin” oldugunu söylemişti . Bu açıdan bakıldıgında gerçek guru insanın yüksek özüdür; dışsal olarak guru diye adlandırdıgı ise kendi gelişmiş evrimi sayesinde nitelik kazanan ve çıragın bir üst kimligiyle işbirligi içindeki bir ayna vazifesi gören kişidir. Bu bilinçli üst kimlik ile bilinçsiz alt kimlik kavramı n eredeyse bütün kültürlerin ve dinlerin temelinde ve geleneklerinde yer aldıgı halde bilimin, materyalist dünyanın ya da mekanik kimliğin ötesine bakmadıgı modern Batı’da karşıiaşılması zor bir kavramdır. Üstelik Batı’da köktendinci gruplar insanın bilinçli kimligini tamamen reddederek insan ruhuna hata ve günahı yükler. Aktif niyet olarak tanımlayabilecegimiz üst kimlik, zihnin ve maddenin temel kaynagıdır. Fiziksel olarak adlandırılan dünyalarda bulunan her bir atom ve molekül zerresinin özü düşünce gücünün vasıtasıyla bir düzen içinde yer almaktadır. Her türlü oluşumda yaratıcı güç üst kimliktir. Yaşayan her türlü dünyevi düzende kontrol edici unsur zihindir. Bütün yaratıcılık, neden-sonuç ilişkisi , kültür ve değişim kaynaktan yüzeye sıçrar. iyileşme içeriden dışarıya doğru gerçekleşir. Şitacılar ve yardımcılar, zorlayanlar ve içerlerde bir yerlerde bir şeyleri hareket ettirebilenlerdir. Bu insanlar yardım, ümit, anlayış ve destek sağlayabilirler. Ancak tüm bunları yaparken karşılarındaki insanın yaratıcı niyetini de kesinlikle ihmal etmezler. Yaratıcı dönüşümün doğal sürecini bilerek ve göz önünde bulundurarak çalışırlar. Her…

Tanrı Ayakkabılarımı ben olmadan bağlamaz.

EGER BU HAYATTA BİR ŞEY ÖGRENDİYSEM, o da Tanrı’nın ayakkabılarımı ben olmadan asla baglamayacagidır. Dört yaşına geldigimizde bizden ayakkabılarımızı kendi başımıza baglayabilmemiz beklenir. Büyük Ruh’un Dünya’da olmasını istedigi işleri ve anlayışları, kendi işlerimiz ve anlayışlarımız vasıtasıyla beraberimizde buraya getirmekteyiz. Baglarımız sadece ailemiz ve akrabalarımız ile sınırlı degildir. Baglanmız bütün hayatımızı kapsar – her şeyi, hatta taşlan bile canlı olarak düşünrneliyiz. Tüm yaşamdaki karşılıklı baglılıgın dogrudan deneyimi ve farkındalıgı, modern zamanımızda neredeyse tanınmaz hale gelen dogal insanlık potansiyelinin tekrar kazanılması yolunda oldukça gereklidir. Uygun ve uygulanabilir bir gizeme ihtiyacımız vardır. Acelemiz, çagdaş insanın zor durumunu hemen ele alıp tüm yaşantımızdaki baglarımıza karşı daha anlayışlı ve bilinçli bir durumu talep etmemizdendir. “İnsanoglunun dünyadaki yeri nedir?” sorusunu, daha kapsamlı olan “Dünyanın dünyadaki yeri nedir?” sorusunu sormadan dürüstçe yöneltemeyiz. Kendimizi bagların dışında degerlendiremeyiz. Kimse “Kendini kendin gibi bil,” dememiştir. Biz, birbirine baglı kozmik yapının oluşturmuş oldugu uyumun dışında kaIan hiçbir şeyi anlayamayız. Bizim ihtiyacımız olan, uygulanabilir bir gizemdir – sezgisel anlayış ile pratik çabanın dengesinin uygun bir biçimde kurulmasıyla ortaya çıkacak olan bir gizem. Meditasyonun fazlalıgı, daha çok ilahinin söylenmesi ya da çalınması, sayısız mumun ya da tütsünün yakılması, ayakkabılarımızı baglamak için Tanrı’yı ya da Cennet’i ikna etmeye yetmez. Bize yarar saglayacak, huzur verecek…

Zihnin tümü bedende değildir

Yerli halk için köylü bir kahinin söylemiş oldugu şu söz anayasadır: “Eğer kim çarpışma ve rekabet ile karşı karşıya kalırsa, en uzun agacı bulup hemen tepesine kadar tırmansın.” Kaçmak mı? Eger düz anlamında algılayacak olursak, sözün demek istedigi anlam “Dövüş ya da sıvış” olacaktır. Ancak insan yine de ” agacın tepesine çıkarak” bakış açısını olabilecegi en üst noktaya getirip, karşısındakinin kötü durumuna yukarıdan farklı bir bakış açısıyla bakabilir. İnsan kendine bile bu şekilde yukarıdan bakabilir; yukarıdan ve uzaktan . . . Böyle b i r üstünlük noktasını geliştirmek insana davranışsal degerler katacaktır, çünkü bu şekilde insan artık bağlantılı ve göreceli durumların farkına varabilir ve istediği gibi düzenlemeler yapabilir. Böyle bir üstünlük noktasını korumak da sezgi yetisini geliştirir, çünkü artık insan olacakları önceden görmeye başlamıştır. Beden yerdedir, ama zihin ve ağaç da yerdedir. Zihnin tümü bedende değildir. Daha üstün bir nokta vardır ve bu nok· ta sayesinde daha geniş bir manzara görünür. Olay sadece beden için daha geniş bir manzarayı bilinir hale getirmektedir. * Kuvvet nazik bir şeydir; estetiktir,sanattır. Niyet ve yetenek gerektirir. Şiddetle ve rekabetle alakası yoktur. Swami Rama *

Kova-Aslan ekseninde Ay Tutulması
esinti , Urban Shaman / 07 Ağustos 2017

Bu ay tutulmasında ay, “Masa başındaki büyük iş adamı” sembolünde. Ve bize kesinlikle kendimize özgü ışığımızla tam kapasitede parlarken, bir arada ve birlik olarak daha yüksek bir amaca hizmet etmemizin yollarını öğretecektir. Bu sembol diyor ki, hayatınızın yöneticisi sizsiniz. Kaderinizi ve esenliğinizi siz yönetiyorsunuz. Size olan her şeyi kendi sorumluluğunuz olarak görürseniz, size ait ve her zaman sizde bulunan gücünüzü fark edersiniz. -Mor Alev 🏵️Olan biten olacak her şeyin yazılı olduğu bir parşömen kağıdı gibiyiz. Her AN, sanki bir su damlası bir kelime, bir cümle üzerine düşüyor ve onu mercek etkisiyle büyütüyor! Öyle gözalıcı ki kendinizi sadece o sanabilirsiniz evet hem o ama hem de diğer tüm olasılıkların yazılı olduğu parşömen olduğunu akılda tutmanın mucizevi bir etkisi var. Buna eskiden olmadığı kadar sık şahit olmaktayım. ALOHA’nın anlamını düşünmeden, hatırlamadan geçemiyorum: Sevgi birlikte büyümektir, şimdi ve burada bir deneyim paylaşarak sevinç bulmaktır. Aloha * ALAN (yer), bizi konuşturur mu? Hem de nasıl! Hele bir boş bulsun,bülbül gibi şakırsınız. Hayretiniz şaşabilir 😎😏🐬🐌

Yanlış yok EKSİK var
Oyun Kuramı Yorumlar , Urban Shaman / 01 Ağustos 2017

Batılılar psikokineziyi (Kalakupua) “sadece irade gücüyle bir nesneyi harekete geçirmek” olarak tanımlarlar. Fakat bu kahunalara sınırl bir tanımlama olarak gelir. Her şeyden önce, tek başına irade gücünün (ono) hiçbir şey başaramayacağını öğretirler. İrade gücünden başka hareketin düzenini sağlamak için hayal gücüne (no’ono’o), gücü sağlamak için enerjiye (mana) ve gücün işletilebileceği tepkisel bir aracıya(aka) ihtiyaç vardır. Kahunalar psikokinezi kapsamına, psişik tedavi, hava durumu kontrolü ve geleceği değiştirmek gibi farklı faaliyetleri de katarlar çünkü bunlarda değişen tek şey niyettir. * Huna lisanında “geçmiş” kelimesi wa’ae’oia; “anlaşmaya dayanma süreci” olarak tercüme edilebilir. Bu da geçmişin, olduğunu hatırladığımız ve üzerinde uzlaştığımız(!) şey ve bugün var olan anılar olduğu fikrini yansıtır. * Bu lisan gerçekten bulmaca gibi her an insana bir çeşit zaman-mekan yolculuğu yaptırıyor. Bu lisana vakıf olmak çok güzel olurdu herhalde.

Kişisel Önem ve Kahvaltı öğünü
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 30 Temmuz 2017

“Kişisel önem” ister allanıp pullanmış bireyselleşmiş olsun, isterse bir guruba dahil olarak elde edilsin(ki bu sayıca çok yüksek orandadır), gezginin önündeki en büyük engel. Fakat kişisel önemle alakası olmayan, durum tespiti yapmanın da kişisel önemliliğe atfedilmesi, suçlamalarda bulunulması da rastlanan bir durum, belki bu da bir başka kaçış noktası oluyordur. İfrat her zaman önümüzdeki başlıca engel. Bir şeyi çok mühimsedikçe gölgesinin de büyümesi, hani o sevimli kız çocuğunun gölgesinden haykırarak kaçmaya çalıştığı videodaki gibi, henüz aslında erişkin olmayan ve çok uzun bir çocukluk halindeki bizlerin durumunu çağrıştırıyor. biraz daha açıklama isteği: Kişisel önemliliği yitirmek kişiliksiz kalmak anlamına gelmiyor. Ona önem vermediğiniz anlamına geliyor, ÖNEM, kişiliğinizin tepesindeki yol aydınlatması gibi işlev yapar ve bir de ne görelim ayaklarınızın altında simsiyah bir gölge! siz yürüdükçe öne doğru uzar uzar, sonra yeni bir aydınlatma direği geldiğinde bir an ortadan kaybolur gibi olur ve sonra süreç aynen yinelenir. Seyredin bir çok şey size açık görünmeye başlayabilir. 🙂 * Kahvaltının önemi konusunda ısrarcı konuşma ve yazışmaların meali: Benim hislerime göre biz insanlar fizyolojik olarak tamamen dünyanın malıyız. Misafirin ev sahibine gönüllü bağımlılığı gibi bir durum. Neden bu misafirliğe geldik konusu ise belli, o konuya girmiyorum. Kahvaltı konusuna dönelim biz, gece boyunca yaklaşık 8 saat boyunca…

Bilincin 4 farkındalık düzeyi
Urban Shaman / 29 Temmuz 2017

Bilincin 4 farkındalık düzeyi var 1–Fiziksel düzeyde farkındalık: standart duyularla günlük hayatımızda kazandığımız deneyimler yani Castaneda serisindeki 1. Dikkat seviyesine tekabül ediyor. Gündelik yaşamda kısmi farkındalık vardır. İnsanların birbiriyle sınırlı ilişki kurduğu faydacı bir ilişkisi vardır. Bu gerçek ilişki değildir. Hareket yönelimlidir. 2-Psişik düzeyde farkındalık:psişik deneyimlerin yaşandığı durumlar. Fiziksel düzeydekinden biraz daha ileri düzeyde diyebiliriz. Telepati, Hipnoz, Kehanet , Basit büyücülük ,Simgeler vs bu düzeye girer. Neredeyse tüm kadınların girip çıkabildiği bir düzey olduğunu söyleyebiliriz. Hareket yönelimlidir.

Deneyimleyen Benlik
Rüya/Psikoloji , Urban Shaman / 18 Temmuz 2017

Bilmek/deneyimlemek çaba gerektirmez, anlaşılabilir şekilde ifade etmek çaba gerektirir. #DeneyimleyenBenlik #AnlatıcıBenlik Başkasına da anlatsan aslında kendine anlatıyorsun çünkü deneyimleyen benlik anlam bulmaz, aramaz onun işi değil, o sadece dalgaya tutunmak ve onunla yol almaktır. Deneyimin bir noktasında insanın aklına şu soru ya da türevleri mutlaka gelir: Şimdi ben ne yaşıyorum? Bu soruyla birlikte deneyimleyen benlik dalgadan kopar ve anlatıcı benlik devreye girerken gerçeklik çöker. Ben bunu kendi deneyimlerimden çok iyi bildiğim için eskiden beri defalarca yazdım fakat görüyorum ki bu konuda hayli bilimsel deney de yapılmış, gugillarsanız bulursunuz. Homo Deus kitabında da çarpıcı deneylere yer verilmiş