The Witch’s Dream

04 Mayıs 2010

Henüz Türkçeye çevrilmemiş olan bu kitabında Florinda Donner, Curmina’daki büyücü Mercedes Peralta yanında çıraklık yapıyor. Yörenin kültürü bu konulara tam olarak aşina zaten, insanların günlük hayatı içinde yer alıyor bu kavramlar.
Dikkatimi çeken ilk husus, Florinda’nın ilk kitabı Being-in-Dreaming (Rüyacı olarak çevrildi)deki kişiliği ile bu kitaptaki kişiliği arasında en ufak bir benzerlik yok. İki kitap adeta iki farklı kişi tarafından yazılmış gibi!
Bir yazar ve iyi bir okuyucu olarak bunu doğru anladığımı sanıyorum. Üç sene arayla yazıldığını sandığım iki kitaptaki Florinda’ların birbirlerinden bunca kopuk olmaları bana normal gelmedi. Şüphesiz Florinda, Don Juan gurubuna kabul edilip orada ciddi bir ilk eğitim almıştı ama, bunun bu kadar kısa zamanda bir insanı başka bi insan haline dönüştürdüğünü varsaymak zor.

Bana ilginç gelen bu hususu belirttikten sonra, Mercedes Peralta’nın bazı tespitlerinden bahsetmek istiyorum. Peralta’ya göre büyücülük kavramı içinde üç ana ayrım var:

1. Medyumlar
2. Şifacılar
3. Cadılar.

İlk ikisi görevleri açısından rahatça anlaşıldığı için kendisi de üçüncü için bazı açıklamalar getirmiş. Örneğin kitabın bir yerinde cadının, kaderin gizemini anlamak açısından belirli bir yola sahip olduğunu söylüyor. Yine başka birkaç yerde ise, onların şans çarkını hareket ettirmeye yetkin olduklarını, üstelik kendi özel bağlantılarını yapabilmeye de muktedir olduklarını belirtiyor. Bu çarkın nasıl hareket ettiği ile ilgili sekiz erkekten sekiz öykü dinliyoruz, kendilerinin hayat öyküleri. Bu öyküler okurken de, üzerinde düşünürken de iç sızlatıcı şeyler. Anladığım kadarıyla Mercedes,  gerçek öyküler yoluyla şifalanma ya da farkındalık artırma yolunu benimsemiş bir büyücü.

Bu durumları zaten CC serisinden biliyorduk ancak bu kitapla  birlikte tanıştığım yeni bir kavram var: Curiosa! İngilizce sözlükte bir karşılığı yok ve ben de daha önce duymadım. Mercedes, Curiosaların da bir çeşit büyücü olduklarını ancak farklı sembolik araçlar, ritüeller ve büyülü sözler kullandıklarını söylüyor. “Curiosa’lar sonsuzluğun bilinmeyen şeylerine dalmışlardır. Onlar, bilinen ve bilinmeyen arasındaki görünmeyen iplikçikleri, bir örümceğin yaptığı gibi ağ şeklinde örerler .”  
Orada bazı insanlar curiosa’yı sırtından çıkan kanatları ile saydam beyaz bedenlerinin gökyüzüne ulaştığını gördüklerini anlatırlarmış.

Mercedes’in dünyasını Florinda’nın gözünden izlerken aklıma sık sık Clarissa Estes geldi. Sanırım bazı şeyleri daha bütünlüklü anlayabilmeye başladım.

Bir yorum

  • Sibel 05 Mayıs 2010, 16:23

    Rezzan Terzi Sevgili hemşire: curiosa için İngilizce dışında bir araştırma yaptım.
    Portekizce bir kelime : meraklı, mütecessis, merak için gezinen, turist gibi anlamlar buldum.
    Portekizce ing. karşılığını aradım. rubberneck..o da turist , merakla bakınan gibi anlamlı.
    Niye arastırdın dersen: Fazlasıyla meraklı bir yay olduğumdan derim :))
    Dün, 14:31 · .Rezzan Terzi Neyse , hemşiremle anlamı da düzelttik. Curiosa lar bilinmeyenle bilinen arasındaki iplikleri ağ gibi örüyorlar.Yani bilinenle bilinmeyeni birbirine bağlayıp bilinenin ( ortak bilinç’in) sınırlarını genişletiyorlar. Böyle anlayınca bana çok heyecan verdi..Yeni Dünya için curiosalara ihtiyacımız var.. Hadi gençler, keşfedin ve bize aktarın…
    Dün, 15:32 · .Sevda Turgut ben sizin şu becerilerinize şaşkınlıkla bakıyorum. Yıllardır gözlerimi kapadığım an bir ekran açılır gözümün önünde binlerce değişik yüz ve hepsi birbirinden çok çok farklı… yüzler görürüm ve sanki zihnim bunları çiziyormuş gibi gelir, kendimle dalga geçerim… Onun dışında hiçbir şey gelmez başıma çok kıskanıyorum hepinizi…
    Dün, 16:29 · .Sibel Atasoy Kıskanman için bi sebep olduğunu sanmıyorum,özellikle biz kadınların bu konudaki becerileri tartışılmaz, mesele bunu yaparken ne yaptığını biliyo musun bilmiyo musun? Bir Kadını öldürmek kitabında kadınlara epeyce bi yüklenmiş olmamın da başlıca sebebi bu aslında.
    Rezzancığım, katkın için çok teşekkür ediyorum. Ben aslında senelerdir gÖR/ör diye yırtınıp duruyorum tüm yazılarımda, demek ki ortak bilinç altından taşıdığımız şeylermiş bunlar.
    Biz aslında kendi köklerimizden koparılarak bu bilgilerden de uzak bırakılan bi ulus olmamıza rağmen, vücudumuza sinmiş bilgiler öyle deprem gibi dipten sarsa sarsa seneler içinde açığa çıktı. Acıklı olan şu ki,bunları onaylatmak için başka ulusların kadınlarına muhtaç olduk. Ve fakat buna da düşkünlük gösterecek değiliz, hepimiz akrabayız. Önemli olan bilginin açığa çıkması ve kullanıma sunulması:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir