Takiyon nedir?

09 Eylül 2011

Işık konusunda, örneğin, ‘ışık hızı’ aşılması mümkün olmayan bir limit hız olarak kabul edilir ve tüm evrenin sadece ışıktan yavaş hareket eden parçacıklardan ibaret olduğu var sayılır. Oysa ki görelilik (rölativite) kuramına göre ışık hızından daha yüksek hızlarda hareket edebilen parçacıklar var olabilmektedirler. Takiyon adı verilen bu parçacıklar zamanda geriye doğru gitmekte ve sanal kütleli olmaktadırlar. Işıktan hızlı ve sanal kütleli parçacıkları hiçbir aletle gözleyemeyiz. Sanal (imajiner ‘kök içinde eksi bir sayı’) kütleli bir parçacığı gözlemek mümkün değildir, çünkü sanal kütle ölçülemez. Bir diğer zorluk da Takiyonların gelecekten geçmişe hareket etmelerinden dolayı bizim ölçüm aletlerimizle girişime girmelerinin olanaksız oluşudur. Biz, neden sonuç içinde geçmişten geleceğe gelişen olayları ölçeriz. Tersini ölçemeyiz, zira evrenimizde nedensel olaylar hep geçmişten geleceğe doğru gelişirler.

Bu nedenselliğin bir diğer yansıması da Termodinamiğin ikinci prensibinde belirir. Bu prensibe göre kendi haline bırakılan kapalı bir sistem içindeki parçacıklar hep düzenli bir dağılımdan en düzensiz dağılıma doğru hareket ederler. Bir kapalı kap içindeki hava molekülleri her tarafa eşit miktarda yayılırlar. Bir köşeye toplanıp diğer hacmi boş bıraktıkları görülmez. Yani doğada hep düzenden düzensizliğe doğru bir değişim vardır. Bunun nedeni ise evrenimizin ışıktan yavaş hareket eden maddesel parçacıklardan oluşmuş olmasıdır. Bu nedenle de zaman geçmişten geleceğe doğru ilerler, gibi görünür bizlere.

Peki ama Takiyonlar nasıl davranırlar? Işıktan hızlı hareket ettiklerine göre onların termodinamiği bizimkinin tam tersi olacaktır. Düzensizlikten düzene doğru hareket edeceklerdir. Işıktan hızlı hareket ettiklerinden onların en yavaş hızı da ışık hızı olacaktır. Takiyonlar düzen sağlayıcı parçacıklardır ama bizim evrenimizle etkileşmeleri mümkün müdür? Evet, bunu da Kuantum kuramının belirsizlik prensibi sağlar. Nasıl ki radyoaktif bir çekirdek aniden bir gama ışını salarsa ve bu ışın ne zaman salınacağı bilinemezse, aynı şekilde hudut bölgede (ışık hızı bölgesinde) Takiyonlar bizim evrenimize geçip etkileşirler. Bu olaya ‘Tünel Olayı’ da denir. Bir tünelden geçer gibi bir başka alemden (evrenden) bizim evrenimize geçerler ve anlık bir etkileşme ile tekrar kendi evrenlerine dönerler. Bu öylesine kısa bir süredir ki “on üzeri eksi kırk saniye” gibi bir süre içinde etkileşme sona erer. Ama olay sürekli bir tekrar içindedir. Bu kısa süreyi ölçecek hiçbir alet henüz yoktur, olacağı da şüphelidir. Zira belirsizlik prensibi dolayısıyla ölçülen hakkında kesin bir bilgi de edinmek olanaksızdır. Şimdi Takiyonların etkisini görelim.

Sanal kütleli Takiyon evreni bizim evrenle çok kısa süreler içinde etkileşmektedir. Her etkileşme bir ufak değişim, bir yeni denge durumu demektir. Gündelik hayatımızdan bir benzetme yaparak anlamak istersek alternatif şehir ceryanına benzetebiliriz. Şehir ceryanı sürekli olarak artıp azalır. Yani, sürekli olarak çok kısa aralıklarla bir var olur bir yok olur. İşte Takiyonlar bu tür bir etki ile evrenimize düzeni getirmektedirler. Işıktan yavaş hareket eden parçacıklar Entropiyi (düzensizliği) arttırırken, gelecekten geçmişe hareket eden Takiyonlar Entropiyi azaltarak düzeni sağlarlar. Sonuçta bizim evrenimizde gördüğümüz her türlü doğa yasasının nedeni Takiyonların getirdiği etkidir.

Olaya Takiyonların yarattığı iki zıt kuvvet olarak da bakabiliriz. Takiyonların her var oluşu bir itme kuvveti ve her yok oluşu bir çekme kuvveti yaratıyor da diyebiliriz. Bu durumda sürekli olarak itme ve çekme kuvvetlerinin denge durumu söz konusudur. Bu iki kuvvet birbirlerine eşit veya çok yakın iseler nesne varlığını sürdürür veya çok yavaş bir değişim içinde olur. Eğer bunlardan bir tanesi diğerine göre hayli üstün ve güçlü ise cisim ya büyür ve genişler veya küçülür ve daralır. Evrende her var olan bu tür bir değişim içinde değil midir? Yıldızlar ve galaksiler dahi doğuyorlar ve belli (bize göre oldukça uzun) bir süre sonra da yok oluyorlar.

Yeni Çağ bilimi Takiyonların da varlığını kabul etmek durumundadır. Zira evrende her varlığın bir simetrik karşıtı olması gerekmektedir. Ancak bu simetrik karşıta bir hasım olarak değil, aynen Yin ve Yang gibi, bütünsel teklikten doğan tamamlayıcı bir eş olarak bakmak gerektiği kanısındayım.

Doç. Dr. Haluk Berkmen

Makale Kaynak: www.siriusufo.org

6 Yorum

  • Sibel 15 Şubat 2015, 07:31

    Merhaba, evet epey uzun zamandır ben de sizin söylediğiniz gibi düşünüyorum. Gurdjieff hocanın yirmibeş yıl önce ilk sözleriyle (bizler uyuyoruz/makineyiz) karşılaştığımda da hiç şaşırmamıştım çünkü neredeyse çocukluk, ilk gençlik yıllarında bir robot olduğumdan şüphelenmiştim, bunu o zamanlar herkese söylemeyerek akıllılık göstermişim 🙂 Şimdi artık kuantum fiziği en yakın sırdaşımız oldu.

  • M.K 10 Şubat 2015, 05:01

    Benim kanimca Takiyonlar birer kodlama parcacagi gbi. Nasilki monitordeli pixel. Nasilki 0101 kodlamasi yada Mors alfabesi gbi dusunun kodlayarak olusturur gelir ve giderler.atom alti parcaciklar evet burda madde olarak gorunur ama programin gerisinde bi yazilim var. Kodlama iste biz bu kodlamayi saptayamiyoruZ. Ekranindaki her gorsellik yada gozundeki her gerceklik bi yazilim ve kodlamadir. Bizlerde evrendeki bu programi calistiran recevir.konsol gbi makineleriz. Daha anlasilir olabilirdim biliyorum ama en basit aciklama bu sanirim. Not : Bu kisisel fkrimdir ..MK

  • Sibel 27 Ağustos 2013, 14:16

    Paralel evrenler vardır ancak onlar kendimizinkine eş fiziksel koşullar içermiyor olabilir (ben yalnızca tahmin yapıyorum, fizikçi değilim)

  • Nuray 27 Ağustos 2013, 11:32

    Yani pararlel evren vardır. Yanlış mı anlıyorum bu yazıdan?

  • Sibel 10 Eylül 2011, 11:29

    Cern’deki deneyde hedeffleri buydu sanıyorum, bir takyon yakalamak! :))) Yürüttüğün mantık bana da makul geldi 🙂

  • turan 10 Eylül 2011, 09:15

    ” Takiyonlar düzen sağlayıcı parçacıklardır..”

    Eğer Bu gerçekten doğru ise şöyle bir tespitte bulunmak doğru müdür? Düzenin yoğun olduğu yerlerde yakıtın etkisi çoktur. Belki de insanlardaki yaratma yetisinin de takiyonlarla ilgili olabilir. Eğer takiyonlari ölçme imkanı olmuş olsaydı tahminen en doruktaki kültürlerin bulunduğu yerlerde normalden daha fazla artış olduğu saptanirdi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir