Sümerlerde mitoloji

16 Kasım 2008
-Sümerolog Muazzez İlmiye Çiğ’in Sümerli Ludingirra başlığıyla Türkçeye çevirip yayınladığı Sümer yazıtları (Tablet 2, 3, 10 ve 11), Sümer mitolojisi, tanrıları ve inançları hakkında geniş bilgiler içeriyor.

Bu yazıtlarda yer alan bilgilere göre:

Sümer Panteonun başı, yani tüm Sümer tanrılarının babası ve kralı hava tanrısı Enlil (Ellil)’dir. Enlil sözcüğü, bahsi geçen tabletlerin yazarı Ludingirra’ya göre, soluk, hava, nefes, ‘Havanın Beyi’ gibi anlamlara geliyor. Sümerler yeri ve göğü onun yarattığına inanırlardı.

-Onların inancına göre, çok eskiden (daha yer ve gök yok iken) her yer dipsiz, uçsuz bucaksız bir denizdi. Sümerler’de bu deniz tanrıca Nammu’nun şahsında kişileştirilir.
Bir gün bu deniz, yani kişi kimliğiyle tanrıca Nammu, koskoca bir dağ doğurur.

Bunu gören ‘Yüce Enlil’, hemen o dağı ikiye ayırır. Böylece ikiye bölünen bu dağın altı yeryüzü, üstü de gök olur. Yeryüzüne yer anlamına gelen Ki, göğe de gök anlamına gelen An adı verilir. Sümer mitolojisindeki tanrıça Ki ve tanrı An, Yer ve Gök (Cennet)’ün kişileştirilmiş simgeleridir. Göğü tanrı An alır, yeryüzü ise tanrıca Ki ile Enlil’in payına düşer.

Samuel Noah Kramer, Ancient Religions başlıklı bir derlemede (Edited by Vergılıus Ferm, New York, 1950) yayınlanan ‘Sümer Dini’ başlıklı yazısında tanrıça Ninhursag’ın yeryüzü tanrısı Ki ile aynı olabileceğine işaret etmektedir. Ki, yeryüzünün toprağı taşı; Enlil ise, havası, soluğu ve nefesidir diyen Ludingirra, bu yüzden yaşamın Enlil’siz var olamayacağına işaret eder.

Her kentin bir tanrı tarafından kurulduğuna ve onun koruması altında olduğuna inanılan Sümer’de, Enlil, Nippur kentiyle ilişkilendirilir. Bu kentin kurucusu ve tanrısı odur. O’nun evi de (tanrıların evlerine tapınak denir) bu kentteki Ekur Tapınağı’dır.

Enlil, bu tapınakta yaşar. Sümer Tanrılar Meclisi kendi toplantılarını bu tapınakta ve Enlil’in başkanlığında yapar. Tanrıların toplandığı ve kararların alındığı yer burasıdır. Yerin ve göğün yaratıcısı olarak görülen Enlil, diğer tanrılara burada emirler ve görevler verir, Sümer’i buradan denetler. Uzak yakın pek çok ülkeden hediye adı altında toplanan haraç bu tapınağa getirilir.

Enlil, Bel (Lord, Efendi) unvanı taşırdı. Bir yoruma göre ünlü Tufan’ı bir ceza olarak kararlaştıran Enlil’dir.

Tufan’ın Babil versiyonu olan Gılgamış Destanı’na göre ise, Tufan’ın yapıcısı tek başına Enlil değil, ama tanrılar meclisidir.
Enlil adı bazı kaynaklarda Ellil olarak yazılmaktadır.

Sümer’de mitolojinin Tanrılar Meclisi dediği şey, aslında kentlerin kuruluş dönemlerinde her yerde örneklerine tanık olunan Yaşlılar Meclisi’nin bir anısı olmalıdır. Bu meclisi oluşturanlar ise, topluluğun sonradan tanrılık atfettiği ve onuruna türbeler veya tapınaklar inşa ettiği kendi cetleri, aşiret büyükleri, kent kurucu önderleri ve ilk sözde krallarıdırlar

Nitekim, kendi zamanında kralların her şeyi yapmakta özgür olduklarını söyleyen Ludingirra da, bu uzak geçmişe referans vererek, kralların o devirde herhangi bir konuda karar alabilmek için halk tarafından seçilen ve yaşlılar ve gençlerden oluşan iki meclise başvurmalarının zorunlu olduğundan söz etmektedir.

Sümerlerde otoritenin temeli dinseldi. Sümer kralları otoritelerini tanrılardan alırdı. Yazıtlar tanrılar meclisinin kral saptamasının örnekleriyle dolu.

Hiç başkent olmamışsa da Nippur kenti Sümer’in başta gelen bir kentiydi. Dinsel ve entelektüel bir merkezdi. Krallar taç giymek için Nippur’a giderlerdi. Bu kentteki Ekur Tapınağı’nda başta Enlil ve eşi Ninlilolmak üzere tanrılar tarafından kutsanır, kendilerine bir ad, taht, tac, halkı denetleyecek bir asa verilirdi.

Başka Sümer kentlerinde kral olanlar da ilk iş olarak iktidarlarının tanrı buyruğu olduğunu, yani Enlil tarafından atandıklarını kanıtlamak için Nippur kentine el koyarlardı. Nippur’u Sümer kralı adına Ensi denen bir başkan yönetirdi.

Deniz tanrıçası Nammu, gök tanrısı An, yer tanrıçası Ki (Ninhursag?), hava tanrısı Enlil ve eşi Ninlil gibi yukarıda adları anılanlar dışında Ludingirra daha pek çok başka Sümer tanrı ve tanrıçaları saymaktadır:
Nanna, Enki, tanrıça İnanna, Ninurta, İşkur, Utu, Nusku, Nidaba, tanrıça Ereşkigal, Dumuzi, tanrıça Geştinanna, Enkımdu, Ningişzida, tanrıça Nidapa, tanrıça Nanşe, Nindup, Ningirsu (Eninnu adlı bir tapınağı var) ve eşi tanrıça Bau (Lagaş kıralı Gudea, ona Lagaş kentinin kurucusu, kraliçem ve tanrıçam diye hitap eder),

ve Nusku. Nanna, Sümerler’de Ay tanrısı ve Ur kentinin koruyucu tanrısıdır. Ekişnugal adlı ünlü bir tapınağı/mabedi vardı. Ayrıca Nanna’nın karısı Ningal’den söz edilir. History Begins At Sumer adlı eserinde S. N. Kramer, eski Sümer kaynaklarında Ay tanrısının Nanna ve Sin olmak üzere iki isimli olduğuna işaret eder ve ay tanrısı Sin/Nanna’in Enlil’in oğlu olduğunu yazar.

Utu, Sümer Güneş tanrısıdır. Utu’nun kız kardeşi İnanna (Ninanna) Aşk tanrıçasıdır ve Uruk kenti tanrıçasıdır. Enlil’in torunudur. Çok sıcak ve ateşli olduğu düşünülen Venüs (dilbad) gezegeni ile özdeşleştirilir ve Sümerler’e sevgiyi ve sevmeyi onun öğrettiğine inanılır.

Sümer panteonunun en önemli tanrıçası olan İnanna’nın adı, ‘cennetin metresi’ anlamına geliyor. İnanna’nın bacısı Ereşkigal, yeraltı kraliçesidir. İnanna’nın kocası Dumuzi, Sümer çoban tanrısıdır.

Sümer krallarının belki de insanları güttüklerini düşündükleri için kendilerine ‘çoban’ dediklerine işaret eden Ludingirra, Dumuzi adında oldukça eski bir Sümer kralının varlığından ve Sümerlerin Kral Dumuzi’ye tanrı gözüyle baktığından söz eder. Ayrıca Şulgi adlı Sümer kralının tahta çıkar çıkmaz ‘Ben Tanrı’yım diyerek kendisini tanrı ilan edişine değinir (Şulgi, M.Ö. 2006 yılındaki Elam istilasında devrilen kral İbbisin’in babasıdır).

Böylece Ludingirra, bu örneklerle bilerek ya da bilmeyerek Sümer tanrılarının orijini konusunda açık bir fikir verir bize.

Tanrıça İnanna ise büyük olasılıkla bir rahibe-kraliçe idi. Çünkü, Sümerli yazar, bir Yeni Yıl Bayramı’nda Ekur Tapınağı’nda Sümer kıralı ile bir rahibenin evlendiklerini, ama bu olayın halka tanrı Dumuzi ile tanrıça İnanna’nın evliliği gibi duyurulduğunu anlatır ve bu törende kralın tanrıyı, rahibenin de tanrıçayı temsil ettiklerine işaret eder.

The Cambrıdge Ancient History (II, Part 2)’ye göre Dumu kelimesi Sümerce’de oğul/soy demektir. H. Zimmern, Enc. Of Religions And Ethicks adlı ansiklopedide Dumuzi kelimesinin anlamını ‘gerçek oğul/çocuk’ olarak açıklıyor ve bu adın bir şekli olan Tammuzteriminin de aynı anlama geldiğini söylüyor.

Dumuzi’nin kızkardeşi tanrıça Geştinanna, rüya yorumcusudur. Rüya yorumlayıcılardan biri de Nina kentindeki tanrıça Nanşe’dir. Enkımdu, Sümer çiftçi tanrısıdır. Dumuzi gibi o da aşk tanrıçası İnanna’ya aşık olur, onu elde etmek için Dumuzi’yle yarışır. Nindup ise, Sümer mimarlık tanrısıdır.

Sümer mitolojisinde Enlil’in yanısıra başka bir yaratıcı tanrı daha var. Su tanrısı Enki’dir bu. Ondan Eridu kentinin su tanrısı olarak da söz edilir. S. N. Kramer, History Begins At Sumer’de Enki’nin dipsiz su Abzu’da oturduğunu ve Abzu’nun da Eridu kentinde olduğunu yazmaktadır.

Arthur Cotterell’in A Dictionary Of World Mythology (1979)’de yer verdiği bir Sümer efsanesine göre, kil (çamur)’den insanlığı yaratan Enki’dir. Sippar kralı Ziusudra’ya Tufan’ı haber verip gemi yapmasını ve kendisini kurtarmasını söyleyen de odur. Enki, bir rivayete göre, insanların hayvanlar gibi kanunsuz ve kuralsız yaşadığı uzak bir geçmişte denizden ortaya çıkmıştır. Başlangıçta iki başlı ve balık-adam biçimlidir. İnsanlara bir günde uygarlığı (tarım, zanaat, mimari, büyü ve kanunu) öğretip geri denize döner.
Sümerler’in ilk insan olarak kabul ettiği Adapa (Sümerler’in Adem’i), efsaneye göre tanrı Enki’nin oğludur ve Tufan-öncesinin ilk Sümer kenti olan Eridu’nun kralıdır. Akad mitlerine göre konuşmayı (dili) Adapa keşfetmiştir. Tevrat’ın Adem’i, adı da dahil, Sümer mitolojisindeki Adapa’nın bir kopyesidir.

Bu konuyla ilgili diğer başlıklar:

….. http://sibelatasoy.com/?p=3458 … http://sibelatasoy.com/?p=2704 … http://sibelatasoy.com/?p=2093

8 Yorum

  • Mustafa Çalışkan 17 Aralık 2012, 00:06

    Z.Sitchiin Bende okudum ve oldukça etkilendim. 12.Gezegen harika bir kitap ve insanlara kendi kendine soru sormaya zorluyor. Bunun yanında bir arkadaş Alevilerdeki 40 lardan bahsetmiş, haklı birebir örtüşüyor neredeyse ve Sümerlerdede cem ayinleri ve 12 hizmetli var.

  • blackfoal 10 Eylül 2011, 15:35

    dikkat ederseniz bu aciklamalar geldikce daha cok tanriya inaniyoruz nefilimleri bunlarin ispatlanmasi sumer krallarinin ilk 5 inin 240 bin seneden fazla hukum surmelerinide bu arkeologlar buluyor daha cok bilgi var bunlarla pekistirecek goreceksiniz

  • Sibel 29 Ocak 2011, 19:09

    Güzel noktaları belirmişsiniz. Sümer ve gerisi çok muğlak. Bu konuyu Z.Sitchiin de epeyce yazdı. Benim aklıma ve iç sesime uygun çok şey vardı yazdıklarında. Şimdilik pek prim verilmiyor ama yakında çok daha ciddi boyutta önümüze gelirse şaşırmayacağım 🙂

  • SUZAN 29 Ocak 2011, 00:57

    Atrahasis efsanesi
    ‘Tanrılar insanlar gibi iken’ diye başlıyor’ Efsaneye göre Tanrılar başlarda hayli ağır işçilik yapıyor..

    Canları çıkıyor!.. (gülüyoruz) Tanrılar kanallar açıyorlar. Dicle Nehri’nin kıyısını temizliyorlar, evler yapıyorlar, ki Sumer inanışına göre, tanrılar bütün şehirleri hazırlayıp insanlara vermişlerdir. Hatta o kadar yoruluyorlar ki gidip baştanrıları, Enlil babaya gözyaşları içinde dert yanıyorlar. Ölümlülerin yaratılması fikri de böylece doğuyor.

    – Evet tam da burada Türklerdeki Şamanlık İzlerinin kökeniyle ilgili Atrahasis efsanesi aracılığıyla ortaya çıkardığınız bir bağlantıyı okuyoruz.. Davulların çalınması olayı…

    – Çok önemlidir; Tanrı kanı ile çamurun karıştırılarak insan şekli verilmesi ve insan olması sırasında olanlar. Tanrı ruhunun insanla bütünleşmesi… Çamur yoğruluyor insan yapılıyor, bütün Tanrılar onun üzerine tükürüyorlar. Bu olurken de davul çalınıyor Şamanlar gibi. Samuel Noah Kramer, ‘Sumerlerin Kurnaz Tanrısı: Enki’ adlı yapıtında şöyle yazar: ‘Davul ile Tanrı’nın etindeki ruh canlılarda onun işareti olarak bilinecek veya ilan edilecektir.’ Bu anlatış da Şamanlığa çok yakındır. Toprağın Tanrı kanıyla karışıp insan olup canlanmasını, Anadolu’da toprağın bereketini anlatan bir sözde de buluruz; ‘Kan düşse, can çıkar’.

  • SUZAN 25 Ocak 2011, 21:40

    yazıda geçen tanrılar meclisinin alevi tasavvufunda bulunan kırklar divanıyla bir bağlantısı olabilir mi..
    yada türk inanışındaki atalar divanı ile.
    bu ikisi bence temelinde birbiriyle aynı çünkü.
    ama sümer bağlantısı hiç dikkatimi çekmemişti.

  • Bilgehan Hanoğlu 05 Eylül 2010, 21:37

    Hiç bir şey gizli kalmaz..
    Bilim adamlarının akla mantığa dayanarak yapılan bu
    araştırmalar çoğaldıkça insanları köleleştiren
    inançların yerini akıl ve mantığın,geçekciliğin alacağına inanıyorum…
    Şunuda ilave etmek istiyorum
    Temeli bilime dayanmayan içeriği korku,dehşet dolu olan bir birinin kopyası olan kitaplar
    mutlaka(biz görmesekte)gelecekte ortadan kalkacaktır…

  • Bilgehan Hanoğlu 05 Eylül 2010, 21:30

    Yorumunuz…..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir