Demiurgos’u bile seversiniz, az bekleyin :)

22 Mart 2015

Demiurgos’un biçimlendirdiği dünya gerçekten de robotlar içindi, tıpkı Matrix gibi ve İsa’nın son anında tanrısına seslendiği gibi: “baba onları affet çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar!”
Sistem hem ajanlarını hem de Neo’yu programa dahil etmiştir, her şey mükemmelen planlanmış, dahiyane.
İşte Kahramanın sonsuz yolculuğu bu sayede tekrar edip duracaktır. Bazıları gerçekten Demiurgos’un programından çıkıp kendi gerçekliklerini yapılandırmaya başlayan mimarlar olur, sonsuz paralel evrenler. Özgür irade’nin getirisidir bu ancak.

-Demiurgos, eski ahit’in sahte tanrısı gücünü bizleri cahil bırakmaya adamıştır. Hatta bu amaca hizmet etmeleri için incil’in melekler ve şeytanlar olarak adlandırdığı ve archonlar olarak bilinen varlıkları yaratmıştır. Yapmıştır çünkü insanlık gerçeği öğrenecek olursa o’nu bir kenara atıp asıl yazgısını aramaya başlayacaktır ki, bu da boşluk’tan ayrılıp tek gerçek tanrı ile yeniden birleşmektir. (Empathy / Adam Fawer)
Fawer haklıdır, onu özellikle Olasılıksızla çok sevmiştik. 🙂

Demiurgosla ilgili şu güzel özete göz atabilirsiniz, tıklayınız lütfen

Güneşli bir pazarda MANAnız bol, anlayışınız derin olsun frekanslar. Aloha

4 Yorum

  • Sibel 22 Mart 2015, 12:53

    Ben de memnun oldum, hoş geldiniz. Ve mesajınızdaki her sözcüğe katılıyorum. follow the white rabbit. Gerçi Garden Tiki’de beni siyah beyazlı bir tavşan karşılamıştı, sürpriz oldu çünkü güç hayvanım değil ve özellikle ilgimi çeken bir hayvan da değildi ama oluyor böyle sürprizler. 🙂

  • Zamanın Ötesi 22 Mart 2015, 10:49

    Evet, Ahmet. Memnun oldum Sibel Hanım 🙂 Kesinlikle, zaman mekan tanımayan bir enerji alanı içerisindeyiz ve ışık hızından daha hızlı bir veri aktarımından söz ediyoruz aslında bilimin ışığında bunlara şaşırmamak gerek bile ama bu tür küçük heyecanlar Demiurgos dünyasından bizi zıplatmak ve imkansıza (ya da imkansız gibi görünene) bilincimizi açmak için küçük ve etkili kıvılcımlar. Shakespeare haklıydı… Hayat bir oyun sahnesi. Demiurgosun da bir rolü var kuşkusuz. 1973 yapımı “The Holy Mountain” adından oldukça sıradışı bir film var. Film; tüm bu gizemlere, hayata bakış açımıza bir tokat gibi vuran bir finale sahip. Hayat bir oyun sahnesi ve belki de bu sahneden çıkıp senaristlerle oyun kurucularla ya da yönetmenle bir olmaya çalışmamız gerekiyor. Bu yolda bize verilen işaretler, eşzamanlılıklar hep sanki hayatımda en sevdiğim film olan Jim Carrey’li “Truman Show” filmindeki Truman’a içinde yaşadığı hayatın bir kurgu olduğunu, gerçek olmadığını göstermeye çalışan ve filmin başında Truman’a durmadan gelen işaretler gibi… Ben de kişisel olarak bu işaretleri takip ediyorum. O nedenle sloganım: İşaretleri takip et! Hepimize güzel oyunlar. 🙂

  • Sibel 22 Mart 2015, 10:23

    Aynen Ahmet bey, doğru mu söyledim?
    Ben sizin bloğunuzla daha önce tanıştım sanırım ve bu birbirimizi bulmalar harikulade eşzamanlıklar, dünyanın her yerinde birbirimizi buluyoruz artık, dağın başında yaşayan çoban bile olsa 🙂 Ne güzel değil mi

  • Zamanın Ötesi 22 Mart 2015, 10:10

    Eşzamanlılık, birleşik alanlar… Hayat küçüj mucizelerle dolu ve bunu çok seviyorum 🙂 İki gün önce uyku ile uyanıklık arasını araştırırken anahtar kelimelerden tesadüfen (hiçbirşey tesadüf değildir) blogunhzla tanıştım, hatta bileşik alanlar kuramı yazınız ilgimi çekmiş, üzerine düşünmüştüm. Bu gün blogunuzda benim yazıma link verdiğiniz bildirimi geldi ve çok şaşırdım. Öncelikle ilginiz ve paylaşımınjz için teşekkürler 🙂 Bu tür şeyler belki küçük eşzamanlılıklar ama ne kadar çok olursa olsun hep etkileniyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir