Teşekkür ve ödeşmek

29 Kasım 2008

“Savaşçı–Gezginler ödenmemiş hiç bir borç bırakmazlar” dedi don Juan, “Asla tümüyle ödeşemezsin, bundan emin ol, ama bir jest yapman gerekir. Simgesel bir ödemede bulunmalısın; gönül almak için, sonsuzluğu tatmin etmek için.” ve daha önce söz ettiği iki arkadaşı Patricia Turner ve Sandra Flanagan’ı kastederek, “gidip onları bulmalı ve sahip olduğun herşeyi harcayarak her ikisine de birer armağan almalısın, jest iste bu.

CC,  özel bir dedektifin yardımıyla Patricia Turner ve Sandra Flanagan’ı New York’ta buldu. Önce Patricia Turner’a gitti, ona bir hediye olarak ne istediğni sordu ve “Bana bir mink manto alırmısın?” cevabını aldı. Sonra Sandra Flanagan’a gitti ve sorusunun cevabı “Bana bütün çocuklarımın sığacağı bir station wagon alırmısın?” oldu.

Hediyeleri verilirken her ikisini de uzaktan izlerken, mink mantonun tesliminde Patricia Turner’in sevinç çığlıklarını duydu ve arabanın satıcı tarafından tesliminde Sandra Flanagan’ın saşkınlığını gördü, dönüş yolunda hayatının parmakları arasından süzülen kum taneleri gibi akıp gittiği duygusunu yaşadı.

Bütün bunları don Juan’a anlattığında oralı bile olmadı. Bu şeylerin zayıflık ve kendine acıma olduğunu veda ve teşekkür etmek için büyücülerin kendilerini baştan ele almaları gerektiğini “Kendine acıma duygusunu hemen şimdi yeneceksin, yaralı olduğun fikrini atınca elinde kalan tortu nedir?” dedi.

Elimde kalan tortu, her ikisine de son hediyemi verdiğim duygusuydu, bir şeyi yeniden canlandırma veya incitmek için değil, don Juan’ın göstermeye çabaladığı ruh haliyle yapmıştım bunu ve don Juan’ın, bir savaşçı-gezgin’in tek erdemi, kendisini etkilemiş ve sevmiş olduğu ne varsa anısını canlı tutmak sessizliğinin içinde saklamak, olduğunu düşündü.

***

Teşekkür ve ödeşmek, her zaman önemsediğim kavramlar. Özellikle teşekkür insanın içini sevince boğan bir işlem gelir bana. Ben herşeye teşekkür ederim, canlı cansız farketmez, yine hepsinden özür de dilerim. Örneğin arabamı kullanırken bi çukura girip sarsıldığımızda hemen arabamdan özür dilerdim, onu sarsacak bu şeye mani olamadığım için, hemen kendiliğinden içimden yükselirdi özür.

Fakat burada DJ’nin söylediği ödeşmek çok daha büyük bir anlam ifade ediyor; eğer CC bu kadınlarla ödeşmek için kafasından bi bedel oluştursa ve onları gidip takdim etseydi, bu ancak kendi vicdanını yatıştırmaya çalışmak olacaktı. Önemli olan CC’nin ne feda edebileceği değil, gerçekten o kişilerin ne istediği idi. Bunu kaçımız sorar? Bırakın yapmayı, gerçekten bunu sorabilir miyiz?

Bunu sorabilmek; kendini mühimsemeyi bırakmış olmayı gerektirdiği gibi aynı zamanda maddi ve manevi anlamda rest diyebilme cesareti, kendi isteğinle ölmek için bir müracaat da değil midir?

Şu sebeple bu konuyu gündeme getirdim aslında, insanların kolayca verecekleri şeyler ve veremiyecekleri şeyler var, halbuki biz bu değerlendirmeyi yaparkan kendi kolay ve zor ölçümlememize göre yapıyoruz. Bi örnek vermek gerekirse, çok sevdiğim, dostum F’nin insanlara maddi şeyleri hiç içi titremeden su gibi verdiğini görür, bu verişteki mucizeye hayran olurdum. Diyelim ki sabaha yiyecek ekmeğimiz yokken cebindeki son parayı bi alman turiste bira ısmarlamakta kullanırdı, sebebi o kişinin Türkiye hakkında hoş düşüncelerle dolmasını istemesiydi.  Aradan yıllar geçtikçe durumu anlamaya başladım! F benim zannettiğim gibi kendini zorlayacak bir verme işlemi yapmıyordu; çünkü onun için para önemsizdi zaten, ve onun için önemli olanı da ya hiç vermiyordu ya da çok az veriyordu. Örneğin asla özür dilemiyordu ve çok nadir teşekkür ediyordu. Ayrıca kimseye vaktini kullandırmıyordu. Böylece olayı kendi adıma çözdüm.

O halde ödeşmek için bedeli karşı tarafın  biçmesi gerektiği gün gibi aşikar oluyor 🙂

Yanımızda bir Don Juan Matus yokken bile bunu yapmayı deneyimleyecek iradeyi bulabilir miyiz?

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir