Gelişim ve Yükselme -Körebe

14 Ekim 2013

Dün gece yatmadan önce söylediğim ve yazdığım her şeyin aslında umarım ölmeden önce hepsini nötürlerim arkada iz kalmaz diye bir hisle, ne işe yaradı bunca yazdığım diye TAO’ya sordum ve bana “gelişim” için dedi. Peki artık bu sahadan yavaş yavaş geri çekiliyorum resim oynuyorum bu nedir dedim, “Yükselme” dedi. Ağzım açık kaldı :))))

*

“Körebe” oyununu hepimiz küçükken oynamışızdır. Sadece bu oyunun detaylarına ilgimi yöneltebilecek bilgeliğim olsaymış bile Birleşik Alan Kullanımı-BAK oyununu ve dahi psikolojideki tüm ayna metaforlarını keşfedebilirmişim. Fakat her şeyin bir çağı var.:)

Sadece basit bir çocuk oyunun içinde binlerce yıldan bize gönderilen bilgeliği düşününce insan bu gizemli yolculuğun her karışına yeniden hayran oluyor.

*

Karşılaştığımız her insanın bize aynalık yaptığını söylerken her zamanki gibi hem doğru hem de eksik söylemiş oluyoruz.
Doğru çünkü bütünlüğümüz dahil olmayan hiç bir şey yok 🙂
Eksik çünkü, her an itibariyle algımız duygu ve his yelpazemiz değişiktir ve o an itibariyle bizi yansıtacak ayna özeldir! Nasıl? Bakınız çok sade bi alıştırma yapalım:
Dalgasız çarşaf gibi bir denize bakın, kendinizi göreceksiniz ve dahi çevrede varlık namına ne varsa avuç içi kadar sakin suya hepsinin sığdığını görüp şaşırabilirsiniz. Oysa dalgalı bir denize baktığınızda sadece onun rengini ve köpürdüğünü görürsünüz hatta fırtınalı bi denize bakıyorsanız, kaçıp canınızı kurtarın derim :))) (anlayan anlasın)
Demek ki siz aynalık edecek kişi çalkantıda olmayan sakinleşmiş biridir ancak ve orada kendinizi görmekle kalmaz her ne ihtiyacınız varsa ŞİFAnızı da onda bulursunuz. Şifa denilen şey sessizlik ve sakinlikte görülür ve bulunur.
Şifa amacıyla gittiğiniz her yerde ve kişide öncelikle bu hayati özelliği arayın (gündelik hayatın içinde onu gözlemleyin, mahir bi dedektif olun), bulduysanız ne mutlu, buna paha biçilmez (ne istiyorsa ödeyin).

*

Kendini ifadenin her şekline sanat diyebiliriz ancak spesifik olarak belli bir aktivitenin kişiye özel yetisi oluyor, defalarca gözlemledim, öyle bir kabiliyet ki seyrederken küçük dilinizi yutacak gibi oluyorsunuz, nefes almayı unutuyorsunuz, anlatılması zor. Bendeniz bi yetenek avcısı olarak (sırf şahit olmanın zevki için) çok riskler göze almışımdır.  Yani bende olması şart değildir şehadet etmek müthiş bi his. Belki çift venüslüğümün gereğidir bu, kabiliyet fizanda olsa gider bulurum. Ve ihtiyaç varsa elimden geleni yapmaktan geri duramam belki o sebeple yaşam tasarımımda “sanat hamisi” olaarak geçiyorum :))

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir