Üç Cisim Problemi

09 Mart 2017

Üç Cisim Problemi, insanın doğasından insanlığın geleceğine, bilimin konu edindiği en son teorilerden çeşitli felsefi tartışmalara pek çok konuyu masaya yatırırken, bazen politik kurgu, bazen polisiye ve bazen de katı bilimkurgu sularında yüzüyor. Bunların hepsini akıcılığından hiçbir şey kaybetmeden başarıyla harmanlıyor. Bunun için yazarın kendisi kadar çevirmeni Zeynep Özmeral’ı da tebrik etmek gerek. Ben, kitabın İngilizce çevirisinden Türkçeye çevirileceğini düşünüyordum ama doğrudan Çince gibi çok zor bir dilden anlaşılır, akıcı ve kaliteli bir tercüme gerçekleştirmiş.

Hikayemiz Çin’de 1966-1976 arasında yaşanan Kültür Devrimi sırasında başlıyor. İdeolojik körlük çığrından çıkmış, Kızıl Muhafızlar adlı gençlik grupları polisin ve ordunun hiçbir müdahalesi olmadan şiddet eylemleri düzenler olmuştur. Bilime karşı büyük tepki duymaktadırlar ve kendi ideolojileriyle bağdaşmadığına inandıkları teorileri reddetmekte, bu teorileri öğreten bilim insanlarını öldürmektedirler. Hikayenin başında Ye Wenjie’nin babasını bu şekilde kaybetmesi, hikayenin kalanına büyük etki edecektir.

Wenjie, sonraki yıllarda ordu içinde görev alacak ve en sonunda kendisini çok gizli bir araştırma programının içinde bulacaktır. Gerek başını ABD’nin çektiği Batı Bloku, gerekse Çin’in o dönemlerde yollarını ayırdığı Doğu Bloku’na karşı rekabet etmek için Çin yönetimi bilimsel bir sıçrama gerçekleştirmek istemektedir. En umut vadeden alan olarak dünya dışı yaşam araştırmaları belirlenir. İşte Wenjie, teknik bilgisinden dolayı bu projeye dahil olur. (Okan Akıncı’dan alıntı)

Maddenin temel doğası gerçekten de kanunsuz olabilir miydi? Dünyanın düzeni ve istikrarı, evrenin bir köşesinde oluşan geçici bir dinamik denge ya da kaotik bir akıntıda kısa ömürlü bir anafor olabilir miydi?
Nişancı Hipotezi nedir?
İyi bir nişancı her on santimde bir delik açan bir atışla hedefi vurur. Farz edelim ki, bu hedef düzlemi üzerinde iki boyutlu zeki canlılar yaşıyor. Onların bilim insanları evrenlerini gözlemleyip nasıl bir yasa keşfetmiş olabilirler?
Bilimsel keşifleri şu olmuş: “Her on santimde bir evrende bir delik vardır!”
 
“Boşluk, hiçlik demek değildir. Boşluk, varlığın bir türüdür.Kendimizi doldurmak için bu varoluşsal boşluğumuzu kullanmalıyız.” der bir budist rahip. İşte bunun üzerine matematikçi olduğunu bilmeyen doğal matematikçi Wei, gece vizyonda (aslında bu onun garden tiki‘si oldu bana göre) iken kendi boşluğunu bulur. Böylece üç cisim probleminin ardındaki basit formülü keşfeder. Bunun İçin Monto Carlo yöntemi denilen bir yöntemin benzerini kullanır. “Hesaplama, dezavantajın ortadan kaldırılması ve avantajın önünün açılmasını kapsayacak. En sona kalan kombinasyon, sistemin gelecek konfigürasyonu, yani zamandaki bir sonraki an için en doğru tahmin olacaktır. Buna bir evrim algoritması denebilir mi?
*
Trisolarisliler dört ışık yılı mesafeden Dünya’ya 2 tane proton fırlatmış!
Ne için?
Kendileri 400 yıl içinde dünyaya varana dek buradaki bilimi kilitlemesi için!
Ugh… Ne yapabiliriz?
Sadece kendi sorumluluğunda olanları en iyi şekilde yap. Hadi gel gidip biraz içelim, sonra da uslu böcekler gibi uyuyalım.
*
Trisolarisliler, böcek dediği Dünyalıyla ilgili bir gerçeği unutuyor: Böceğin üstesinden savaşla gelemezsin.
İşte böyle kısa kısa alıntılar okumayanlara pek bir fikir vermeyecek ama bana yolu geri yürürken hatırlama için yeterli ipucu olacaklar. Bu kitabı okuduğuma memnunum, Çinli yazarlarla tanışmaktan memnunum.

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir