Nüfus Fazlalığı Problemi

25 Aralık 2018

Dünyadaki Nüfus fazlalığının birçok açıdan problem olduğu genel olarak kabul edilse de bunun sosyal bir sorun olduğu sanılır, oysa bu bir biyolojik sorundur diyor Daniel Quinn. Eğer diğer türler için ölümcül bir politika izlersek, bu bizim yani insanlar için de ölümcül olur. Yani şöyle diyemeyiz:

“Evet medeniyetimiz değişken evrimsel stratejiler üzerine kurulu ama biz bunun üstesinden geliriz çünkü insanız. Kilisenin (dinlerin) öğrettiğine göre Tanrı bizim için bir istisna yapacak. Tanrı diğer türler için ölümcül bir şekilde hareket etmemize izin verecek, sonra bunu HALLEDECEK!”

Peki bu bir sır mı? Neden okullarda açıkça öğretilmiyor?

Şüphesiz sır falan değil yalnızca birbiriyle çok az iletişim halindeki arkeoloji,tarih, antropoloji, biyoloji ve sosyoloji gibi birçok disiplin arasına dağılmış bir yapbozun parçalarından ibaret.

Gerçek sırları reklam panolarında yayınlayarak saklarsın

Totaliter tarıma geçilen onbin yıl önce ne olmuştu? Böylesi bir zihniyet değişikliğine sebep neydi?

Onbin yıl önce başlanan totaliter tarımın uygulayıcılarının devamıyız biz NORMal sayılanlar, bu sebeple farklı seçimler yapılmasını da anlayamıyoruz, içimiz çok istese de uygulayamıyoruz. Bir kere genetiğimize işlenmiş durumda. İnsan doğa’dan ayrılmış ve gezegendeki tüm yaratılmışlar insanın emrine verilmiş! Onlarla ne istersen yapabilirsin, böl, ayır, kır yak, ez, del geç 🙁 sanırım bunun diğer bir ismi de hümanizm oluyor fakat kavramın çıkış amacının bu olup olmadığından emin değilim.

Düşünsenize CC öğretisinde don juan ve cc bir gün dağbayır gezerken karınları acıkır, cc Kuş avlar.  İki tane avladığında DJ onu durdurur fazlasını ne yapacaksın der. Sonra iki tane büyük taş bulup bir ateş yakarlar kuşları pişirip yerler. İşte bundan sonrası çok çok daha önemli: ateşi söndürmekle yetinmezler taşları tam olarak buldukları yerlere yerleştirmeleri Gerekmektedir. Don juan bunu yapmakta ısrar eder! Onun atalarının seçtiği yaşam şekli bize göre tuhaftır! Onlar gezegenin tüm ögeleriyle BİR olduğunu ve doğal dengenin rahatsız edilmemesi gerektiğine göre yaşarlar. Fakat biz de onlara kafa derisi yüzdükleri suçlamasını getiririz. Zihinlerimiz, yaşam şeklimiz tamamen birbirinden ayrılmıştır.

Belki bazılarımız kızılderilinin ya da kenarda köşede kalmış tuhaf küçük toplulukların bunu saygıdan yaptığını düşünme becerisini geliştirmiştir ancak bu aslında bu saygıdan öte bir ölüm kalım meselesidir; insanlığın lehine olup da doğanın düzenine ters düşen her şey bizler için ölümcüldür. Biz bunu anlamaktan uzağız çünkü totaliter tarıma başlamış olan ve bu yolla güce Erişmeye muktedir olan atalarımızın devamıyız.

Unutma ki senin izlerin, tanrının elinde sonsuza dek örülen bir ağın tek bir teli. Bu tel tarladaki farenin, dağdaki kartalın, kabuğundaki Yengecin, taşın altındaki kertenkeleninkine bağlı. 1000 mil ötede bir yaprak yere düştüğünde, senin hayatına da dokunuyor. Senin toprakta bıraktığın ayak izi 1000 kuşak sonra bile hissediliyor.

Dünya yeni programlara sahip eski zihniyetli insanlar sayesinde kurtulmayacak. Eğer dünya kurtulacaksa bunu programı olmayan yeni zihniyetteki insanlar başaracak.
B’nin Hikayesi