Alışkanlık ve Faydacılık

04 Ocak 2009

 

Bu konuda kendi davranışlarım beni şaşırtıyor. Kendimi anlamakta zorluk çekiyorum.

Stepler şöyle:

1.Bi şeyin alışkanlık olması için ondan zevk almam gerekiyor

2.Zevk aldığım şeyi bırakmak istemiyorum.

3.Bir şeyler beni değişiklik yapmaya zorluyor!

4.Alışkanlığı kırıyorum; ama canım çok sıkılıyor.

5.Yeni şey gözüme batar gibi oluyor!

6.Veeee… Daha ikinci bakışımda onu seviyorum.

7.Anında, o şey alışkanlığım oluyor.

8.Geride bıraktığım, bir zamanlar zevkten bayıldığım şey anlamsızlaşıyor.

 

Şimdi birden sekize kadar olan bu döngü, hayatımda defalarca böyle yinelenmiş.

Anlamadığım şu; konum değiştirmeye bu kadar isteksizken, değiştirdiğimde eskisini anında unutuyor olmam.

Bence bu hiç normal değil.

Burada ciddi bir fizik kanunu işliyor gibi geliyor bana. Çoğu insanda bilmediğim bir sebeple deforme olmuş olan “bu kural” bende işliyor. Ya da ben normal değilim. Belki sadece nankörüm! 🙂

Neden bu kadar çabuk uyum sağlıyorum? Neden eskiyi bu kadar çabuk unutuyorum?

Kabul ediyorum ki bu huy, hayatımı müthiş kolaylaştırdı. Eğer kolaysa demek ki iyi bişey olmalı. İyi bişey olsa diğer insanlar da yapardı?!

Hımmm… Son cümleyi okuyunca, muhakeme anında refleks olarak kullandığım anahtarı buluyorum. Demek ki benim için kolay olan iyidir, ya da İYİ olan kolaydır! Buradan biraz daha yürürsek, insanların çoğu ile aramda, bi kolay/iyi tanımlama tersliği var gibi görünüyor. Bu nerden kaynaklanıyor?

Neyse konudan uzaklaşıyorum.

Demek ki, ben alışkanlıklarımın kurbanıyım. Rasgele yaşayamıyorum (oysa yaşamak hoş olabilirdi). Bunun sebebi açık gibi görünüyor; rasgelelikte maksimum zevki bulamıyacağımı sanıyorum! Bu fikir kafama (ya da genlerime) nasıl yerleşmiş?

Bundan daha beter olansa; rasgele her şeyde maksimum faydayı bekliyor oluşum!!!

(Eğer bu da bi fizik kanunu değilse ne olayım)

Demek ki, ya rasgele olan her bir şeyi maksimum fayda düzeyinde bulmaya başladığımda, ya da her bir şeyde maksimum fayda bulma fikrini bıraktığımda özgür biri olacağım. Alışkanlık kelimesi lügatımdan çıkmış olacak 🙂

 

Görülen o ki ümitsiz bir vakayım.

 

Şimdi kendimi bile sinir ederek son soruyu soruyorum (umarım sondur); yukarıdaki ya/ya da seçeneklerinden hangisi kolay?

:)))

 

Bu soru ne işe mi yarayacak? Tabi ki kolay olanı didiklemeye başlayacağım! Nasıl olsa iki seçenek de aynı hedefe götürüyor yani özgürlüğe…

Şimdiye kadar hep birinci seçeneği takip ettim; rasgele her şeyde maksimum faydayı bulacağım ümidindeydim. Hala alışkanlıklarım olduğuna göre şimdilik başarılı olamadığım anlaşılıyor.

Diğer seçenek ise sanki yapıma/hamuruma ters. Acaba yine de bunu yapmayı deneyebilir miyim?

 

ve diyeli tam 2 yıl geçmiş, acaba bende bi şeyler değişmiş mi diye yokluyorum (malum kendimi kendi geçmişimle kıyaslarım) hımmm… Galiba bir şeyde maksimum fayda bulma fikrini hala bırakamadım, yine de rasgele olan her bir şeyi maksimum fayda düzeyinde bulmaya başladığımı kendime müjdeleyebilirim, belki kapasite kullanımım tam sayılmaz ama kesinlikle tatminkar bir seviyede 🙂

 

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir