Takiyon Evren Modeli

23 Mart 2009

Takiyon evrenin varlığını kabul ederek birçok yanıtı olmayan soruya yanıt bulmaktayız. Önemli sorulardan biri: “Bu evrende gördüğümüz düzenli yapıların (gök cisimleri, kristaller, canlılar), evrenin içindeki homojen madde dağılımının ve doğa yasalarının nedeni nedir?” sorusudur.

Tüm bu düzenli yapıları ve homojen dağılımı sağlayan Takiyonların düzen sağlayıcı etkisidir. Çünkü, daha önce söylediğim gibi, onların Termodinamiği bizimkinin tersidir. Fakat hem-hem mantığı gereğince bizim evrenimiz hem ölçülen hem de ölçülemeyen iki evrenin bileşiminden oluşmaktadır. Ölçülen evrende gördüğümüz yapıların nedenini ölçülemeyen evrenin varlığı ile açıklamış oluyorum.

Diyebilirsiniz ki: “Sen metafizik kavramlarla fizik yapmak istiyorsun”. Hem evet hem hayır. Evet, çünkü ölçülemeyen, fizik ötesi, bir gerçeklikten söz ediyorum. Hayır, çünkü bu ölçülemeyen gerçeklikten hareketle ölçülen evreni açıklayabiliyorum.

Diyebilirsiniz ki: “Tanrı varsayımı da aynı şeyi yapıyor”. Evet ama Tanrı varsayımı bir “Tanrı iradesi” gerektiriyor. Oysa ki Takiyonlar kendi doğaları icabı, hiç irade gerekmeden, düzen oluşturuyorlar. Dolayısıyla bu model (adına Takiyon Evren modeli veya kısaca TE diyelim) metafizik olmayıp, doğrudan matematik temeli olan fizik bir modeldir.

Modern fizik zaten baştanbaşa ölçülemeyen kavramlarla çalışıyor. Quarklar, Glüonlar, Sicimler ve en son “Membrane” denilen esnek yüzeyler, hep ölçümüzün dışında parçacıkların varlığını açıklamaya çalışan “metafizik” kavramlardır. Demek ki fizikçiler düşünce modelleri üreterek yeni ve ölçülemeyen birimlerden hareket etmek zorunda kalıyorlar. Bu keyfi bir seçim görülse de bir noktada modelin öngürdüğü birtakım sonuçlar, deney ve gözlemlerle doğrulanmak veya yanlışlanmak durumundadır. Eğer doğrulanırlarsa kabul görürler, yanlışlanırlarsa ret edilirler.

Şimdi gelelim Büyük Patlama başlığı altında yönelttiğim soruları yanıtlamaya. Birinci soruda evrenin neden düz olduğu, yani şimdiye kadar neden dağılmadığı ve neden tekrar büzülüp bir noktasal sonsuzluğa dönüşmüş olmadığı sorgulanıyor. Bunun nedeni, TE sayesinde evren bir termodinamik denge durumunu sürdürüyor olmasıdır. TE’nin etkisi ile, açılıp kapanan, dinamik ve hareketli, üstelik sürekli genişleyen bir evren oluşmuştur.

Önce evrendeki kapanma (bir küçük hacme doğru büzülme) olayına bakalım. Eğer evren holografik bir yapıda ise en küçük biriminde dahi tüm evrenin bilgisi bulunması gerekir (Bakınız: Holografik evren başlıklı yazım). Bu özelliği sayesinde tüm evren bir ufak hacım içine kodlanarak sığabilir. Bu küçük hacım ‘evrenin küçük bir hacmi’ olarak düşünülmesin. Bu küçük hacım, dalga paketinin büzülmesi olarak düşünülmelidir. Tek bir dalga paketi olan evrenimiz, yine tek bir dalga paketi olarak büzülürken içindeki dalgacık paketlerinin titreşimi (frekansı) artar. Dolayısıyla çok yüksek enerjili bir ışık-altı ve ışık-üstü parçacıkların karışımından oluşan bir mikro hacım oluşur.

Bu küçük hacımda Takiyonların düzen getirici etkisi ile bir yandan yeni parçacıklar oluşurken, diğer yandan var olan ışık-altı nesneler düzene girerler. Yeni parçacıklar evrenin Entropi’sini arttırırken, düzene giren yapılar yerel olarak evrenin Entropi’sini azaltırlar. Böylece evrenin toplam Entropi’si sabit kalır. Toplam Entropi sabit ise evren dengede demektir. Çünkü termodinamik dengeye ulaşmış her sistemde Entropi sabittir.

Böylece yok olmadan sonsuza kadar sürekli bir denge durumu sürebilir. Fakat evren genişliyor. Bunun nedeni oluşmuş olan yeni parçacıkların evrenin dalga fonksiyonuna yaptıkları baskıdır. Yeni oluşan parçacıklar ışık-altı parçacıklar olduklarından dar bir hacim içine sıkışmış evrene baskı yaparak onu genişletirler. Bu durum bir balon içine üflenen hava moleküllerinin balonu şişirmesine benzer. Maddesel parçacıklar birbirlerini dışladıklarından yeni bir hacim yaratmak zorundadırlar. Dolayısıyla evrenin genişlemesine neden olmaktadırlar. Fakat bu genişleme sonsuza kadar süremez.

Var olan evren, varlığını sürdürmek için yeniden büzülmek zorundadır. Bu durumu da Etkenlik edilgenlik başlığı altında açıklamıştım.

..

Takiyon evren ışıktan hızlı hareket eden bozon türü parçacıklardan oluşmuştur. Bozonlar yer kaplamadıkları için Takiyon evren de yer kaplamaz. Bu bakımdan bizim evrenimizin hem içinde hem dışındadır. İçindedir, çünkü sürekli “vakum titreşimleri” sayesinde bizim evrenimize düzen getirmektedir. Dışındadır, çünkü ışık hızı iki evrenin ara-kesiti durumundadır.

Bu iki evrenin ara sınırı olan ışık neden sabit hıza sahip olduğunu şimdi açıklamak mümkündür. Kolay anlaşılsın diye sıvılarla bir örnek vereyim. Bir şişenin yarısına kadar su ve üstüne diğer yarıyı dolduracak kadar zeytinyağı koyalım. Şişeyi çalkalarsak su ile zeytinyağı karışacak ve aralarındaki sınır kalkacaktır. Fakat bir süre sonra şişeyi dinlenmeye bırakırsak su ile zeytinyağı ayrılıp aralarında yeniden bir sınır oluşacaktır. Her çalkalamada sınır yok olacak, her dinlendirmede sınır oluşacaktır.

İşte şu anda bize görünen evren genişlemiş, dolayısıyla “dinlenmiş” durumdadır. Burada ‘dinlenmiş’ derken parçacıklar arası mesafe oldukça açılmış ve etkileşme azalmış demek istiyorum. Çünkü ölçülen boşluk enerjisi oldukça az olup sıfıra yakındır. Takiyonların etken oldukları durum, bu genişlemiş olan evren durumu değil, evrenin çok daha küçük bir hacimde sıkışmış olduğu durumdur. Takiyon etkisinin sürekli ve güçlü olabilmesi için de evrenin nefes alıp-verir gibi sürekli açılıp kapanması gerekir.

Evren her kapanıp sıkıştığı durumda Takiyonlar evrene düzen getirip hem yerel olarak yoğunluk farklarına neden oluyorlar, hem de “doğa yasaları” dediğimiz düzgün davranışların ve korunum yasalarının oluşumunu sağlıyorlar.

Haluk Berkmen

12 Yorum

  • Korhan 02 Aralık 2009, 01:46

    Bizim elimizle tutamadığımız, gözümüzle göremediğimiz, tadını, kokusunu alamadığımız, duyamadığımız yani beş duyu organımızın da hisslerine kapalı olan şeyleri üstün bir hayal gücü ve zekice dengelemeler yaparak anlatmak gibi bunlar. O kadar yüksek bir hayal gücünün ürünü ki katılmadığım noktalı kelimelere dökemiyorum. Sadece bir kanıt olsa görünenden öte insanın inanası geliyor da, kavramak güçleşince bir film mantığından öteye gidemiyor. 13ncü kat gibi bu evreni geçersek diğer 12 evreni arayacak gibiyiz. Saygılar 🙂

  • Haluk Berkmen 27 Mart 2009, 07:39

    Sibel sanırım hatırlarsın. Assos’ta 2003 yılında bana “Sanal Geçişler” hakkında bir soru sormuştun. İşte, bu Takiyon denen sanal kütleli parçacıklar sanal geçişler yapıyorlar. Böylece evrenin bir ucundan diğer ucuna bilgi, düzen ve bağıntı iletiyorlar. Tüm bu etkiler (bilgi, düzen ve bağıntı) kısaca “kuvvet” olarak tanımlanır.

  • Turan 26 Mart 2009, 18:09

    Tesekkürler Haluk…

  • Haluk Berkmen 26 Mart 2009, 10:24

    Işık-üstü evrenle ışık-altı evren neden birbirini yok etsin ki? Bunları madde ile anti-madde olarak görme. Madde ile anti-madde birbirlerini yok eder, ama ışık üstü olan anti-madde değildir.

    Yazımda, bu ışık-üstü nesnelerin “bozon” olduklarını ve kuvvet ileten parçacıklar olduklarını söyledim. Ancak, bu parçacıkların kütlesi sanal. yani bizim deney yaparak onların kütlelerini ölçmemiz mümkün değil.

  • Haluk Berkmen 26 Mart 2009, 06:43

    Evrenin düz olduğu, yani ışığın düz bir doğru boyunca yayıldığı (maddeden uzakta) deneysel olarak kanıtlanmıştır. Yani,evrenimiz genişlemesini sürdürecektir. Deney hakkında bilgi isteyenler alttaki bağlantıyı tıklasınlar:

    http://news.bbc.co.uk/1/hi/sci/tech/727073.stm

  • Turan 25 Mart 2009, 23:18

    Bunun söyledigin noktalarin isik-üstü evrenle ilgisini pek anlamadim.

    Isik-üstü evren ile isik-alti evrenin birbirine zit olmasindan dolayi birbirini yok etmesi gerekmiyor mu? Yani böyle zit evrenlerin stabil olmalari biraz akil almiyor. Bu durumda entropinin nasil sabit oldugu söylenebilir ki?

  • Haluk Berkmen 25 Mart 2009, 21:33

    Kanıtlar doğrudan değil ama dolaylı olarak var. 1. Evrenin varlığını sürüdürmesi (flat universe). 2.“doğa yasaları” dediğimiz düzgün davranışların ve korunum yasalarının bulunuşu.
    3. Entropinin azaldığı yerel oluşumların bulunuşu.

    Bu etkileri yaratan ışıktan hızlı hareket eden Takiyonlar olduğu görüşündeyim. TE modeli şimdilik sadece tutarlı bir model olmak durumundadır.

  • Turan 25 Mart 2009, 19:23

    Yani isik-alti evrendeki entropi büyüdügüne göre isik-üstü entropinin de ayni hizla düsmesi gerektigini söylüyorsun ki toplam entropi sabit kalasin.

    Isik-üstü evrenin olduguna dair herhangi bir kanitin var mi?

  • Haluk Berkmen 25 Mart 2009, 07:58

    TE modelinde iki adet evrenin birliğinden söz ediliyor. Biri ışık-altı parçacıkların evreni, diğeri ışık-üstü parçacıkların evreni. Bu iki evren birlikte bildiğimiz evreni uluşturuyor ve bu birleşik evrenin Entropisi sabit kalıyor.

    Işık-üstü evrenin hudutları hakkında bir görüş bildirmedim. Zira sonsuz hıza sahip parçacıkların ulaşacağı mesafeler de sonsuzdur. Yani, yeni evren modeli hem hudutludur hem de hudutsuz. Hudutlu veya hudutsuz ayırımı yapıp kesin bir ifade kullanmak evrendeki temel belirsizliğe ters düşer.

  • Turan 24 Mart 2009, 18:32

    Yeni parçacıklar evrenin Entropi’sini arttırırken, düzene giren yapılar yerel olarak evrenin Entropi’sini azaltırlar. Böylece evrenin toplam Entropi’si sabit kalır. Toplam Entropi sabit ise evren dengede demektir. Çünkü termodinamik dengeye ulaşmış her sistemde Entropi sabittir.

    Denilmis. Toplam entropinin sabil oldugunu savunmak icin evrenin kapali olamsi gerekiyor. Aksi halde, yani acik evrende entropie cogalir….

    Selamlarla

    Turan

  • Haluk Berkmen 23 Mart 2009, 23:40

    Teşekkürler Sibel, yazımı sitende yayınladığın için, teşekkürler Aki yazımı beğendiğin için.

    Devamı kitabımda var. Sibel arzu ederse bu köşede yayınlayabilir.

    sevgiler

  • Aki 23 Mart 2009, 21:34

    Hocam teşekkürler, devamını bekliyorum.
    Aki

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir