Güç Öyküleri-Carlos Castaneda
Carlos Castaneda / 28 Ağustos 2011

“Bu zehiri yokeden panzehir işte burada,” dedi don Juan toprağı okşayarak. “Büyücülerin açıklaması, tek başına ruhu özgür kılamaz. Kendinize bakın. Onu biliyorsunuz, ama bu hiçbir değişiklik yaratmadı. Şimdi her zamankinden daha yalnızsınız, çünkü sizi koruyan varlığa karşı duyulan kararlı aşk olmadan, yalnızlık tek başınalıktır. “Yalnızca bu ihtişamlı varlığa duyulan sevgi bir savaşçının ruhuna özgürlük getirebilir. Ve özgürlük, tüm aksilikler karşısında duyulan neşe, etkinlik ve kabulle-niştir. Son ders bu. Her zaman son ana, kişinin ölüm ve yalnızlığıyla yüzleştiği o ıssızlığa bırakılır. Sadece o zaman anlamlıdır.” Don Juan ve don Genaro ayağa kalktı ve kollarını gererek bellerini doğrulttular, belki de oturmak bedenlerini hamlaştırmıştı. Kalbim hızla atmaya başladı. Pablito’yla beni de ayağa kaldırdılar. “Alacakaranlık, dünyalar arasındaki geçittir,” dedi don Juan. “Bilinmeyene açılan kapıdır o.” Elinin bir devinimiyle üzerinde durmakta olduğumuz tepenin sınırlarını gösterdi. “O kapının eşiği işte burası.” Sonra tepenin kuzey kenarını gösterdi. “Kapı orada. Ötesinde bir uçurum var, uçurumun ötesinde de bilinmeyen.” Don Juan ve don Genaro Pablito’ya dönerek vedalaştılar. Pablito’nun gözleri büyüyüp sabitlenmişti; yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyordu. Don Genaro’nun bana elveda deyişini duydum, ama don Juan bir şey söylemedi. Don Juan ve don Genaro Pablito’ya yanaşarak kulaklarına birkaç şey fısıldadılar. Sonra bana geldiler. Ama bana tek kelime fısıldamalarına gerek kalmadan o…

Yeryüzü aşkı
Carlos Castaneda / 11 Kasım 2009

“savaşçının aşkı dünyadır… iki savaşçının yeğlediği budur. bu toprağı, bu dünyayı. bi savaşçı için bundan büyük aşk olamaz…kişi ancak bu dünyayı tutkuyla severek arınır kederlerinden. bi savaşçı her zaman sevinçlidir, çünkü sevgisi değişmez; bunu iyi bilen aşkı, yeryüzü, ona akla hayale gelmez armağanlar sunar. Üzüntü, yalnızca varlıklarına barınak sağlayan şeyden nefret edenlere özgüdür…son zerresine dek canlı olan ve her türlü duyguyu anlayan bu sevgili varlık beni sağalttı, acılarımı dindirdi ve sonunda ona olan aşkımı anladığımda bana özgürlüğü öğretti…’on yaşımdayken giydiyim pijamayı anımsıyorum. yalnızca bi gün geçmiş gibi geliyor bana, nereye uçtu zaman?’ demişti o adam bana… o zehrin panzehiri burada işte. büyücülerin açıklaması ruhu tümüyle özgür kılmaz. yalnızca bu muhteşem varlığın sevgisi özgürlük getirebilir bi savaşçının ruhuna; özgürlükse sevinçtir, etkililiktir, çıkmazlar karşısında kendini bırakabilmektir. son derstir bu. hep en sona bırakılır, ölümü ve tek başınalığıyla nihai yalnızlığı içinde yüzleşen adamın son anına. çünkü yalnızca o an bi anlam taşır.”