Enter the Void
esinti , Oyun/Film felsefeleri / 11 Ocak 2013

155 dakika 5 saniye, dile kolay, Enter the Void filminden bahsediyorum, yorucu, sersemletici ( çekim tekniğinden ötürü), ölüler kitabı, reenkarnasyon, uyuşturucular, talihsizlikler, kazalar duygular, kaçınılamayanlarla dolu insan hayatı. Yönetmen sanki size ölüm sonrasını anlatıyormuş gibi davranıyor fakat sadece insan hayatında gezdiriyor..Zaten ölüp de geri gelen mi var! Bu konular ilginizi çekiyorsa ve sabrınız varsa önerebilirim. Filmi seyredip de beğenmiş olanlar varsa onlara asıl Donie Darko’yu öneririm ben o filmi on sene önce bile çok daha derin bulmuştum. * Ne olyordu bana? Eğer aklımı kaçırıyorduysam, ne kadar çabuk bilincimi yitirsem o kadar iyiydi. Birden yok oluvermek düşüncesi anlatılamaz ama hiç de gerçekçi olmayan bir umut uyandırdı içimde. …Acaba kontollü bir deney geliştirmek olanaklı mıydı? Önce hayır olanaksız dedim kendime; çünkü hasta beynim (eğer gerçekten hastaysa) öngördüğüm yanılsamaları da yansıtacaktı. Kelvin-Solaris Bu durum CC deki kontrollü delilik kavramıyla son derece ilintili. Aynı konuyu Sırıtkan Kırmızı Ay kitabı da konu edinmişti.