Geçiyoruz günleri

15 Ekim 2012

Bilgiyi (insan deneyimi) açacaksınız, kabak çekirdeği gibi… Evet bu çekirdeğin açığa çıkmasidir, dünyaya mal olmasıdır, ölmeden ölmektir.

*

Dün arkadaşlarımızla güzel sohbetler yaptık,içtendi, meraklandırıcıydı.
Bi arkadaşımız babaannesinin bektaşi olduğunu söyledi, onun öykülerini yaşam şeklini anlattı bize. Bunlardan biri de üzüm şırası, şarap, üzüm rakısını bizzat elleriyle yapıp kendilerine içirdiğine dairdi. Acaba bektaşilerin üzümle ilişkisinin  sebebi nedir diye bi merak uyandırdı bende:)

*

Satürn Neptün dönemi, hayaller gerçek olacak mı?
Değil koskoca satürn ben bile(hahahahaha) hayallerinizi gerçek yapamam çünkü bunu ancak gerçekleştirme arzusu duyanlar yapar. O halde nedir satürnün katkısı, bana göre gerçekleştirme eğilimini kuvvetlendirici bi etki salıyor, koku gibi ses gibi bişey, böylece hayalin gerçekleşmesi için daha çok vesileyle karşılaşabiliyorsunuz. E bu da azımsanacak bişey değil.

Şu aralar ordan buradan kulağıma ağaoğlunun o plastik sesi çarpıyor: Tarih hayal edenleri değil gerçekleştirenleri yazarmışşş!
Noolmuş yani?
Sen adım tarihe yazılsınla ilgilenen bi sersem olmalısın (sersemleri de severim), değilse hayal olmadan gerçekleştirmenin de olmayacağını bilmen ve böyle ham sloganlar edinmemen gerekirdi.
never mind:)
Hayat güzel. Düşünüyorum da gerçekleştirmek istediğim ne var diye, hemen acilen aklıma gelmiyor velakin hayal hayal hayal…Ah işte Neptünyen olmak bölyle bi şey sanırsam. Kim takar tarihi! hahahahahahahaha
*
Bi konuşmayı dinlerken, eğer bu kalpten geliyorsa esin vericidir, çünkü konuşmanın manyetik etkisini bedeninizde hissedebilirsiniz. Birisi kalpten konuştuğunda bunun kimyasal etkisini bedeninizin içinde hissedebilirsiniz. Ama eğer beyinden geliyorsa? Offf esnersiniz, her dakka geri geri geri
Kalpten konuşmak duygulardan aşktan meşkten ya da tanrıdan konuşmak değil, sadece dışarı attığın (üzerinde ne kelime olduğu önemli değil), üflediğin enerjin, “ben o benim diye çınlayan bir tını” ki çoğu kez böyle konuşan biri ne yaptığının farkında bile değildir.
Sanırım adeta bir çığlık gibi çıkan ve adına  “ezber bozma” denen sıkıntıya isyan sözcüklerinin sebebi de budur. Ezber bozma, eskisini bırakıp yeni bir ezber edinme değildir şüphesiz, ezberi toptan terk edip, ben’den özünden üflemektir, çok samimidir dinleyen hiç kimse bundan şüphe duymaz.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir