Altıncı ve yedinci Çakralar
Urban Shaman / 06 Aralık 2017

Dengeli ve sağlıklı altıncı çakrası olan insanlar doğal birer medyumdur. Bunun anlamı medyumluğun şaşaalı ve dramatik bir yetenek olmadığıdır. Doğal medyumlar piyangoda kazana cak numaraları ya da uçak kazalarını önceden görmezler; kendi hayatları için gerekli şeyleri görürler. Arkadaşlarının antika arabasının bulunamayan bir parçasını ya da hiç olmayacak bir kasabada, bir kitapçıda hayati bir bilgi bulurlar. Sağlıklı medyumluk ünlü psişiklerin medyumluğu kadar sihirli ve açıklanamazdı ama daha sessiz ve içe dönük bir gerçeklikleri olduğu için dikkat çekmez. Sağlıklı bir medyumun cevaplanmamış fazla sorusu yoktur ya da paraya, üne, güvende olmaya gereksinim duymazlar. Yollarında yürüyor olmaları, o yol ne olursa olsun sağlıklı medyumlara güven ve destek sağlar. Yolları onları tanımadıkları alanlara; yoksulluğa, çatışmaya ya da tanıdıkları her şeyden uzağa götürebilir ama onlar gene de kendilerini güvende hissederler. Sağlıklı altıncı çakra insanlarının yolları zor fakat belirgindir. Kendilerine çok normal gelen tuhaf bir şekilde kendi yolları için destek bulabilirler. Aldıkları dersleri ve öğrendikleri bilgileri rahatlıkla,kolaylıkla işleme koyabilirler ve spiritüelliklerini arayan kişilere danışmanlık yaparlar. Altıncı çakra insanları genellikle çevrelerinden farklıdırlar; tıpkı altıncı çakra enerjisinin günlük dünyamızdan farklı olduğu gibi. Eşi benzeri olmamak onları toplum içinde ayırt edilir kılmasa bile şaşırtıcı dürüstlükleri kılar. Sadece diğer sağlıklı altıncı çakra insanları ile eşleşebilirler. Gerçek yoldaşlığı da ancak sağlıklı…

İlk Müdahele
BAK-Birleşik Alan Kullanımı / 14 Ağustos 2017

Bir trafik kazası olmuştu ve kız kardeşimle ben bir blok ötedeye koşarak varmıştık. Kız kardeşim ellerini yerde yatan adamın kulagına dayamıştı. Her ne kadar neler dedigini duyamasam da, o kanlar içindeki kafanın sahibiyle konuşuyor olmalıydı . Çünkü onun dediklerine karşı cevap verirken adamın kullandıgı ses tonu görüntüsüyle pek uyuşmuyordu: ” Seni duyuyorum, seni duyuyorum, ” diyordu. “Konuşmaya devam et. Aynen böyle, evet devam et. Kendimden geçmek istemiyorum. Sakın susma, konuşmaya devam et, tamam mı?” Siren sesini duydugumuz sırada adamcagız hala mırıldanıyordu. “Durma lütfen, konuşmaya devam et. ” Olay yerine önce bir polis geldi ve ardından bir ambulans, adam götürüldükten sonra arabamıza dogru yola koyulduk “Orada ne yapıyordun?” diye sordum. ” Ona neler söylüyordun?” ” Sadece oraya dogru koştum, agzımı kulagına, zihnimi zihnine dayadım ve onun olan bitene odaklanmasmı sağladım. Ona kazanın sona erdiğini söyledim. Hepimiz böylesine bir travma sırasında olay anına takılı kalırız. Bu çok doğaldır, ama iyileşmeyi geciktirir. Bu yüzden ona, ‘Yaralanma sürecin sona erdi artık. Bunu sakın aklından çıkarma. Kaza oldu ve bitti , bu süre içinde mümkün olduğu kadar yaralandın. Artık iyileşme sürecin başlıyor. Bundan sonra yaralanma gibi bir durumun söz konusun bile olamaz, artık oluşan yaralarının onarılmasının zamanı. Daha zarar gördüğümüz anda iyileşme süreci de başlar….

Siz de Birdman’i yeni izleyenlerden misiniz?

Aslında dün gece izledim ama uyudum uyandım halen izlemeye devam ediyor gibiyim. Filmi izledikten sonra Oscar öncesi yerli yabancı film eleştirmenlerinden dinlediğim hararetli tartışmalar zihnimde yüzeye çıktılar. Gerçekten de bu film bazıları için yüzeysel bazıları için çok katmanlı denebilecek, bazılarının sinir olacağı ve birilerinin bayılacağı tarzda insan ana yapısının tezat çeşitliliğinin yansıması gibi görünüyor. Bana göre film, Amerikanın kendi üzerinden tüm dünyaya ve hatta fırsatını bulursa uzaya pazarladığı büyük amerikan rüyasının çöküşünü anlatıyor. Bu açıdan bakıldığında filmde -uzunluk açısından-büyük bir rolü olmayan Edward Norton’un neden bulunuyor oluşu da tesadüf değil sanki; çünkü film Dövüş Kulübünün bir başka, iletişim çağı versiyonu gibi görülebilir. Oyunculuklar mükemmel. Tipik hızlı akış, Amerikan tarzına alışık olmayanları serseme çevirecek düzeyde. Eğer filmin repliklerini duymazdan gelirseniz kullanılan simgeler hemen hemen aynı şeyleri çok daha derin düzeyde ortaya koyacaklardır, öylesine etkin ve bol kullanılmış. Eminim ki bunların bir kısmı yönetmenin senaristin bilgisi dahilindedir ama daha çoğu bilinçsizce bu filmin içine sızmışlardır. -Küçük bir not: Amerikan Tanrılarını okumayan kalmasın.-  Ben bunu kendi yazdığım kitaplarda net olarak görüyorum, planlamadığım ve bilinçli yapmadığım o kadar çok şey-simge ve anlam doluşuyor ki içeri, o artık nerdeyse benim diyerek sahipleneceğim kişisel bir yaratım olmaktan çıkıyor. Tabi ki filme sıradan bir seyirci olarak bakıyorum,…

Dirseğini bükmeden yemek!
esinti , Rüya/Psikoloji , YENİ DÜNYA / 07 Ocak 2013

Egonun, hastalığın tasarlanmış “mesajlarına”, yani entelektin oluşturmaya çabaladığı düzen ve yapı değişimlerine kodlanmış enformasyona açıklığı, çatışmanın içinden çıkılmaz bir çıkmaza dönüşmesini engellemeye yarasa da insan organizasyonu bu tür açıklığı olsa olsa güç kılacak bir paradoks üzerine kuruludur. Gerçekten de hasta olduğumuz çoğu zaman, psişe ile bir mesaj taşıyabilecek açık bir diyalogu sürdürmek için enerjimiz, umudumuz ya da ruh halimiz YETERLİ OLMAZ. Bu noktada dostlarımız ve bir doktor ya da terapist zaman zaman ihtiyaç duyduğumuz desteği sunabilir. (Whitmont) Gerçekten de özellikle çeşitli şifa teknikleriyle çalışan arkadaşlarımız bunu deneyimlemişlerdir ki, hastalık anında mevcut erk düzeyi düşüyor ve kendine dönük bir çalışma yapamaz duruma düşebiliyorsun. İşte bu durumlar rüya görüşmeciliğinde sık sık anlattığım bir meseli hatırlatıyor,hani tanrının verdiği ziyafet ve dirsekleri bükmeden yemek! 🙂 Anladınız siz. Birbirimizi desteklediğimiz ölçüde şifalanan yaratıklarız biz. *

Tıpta 4000 yıl
esinti / 10 Ekim 2012

M.Ö 2000 ….                Al bu otu ye. M.S 1000…                   Bu ot çalı. Al bu duayı et. M.S 1850                      Bu dua boş inanç. Al bu iksiri iç. M.S 1940….                 Bu iksir yılan yağı. Al bu hapı yut. M.S 1985….                 Bu hap etkisiz. Al bu antibiyotiği kullan. M.S 2000…                 Bu antibiyotik sağlığa zararlı. Al bu otu ye. *** Spiral böyle bi şey fakat 4000yıl sonra gelinen “al bu otu ye”  aynı eylemi öneriyor olsa da eminim içeriğinde ve hitap ettiği alanda değişim var. Bırak insanları otlar bile değişti!