Holografik Öğrenim Teknikleri

18 Ocak 2010

holografik2Geçtiğimiz hafta sonu Sevda Bakankuş’un,  Holografik Öğrenim Teknikleri isimli iki tam günü kapsayan seminerine katıldım.  Ayşe Arman’ın yazısı sebebiyle yurt çapında olay haline gelen bu konuyu, insanların hala çok merak ettiğini bildiğim için, maceramı, his ve düşüncelerimi olabildiğince detaylı olarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Fakat başlamadan önce bu deneyimin,  anlayışım oranında tamamen sübjektif gözlemlerime dayandığını hatırlatmak istiyorum, eminim ki diğer katılımcılar açısından da birçok farklı tespitler yapılmış olabilecektir.

Öncelikle Sevda Hanım’la tanışmaktan çok memnun olduğumu belirtmekle başlayayım. Hem ilk izlenim, hem de iki gün boyunca gözlemim, onun samimi biri olduğunu ve edinmiş olduğu bilgileri gerçekten paylaşmak istediğini gösteriyordu. Alçak gönüllü davranışları ile ses tonunda kolayca yakalanan gücün, kendine güvenden kaynaklandığını hissettiriyordu. Kendiliğindenlik yansıtan bu ses, iknayı kolaylaştıran ve günümüzde konuyla ilgili birçok kişiyi yıldırmış olan entelektüel gevezelikten oldukça uzak, sade, uygulamaya dönük ve güvenilirdi. Sevda hanımı sevdiğimi açıkça söyleyebilirim.

Ne yazık ki aynı şeyleri semineri planlayan Nominer şirketi için söyleyemeyeceğim. Gerçi Sevda Hanım, şirket sahibi olan hanımefendiyi arkadaşım diye takdim etmiş olsa da, kişinin konunun ehemmiyeti ile fazlaca ilgili olduğunu hissedemedim. Kanımca bundan daha fazla ticari görünülemezdi. Ayşe Arman’ın yaratmış olduğu ilgiyi acilen gelire dönüştürmek kaygısı ile planlanmış olduğu izlenimi veren program, bence yaratılmış olan beklentiye karşılık vermekten uzaktı. Üstelik katılımcılara farklı fiyat uygulamaları yapılmış olduğu söylentisi yayınlanan fiyatı tam olarak ödemiş olanlar üzerinde hoş olmayan etkiler bıraktı. Sadece konunun ne olduğunu açıklamakla ilgili olduğu anlaşılan bu programın iki tam güne yayılması, üstelik (bence) bu kadar yüksek bir fiyatla pazarlanması hem zaman hem de para anlamında kaynak israfı olmuş diyebilirim.

Bu program böylece devam edip gidecek ve muhtemelen bu şekliyle fazla da uzun sürmeyecek. Yine de güzel bir otelde, hoş bir hafta sonu geçirip, yeni arkadaşlıklar edinmek, sosyalleşmek ve üstelik faydalı bir şey yaptığına dair kendini olumlamak isteyen birçok bol paralı insanı mutlu edeceğini de tahmin etmek güç değil. Aslında bu da bir ihtiyaç, atılan tohumlardan, nefes egzersizlerinden hatta sadece sonraki günlerde yeniden yeniden anlatılacak bir şey yaşamış olma hoşnutluğu bile yararlıdır kendi çapında (Aynı zamanda uyumaya devam etmenin de bir garantisidir tabi). Ezcümle holistik konular ve Yeni Dünya  ile ilgili donanımlı, bilgili ve bilinçli katılımcılar için tatmin edici bir seminer olmadığını iç rahatlığı ile söyleyebilirim.

Gelelim içeriğe, bu konuları uzun zamandır okuyan ve uygulayan kişiler zaten var hatta bazıları ne yaptığını bile bilmeden yapıyorlar. Süslü cümlelerle bunları anlatmaya kalkışmayacağım, en sade biçimde ifade edersek; “oyun hamuru” ile oynamayı öğreten ve geliştiren sistemler, yani Yeni Dünya’ya hazırlayıcı eğitimler bunlar. İçerik NLP tekniklerini de anımsatıyor. Empati, sinestezi, telepati gibi becerileri geliştirmeyi amaçlıyor. Fakat kolayca suiistimal edilebilecek konulara kayma tehlikesi olduğu gibi, Secret esintisi gibi bestseller olup çokça hayal kırıklığına sebep de olabilir ( http://sibelatasoy.com/?p=905 ).

Bu konuların her biri, Dünyanın birleşim noktasını yeni yere çengelleme amacını güdüyor. Benim gibi birçok insan birleşim noktalarının yerini farklı dünyalara kaydırabiliyor, üstelik oradan getirdikleri izlenimleri mevcut dünyada kendi becerileri doğrultusunda bir lisanla (sanat, bilim, rüya vs) ifade edebiliyorlar. Ancak bu paylaşımı yapan bizlerin birçoğu mutsuz; çünkü o farklı dünyalarda gördüklerini bu dünyada görünür kılamadıkları için mutsuz. Tabi diğer dünyalara gidip de buraya dönemeyenler, ya da dönmeyi tercih etmeyenleri saymıyorum bile!

Dünyamızın daha çok şifaya yani sevgiye ihtiyacı var, kritik kütleyi hangi olası gerçekliye doğru aşacağız bilinmez ama aşacağız, bunu yürekten istiyor ve hissediyorum. Sevda Hanım da kritik kütleye omuz vermiş bir eğitmen gibi görünüyor. “Ekran açılması” denen uygulama sağ beyin kullanan herkesin otomatik olarak yaptığı, ancak ne yaptığını bilmeden yaptığı için çoğunlukla bilinçli faydaya dönüştürülemeyen bir işlem.  Eğer “hayal” , “vizyon” ya da “gündüz düşü” derseniz dünyanın eril güçleri tarafından küçümsenerek karşılanırsınız ama eğer buna “ekran”, “holistik” gibi isimler verebilirseniz, erkeklerin de (sol beyin ağırlıklı kullanan insanların) dikkatini çekebilirsiniz. Bu açıdan Sevda Hanım’ı ve bu konularla yakından ilgili olduğunu bildiğim Aydın Arıtan’ı kutluyor ve yollarında başarılı olmalarını diliyorum.

Bu arada Sevda Hanım, eğitimi almış olduğu Bronnikov hakkında biraz sitemkâr konuştu, onun iyi niyetinden şüphe ettiği için yolunu ayırdığını söyledi. Detaylar neydi bilemiyorum, belki Bronnikov yöntemi konusunda internet ortamına düşen “oldukça yerici” videonun etkisini zayıflatmak istiyordu, belki de zaten kendisi de bu konuda daha çok şey biliyor. 

 

 

 Sevda Hanım’ın bence öğretmeye aday olduğu holistik beyin teknikleri, -ismi her neyse- zaman ve mekanı ortadan kaldıran Yeni Dünya’ya geçişin tüm eğitmenleri, becerilerini paylaşırken adil ve becerikli mekanizmaları kullanmalılar. “Sihirli değnek” vaadi doğru değil, sistemli, sabırlı, disiplinli ve sarsılmaz niyetle sürdürülecek çalışmalar bunlar. Umarım bu harika konseptin altı da kısa zamanda boşaltılmaz.

Benim naçizane önerim, Sevda Hanım’ın böyle geçici ve sonuç aldırmayacak  eğitimler yerine hemen kendisine bir okul açmasıdır. Resmi yapısı itibariyle okul olması gerekmez, hatta olmaması daha iyidir. Bu okul/kurs a kaydolanlar, alacakları dersleri ve süreyi baştan bilerek, giriştikleri işin bilincinde olarak gelmeliler. Hem eğitimi verenler hem de alanlar, ellerini taşın altına koymuş olmalılar. Böylece sonuç alıcı büyük işlere imza atılabilir. Bu konuda başka eğitimciler de var, el ele yürek yüreğe verilerek, telaşa kapılmadan tatminkâr bir ders programı izlenerek, Yeni Dünyanın insanlarını yetiştirmeye katkı sunmalıyız.

Sibel Atasoy

18.01.2010 – Beylerbeyi

24 Yorum

  • Sibel 02 Ocak 2013, 20:50

    Açıkçası Sevda hanımın tedavilerindeki devamlılığa bende şahit olamadım henüz. Bu sebeple içinizi rahatlatacak bir şey söyleyemeyeceğim, geçmiş olsun dileklerimle

  • kerem 02 Ocak 2013, 20:14

    merhaba, güzel bir platform.
    ben de çocuğum için sevda hanımla görüştüm her türlü hastalığı eksikliği giderebileceğini söylüyor.
    merak ettiğim samimi olarak sevda hanımdan bir fayda gören var mı?
    Mesele çocuk olunca insanın gözü maddi olarak birşey görmüyor.
    teşekkürler

  • baris 04 Haziran 2012, 14:06

    kamil bey’e katılıyorum ticari komplolar yüzünden insanları şevki kırılıyor ve spiritüel yolculuğa saçmalık deyip dualizmi zorluyorlar fakat dualist açıdan yaklaşıcak olursak bu alanda komplolar olması spiritualizmin sahte-yalan olduğunu ispatlamaz bilimsel düşünenlere duyrulur..:) daha fazla düşünmeniz dileğiyle.. 🙂

  • Sibel 23 Nisan 2012, 16:59

    İçinizden gelen her şeye açık mekan burası, hoş geldiniz

  • naciye akbal 23 Nisan 2012, 15:47

    İstedigin kadar inançlıyım de namaz kıl sadaka ver.Umut verip güven aşılayıp da yarıyolda bıraktıgın insanın gönül sadakasını her iki dünyadada veremessin..Mevlana

    Bunu yazma istegi geldi ve bende yazdım..

  • Sibel 12 Ocak 2012, 09:28

    Merhaba, bendeki teefonu sanırım artık kapalı, yeni numarasını bilmiyorum, kusura bakmayın yardımcı olamadım.

  • lütfiye 12 Ocak 2012, 02:57

    sevda barankuşa nasıl ulaşabilirim?yardımcı olabilir misiniz?teşekkürler…

  • Sibel 04 Eylül 2011, 11:22

    Haklısınız Kamil Bey, bu durumda uyanık ama meraklı olmaya devam etmek lazım 🙂

  • kamil şensoy 03 Eylül 2011, 15:04

    insanların ruhlarında uzaklaştığı bu dönemlerde kendini aramaya çalışan insanlara karşı sürekli ticari komplolar kuruluyor
    ben empati duygusunu sonradan yükleneceğine inanmıyorum ya insanın hamurunda vardır yada yoktur
    yorumunuz çok açıklayıcı ve akıcıydı
    saygılarımla

  • Sibel 06 Nisan 2011, 20:42

    Benim katıldığım cumartesi-pazar iki günlük bir programdı ve ne somut ne de soyut bir fark oluşturmadı. Program bildiğim kadarıyla pek devam edemedi. Bana gelen maillere göre söylediğiniz gibi bir örneğe rastlamadım. Ancak Sevda hnmla sonraki sohbet buluşmalarımızda, onun Kıbrısta daha çok uygulama yaptığını ve özellikle küçük çocuklar üzerinde etkili olabildiğini anlattı fakat benim bu söylenenlerin ne düzeyde şeyler olduğu ile ilgili bir doğrulama yapma şansım olmadı.
    Sevda hnm tam olarak Bronnikov yöntemini de uygulamıyor anladığım kadarıyla, aslında arkadaş olarak sevdim ancak tam olarak ne yapabildiğini bi türlü anlayamadım 🙂
    Bu arada bizim uygulamakta olduğumuz BAK konusunu biliyor musunuz? Belki göz atmak isteyen olur:
    http://sibelatasoy.com/?p=4102

  • yılmaz dağlı 06 Nisan 2011, 20:23

    Peki bu işin sonunda ne oldu? Siz kursa devam etmediniz mi? Katılanlardan hiç ben bu kurstan sonra şunu başarıyorum gibi somut örnekler var mı acaba?

