Neden 13 ay yok?
Anadolu-Sümerler-şaman / 24 Ağustos 2011

Dün gece yine kullandığımız bu acaip, ne idüğü bilinmez Gregoryen takvimine takıldı aklım! Epey yıllar önce araştırmıştım ve aslında hala da anlam bulamadığım bir konudur bu! İmdiii,  bir ay nedir diye sorarsak; “Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir” cevabını alırız. Ayın bir evresi 28 gündür bildiğiniz gibi. Öyleyse neden her bir ayımız 28 gün değildir?! (Bunu bilene bi ödül hazırlıyorum) Her bir ay değişik 30,31,28,29 gibi günler almıştır? Erken gelen mi kapmıştır günleri yani? Bu saçmalıklardan ötürü 12 ay bir yıl edilmiş, yine de yılın toplam günü tutturulamamıştır. Oysa insanlar çağlardır matematik bilmekteler, her bir ay zaten 28 gün olduğunda, yılda 13 ay eder ve toplamı tastamam 364 gündür. Dün gece aklıma takılıp uykumu açıran gerçekten de bu uyduruk takvimin neden yapılmış olabileceği ve bunun için neden bi sürü şaklabanlığa girildiği üzerineydi. Aklıma ilk gelen cevabi olasılık, tarihte birilerinin AY döngülerini sevmiyor olmasıydı. Ama eğer böyleyse AY’ın ismini hiç anmazdı! Bizde de, İngilizcede de gökteki ay ile zamansal ay aynı kelimedir. Öyleyse ne demeye adını alıp periyodunu yok sayıyorsun? İkinci olasılık olarak da 13 sayısına karşı bir isteksizlik olabileceği aklıma geldi, öyle ya bu konuda bazı uğursuzluk hikayeleri vardır: 13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada…

Kendine Hizmet/Başkalarına Hizmet
Blog , Felsefe ve Kuantum / 20 Ocak 2009

Ra Bilgileri (dört kitap), temel olarak üçüncü boyut(dünyanın şu andaki HALi) realitesinin bir seçim boyutu olduğu fikri üzerine inşa edilmiştir. Seçilecek şey ise, insanın bundan sonraki gelişiminde Kendine Hizmet (KH) mi, yoksa Başkalarına Hizmet (BH) mi yolunu tercih edeceğidir. Aslında söylemeye gerek yok tabi fakat yine de hatırlatayım ki bu seçim sözlerle yapılmıyor, içsel niyetiniz ile yapılıp kendini bu dünyadaki yaşam kararlarınızla gösteriyor, seçim sizin titreşimlerinizde kayıtlı! Evrenimizin sonsuzdan ilk sapması; Özgür irade sapmasıdır, Özgür irade bir kez daha saparak sevgi‘yi, bir kez daha saparak Işık‘ı  ve sonra Güneşi ve alt logosları oluşturmuştur. Dolayısı ile her iki seçim de ikinci sapma olan SEVGİ ile ilgilidir; birinde sevgiyi içinize doğru gönderirken diğerinde dışınıza gönderirsiniz ki bunun pratikte hiç bir farkı yok; çünkü her ikisi de ilk sapma olan ÖZGÜR İRADE’nin göstergeleridir. Ancak RA Bilgileri bizi bir konuda belli belirsiz uyarmıştır (çünkü RA altıncı boyutta BH yolunda öğrenimini sürdüren bir bellek bileşimidir): BH yolunda seçim insanın titreşimlerinin yalnızca %51 oranında hizalanmasıyla yapılabiliyor olduğu halde, KH yolunda hizmet ancak %95 oranında titreşim saflığına ulaşmak zorundadır, yani Kendine Hizmet yolunu seçmiş olmak çok zordur! Bunun sebebini az düşünmedik! 🙂 Açıkçası benim fikrim, kendi yaradılışımızın, dualitenin önce IŞIK tarafına sapmış olması ve böylece ikincil ve…

Cinsel Enerji Aktarımı
Blog , Rüya/Psikoloji / 09 Aralık 2008

Cinsel enerjiyi ve aktarımını anlayabilmek için öncelikle ayırdına varmamız gereken önemli bir husus var: Kadın olsun erkek olsun  “insan” dediğimizde tek bir özneden bahsetmiyoruz. İnsan bir bileşimdir. Bu sebeple anlaşılması zordur. İnsan üç ayrı bölümden oluşur; akıl – beden – ruh. Bu üç bölümün her birinin ortasına onları ikiye bölecek şekilde  bir perde yerleştirilmiştir.  İşte bu sebeple insana dair herşey bu ikiye bölünmüşlüğün bileşimi olarak anlaşılmaya çalışılmalıdır.  Konuya devam etmeden önce lütfen söylediklerimi bir öğrencinin kavrama çabaları olarak değerlendirin. Yaradılışa ait gerçeklik, gökteki yıldız sayısından bile çoktur. Hepimiz kendi genetik/ruhsal yapılanmamızın getirdiği argümanları kullanarak bu gerçekliğin bir parçasını aydınlatırız/karartırız. Aklın bölünmüşlüğü: Akıl ağacına inen perde onu ikiye ayırdı; bilinç ve bilinçaltı Aklın bilinçli kısmı, hareketsiz olan erkek kısmıdır. Aklın bilinçaltı kısmı ise, potansiyel vericidir ve dişidir. Hikaye bilincin bilinçaltını kullanmasıyla başlar. Bu işlemin olması değişik katalizörler (vesile olan olay) gerektirir. Bilinç, katalizörler sayesinde potansiyel vericiden küçücük parçalar aşırmaya başlar. Ve aşırdıkları ile deneyim yaşar. Deneyim olmaksızın biz hiç birşeyiz.  Her kadın ve her erkek yukarıda belirttiğim gibi bir bileşimdir. Yani cinsiyeti her ne olursa olsun kişi kendi potansiyel vericisinden ivme almak durumundadır. Ta ki bu işlemler neticesinde akıl, gerekli dönüşümü gerçekleştirsin ve aydınlık ile karanlık arasında bir seçim yapsın. Cinsel…

Mısır – RA’nın Ülkesi
Gezi Notları / 03 Kasım 2008

Egypt 2006   İlk gün…   Havaalanına iki saat kadar önce geldim. Checkin yaptırabilmek için kontuarın açılmasını bekledim. Yarım saat geçmesine rağmen EgyptAir kontruarı bi türlü açılmıyordu, hatta kalkış saati bizden epey sonra olan uçuşların bile kontuarları açıldıktan çok sonra Mısırlılar da masayı açtılar. Bunu çok normal kabul ettim hatta içimden epeyce güldüm. Mısırlıların çok rahat insanlar olduğunu, kurallara ve zamana öyle büyük dikkat göstermediklerini duymuştum. Havaalanına ilk gittiğim anda gördüğüm ve mısırlı olduğundan kesin emin olduğum orta yaşlıca bir bey ile bi kaç kez gözgöze geldik. İnsanlar çoklukla beni pek görmezler, bi hayalet olma konumu vardır bende. Dolayısı ile bu durum bana biraz ilginç gelmişti. Sonra uçağa bindiğimizde öndeki çapraz koltukta oturuyordu ve gülümserek bana selam verdi; sanki “senin bu uçağa bineceğinden emindim” der gibiydi yüzünün ifadesi. Uçakta toplam yirmidört kişiydik, rahat sakin, çok güzel bir yolculuk oldu. Kardeşim ortada görünmüyordu. Kapının önünde sakin sakin yarım saat kadar bekledim. Gideceğim yerin adresi olmadığı gibi yanımda Mısır parası da yoktu. Buna rağmen içimde hiç bi telaş da yoktu. Sanki kendi ülkemde gibiydim. Uçaktaki bey yanıma yaklaşıp yardım teklif etti. Ben de birisini beklediğimi söyledim, nezaketi için teşekkür ettim. Sonra bikaç kişi daha yardım teklifinde bulundu. Ben de en azından bi…