İnsan ve Bumerang
Felsefe ve Kuantum / 10 Haziran 2016

Arkadaşım Suzan Çal’ın  Anadolu aydınlanma vakfı dergisinin ‘SINIR’ temalı dergisinde yayınlanan özenli ve bir o kadar da samimi yazısını aşağıda sunuyorum. İnsanın varlık alemi içindeki döne döne oluşan mekanizmasını, çeşitli yönlerden resmeden yazısına “Bumerang” başlığı altında yer vermiş. ** Toprak ananın bağrına bir çizgi çekti biri, sonra çevirip içine kapandı. Yeryüzü haritalandı… Çizilen çizgiler; savunma, güven ve hayatta kalabilişinin sınırlarıydı. Cömertti toprak ana; bağrında büyüttüklerini, büyütenleri büyütebiliyordu. Onu sahiplenmek, belki onun bizi sahiplenmesinin garantisiydi. Bu garantilenme, ölümün bilinmeyene savurmasının, bir türlü hazır olunamayan noktasının geciktirilmesi ve varoluşun hayata içgüdüsel tutunmasıydı. Dışarıdaki çizgi önce içeride çiziliyordu, ne kadar tanım-tanıma-bilme varsa o kadar örüntülü bir desenin içinde, bilebildikleriyle bilinemeyene yürüyordu. Bu ‘bilen, öğrenen, merak eden ve bilmeyen kim?’ sorusu ne zaman geldi bilinmez. Rollo May’in işaret ettiği gibi, mağara resminin ressamının, çok incelikli bir gözlem ve zerafetle duvara çizdiği bizon zamanındadır belki. Hangi dürtü bu gözlemciye mağaranın duvarına uygun ölçeklerle mükemmel küçültülebilmiş bir bizonu çizdirdi acaba? Tüm insanlık tarihini, tek bir insanın düşüncesinin yürüyüşü olarak düşünürsek ilginç bir tablo çıkar karşımıza. Kişi kendine, ilk insanın bedeni içine koyup onun algısıyla başlayarak, bu güne yürümeyi  düşüncesinde kurmayı önerdiğinde, değişik bir perspektife de kendini taşımış olur. Belki mağara insanı yok şu an gezegende, ama…