  • James Randi 24 Mart 2011, 22:41

    Merhaba,

    Bu iki video her şeyi özetliyor arkadaşlar, Bronnikov’dan uzak durun!

    http://www.youtube.com/watch?v=2RKh9Yh-GsU

  • Sibel 29 Haziran 2010, 09:08

    Samimi fikirlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Amacımız kişi ya da konuları baltalamak değil tam tersine bize ciddi bir ufuk açma potansiyeli olan sistemlerin altının hızlıca boşaltılmasına seyirci kalmamak. En azından benim niyetim bu 🙂

  • Serkan O 28 Haziran 2010, 13:58

    Sibel Hanım İyi Gunler,

    Bu yazınızı görünce ben de fikirlerimi belirtmeden edemedim. Görüşlerinizin tamamına katılmaktayım aslında. Sevda Hanım’ın bu konuda bilgili, yardımcı olmak ve bilgilerini paylaşmak isteyen bir insan olduğu aşikar. Bununla beraber Eğitmenlik konusunda daha yol katetmesi gerektiği görüşündeyim. Bilgiye sahip olmakla onu aktarabilmek birbirinden ayrı konular ve bu konuda biraz daha deneyim sahibi olup, daha açıklayıcı olması gerekiyor bence.

    Nominer konusundaki görüşleriniz tamamiyle doğru. fiyatlandırmada ki, fiyatı verenleri alalım, kontenjanı da “ne kadar kopartırsak o kadar kardır” diyerek dolduran, 2 günlük eğitim (özellikle giriş seviye bir eğitim) için oyle bir fiyat talep edilmesi işin ticari boyutunun ne kadar suistimal edildiğini göstermekte. Birbirinden farklı insanları orda görmek tanışmak, guzel bir otelde 1 hafta sonu vakit geçirmek gibi bazı artı yönleri olsa da, bu fiyatı haketmediğini düşünmekteyim. Özellikle 3 aşamada yapılan bir eğitim için bu miktar çok fazla.

    Eğitim konusundaki fikirlerime gelecek olursak; eğitimin ilk aşaması çok uzun tutulmuş. ilk günün sonunda, yukarıda bir arkadaşımızın da belirttiği üzere, bu kadar parayı bunun için mi verdik diye ben de düşündüm. Demek ki ya beklentilerimiz çok yüksekti ya da ilk aşamada “girişi yapalım, insanlar ikinci aşamaya gelsinler” gibi bir felsefeyle çalışıldı. her halükarda, eğitime katilmayı hedefleyen birisi olarak yeterince bilgilendirilmediğimi düşünmekteyim.

    Bu konularla daha önceden uzun süre uğraşmış kişiler için adaptasyon sorunu olmamış olabilir, ama ben çok deneyimli biri olmadığım için, yapılan egzersizlerde, bütün bilgimin, konsantrasyonumun ve egzersiz amacının havada kaldığını hissettim ve adapte olamadım.(Bu durumda hata bende de olabilir, ne de olsa eğitimde hedeflenenler, benim bilgi seviyemin çok üstündeydi)

    Güzel ve eğlenceli bir haftasonu geçirdim ve yapmam gereken egzersizleri öğrenmiş oldum. ama egzersizlerin ötesinde bir felsefe edindim mi bu tartışılır.

    Saygılar
    Serkan

  • Sevgi Yüreklik 28 Haziran 2010, 12:34

    Akın abicim, bu çok güzel yazıyı bizim siteye de taşıyabilir miyim:)

  • Akın 28 Haziran 2010, 11:07

    Sevgili Dostlar,

    Sağ-beyin mahsulü sezgi ve ilhamların, daha fazla insan tarafından ‘algılanabilir/anlaşılabilir’ ve ‘hayata geçirilebilir, bilinçli faydaya dönüşebilir’ olmasının yöntemini tartışmak istedim.

    Düşünmelerimi, sevgili Sibel hanımın giriş metnindeki özlü ve isabetli şu cümlenin verdiği esinden hareketle yapacağım:
    “Ekran açılması” denen uygulama, sağ beyin kullanan herkesin otomatik olarak yaptığı, ancak ne yaptığını bilmeden yaptığı için çoğunlukla bilinçli faydaya dönüştürülemeyen bir işlem. Eğer “hayal”, “vizyon” ya da “gündüz düşü” derseniz dünyanın eril güçleri tarafından küçümsenerek karşılanırsınız; ama eğer buna “ekran”, “holistik” gibi isimler verebilirseniz, erkeklerin de (sol beyin ağırlıklı kullanan insanların) dikkatini çekebilirsiniz.”

    Öncelikle, son cümledeki “erkek” tanımını “eril” olarak algıladığımı belirteyim. Nitekim cümlede bu nüans “sol beyin ağırlıklı kullanan insanlar” paranteziyle de vurgulanmış.

    İnsan zihninin yetkinleşme (tekâmül) yolundaki başarı derecesinin, beynin iki yarısının BİRlikte çalışmasıyla doğru orantılı olduğunu biliyoruz. Sağ ve sol beyin dayanışması sağlandığında, hem ‘bilinmeyenler’ sektöründen gelen sezgi/ilham/veri akışı” sürüyor, hem de ‘bilinenler’ sektöründeki verilerin ‘üretken/sürdürülebilir/uygulanabilir biçimde’ yaşaması sağlanıyor. (“üretken/sürdürülebilir/uygulanabilir biçimde” demek yerine, “doğru biçimde” demek isterdim; “doğru” kelimesinin ‘yanlış’ kullanıldığı bir dünyada yaşadığımız için, vazgeçtim. 🙂

    Bir insanın (tek bir bireyin) “hem sağ hem sol” beyinle düşünebilir hale gelmesi için, çok zorlu süreçleri tamamlaması ve bir sürü ‘mertebe’den, yani “eşik değiştirmelerden, bilinç sıçramalarından” geçmesi gerekiyor. İnsanlar bunu hep “tek başlarına” yapmaya çalışıyorlar; bu ise gerçekten çok gayret ve özveri isteyen bir serüven. (Don Juan’dan öğrenen Castaneda’nın; mürşidinden öğrenen müridin; ustasından öğrenen Zen çömezinin zorlu deneyimleri vb…)

    Oysa bunun bir başka (ve daha kolay) yolu daha var. (Çünkü malûm, “Her zorlukla birlikte mutlaka bir kolaylık vardır”.)
    Bu yol, “sağ beyinli” bir insan ile “sol beyinli” bir diğerinin BİRlikte çalışması/ yürümesi/ gelişmesi…

    Gelin görün ki, insan evladının “ego (benlik) engeli” diyebileceğimiz bir ‘kader’i var… Sağ beyinliler sol beyinlileri “katı, bağnaz, köşeli” diye küçümsüyor; sol beyinliler sağ beyinlilere “hayalci, uçuk, kaçık” deyip dışlıyorlar.

    Yani, “üretken enerji – hayat – hakikat üretmek için bir araç/sistem” olan düalizm, “yıkıcı enerji – çatışma – husumet ve tek-doğru yanılgısı” üreten bir ‘amaç’ haline geliyor. Ego’nun en belirgin yanılgısı bu zaten: Araçları amaçlara dönüştürüp işlevsizleştirmek…

    Salt sol beyinli ‘bilimci’ler ile, salt sağ beyinli ‘mistikçi’ler (ve bunların derece derece farklı çeşitlemeleri), birbirlerini inkâr ediyor, küçümsüyor, dışlıyor… Tıpkı “eril ve dişil potansiyellerini birleştirip ‘cennet’e ulaşabilecek iken, “kadın ve erkek karşıtlığıyla egolarını besleyip hayatı cehenneme çeviren ‘modern insansı’lar gibi… 🙂

    Ülkemizin en önde gelen bir Fizik profesörüne, “Fritjof Capra için ne düşündüğünü” sorduğumda, “Fiziği fizikçiler yapsın, bırakın şu şarlatanları” demişti!..

    Düalizmi hayat-üreten, enerji-üreten bir araç olarak değil de bir ‘hayat biçimi’ olarak algılayan herkes, inancı / ideolojisi / bilim dalı / mesleği / biyolojik cinsiyeti / vs. ne olursa olsun, ‘ömür tüketerek’ var oluyor.

    Neyse ki, hayat oyunundaki her tür hamursu olasılığın, “mutlu sona hizmet eden” bir potansiyeli var… Hakikat yolcularının bilgilerini ‘kâr’a çevirmek isteyen medya komisyoncuları bile, bunu yaparken en azından “hiç haberi olmayanları ola-gelenlerden haberdar etmek” gibi bir işe yarıyorlar…

    İkiliği BİRde buluşturabilenler ise, hakikati ören iplikleri (ve onların bilişsel tercümesi olan ‘bilgi’leri) yeniden ve yeniden üretiyor, hem kendi hayatlarını hem başka hayatları besliyorlar…

    Gördüğünüz gibi; hepinizce bilinen şeyleri bir kez daha yinelemenin ötesine geçemedim… Ama, hatırlatmakta ne zarar var… 🙂
    Eril ve dişil potansiyellerin BİRlikte hayat ürettikleri bir dünya dileğiyle…

    akın

  • özgür 26 Haziran 2010, 21:17

    video.google.com da gurdjieff’in filmi var, izleyebilirsiniz tekrardan 🙂

    falundafatr.org
    yorumunuzu alabilir miyim?

  • Sibel 22 Ocak 2010, 17:29

    Neticede herkes nasibine düşeni alır. Misafir umduğunu değil bulduğunu yer demişler 🙂

  • Turan 21 Ocak 2010, 22:06

    Seminerin iyiligi katilanlari maddi acidan hafifletmesinde yatiyor galiba :-))))

  • Sibel 20 Ocak 2010, 14:25

    Nominer Eğitim şirketi diye belirtmiştim zaten, bu isimle aratırsanız sitelerini bulacaksınız, sorduğunuz tüm bilgilere oradan erişebilirsiniz. Kolay gelsin.

  • Çağdaş Küçükemiroğlu 20 Ocak 2010, 13:32

    İyi günler Sibel Hanım,

    Sevda Bakankuş hakkında internet üzerinde araştırma yaparken yazınıza rastladım. Konuyla ben de ilgileniyorum. Eğer sizin için sakıncası yoksa aldığınız eğitimin içeriğini (seminer programı) ve ücret tutarını yazabilir misiniz acaba?

    Bir de acaba bu seminerde bu konuda çalışmaya devam etmek isteyenlere daha ileri seviye dersler hakkında ne zaman, nerede verilecekleri, süresi ve maliyeti hakkında bir bilgi verildi mi?

    Son olarak, Sevda hanım konu hakkında daha detaylı bilgi edinilebilecek bir internet sitesine sahip midir ya da bu doğrultuda bir öneri de bulundu mu acaba? Daha fazla bilgi verebilirseniz sevinirim.

    Teşekkür ederim.

  • Sibel 19 Ocak 2010, 09:41

    Sevgili Aylin Hanım, geçmiş olsun ve bir nefeste şifa olsun dilerim. Duygu ve düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Biz insanların bunu çoğunlukla yapmadığını, (çeşitli alt nedenlerle) ve fakat bu enerjilerin de içimizde kalarak bizleri zehirlediğini artık sanırım bilmeyen kalmadı. Yenii Dünya’da birbirimize açık, katıksız ve saf olalım. Sadece bunu yapabilsek değişeceğiz, dünyada bizimle değişecek. Sevgilerimle

  • AYLIN GUCUM 18 Ocak 2010, 23:19

    Sevgili Sibel Hanim,

    Yazdiklariniza tamamiyle katiliyorum. Biz, kardesim ve ben 2,5 sene once 10 yasinda birdenbire kalbi durup, 15 dk sonra hayata dondurulen ve bunun sonucunda beyninin sag tarafi ozellikle motor merkezi hasar gormus kardesimin kizina bu egitimin sonucunda bir faydamiz olabilecegini dusunerek geldik. Sevda Hanim’in roportaji sonucunda bu holografik egitimle 2,5 senedir suursuz yatan kizimizla bir iletisim kurabilmeyi hayal ettik.
    Daha oncesinde ona faydali olabilmek icin bio enerji ve reiki egitimi almistik ve konulara yabanci degildik. Sizin de dediginiz gibi bu tip calismalari surekli ve sabirla yapmak gerektigine ben de inaniyorum. Sevda Hanim’in da iyi niyetle bildiklerini bizimle paylasmak istedigini dusunuyorum. Ama ozellikle ilk gunku seminerin sonunda bu kadar parayi bunun icin mi verdik diye dusunmedik degil. Simdiye kadar hic bu kadar pahali bir seminere katilmamistim dogrusu. Umarim Sevda hanim durumu cabuk farkeder ve Nominer’i bu ticari tutumuna bir ceki duzen verir.
    Bu seminerin sonunda daha once bilincsizce kullanip uyguladigimiz bir takim seyleri teknik olarak ogrenmenin disinda sizin gibi degerli insanlarla tanismis olmamiz da ayrica memnuniyet verici. Baska bir vesileyle tekrar gorusmek dilegiyle….

    Sevgilerimle,

    Aylin Gucum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir