Soru-cevap/İnsan doğası

11 Aralık 2010

Eğer insan doğaları farklı farklı ise, onlara neden aynı kurallar uygulanıyor? Doğasına aykırı gelenler suçlu mudur?

Şöyle bir örnek üzerinden gitsek:

Diyelim ki bir kazan çamaşırınız birikmiş, bir çok değişik malzemeden üretilmiş, değişik renklerde kirli çamaşırlar!

Tek tek makineye atsanız zaman kaybı ve para kaybı olacak üstelik sizi bütün gün oyalayacak. Hele de daha önceden “hepsini bir arada yıkamaya kalkmak” gibi bir deneyiminiz olmamışsa, hiç düşünmeden makineye attınız ve içinde “iki tane çok kirli beyaz çorap var diye” dereceyi de 60 a ayarladınız.

E artık süre sonunda ne ile karşılaşacağınızı defalarca çamaşır yıkamış biri olarak ben söylemeye korkarım!

Şimdi bir çift çok kirli çorabın narına yandığımıza mı üzülsek?

Hep aynı renk ve cinsten elbise giymediğimize mi yansak?

Yıkama sürecinden en berbat çıkanların üstelik en kıymetli varlığımız (beyaz ve en hassas malzemeden pahalı bir gömlek!) olduğuna mı şaşırsak?

siyah ve kırmızı renkli olanlardan ve üstelik doğal malzeme kullanılmamış en ucuz giysilerin sapasağlam çıktığına mı üzülsek?

Bize hepsini tek tek yıkamak gerekli olduğunu tembih etmiş olan annemizi dinlemediğimize, kız arkadaşımızı hiç kaale almadığımızı aniden farketsek mi?

Yoksa bizi böyle koştur koştur acele işler yapmaya mecbur ediyor diye düzene, sisteme sunturlu küfürler atarak rahatlamaya mı çalışsak?

Tek tip giyilsin diyen sistemlerin, demek bazı durumlarda bir bildiğinin olduğunu kabul eder gibi mi olsak?

Şimdi bu nahoş hadisede suçlu kimdir? Doğasına aykırı gelen kimlerdir?

Şu kırmızı eşofman mı? bir çift çok kirli beyaz çorabınız mı? Ya da utanmadan 5 yaşında bir çocuğa uygun bedene indirgenmiş olan en pahalı yeşil kazağınız mı?

BU eşyalar birlikte yıkanacaklarından ve yıkandıklarından HABERLİ mi?

Haberli olsalardı bir uyarı yapma şansları olur muydu?

En nazik ve pahalı olanlar nasıl yıkanmaları gerektiğine dair uyarı plaketi ile gezerler. En kaba olanlarda uyarıya zaten gerek yoktur çünkü sonuçta onların rengi hakim olur.

Vallahi ben gerçekten bu durumda bir suçlu bulamıyorum? EKSİKlik görüyorum sadece… “yeterince çamaşır yıkama geçmişi”  EKSİKLİĞİ!

Sa

Ortaköy-2004

4 Yorum

  • Sibel 21 Aralık 2010, 01:56

    🙂

  • Turan 21 Aralık 2010, 01:20

    Olsun, ben kirli camasirimi ortada yikamak istedim :-)))

    Mevlanin da dedigi gibi “Herseyin iyisi ortadir.”

  • Sibel 21 Aralık 2010, 00:53

    Bu yazıda çamaşırlar ve onlarla ilgili her şey metafor olarak kullanılmıştır :)))

  • Turan 20 Aralık 2010, 15:56

    Esyalarin ne pahali ne de ucuz alindiginda, ne fazla renkli ne de fazla renksiz alindiginda her beraber yikamakta bir sorun görmüyorum. En azindan ben simdiye kadar camasirlari ayirmadim ve ayirmayi da düsünmüyorum. Bize anlatilan “beyaz ötesi beyazlara” da pek aldirmiyorum. Önemli olan dis güzelligi degildir, insanin ic güzelligidir. Bu sözler ne kadar da klasik olsalar da yine de dogruluk paylari var. Insanlar biraz daha kiyafetlere bakacaklarina karsidakinin gönlüne baksalar, isler daha kolay olacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir