Hatırlatanlarımız bol olsunnn

16 Kasım 2012

Gün içinde tüm bedenimi kateden nefesler alıyorum, her aklıma geldiğinde en az 5 kez tekrarlıyorum, oksijen müthiş canlandırıcı.
hatırlatıyoruuummmmm. Ve tabi gerilme hareketlerini de unutmuyorum
not . hatırlatanlarımız bol olsunnn.

Sigara içerken derin nefes almayın. Derin nefes almanızı gerektiren durumlarda, yürümek, koşmak, merdiven çıkmak, yokuş tırmanmak, sevişmek gibi durumlarda sigara içmeyiniz. Basmakalıp yasaklamalara ya da önerilere değil vücudunuzun sinyallerine dikkat buyurunuz. Siz bedeninizi dinlemiyorsanız gerçekten de bu dünyada neden bulunuyorsunuz hala.

İlahi Ben sağlıklı sinyaller sewişirken alındı :)
Sibel Atasoy Basmakalıp sevişirken bi şey alındığını da sanmam, tıpkı penceresiz bed bi spor salonunda yürüme bandında sinyal alınamadığı gibi
**
“Farklı bir sonuç bekleyerek, sürekli aynı şeyi yapmak!”
Tuhaf bir espri anlayışımız var biz insanların. Ya da hafızamız sıfır.
Boşuna değil, insan nisyan ile…
*
Özgürlük affediştir demiştik. Affedişin özellikle dört S’si. Bunu gerçekten hissetmenizi istiyorum.
-Adamus bu dört maddeyi hep S harfiyle başlayan seperation (ayrılık), sin (günah), selfishness (bencillik) ve stupid (aptallık) başlıkları altında topluyor.-
Hatırlayasınız diye S’lerden gidiyorum. Gelecek ay küçük bir sınav yaptığımda “Ne demişti? “S” ile başlıyordu? Oh! Seks” diyeceksiniz. Hayır.
Günah, karma, kader ve alın yazısı – hepsi aynıdır. Aynı enerji dinamiği için kullanılan farklı kelimeler. Günah diye bir şey yoktur. Hiç biri yoktur. Oh benimle “Cinayet günah değil midir?” felsefi tartışmasına girmeyin. Sizinle o konuya değinmeyeceğim bile, çünkü bu sizi kapsamıyor. Eğer hapishanedeki bir grupla konuşuyor olsaydım konuşacak farklı bir şeyimiz olurdu. Ama fark ettiyseniz ben buradayım. (A)
Nereye kadar ayrılıktan suçluyum?
Nereye kadar günahtan,bencillikten ve aptallıktan suçlayacağım kendimi?
Nereye kadar taşıyacağım çarmıhı daha?
End of the day, buraya kadarmış!
Tüm suçluluklar ve cezalarını affediyorum. Zaten bir yanılsamaydı, kendimi sandığım kişi gibi, hepsi bir yanılsamaydı, geçti gitti.
*
Bir anlığına dinleyin.
Derin bir nefes alın. Özgürlüğün yeni sesi o.

Karnınızda.

Kollarınızda.

Ayaklarınızda.

Kalbinizde.

kafanızda değil.
Özgürlüğün yeni sesi kimsenin değildir. Benim değil. Ruh’un (Spirit) değil.
O, bütün bu zaman boyunca orada olan ses, o tını. Arada sırada ondan bir parça yakalıyorsunuz ama birkaç saniye, dakika ya da günden sonra, kitle bilincine, düne ve bugüne geri çekiliyorsunuz.

Sizin bugünden dışarı çıkmanıza izin vermiyor. Hayallerinizin peşine gitmenize izin vermiyor – bu diğer sesler, eski sesler.
Ama bu yeni özgürlük sesi… O, yeni bile değil.
O özgürlüğün sesi.
Total özgürlük.
Şimdi ne yapacağız?  İlginç olan şey aslında hiçbir şey. Aslında nefes almaya devam etmek ve izin vermekten başka yapacak bir şey yok. İzin vermek.
Özgürlüğü, egemenliği hissedin. Hiçbir şey yapmanız gerekmiyor. Hepsi kendiliğinden gerçekleşiyor.
Sonra biri size “Bunu nasıl yaptın? Gerçekten, bu inanılmazdı. Bu kuantum. Bunu nasıl yaptın? Hangi kitabı çalıştın? Hangi büyük Üstadı takip ettin ”dediğinde yüzünüzde kocaman bir gülümseme olacak.
(A)
Aydınlanmış biri gibi yürümeyi arada sırada deneyelim, öyle komik ki :)))
Bugünkü mesaim burada sona eriyor, beni izlediğiniz teşekkürler 🙂 Güzel bir gezintiydi. fark etmez fark etmez.
Şimdi gidip BO yeni neler keşfetmiş diye onuncu bölümü izleyeceğim 🙂 İyi akşamlar frekanslarrr

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir