Savaşçının El Kitabı -1

16 Kasım 2008

1. Karar vermeden önce iyice düşün, üzül;ama kararını verdikten sonra, kov aklından tasayı, düşünceyi ve öyle ilerle. Çünkü daha verilecek milyonlarca karar beklemektedir seni. Böyledir bir savaşçının yöntemi.

2. Kararsızlık içindeyken ölümü düşünür bir savaşçı.

3. Bilgi adamı olmak için, bi savaşçı olması gerekir insanın. Sızlayan bi çocuk değil!Pes etmeden, yakınmadan, çekinmeden, görene dek, hiçbişeyin hiçbi önemi olmadığını kavrayana dek çabalayıp durmalıdır.

4. Yalnızca bir savaşçı sürdürebilir yaşamını. Bi savaşçı beklediğini de bilir, ne beklediğini de. Beklerkende hiçbişi istemez. Bu bekleyiş sırasında küçücük bişi geçse eline, kocaman bişi gibi görünür bu. Canı yemek istese, bulur bi yolunu; aç değildir çünkü o. Onu bişi incitse, bulur bi yolunu acısını kesmenin;acı duymaz çünkü o. Açlık da acı çekmek de, o insanın özünü yitirdiğini gösterir, onun bi savaşçı olmadığını gösterir. İşte o zaman açlığın, acılaın etkisiyle ölür gider o kimse.

5. Savaşçı ölümünü aklından çıkarmaz.

6. Bi savaşçı,unutmak için istencini ve sabrını kullanmalıdır. Bunlarla yapamayacağı şey yoktur zaten.

7. Savaşçı, insanın istencinin geliştirilebileceği gerçeğini bilir ve bekler durur onun gelişmesini.

8. Bi savaşçı olmak için, insanın en başta kendi ölümüne değgin keskin bi bilinçlilik içinde olması koşulu vardır.

9. Bi savaşçı olmak için yapmamız gereken ikinci şey, yansızlıktır. O zaman , birden ölüverme düşüncesi, bi saplantı olmaktan çıkar ve seni ırgalamaz artık.

10. Savaşçı, ölümün bilinciyle ve yansızlığıyla ve kararlılığın verdiği güçle tüm eylemlerini belirli bi noktaya yönelterek yaşamını düzenler. Ölümünün bilinci, onu yansız kılar ve tutkularını dingincesine yönetmesine neden olur. En son verdiği kararlar, yerinmesine gerek kalmadan seçim yapabilmesine yol açarlar; ve yaptığı seçimler yaşam düzeni açısından en yerinde seçimlerdir. İşte böylece, savaşçı, her yaptığı işi tat ala ala ve büyük bi etkinlikle yürütür. Bi insan bu biçimde davranabiliyorsa, artık ona bi savaşçı diyebiliriz, sabırlı olmayı öğrenmiş diyebiliriz.

11. Sabırlılığı öğrenen bi savaşçı, artık istence yönelmiştir. Nasıl beklenileceğini bilir. Ölümü, yanıbaşında oturmuş beklemektedir – iki arkadaştırlar sanki. Ölümü, ona , gizemli biçimlerde neleri seçmesi gerektiğini, eylemlerini bi noktada toplayarak düzenli bi yaşamı nasıl sürdüreceğini önerip durmaktadır. Ve bekler savaşçı!Bi savaşçı acele etmeden öğrenir. Çünkü istencini beklediğini bilmektedir o. Ve birgün gelir, olağan durumlarda yapılmasına olanak bulunmayan bişeyi yapıverir. Bu olağandışı başarısından haberi bile yoktur kimi kez. Ne var ki, bu yapılamaz işleri yapıp durdukça yada başına olağandışı işler gele gele, bi tür gücün ortaya çıkıvermekte olduğunu çakıverir. Bilgi yolunda ilerledikçe gövdesinden yayılan bi güç. . Önceleri karnı arıncalanırmış gibi gelir ona; ya da bir türlü dinmeyen bi yanma duygusu. Çok geçmeden bi ağrıya bi tedirginliğe dönüşür bu. Kimi kez bu ağrı, bu tedirginlik öylesine çoğalır ki, aylarca çaresizlik içinde çırpınır, kıvranır savaşçı. Ne denli çok olursa bu çırpınış, o denli yararlı olur onun için. Büyük acılar, ulu bir gücü muştular. Kıvranışlar bitince, savaşçı her şeye karşı yabansı duygular içinde bulunduğunu görür. Gövdesinden , göbeğinin hemen altında ya da üstündeki bi yerden fışkıran bi duyguyla, istediği herşeye gerçekten dokunabildiğini bulgular. İşte, istençtir bu duygu. Ve savaşçı, onunla tutmayı becerince, artık o savaşçıya büyücü oldu denir- istencine kavuşmuş denir.

12. Bi savaşçı hiçbişeye kaptırmaz kendisini; kendi ölümüne bile,Bi savaşçı, bile bile ortak olmaz hiçbişeyle;kendini sakınır bi savaşçı. Eğer bi işe girişmişse, sokmuşsa burnunu bişeye, şunu iyi bilesin ki, ne yaptığının farkındadır o.

13. Bi savaşçı için yaşam koşulları, ölçüp biçip onlardan yararlanma alıştırmalarıdır.

14. Bi savaşçı boş yere kendisini koymaz ortaya. Yol ortasında durup marizlenmeyi beklemez. Ancak böyle davranarak bilinmezden korur kendisini.

15. Bi savaşçı hiçbi zaman aylak gezmez, acele de etmez.

16. Bi savaşçının ruhu düşkünlüklerden, yakınmalardan arınmıştır;kazanmanın yada yitirmenin bi anlamı kalmamıştır onun için. Yalnızca savaşmayı bilir bi savaşçı;ve her savaşı, bu dünya üzerindeki son savaşı gibi gelir ona. O yüzden savaşın sonu pek ırgalamaz onu. Ve son savaşı gelip çattığında, bırakıverir ruhunu uçsun diye berrak, özgür. . Ve çarpışa çarpışa, istencinin kusursuz bi şekilde sürdüğünün bilincinde, güler bi savaşçı, ve güler. . .

17. Savaşçı, kendi sünyasının nesnelerini özenle kendisi seçer. Çünkü seçtiği her nesne, kullanmak istediği güçlerin saldırısından korunacağı bi kalkandır.
18. Bi savaşçı, herşeye hakkını vermeyi öğrenir. İnsanların yaptığı şeyler, hiçbi durumda dünyadan daha önemli olamazlar. Ve bunu bilen bi savaşçı da dünyayı sonsuz bi giz kaynağı, ve insanların yaptığı şeyleri de sonsuz bi saçmalık diye ele alır.
IXTLAN YOLCULUĞU

19. Bir savaşçı, erk avlayan kusursuz bir avcıdır. Şayet bu avcılığında başarılı olursa, o takdirde bilgi adamı olabilir.

20. Bir savaşçı için , rüya görme bir gerçektir. Çünkü o rüyasında, ölçünmeli olarak eyleme geçebilir, bir şeyi seçer yada yadsır, bi sürü şey arasından erke ulaştıracak olan şeyi seçebilir, sonrada onları kendi çıkarına kullanabilir.

21. Savaşçının tininin yetkinliğini araması, insanlığımıza layık tek uğraştır.

22. Bu dünyada en zor şey bir savaşçının tavrını benimsemektir. Hüzünlenip yakınmak ve bunun için geçerli nedenlerin bulunduğuna inanmak, birisinin hep bize bişeyler yaptığını düşünmek_yararsız şeylerdir bunların hepsi. Hiçkimsenin hiçbi kimseye hiçbişi yaptığı falan yok, hele bi savaşçıya asla.

23. Bir savaşçının havası, kendini hem denetlemesi, hem de bırakmasını gerektirir.

24. Bir savaşçı kendi havasını kendi yaratır.

25. Savaşçı, bir avcıdır. O herşeyi hesaplar. Buna denetim denir. Ama hesaplamaları bir kez bitti mi, eyleme geçer,Bırakır kendisini. Buna da kendini bırakma denir. Bir savaşçı, rüzgarın önüne kattığı bir yaprak değildir. Kimse itip kakamaz onu;kimse ona kendisine yada onun sağduyusuna karşı bişeyler yaptıramaz. Bir savaşçı yaşamını sürdürmeye ayarlanmıştır ve olası en iyi biçimde sürdürür o yaşamı.

26. Bir savaşçı incitilebilir ama gücendirilemez

27. Savaşçının sanatlarından birisi de, belli bir amaçla dünyayı çökertmek ve sonra, yaşamını sürdürmek amacıyla onu yeniden biçimlendirmektir.

28. Bir savaşçı, kendisine sunulan lütufların karşılığını vermeden sırtını asla dönmez erke.

29. Her savaşçının öleceği bir yer vardır. Unutulmaz anılarla dolu, önemli olayların izlerini bıraktığı, gizlerin kendisine açıklandığı, kişisel erkini topladığı , gözünün bebeği gibi sevdiği bir yer. Bir savaşçı, ne zaman erk toplamak isterse, o yere dönmek zorundadır. Savaşçı oraya yolculuk yaparak yada rüya görme aracılığılya gider. Ve nihayet, bi gün bu dünyada ki zamanı tükenip de ölümünün omzuna dokunduğunu hissedince, her zaman anık olan tini, gözünün bebeği gibi sevdiği o yere uçar ve savaşçı orada ölümüne danseder.

30. Her bi savaşçının, yaşamı boyunca geliştirdiği belli bi geştaltı, belli bi erk duygusu vardır. Bi tür danstır bu. Kendi kişisel erkinin etkisi altında yaptığı bir devinme. Şayet ölmekte olan bir savaşçının erki sınırlıysa, kısa sürer bu dansı;ama erki görkemliyse, dansı da öyle olur. Ama erki ister kısıtlıi ister görkemli olsun, ölüm durup onun dünyadaki son durağına tanıklık eder. Yaşamının meşakkatini dansı bitene dek son defa hikaye etmekte olan bi savaşçıyı götüremez ölüm.

31. Bir savaşçı, erk avlarken, bi planı varmış gibi davranır. Zira kişisel erkine güvenmektedir. Bu davranışın kendisini en uygun bi biçimde eyleme geçirteceğine kesinlikle inanır.

32. Bir savaşçı kişisel erki ister küçük ister muazzam olsun, ona güvendiği takdirde kusursuzdur.

33. Bir savaşçı her zaman yapmanın gücünü, onu yap-mamaya çevirerek dengeler.

34. Sıradan insan, herbişeyin, doğru yada yanlış olmasına inanmıştır. Ama bi savaşçı öyle yapmaz. Sıradan insani doğru olduğu bildiği şeylerle ilgili belli bi şekilde, doğru olmadığını düşündükleriyle ilgili de başka bir şekilde davranır. Şayet kimi şeylerin doğru olduğu söyleniyorsa, o kimse belli bir takım eylemlere geçer ve yaptığı şeylere inanır. Ama kimi şeylerin doğru olmadığı söyleniyorsa, o takdirde o kimse eyleme geçmeye gerek görmez yada yapmakta olduğu şeye inanmaz. Öte yandan, bi savaşçı her iki durumda da eyleme geçer, Şayet kimi şeylerin doğru olduğu söylenmekteyse, “yapma” amacıyla eyleme geçecektir. Şayet kimi şeylerin doğru olmadığı söyleniyorsa, bu kez “yap-mama” amacıyla, gene eyleme geçecektir.

35. Bir savaşçı yaklaşımının en zor yanı, dünyanın bi duygu olduğunu kavramaktır.

36. Bir savaşçı kendi dünyasını bir av alanına çevirir. Bi avcı olarak, bir savaşçı kullanabilmek için yaratıldığını bilir. O nedenle herşeyini kullanır bu dünyanın. Bi savaşçı, istediği bi şeyi alıp kullanmaktan dolayı vicdan azabı çekmez hiç, ama şu var ki, bi savaşçının kendisi kullanıldığı ve kısıldığı takdirde aldırmaz buna ve onuru kırılmış gibi hissetmez.

37. Bi savaşçı düşmanıyla karşılaştığında ve o düşman sıradan bir ademoğlu değilse, karşı duruşuna geçmelidir.

38. Bir savaşçı yaşamını stratejik olarak yaşar. Başka kimselerle bi eyleme geçtiğinde, stratejik yapmasını izler, bu biçimdeki bi yapmada sadece eylemler vardır.

39. Herkesin önüne, savaşçı olsun yada olmasın, zaman zaman bi santimetre küplük fırsat çıkar. Sıradan bi insanla savaşçı arasındaki fark, savaşçının bunun farkına varmasındadır;savaşçının görevlerinden biri de, o bir santimetreküplük fırsat önüne çıkıverdiğinde onu yakalayabilmek için gerekli hıza ve cesarete sahip olabilmek amacıyla tetikte durmak ve ölçünmeli olarak, yani bile bile beklemektir.

40. Bilgi yolunda yalnızca bi savşçı sağ kalabilir. Zira bir savaşçının sanatı, bi insan olmanın dehşetiyle, bir insan olmanın görkemini dengelemektir.

41. Önemli olan bir savaşçının kusursuzluğudur.Bir savaşçının varacağı en önemli yer, özün bütünselliğidir.
42. Savaşçının özgüveniyle, sokaktaki adamın özgüveni aynı şey değildir. Sokaktaki adam, seyircinin gözündeki kesinliği arar, buna da özgüven der. Savaşçı ise kendi gözlerinde kusursuzluğu arar, buna alçakgönüllülük der. Sokaktaki adam arkadaşlarına çengellenmiştir. Savaşçı ise yalnızca kendine bağlıdır.
43. Bir savaşçı, payına düşeni sonsuz bir alçakgönüllülükle kabul eder. Ne olduğunu, kim olduğunu da alçakgönüllülükle kabullenir;üzülerek değil, hemde canlı bir meydan okuyuşla.
44. Savaşçı başını kimseye eğmez, ama aynı zamanda kimsenin ona baş eğmesine de izin vermez.
45. Bir savaşçı sakin olmalı, kendine hakim olmalı, denetimini hiçbir zaman yitirmemeli.
46. Bir savaşçı, ruhun dengesiz olduğu düşüncesinden yola çıkarak işe koyulur. Tam denetim ve bilinçlilik, acele etmeden yaşar, dengesini kazanmak için elinden gelenin daha iyisini yapar.
47. Yeryüzünde bir savaşçının yüzyüze gelemeyeceği hiçbirşey olamaz! Kendisini ölü kabul ettiği için zaten yitirecek bişeyciği kalmaz. En kötüsü başına gelmiştir. O halde dingin ve durudur. Onu edimlerine ve sözlerine göre yargılayan bir kişi, herşeye tanık olduğunu anlayamaz.
48. Savaşçı bilginin korku verici doğasını olurlarsa, korkutuculuğunu da geçersiz kılar.
49. Savaşçıya bilgi bir seferde gelir, onu içine çeker, sonra gecikmeden yoluna devam eder.
0. Bir savaşçı, “rüya görme” ve “görmenin” üstesinden gelip, bir de çift geliştirdiği 5sırada, aynı anda kişisel öyküsünü, kendine önem vermeyi ve alışkanlıklarını silip atmasını bilmesi gerekir.
51. Seyyal bir savaşçı, dünyayı artık tarih sırasına göre düşleyemez. Dünya da kendisi de artık onun için bir nesne olmaktan çıkar. O, ışıyan bir dünyanın, ışıldayan bir varlığıdır artık.
52. Savaşçılar, kafalarını duvara vurarak zafer kazanmazlar; duvarların üzerinden geçerek kazanırlar. Savaşçılar duvarların üstünden atlarlar; onları yıkmazlar.
53. Bir savaşçı hiçbirşey olmamış gibi davranır, çünkü hiçbirşeye inanmaz, ama herşeyi de görece değeriyle kabullenir. Kabullenmeden kabul eder, görmezden gelmeden görmezden gelir. Hiçbir zaman biliyormuş gibi yapmaz, hiçbir zaman da hiçbirşey olmuyormuş gibi. Altına yapacak denli korksa bile denetimi elinden bırakmaz. Böyle davranarak takıntılarını, kaygıyı yok eder.
54. Eğer bir savaşçı teselliye gerek duyuyorsa, yalnızca bir kişiyi seçip, karmaşasını, son ayrıntısına varıncaya kadar bu kişiye anlatır.Bir savaşçının, anlaşılmaya yada yardım görmeye gereksinimi yoktur; konuşarak, üstündeki baskıyı az da olsa azaltır. Tabii eğer konuşmaktan hoşlanıyorsa. Yok öyle değilse, kimseye birşey anlatmaz.
55. Bir savaşçının, erkin eline düştükten sonraki tek özgürlüğü, kusursuz bir yaşam yolu seçmektir.
56. Bir savaşçı, görme ve rüya görme yetisini yakaladıktan, ışıltısının bilincinde olduktan sonra, içinde başka şeylere karşı ilgi kalmaz.
57. Savaşçı, içinde bir yerlerde, bir şeyin, tüm değişimlerin bilincindedir. Savaşçının kesin ereği bu bilinci güçlendirmek ve sürdürmektir. Savaşçı, bunu temizler, parlatır ve çalışır durumda tutar.
58. Bir savaşçı ihtiyatı hiçbir zaman elden bırakmaz.
59. Savaşçı zorlu ölümle ölür. Ölümü, onu almak için savaşım vermelidir. Bir savaşçı kendini ona teslim etmez.
60. Savaşçının yolunda, kusura yer yoktur.
61. Savaşçıdaki “istenç” her türlü mantıksal karşı çıkışa rağmen gelişir.
62. Bir savaşçının gerçek sanatı, korkuyla merak duygusunu dengelemektir.
63. Kişi, bilgi yolunda yalnızca bir savaşçı olarak ayakta kalabilir. Savaşçı, hiçbirşeye yerinmez, hiçbirşeye üzülmez. Yaşamı bir meydan okumadır, meydan okuma iyi yada kötü olamaz. Meydan okuma , meydan okumadır.
64. Savaşçıların tüm yapma ve yap-mama durumlarında tek geçerli olan şey kişisel erktir.
65. Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki en temel ayrım, savaşçının her şeyi bir meydan okuma olarak görmesidir. Sıradan insan ise her şeyi, uğur yada uğursuzluk, kutsanmışlık yada lanet olarak ele alır.
66. Savaşçı dediğin esnek olmalıdır. İster akıl dünyası olsun, ister “istenç” çevresindeki dünyayla uyum içinde değişmeyi bilmelidir.
67. Savaşçı esnekleşip burun kıvırmasını bilir.
68. Bir savaşçının en içrek seçiminin dışa vurumu, dünyanın gizemine, açıklanamazlığına inanmak zorunda olmaktır. Bu eksikse , başka hiçbirşey de olamaz.
69. Bir savaşçının konumu, her an herşeyin farkında olmayı gerektirir.
70. Bir savaşçının edimlerinden biri de, hiçbirşeyin kendisini etki altına almasına izin vermemektir.
71. Savaşçının ne gördüğünü çözümlemeye zamanı yoktur. Görme görmedir, tüm bu saçmalığı delip geçer ve sana ulaşır.
72. Savaşçı güçlendikçe, görmesi de olması gerektiği gibi olur, yani dolaysız bilgi.
73. Bir savaşçı önce soru sorar ve görme yoluyla bir yanıt alır; ne var, bu yanıt, yalın bir yanıttır.
74. Bir savaşçının uyması gereken başlıca kurallardan biri de, kararlarını, sonradan olacakların kendisini habersiz yakalayıp erkini azaltmasına olanak tanımayacak biçimde almasıdır.
75. Savaşçının yolu uyumdur. Kararla eylem arasındaki uyum öncelikle, ikinci olarak da, tonal ve nagual arasındaki uyum.
76. Savaşçının sanatlarından biri de, nagualı, tonala destek verecek şekilde ortaya çıkarmasıdır.
77. Niyet, bir savaşçı için aradaki kapıdır. Ne taraftaysa, kapı öteki yan için kapanır.
78. Savaşçının çalışmalarının hedefi, tonalını cezbetmek yada büyülemek değil, saçmalamasını önlemek olmalıdır.
79. Savaşçı dediğin, nagualla yüzleşmeden önce, kusursuz olmayı ve içini kesinlikle boş tutabilmeyi öğrenmelidir.
80. Bir savaşçının tek seçeneği, tonal adasını süpürmek ve temiz tutmaktır. Temiz bir ada direnmez, zira direnç gösterecek birşey yoktur.
81. Bir savaşçının, tonalın ne zaman küçüleceğini, ne zaman durdurulması gerektiğini bilmesi gerekir. Savaşçı, tonalı küçültmek için çılgınca bir çabaya girmeyi bilmeli. Zamanı geldiğinde bu çabayı tersine döndürüp, tonalı durdurmayı da bilmeli. Tonal küçüldükten sonra savaşçı, kapıyı öte taraftan kapatır. Tonalına meydan okunmadığı ve gözleri sadece tonalının dünyasına ayarlı olduğu sürece, savaşçı duvarın güvenlikli tarafındadır. Kendi toprağındadır ve tüm kuralları bilir. Ama, tonalı küçüldüğünde, rüzgarlı tarafa geçmiş olur, işte bu açıklık, anında sıkıca kapatılmalıdır. Yoksa savrulur gider.
82. Savaşçının gizi, naguala nasıl ulaşılacağını bilmektir.
83. Bir savaşçı, istencini ayarlamayı öğrendi diyelim, ister bir noktaya yönlendirmek, ister herhangi birşey üzerine yoğunlaşmak için. Bu istenç, bedeninin orta bölümünden çıkan tek bir ışıklı telcik gibidir, aklına herhangi bir yere yönlendirebileceği bir telcik. Naguala giden yoldur işte bu telcik. Başka bir anlatımla, savaşçı, naguala bu telcik yoluyla batar. Savaşçı neşeli bir kişiyse, nagual da neşelidir. Savaşçı somurtkanın tekiyse, nagual da somurtkandır.
84. Savaşçı, erkin söylediklerini izler.
85. Savaşçı bir erk mahkumudur. Tek bir özgür seçim hakkı olan bir mahkum. Kusursuz bir savaşçı gibi davranmayla, bir aptal gibi davranma arasındaki seçim. Son tahlilde, savaşçı için erkin mahkumu değil, kölesi de diyebiliriz. Çünkü bu seçim artık bir seçim olmaktan çıkar onun için.
86. Bir savaşçı, tonalın buyruğuyla oluşturulmuş anlamlara boyun eğmez. Zira özünün bütünselliğinin bu dünyada geçirecek pek az zamanı olduğunu bilir.
87. Bir savaşçı umarsız olmaz. Ne de korkulu, şaşkın ve kuşkulu; hangi koşulda olursa olsun. Savaşçının yalnızca kusursuzluğa ayıracak zamanı vardır; tüm diğerleri erkini emer, kusursuzluksa onu erkle doldurur.
88. Savaşçı bilgi yolunda ilerledikçe, sol gözü herşeyi kavramaya başlar. Aslında bir savaşçının sol gözünün değişik bir görüntüsü vardır. Kimi zaman kısıktır, kimi zaman da öbüründen daha büyük yada daha küçüktür, yada bir biçimde değişiktir.
89. Savaşçı, doğru yürüme biçiminde, parmaklarını kıvırarak dikkati kollarına çeker; ardından, gözü odaklamadan , doğrudan önünde, ayağının ucuyla, ufuk arasında oluşan yaydaki herhangi bir noktaya bakarak “tonal”ını gerçekten malumatla doldurup taşırır. Tonal, betimlemesinin öğeleriyle birebir ilişkiyi kesmek zorunda kalınca, kendisiyle konuşamaz , böylece kişi de sessiz kalır.
90. Bir savaşçının en iyi hüneri, hiçbirşey istememektir.
91. Savaşçının hayatında karara bağlanmamış yalnızca tek bir şey, tek bir konu yer alır; kişinin erk ve bilgi yolunda ne denli uzağa gidebileceği. Bu, açıkta kalmış bir konudur, hiç kimse sonuçları hakkında fikir yürütemez.
92. Savaşçı, her şeyi mantığa vuramayacağını anladığında yenik düşmüş olur da, aklını güçlendirmek ve yenik aklını savunmak amacıyla olanca gücüyle çevresinde gördüğü her bir veriyi bir araya getirmeye başlar.
93. Savaşçının bilinmeyene yaptığı yolculuklar, tıpkı ölmek gibidir, elbet onun salkımındaki tekil duygular ayrışmayıp, kendi kendi birlikteliklerini yitirmeksizin bir parça genişler yalnızca. Oysa ölümdeyse, bunlar çok diplere batarlar ve daha önce hiç birim olmamaışlarcasına bağımsızca devinirler.
94. Bir savaşçı, acılardan ve kederlerden kaçamaz. Sadece bunlara düşkünlük göstermekten kaçınabilir.
95. Bir savaşçı daima hazır olmalıdır.
96. Bilinmeyene dalan savaşçının havası hüzün değildir; tersine , talihi yüzüne güldüğü, ruhu kusursuz olduğu, herşeyin ötesinde etkililiğinin ayırdına vardığı için neşelidir. Savaşçının sevinçliliği, yazgısını kabul etmekten, önündekini gerçek anlamda değerlendirmekten kaynaklanır.
97. Bir savaşçı her zaman sevinçlidir , çünkü sevgisi değişmez;bunu iyi bilen aşkı, yeryüzü, ona akla hayale gelmez armağanlar sunar. Üzüntü , yalnızca varlıklarına barınak sağlayan şeylerden nefret edenlere özgüdür.

hazırlayan: Hanife Altuntaş

-devamı: tıklayınız

5 Yorum

  • Sibel 19 Kasım 2010, 14:22

    Castaneda öğretilerini gurupça irdelemeye başladığım sıralarda aklıma gelmişti bir savaşçı el kitabı olsa diye. Bu fikri arkadaşlarımla paylaştım, acaba içlerinden birisi yolculuğumuz esnasında bu izleri toplayabilir mi diye. Hanife Altuntaş arkadaşımız titizlik ve devamlılık gerektiren bu işe talip oldu ve bu liste zaman içinde ortaya çıktı. Kendisine teşekkür ve sevgilerimi bir kez daha belirteyim.
    O zamanlar bu isimde bir kitap olacağını ya da olduğunu bilmiyordum tabi. Bizimki her zamanki gibi andan gelen saf bir talepti.
    Bu listeyi paylaşan çok sayıda site ve kişi olduğunu biliyorum, çoğu hazırlayanın ismini ihmal etmiş. Bu ihmal, savaşçının ruhuna uygun düşmese de, gün gelir onlar da anlar.
    Onurlandırmayı bilmeyen hep biraz eksik kalacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir