Gurdjieff at-araba örneği:

08 Aralık 2008
 İki atın koşulmuş olduğu perdeleri kapalı bir araba ve arabacı düşünelim. Atlar duyguları temsil etmektedir (hatta iki atın negatif ve pozitif duyguları temsil ettiği de söylenir.) Araba fizik bedeni temsil eder. Arabacı ise akıldır. Arabanın içinde bir kişi oturmaktadır, perdelerin arkasından yalnızca belli belirsiz bir siluet şeklinde algılarız onu. İşte o saklı kişi efendi dir. Yani içimizdeki gerçek BEN (bunu nasıl tarif edeceğimizi tam olarak bilemiyorum, belki bilinç altı bağlantımız, belki eğer öyle bir şey varsa ruhumuz ya da yüksek benliğimiz)
Şimdi buradaki aksiyon şöyle tecelli eder;Arabayı (fizik bedeni) harekete geçiren tek etken atlardır (duygular). Atlar harekete geçtiğinde araba yola çıkar. Arabacı (akıl) elindeki dizginlerle atların aşırılık yapmasını yan yollara sapmasını, ya da gereksiz hızlanmasını/durmasını engellemek üzere görev yapar.
Arabacı (yani akıl) bir emir kuludur, yolcuyu hedefe taşımak için arabayı salimen idare etmekle görevlidir. Arabacı, arabayı nereye götüreceği ile ilgili talimatı yolcudan almıştır ve bazen onun talimatlarına uygun olarak aksiyon değişiklikleri de yapar.
Buradaki sorun şudur derler; (ben de buna katılıyorum) Arabanın içindeki yolcu simgesel bir lisanla konuşmaktadır (işte bu sebeple onun bilinç altı olduğunu düşünüyorum) Arabacı bu lisanı bilmez fakat her nedense bildiğini varsayar!
İnsana tavsiye edilen ise simgesel lisanı öğrenmenin hayati bir durum olduğudur.

 Son ikibin yıldır, giderek artan oranda arabacının yetkileri artırılmış, hatta arabacının efendi olduğu yolunda her türlü empoze yapılmıştır, bu sebeple yetkisinin ve kabiliyetinin üstünde sorumlulukla donatılan arabacı (akıl) atlar üzerinde oldukça despot bir idare geliştirmiştir, çağımızın hastalığı kanser, depresyon gibi deformasyonların sebebi bu yanlış yetkilendirmedir bana göre.

7 Yorum

  • sevda 05 Mart 2009, 16:53

    DÜZELTME

    Dünyada olan hiçbir şeyin nedeni olmadığımı bildiğim halde…

  • sevda 05 Mart 2009, 16:51

    Sorular sorarak dünyada olmak durumunu anlamaya, anlamlandırmaya çalışırken, yıllar önce şöyle bir çıkarımım olmuştu” akıl; iki atlı araba gibi, biri başta, diğeri yürekte, atların ikisi de farklı yöne çekerse, aklın atları arabanın aks’ını parçalar” ve parçalana parçalana yeniden! durumunun cazibesine kapılarak devam ediyorum. Demem o ki, hiç hafif, huzurlu, rahat biri olamadım bu nedenle. Dünyada olan hiçbir şeyin nedeni olmadığımı bilmediğim halde üstelik…
    sevgilerimle

  • Editör 04 Mart 2009, 23:10

    Sitede bundan böyle konularla ilgili olmayan mesajlara yer verilmeyecektir.

  • Nurgul 02 Mart 2009, 21:15

    Gundijeff in bu örneği bence çok yetersiz.

    Akıl bilgi demektir,sembolik dille konuşuyor derken bile aklı kullanmaktadır.Yani kendi verdiği örneğin arabacısı oluyor bu durumda,öyleyse ona bu örneği verdiren efendiye bakalım,o efendi de insan doğasını açıklama arzusu olmalı ve vurgusu da çözümün akıldan değil de,sembolik dille konuşan bilinçaltı-asıl ben-efendiden geleceği yönünde.

    Gundijeff in durumla ilgiil hiçbirşey anlamadığı çok açık.Eğer verdiği örneği gerçekten savunuyor olsa ve kendi efendisinin ona bu örneği neden verdirdiğini yani o sembolik dili anlayabiliyor olsaydı bu örneği vermek yerine o sembolik dinleyerek yolculuğunu sürdürmeye devam ederdi.

    Kısacası kendisiyle çelişiyor.Söylediklerimizi söylerken onları yapamıyor oluruz,açıklamak ve yapmak ya da bilgi verirken bilgiye sahip kalmak imkansızdır.Bu durumda kısacası Gundijeff in bu örneği verdiğinde kendini bulamadığı sonucuna varmak çok da zor olmaz sanırım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir