Castaneda: Efsane, İnsan, ve Şükran / Victor Sanchez – Röportaj (2. Bölüm)

11 Temmuz 2011

Jordan Gruber’in 17 Eylül 1998 tarihinde Hilton Oteli lobisinde Victor Sanchez ile yaptığı röportaj.  (İkinci Kısım)

Castaneda: Efsane, İnsan & Şükran

Seminer problemi

JG : Bazısı bir hafta süreli olan çeşitli türden kişisel gelişim seminerlerine katıldım. Gerçekten de seminer bitimlerinde kendimi gelişmiş hissettim, ancak eve döndüğümde, ve biraz önce birlikte olduğum kişilerle değil de, kendi kendime veya devamlı birlikte olduğum kişilerle baş başa kaldığımda, evet!, o anda öğrendiklerimi unutmaya başladım, ve eski alışkanlıklarıma, yaşam tarzına yani eski şeklime döndüm. Kişiler ne yapabilir, veya siz kişilere ne yapmalarını öğretebilirsiniz ki katılımcılar seminerlerinizdeki yöntemleri unutmasın?
Aynı şekilde, sizin kitabınızdaki veya herhangi bir kitaptaki yöntemleri okuduğumda, onları kendi başıma uygulamaya meyilli değilim. Bu bir grupla başlamaktan farklı bir şey. Ben bir grupla birlikte olduğumda, gerçekten de gelişmeyi gözlemliyorum, fakat tek başıma olduğumda, bu oldukça zor görünüyor.

Sanchez : Biraz da grup deneyimi üzerine konuşalım. Benim yöntemim çok kullanışlıdır. Paylaşmak istediğimiz yalnızca eylemle, deneyimin kendisi ile, anlaşılabilen veya algılanan şeylerdir. Temel olarak, kişilerle teorilerimiz ve dünyanın açıklamaları ile ilgili konuşup zaman harcamıyoruz. Onları, kendilerinin bir diğer yanını, bizim “diğer kendin” olarak adlandırdığımızla karşılaşacakları deneyime yönlendiriyoruz.
Bu çok değerli bir deneyimdir çünkü, bir toplum ve bir birey olarak bizim ana sorunlarımızdan biri yaşamlarımızı farkındalığımızın yalnızca yarısı olan tonal’in, rasyonel aklın, farkındalığı ile yaşamaya çalışmaktır. Tek başına bu bölümü kullanarak yaşamlarımızı hükmetmeye ve yönetmeye çalışıyoruz. Bu her zaman dengesiz olmak gibidir: hayat her zaman farklı bir şekilde meydan okurken, biz hep rasyonel aklımızla bir şeyler umar, ve kendimizi devamlı olarak sonuçların bizim rasyonel aklımızın beklentisinden çok farklı olduğu bir yerde bularak bununla dengeli bir şekilde başa çıkmayı başaramayız.
Burada, diğer ben denen, kendimizin kullanmadığı, ya da nagual olarak da adlandırılabilecek insan varlığının bir diğer tarafı var. Çalışmalarımızda yaptığımız, insanların bu taraflarına da girebileceği etkinlikler ve uygulamalardır. Bu deneyimlerde olan, diğer ben’e giren uygulayıcılar, yalnızca vizyon, sanrı ve algının tuhaf yönlerini görmüyor. Bu farklı bir çeşit imgelemdir. Bu gerçek bir şey değildir.
Gerçek olan, zannettiğinden çok daha fazla bir şey olduğunu keşfettiğindir. Gerçek olan, geçmişinin tekrarı olmakla suçlanmadığını, nasıl yaşayacağını kendin seçebileceğini, ve ne olacağını kendin seçebileceğini, keşfettiğindir. Özgürlük’ten bahsediyorum. Bu yüzden diğer kendin’in kurtuluşu, yalnızca, en azından kısa da olsa bu tarafa girdiğin deneyimlerle başlar. Kısa olsa dahi bu işin başlangıcı böyle olur.
Bir kez buraya girdiğinde, artık açıklanacak bir şey yoktur. Benimle gitmene ve bana, “Hey, bana ne oldu?” diye sormana gerek yok. Bazı kişiler bana gelip “Dikkat çalışması yaparken ne olduklarını bilmediğim hareket eden gölgeler gördüm, ne olduklarını bana açıklayabilir misin?” diye sorarlar. Bende, “Nasıl bilebilirim? Bunu yaşayan sendin. Ancak sen onu bana anlatabilirsin. Ne olduklarını sen söyle şimdi. Ben orada değildim ki.” diye cevaplardım. Buna karşı onlar, “Fakat bunların anlamı nedir?” derler. Benim cevabım ise, “Bunun bir anlamı yok. Sen bir gölge gördün. Bunu kullanabilir misin? Eğer senin için bir anlamı varsa o zaman bunu kullan. Eğer senin için bir anlamı yoksa, unut gitsin, ve bir sonrakine bak.” olurdu.
Eğer kişiler gerçekten diğer tarafa girerlerse, buranın kendileri için bir anlamı olduğunu görürler. Bu, onların hayatı ile ilgilidir, ne yaptıkları ile ilgilidir, doğanın farklı güçleri (su, güneş, ateş) ile nasıl bağlantı kurup bir şeyler öğrenebileceğimiz ile ilgilidir. Bunlar Dünyamızın büyük Güçleridir. Fakat bu çok anlamlı bir yolla olur. Bir başkasına gidip bunun anlamını sormana gerek olmaz, çünkü bu çok açıktır, ve en inanılmaz şeyler bizim içimizde olur, bunlar sessiz bilgi alanından gelir. Bu anlaşılacak ve açıklanabilecek bir şey değildir.
Böylece, bir insanları bu tür deneyime götürüyor, ve umarım ki bu tür çalışmaların insanların yaşamlarını değiştirdiğini söylemek çok cüretkarca olmayacaktır. Fakat bunu da söylemem gerekir ki bu deneyimden sonra, Meksika’ya gidip çalışmaya katıldıktan sonra (bu Mexico City yakınlarındaki dağlardaki beş günlük bir çalışmadır) eğer gidip bu deneyim çalışmasına katılırsan, hayatının sonsuza kadar değişeceğini ve sürekli bir savaşçı olacağını söylemeyeceğim.
Bu böyle olmayacak. Bir vizyonun, kendinin belki de daha önce görmediği şeyler ve kendin hakkında bir deneyimin olacak. Biz kişisel egomuzun kafesinde tutsak edilmiş ve bu olduğumuzu düşünmeye alışkınız, ama ben senin bundan çok daha fazla bir şey olduğunu söyleyebilirim. Ama en iyisi benim bunu söylemem değildir. En iyi şey senin yaşayacağın bir deneyime girmiş olduğundur.
Uzun zamandır insanız, ve kendi içimizde kullanamadığımız pek çok kaynak var. Beynimizin çok küçük bir kısmını kullanıyoruz … bunu uzun zamandan beri duyuyoruz, ve bu doğrudur. Fakat bu bizim hayatımızı değiştirmeyecek. Hayatımızı değiştirecek olan gerçekten de oraya girmenin deneyimidir.
Fakat daha sonra ne olacak? Çalışmaya katılan insanlar eve döndüğünde ne olacak? Bunu unutacağız, çünkü biz unutmaya mahkumuz. En büyük sorun farkındalık düzeyindeki diğer ben duruma girmektir. İkinci büyük sorun ise, günlük hayatına geri döndüğünde, günlük hayat seni günlük deneyime doğru çekeceğidir, ve sonra sen hatırlamak için ne yapacaksın?
Toltek savaşçıları için başa çıkılması en zor olan şeylerden birinin hatırlama olduğunun nedeni budur. Deneyimlere devam et, bu deneyimlerin yeni hatıralar, diğer kendinin hatıralarını yaratmaya ve bunları biriktirmeye başlayana ve seni kendi farkındalığının diğer tarafına götürecek olan uygulamaları yapmaya kadar devam et. Eğer yeteri kadar uygulama yaparsan, diğer senin hatıraları o gerçekliği yaratıp orada tutunana kadar onları birleştirir. Ondan sonra ne olur?
Mükemmel olmazsın. Birçok açıdan boktan bir herif olursun. Fakat buradaki fark, hayatının kazananı ve yöneten tarafı diğer kendinin deneyimi tarafından serbest bıraktığın taraf olacağıdır. Bu kendi hayatını yaşamaya başladığında olacaktır. Bu kendi savaşlarını seçmeye başladığında olacaktır. Bu sana her ne oluyorsa, oraya gidenin sen olduğunu, ve bunu değiştirecek olanın da yalnızca sen olduğunu, keşfettiğinde olacaktır. Bu kendi savaşlarını yaşadığında olacaktır. Büyük değişim budur.
İnsanlar bana hep aynı soruyu sorarlar. “Çalışmadan sonra, kaderim, görevlerim, gerçek bir savaşçı gibi yaşamak hakkında inanılmaz açık bir vizyonum vardı, ama his yavaş yavaş kayboldu, ve kendime unutmayacağıma söz verdiğim halde, tekrar eski sorunlarıma döndüğüm için kendimi üzgün hissetmeye başladım.”
Ben ise şöyle diyorum: “Ne olacağını umuyordun? Bir gün savaşacağını ve bundan sonra günde 24 saatini kapsayın bir savaşçı olacağını, yaşamında artık kendini önemsemenin olmayacağını, tüm boktan şeylerin kaybolacağını mı umuyordun?” Eğer bunu bekliyorsan, boşuna bekliyorsun. Bu tür şeyler asla olmaz.
Savaşçının yolunu takip etmeye kendimizi gerçekten adarsak olacak olan ışığa dokunacağımızdır, ve sonra da unutacağız. Ve sonra tekrar deneyeceğiz. Ve sonra tekrar farkındalık alanına gideceğiz. Oraya gideceğiz, ve sonra oradan çıkacağız, olacak olan budur çünkü yaşamın büyüsü budur.
Hayatın bizim için tam bir anlamı varken, ve eğer her zaman güzel, olağanüstü, büyülü bir zamanda olsaydık, bu büyü olmayacaktır. Her zaman aydınlık bir halde yaşamadığımız için yaşam büyülüdür. Kartalın uçuşu çok değerlidir çünkü biz halen sürünen varlıklarız! Eğer yalnız uçan varlıklar olsaydık, bu o kadar da önemli olmayacaktı. Eğer ölmeyecek olsaydık, yaşan o kadar nadide ve değerli olmayacaktı.
Bu, iki tarafın dengesidir. Bu Quetzalcoatl’ın anlamıdır ve Toltek olan bizlerin işaretidir. Yılan ve Kartal. Biz Meksika bayrağında gördüğünüz Aztek’lerin işareti olan yılanı öldüren kartal değiliz. Bir şekilde, ruh galip geliyor ve maddeci tarafı, “kötü” tarafı, öldürüyor.
Toltek bilgeliğinde bu böyle değildir. Kartal ve yılan bir oluyor. Yılan tüylerini geliştiriyor ve uçuyor. Büyü olan budur: yılanın uçabilmesi, kartalın uçması değil. Kusurların, zayıflığın ötesine gideceğimiz iddiada bulunmamak bu nedenle önemlidir; bu gerçekleşmeyecek: biz yalnızca insan olacağız, biz aptal bir insan gibi ölüme gideceğiz. Fakat büyü, gerçek büyü, gerçek savaş, süründüğümüz, zayıflıklarımızın olduğu yerden ayrılarak, yükselip ruha dokunmaktır. Bu Quetzalcoatl’ın uçuşudur.

Tolteklerin Gücü

Sanchez : Bu bilgi adam ve kadınları, Toltek yerlileri ile zamanımı paylaştığımda, onlar ne yapıyorlardı? Günlerce oruç tutarak, kutsal yerlere giderek, arkadaşlar edinerek, geceler boyunca hiç uyumadan günlerini geçiriyorlardı. Bu özel görevlere yalnızca ruha hizmet için, yalnızca kendi toplumlarına hizmet için, yalnızca dünyaya hizmet için, yalnızca büyük Güçlere aldıklarının bir kısmını geri vermek için, girişiyorlardı.
Kendini önemsemenin ötesinde bir yaşam şekli. Kendini usta olarak tanıtan pek çok kişi gördüm, ama hiçbir zaman Kuzey Meksika dağlarında çok basit bir yaşam süren insanların arasında gördüğüm kadar güçlü ruhu olanına rastlamadım.
Ve inanılmaz olan şey ise … birleri bana şunu sordu: İlaçları var mı? Nasıl tedavi edeceklerini biliyorlar mı? Evet veya Hayır. Onların hepsi sağlıklı mı? Hayır. Bazılarının sorunları var, bazı çocuklar mide veya diğer sorunlardan ölmektedir.
Ne tür bilge adamlar tanıdım? Don Juan gibi midirler? Ne söyleyebilirim ki? Toltekler gerçekten büyük sorunlarla uğraşmaktalar. Bazen bu, alkolizmdir, sefalettir, beyaz adamın topraklarına el koymasıdır. vs. Yüzlerce yıldır yerli olmayan toplumun şiddetinin acısını çekmekteler. Hayatta kalmak bile onlar için büyük bir başarıdır.
Geleneklerini hayatta tutuyorlar, ve bu kolay bir şey değildir. Sorunları var, mükemmel değiller, sefalet içinde yaşıyorlar. Zorlu maddi sorunları var. Benim için mucize, bu çok zorlu yerden gelerek inanılmaz yüksekliklerdeki ruha dokunmak için yükselmeleri, gerçekten hayatlarını diğer insanların hizmetine vermeleri, sevgi veya savaşçılığın ne olduğu, ve bilgeliği arama konusunda konuşmamaları, fakat bunları yapıp böyle yaşamalarıdır.
Benim için, bu herhangi bir kitaptaki karakterden daha büyüktür, çünkü ben ona dokunabiliyorum, ellerini tutabiliyorum, onları kucaklayabiliyor ve onlardan bir şeyler öğrenebiliyorum. Bunlar bildiğim şamanlardır. Ve onların seremoni zamanlarında, onların büyülü zamanlarında, yapabildikleri şeyler, anlaşılma ihtimal olanların dışındadır.
Çöldeki onlarla beraber olduğum son yolculuğumda, güneşin doğduğu anda, ilk olarak çalılıklara doğru koşan bir insan görmüştüm. Her zaman onları ateşin çevresinde görüyordum, çünkü bu tür seremonilerde ateşten uzaklaşmanın çok tehlikeli olduğunu kabul ediyorlardı. “Emniyette olmak için Büyük Baba Ateşle beraber olmamız gerekir.” diyorlardı.
Bu kez biri tam ışığın dünyaya geldiği anda çalılara doğru koşuyordu. Sonra şarkı söylemeye başladı, fakat bir kurt gibi şarkı söylüyordu (kurdun söyleyeceği gibi bir şarkı), sesi dünyanın dört bir köşesine doğru yayılıyor ve dağlardan yansıyıp bize geri geliyordu. Fakat et şaşırtıcı olan şey kurtların ulumaları ona cevap veriyor olmaları idi. O dünyanın her köşesinden gelen bu kurtlarla konuşmaya başladı.
Bu ne idi? Bilmiyorum. Buna şahit olduğumuzda yaptığımız tek şey ağlamak oldu. Evrenle bu kadar derin bir bağlantıya geçen biri inanılmaz bir deneyimdi. O şarkı söylüyordu, ve tüm dünya ona cevap veriyordu, ve onlar hep beraber şarkı söylüyorlardı. O kadar inanılmazdı ki.

JG : Gerçekten desen bu işi seviyorsun. Bu konuda konuşmak bile seni neredeyse kendinden geçiriyor.

Sanchez : Başka bir yerde bu kadar gerçek bir şey görmemiştim. Bu nedenle Avrupa’da, Birleşik Devlerde, nerede olursa, varlıklı toplumları gördüm, ve daha ileri şeyler gördüğümden etkilendiğimi hissetmedim. Bana dokunan şeyler, ve gerçekten de kalbimi bu kadar derin bir şekilde dokunan şeyler gördüğüm en basit şeylerdi.
Kitapları yoktu, sana bir şey satmak istemiyorlardı, ve asla “Ben tekim” demiyorlardı. “Lütfen bana rehberlik yapın. Lütfen bilgelik yolunu nasıl takip edeceğimi söyleyin.” dedim. Ve ne dediğini biliyor musun? “Senin için bir cevabım yok. Ben yalnızca bir insanım. Sana yalan söyleyebilirim, ve sen benim yalan söylediğimi nereden bileceksin? Kendi cevapların için yoluna git ve ara. Ruha sor, senin sorularını cevaplayabilecek bir tek o var.”

Çeviri : Aki

Devam edecek …
Sonraki Bölüm : Büyük Güçler Her Yerdedir

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir