Bilinmeyene Açlık
Carlos Castaneda , Urban Shaman / 27 Mart 2019

Her zaman söylediğimiz gibi, düşünce duyguların yönlendirmesiyle oluşur, dolayısıyla “düşünüyorum öyleyse varım” diye sevinmek duygularım olduğu için varım anlamına gelir. Oysa duygular da inançlar ve kabuller sayesinde oluşan kimyasal bir süreçtir. O halde aslında Descartes, “inançlar ve kabullerim var demek ki yaşıyorum” demek istemiştir ki bu da özellikli bir durum değil tüm varlık alemi için geçerli bir durumdur. Bunun ötesinde, bilinmeyene açıklık, inançlar/kabuller ve sistemlerin keyfiliğini anlamak ve bu sayede uyanmak söz konusu olur. Eski yıllarda Descartesin bu çıkarımında belki bir kelime oyunu ya da, tercüme sorunu olabileceğini sanmıştım, çünkü aslında düşünceden daha kıymetli olan onun üzerinde aktığı ekran olmalıydı yani zihin! Zihni bir TV ekranı gibi düşünmüştüm ve o ekran sayesinde yaşanmış ya da yaşanacak şeylerin tekrar gösterimlerini (filmler vs) defalarca izleme şansına sahip oluyor, yaşarken duygu yoğunluğu sebebiyle farkına varamadığımız detayları görebiliyor daha yansız bağlantılar kurabiliyoruz. Yani SOYUT işlemler yapabilme kapasitesi elde ediyoruz, işte bu övülesi bir durumdur. Aslında tolteklerin özetleme tekniğinden tutun da bir çok şifalanma tekniği ve bizzat Don Juan’ın büyücülerin soyut alemle ilişki kurmasının önemine vurgu yapan beyanları, şifa işlemlerinin ve çok boyutlu algıya geçmenin alıştırmaları-adımları için oldukça önemli bir işaret denebilir. Çevrendeki her insan senin enkarnasyonların, önceki mi sonraki mi enkarnasyonların bu da önemli değil, malum…

Dikkatim Nerede?
Urban Shaman / 29 Ekim 2016

Biyolog Rupert Sheldrake’e göre, bilincimiz onun morfik alanlar olarak adlandırdığı, görülmeyen kolektif alanlara bağlıdır. Bir grubun her üyesi kolektif morfik alana hem katkıda bulunur ve hem de bu morfik alanın toplam farkındalığına erişebilir. Her bir tür için, sayısız morfik alanlar mevcuttur. Yani bir davranışı yada düşünceyi belirli bir sayıda insan onaylayıp yaptıktan sonra o düşünce otomatikmen dünya genelinde herkesin aklına gelmeye ve yayılmaya başlıyor. Rupert Sheldrake’in izlenme hissi deneyi ilgimi çekiyor; Başka biri dikkatini bir insana yönlendirdiği zaman – o insan bunun bilmese bile – dikkatin yönlendirildiği insanın biyoenerji alanı değişir. Uzaktan şifa yöntemlerinin bu şekilde çalıştığını zaten biliyoruz ancak Dikkatin yönlendirilmesi konusu sadece şifa olayında geçerli değil ve nerdeyse hayatımızın tamamını kaplıyor bu işlem. Urban Shaman konseptini takip etmiş olanlar “dikkat” konusunda ne derece önem verildiğini hatırlayacaklardır. Kendimizi yaşam gibi zamanın kısa bir diliminde sadece evrenden gelip geçen kişiler olarak değil yaradılışa katılanlar olarak düşünmemiz kozmozun ne olduğu ve nasıl işlediği konusunda yeni bir algı biçimi gerektirir. Gerçeklik seviyelerinin altında yatan yaratıcı operasyona dikkat yöneltelim.  

Sorular- Cevaplar ve Rüzgar
esinti / 14 Eylül 2016

Dün gece epeydir merak ettiğim ve hatta açıklığa kavuşmadığı için şaşırdığım konuda sorular gitti evrene, sıkıntılı şeyler değil sadece merak saikiyle oldu, beklentisizce oldu ve sonra uyudum. Gece saat dörtte uyandım, kalkıp körfezi seyrettim. Her şey olağandı. Bir saat sonra tekrar uyumuşum, soruları çoktan unutmuşum, boş boşum. Sabah uyandım, sorularıma adeta kalem kalem ayrıntılı cevaplar verilmiş 🙂Eskisi gibi şaşırmıyorum pek, gülümsüyorum. Annem biraz telaşlandı gerçi aman yine mi o sıkıntılı sürece gireceksin (yazma süreci) diye, anneme göre bu zahmetin karşılığı yok ve o yavrusunu korumaya çalışan tipik anne 🙂İçimde her şeye karşı bir minnet duygusu var, hayrolsun inşallah. Cevaplar çok çeşitli olabilir, nerden geldiği de önemsiz zaten-lineerlikten medet ummayı bırakınca- Bu durumda önemli olan tek şey kalıyor; ben!   Bu cevapları üzerinde çalışmaya değer bulacak denli beğeniyor muyum? Ona gerçekliğe dönüşmesi için şans verecek miyim? Bütün bu işlemler esnasında bana coşkuyla eşlik edebilecek güçte mi? Kararı verecek olan ben olduğumdan bilincimin 3 yönü tarafından değerlendirilmesine fırsat vereceğim kısa bir süre 🙂  genelde öyle yaparım Bir de şu var sıkça gözlemlediğim; Bi şeyler olsun, değişsin istediğimiz durumlar var, hep olur, gayet insani. Bunların nasıl olacağını, ne yapmamız lazım diye çok irdelediğimizi hatta bazen bunları takıntı haline getirdiğimizi düşünüyorum. Oysa bi şekilde su akar…

Dikkatin Çekilimi ve Makia
Urban Shaman / 25 Nisan 2016

Bugün biraz Makia’dan bahsedeceğim; Enerji, dikkatin gittiği yere akar (soyut-somut).- (odaklanma)    3.Prensip Makia gereğince; enerji, dikkatin yönlendiği yere aktığına göre, şu anınızda     deneyimlemekte olduğunuz şeyler; alışkanlıklarınıza bağlı sürekli odaklanmış dikkatiniz sayesinde Ku  tarafından sağlanmaktadır (çünkü KU’nuz değiştirmediğiniz her minör enerji kalıbı için onayınızın  sürdüğünü var sayar). Dikkatimiz parlak objelere, yüksek sese , yoğun kokuya çekilir. Dikkatimiz, kaynağın çekimine uğrar. Bu ne demektir? Yani dikkatimizi yönelttiğimiz şey aslında bizi çekmektedir, kaynak odur. Hayvanlar (mesela karga) , çocuklar, kadınlar parlak şeylere dikkat kesilirler. İnsanın parlak madenlere giysilere, takı ve taçlara düşkünlüğü bu sebepledir, böylece başkalarının dikkatinden yararlanabilirler (Tanrılar ve tanrıçalar ve onların devamı kral ve kraliçeler hep bunu uygulamışlar) Bu bahsedilenler 5 duyumuza hitap eden şeyler olmakla birlikte 6. duyumuza hitabeden şeylere de dikkat -farkında olmadan- gider. Mesela etkin aurası olan insanlar, yerler, erk yüklü objeler 5 duyu organıyla algılanmasa da dikkatimizi talep eder. Aumakuasıyla etkin ilişkisi olan insanlar, kendiliğinden parlak/gürültülü ve kokulu olan şeylerden ziyade, tam ihtiyaçları olduğu anda salt kendilerinin fark edebildiği, tinin sadece o an parlattığı şeyleri görebilirler. Tesadüf ya da şans diye veya melek koruması şeklinde ifade edilen buluşmaların altında bu gelişmiş fizik yatar. Aloha

Çok boyutlu İletişim
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 04 Mart 2016

Hawaii şamanlığında ilişki kurmak her şeyin önünde gelir çünkü gerçek iletişim ile hastalıkların ve sorunların giderilebildiğinin farkında olmuşlardır. “Sezgiyle, lineer mantığı bir kenara koymayı ve lineer olmayan fikirlerin bilincinizin sahnesinde oynamasının güzelliğine izin vermeyi öğrenmelisiniz. Bu hayatta kalmanıza veya dostlarınızın yaptığınız şey ile ilgili düşündüklerine uymayabilir, ama yaşamınızı zenginleştirir. Düşünme şeklinizi değiştirmek zordur.” der Kryon. “Eylemler iletişimdir. Partnerim Kristal ızgaradan ve onun İnsan eylemini nasıl hatırladığından söz eder, örneğin geçmişte savaş alanında gerçekleşen şeyle ilgili. Savaşın enerjisi hala oradadır ve size aktarılır ve birçokları bunu hissedebilir. Bunun mekanikleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Geçmişte orada gerçekleşmiş olan şeyden gelen bu iletişim ölüm, drama ve korku kavramlarını kapsar. Enerji Kristal Izgara tarafından epifinize aktarılır ve lineer iletişim değil, duygu kavramları vasıtasıyla size gelir. Birçok insan bunu hissedebilir ve birçoğu hissedemez. Enerjiyi hissetmeye alışık olanlar bunu ilk anlayan ve hissedenlerdir. Bazılarınız bunda iyisiniz ve nereye giderseniz gidin enerjiyi hissedebildiğiniz gerçeğinden gurur duyuyorsunuz. Grubun enerjisini hissedebilirsiniz; toprakların enerjisi hissedebilirsiniz, Kristal Izgarayı hissedebilirsiniz ve durumların enerjisini hissedebilirsiniz. Ama hissettiğiniz şey nedir? En iyi ihtimalle, bu ruh iletişimidir! Sezgisel benliğinize konuşan ızgaradır. Beyinden gelmez ve entellektüel değildir. Bu fiziktir. Epifiz vasıtasıyla alıyorsunuz, onu yorumluyorsunuz ve bilgiyi lineer olmayan formda alıyorsunuz. Savaş alanı vakasında, durduğunuz zeminde bir şeyler…

Makia ve Meditasyon
Urban Shaman / 13 Temmuz 2015

Odaklanmış dikkatinizi herhangi bir şeye angaje ettiğinizde meditasyon yapmaktasınız. Bunun belirtisi yalnızca meditasyon esnasında neye baktığınız, neyi dinlediğiniz veya neyi konuştuğunuza eşdeğer değildir, bütün bunların ve daha fazlasının, hatta alışkanlıklarınıza dair kabullerinizin bütününde ortaya çıkmaktadır. Lono’nuz medite olduğunda KU’nuz da derhal ona katılır. Şamanın yolunda öğrenilecek ilk şeylerden biri; Lono ve Ku’nun aynı zamanda aynı şeye medite olabilmelerini sağlamaktır, işte o zaman sihir ortaya çıkar. 3.Prensip Makia gereğince; enerji dikkatin yönlendiği yere aktığına göre, şu anınızda deneyimlemekte olduğunuz şeyler; alışkanlıklarınıza bağlı sürekli odaklanmış dikkatiniz sayesinde Ku tarafından sağlanmaktadır (çünkü KU’nuz değiştirmediğiniz her minör enerji kalıbı için onayınızın sürdüğünü varsayar) . Eğer mevcut hayatınızdan memnunsanız, böyle devam etmesi de gayet iyidir fakat eğer memnun değilseniz bu durumda KU’nun dikkatini yeni bir kalıba dönüştürebilmenin yolunu bulmalısınız. İşte meditasyon ve hipnoz bu iş için gayet uygun araçlardır. * Yeni bir birleşim noktasında (yeni algı noktası/yeni gerçeklik) kalıcı olmak, eskisine defalarca geri dönmeyi gerektirir, olgunlaşma ve dengeleme sürecidir bu. Hepimize ve her düzeyde işleyen mekanizma budur. Dikiş makinası nasıl diker, ya da elde bir paçayı çevirirken nasıl dikiyorsunuz? İleri ve eski noktaya gidiş gelişler gerekir, hele dikişi bitireceğiniz zaman makinacı son noktayı öncekine dört beş kez bağlar! Seyrederseniz daha iyi pekişir, tıpkı yeni birleşim…

Dikkat Dağıtıcılık
esinti , YENİ DÜNYA / 29 Haziran 2015

Dünyada pek çok insan dikkatini sanal iletişime akıtırken, dünyanın fizik maddeleri üzerindeki “gerçeksin sen gerçek kal” baskısı azalmış oluyor ve belki bazı yeni düzenlemeler için bu bir fırsattır. Kimbilir Geri döndüğünüzde bir bakmışsınız rüya/nesnel gerçeklik değişmiş 🙂 Dikkat dağıtıcılık çok temel bir gerçeklik değişimi enstrümanıdır. * “Her yer AVM, çalışmak isteyen yok” diyenlere cevaben: Köle gibi çalışılan binlerce yıl geçiren insanın biraz yorulmuş olması doğaldır ancak bir zaman sonra (hatta hemen yakında-dünya çapındaki depresyon illetinin sebebi bulunduğunda) yoğun çalışmanın insan doğası üzerine binen kaotik baskıyı fark etmemek için alınmış bir önlem olduğu ve insanın bu ezici basıncı karşılayabilecek bilinci henüz edinemedikleri ortaya çıkacak. sabırlı olun * Esneklik yumuşaklık değildir. Yumuşaklık, sorun çıkmasın eğilimiyle hareket eder, kavgadan hoşlanmaz ve tabi bu isteğini/eğilimini birçok kez hoşuna gitmeyen şeyler yapmak ya da yerlerde bulunmakla öder fakat eğilimini sürdürebildiği için dışardan göründüğü gibi “ezilen” değildir onun hisleri, memnundur . Diğer yandan esneklik, bununla hemen hiç bağdaşmaz; esneklik, her yerin, her kişinin, her durumun doğru olduğunu bilmektir! Bilir çünkü esnek olduğundan yerinden kolayca kalkar 360 derece hareket edebilir. İşte bu sebeple esneklik ustalara atfedilen bir özelliktir. Esneklik öğretilebilir, tarif edilebilir bir şey değil. Onu elde edebilmek için önce “Kesin inançlı” oluyorsun, sonra kesin inançlılarla oyunu sürdürebilmenin…

Odaklanma ihtiyacı neye dönüşüyor?
esinti , Urban Shaman / 02 Nisan 2015

O kadar çok ilgi çekici şey var ki, insanın odağını bir noktada sabitlemesi artık benim için bile güçleşti (konsantrasyonum doğuştan pek iyi olmuştur), sebebi ise odaklandığım konu sabit değil ki benim dikkatim sabitlenebilsin! Sanırım giderek lineerde kalmak için çaba sarfetmek gerekecek, ya da ipin ucunu salacağız, çok boyutluluğun içindeki şeyler birbirimizi görür anlar hale geleceğiz, gerçekten bilemiyorum 🙂 Günaydın sevgili frekanslar. Aloha Mucize, ancak onu bir mucize olarak görmeye hazırlıklı olanlara görünür, diğerleri için görünür değildir, o yüzden de yoktur; aslında nesnelerin ve günlük olayların içinde gizlenir. Eliade * Aloha arkadaşlar, dün (31 Mart) bugün bedeninde farklı şeyler hissedenler oldu mu? Bunları konuşmamızda fayda var, dış rüyamızda bir hareketlenme oldu, belirgin bir değişimin alanına girdik. Doğrusu bunu ilk kez 99 depreminden sonra (oysa deprem olayını yaşamadım bile mesafe olarak çok uzaktaydım), ikinci kez 11 Eylül olayında ve üçüncü kez de bir haftadır, özellikle dün pik yapar biçimde hissettim. Elbet bunların etkileşimleri ve gözle görülür hale gelmesi dalgalar halinde zaman içinde önümüzde belirecek. Sizden özellikle 11 Nisana kadar çok derin nefes egzersizleri yapmanızı, çok bol su içmenizi ve bedensel ve diğer tepkilerinizi dikkatle izlemenizi ve mümkün olduğu kadar bizimle paylaşmanızı rica ediyorum. * Bu gece oldukça uzun ve detaylı rüyalar gördüm,…

Neye inanacağınızı seçin!
esinti , Felsefe ve Kuantum / 20 Mart 2015

Güzel bir sunum –tıklayınız-, en azından 20 dakikamı yararlı bir şey yaptığıma dair bir hisle tüketmiş/kazanmış oldum (Herkes gibi benim de zamanım en kıymetli şeyim). Aslında tam ve açık şekilde ifade edilmiş olmasa da konuşmanın sonlarında ortaya çıkan koku (sunumu yapanın sözcükle ifade etmediği ancak tezini oturttuğu esas), inanmanın bir seçim işi olduğudur. Nasıl yani diyebilirsiniz 🙂 Çok basit aslında; dış gerçeklikler (dış rüya), iç gerçekliklerin(iç rüya) vücut bulmuş – hem de her türlü madde yoğunluğunda (bunların sanal ve gerçek diye ikiye ayrılmadığını artık biliyoruz, bu sonsuz bir spekturum ) vücut bulmuş olduğunu bildiğimize göre, inandığımız şeyin uygun bir süre (öznel ne nesnel olanların gerçekleşme süreleri farklıdır doğal olarak) içinde görünür(!) olması kaçınılmazdır. O halde bizim özgür irade dediğimiz şey; neye inanacağımızın seçimidir basitçe. Bu prosesin insan tarihi boyunca yöntemleri ve uygulamalarını seyredip duruyoruz. Aslında olay tam olarak inanma da değil, inanmadığınızı düşündüğünüz şeylerdir de! Bu her zaman iki yönü kesen bıçaktır. Sihir(!), dikkatinizi neyin üzerinde tuttuğunuzdur. Dikkatinizi verdiğiniz şey, su vererek büyüttüğünüz her şey gibi büyür gelişir, sanaldan gerçeğe doğru ilerler ilerler ilerler. Bir de bakmışsınız görüyorsunuz! Süper, şeker bir konudur bu (Hepsi tam tekmil Urban Shaman konseptinde bulunabilir.) 🙂 Bu Özette (Her Şeyin Teorisi adlı kitaptan) görüleceği üzere…

Yoklar ülkesine yolcu

Dikkatiniz sizsiniz, siz de sevgisiniz. Bunun lami cimi yok. sa Dikkatinle o şeye- her neyse- kendini katıyorsun. Anneler-babalar çocuklarına, öğretmenler öğrencilerine, müdür elemanına, ısrarla şöyle der “dikkatini ver şu şeye!” Bunun enerjisel alandaki anlamı şudur sanırım: Kendini ver -çünkü sen sevgisin- eğer iyice verirsen bu şey zamanda kalıcı olmaya, GERÇEK OLMAYA DEVAM EDEBİLECEK, aksi takdirde yoklar ülkesine yolcu 🙂 Bu konu en iyi Bir Kadını Öldürmek kitabında incelenmişti. Bilmiyorum buna ekleyebilecek bi şeyler bulabilecek miyim? ** Bu gece son zamanlarda özlediim fantastik rüyalara gittim, çok sevinçli kalktım. Örneğin birinde çok hızlı gelen bi otobüsün içinden geçiyorduk, sadece hafif bi rüzgar hissediliyordu o kadar. Defalarca denememe izin verdiler, süperdi  🙂 Diğer birini çok denedik anlayamadım, tanımlayamadığım bi canlının tanımlayamadığım bi hareketi ya da düşkünlüğü ile ilgiliydi. Düşkünlük diyorum çünkü hep aynı tarz bişey yapıyordu ve bunu araştırırken mi yoksa yanlışıkla mı bulmuş olan bi ekip vardı, onlar da  anlamakta aciz kalmışlardı. Ekibin başı  Da Vinci’yi (dizideki) andırıyordu sanki. Bir başka rüyada ise bi ev kiralamak için gidiyordum, eski ve güzel bir bina,sahibi giriş katında açık mutfakta neşeyle bişeyler yapan orta yaşın üstü gibi konuşkan bi adam. Ben onun da mı binada oturduğunu öğrenmek istiyorum ama yarım yamalak bi cvp veriyor. Nihayet…

Acımak: Sevgi noksanlığı
esinti / 14 Şubat 2012

Acımaya gerek mi vardı, Kimseyi fakir yapmasak; Ve Merhamet de gereksizdi, Herkes bizceleyin mutluyken; William Blake ** Bir yerinden bişey koparsa acır; çünkü sen sevginin ta kendisisin. Sevginin kaybı acı verir. ** Dikkatinize dikkat edin frekanslar. Bunu ikibin yılından beri yazarım. Belki tuzağa düşmemek için kendime hatırlatmalar yapıyorum; çünkü dünya ortamında kendimizi tuzağa düşürecek öyle şahane senaryolar var  ki! Üçünden beşinden sıyırsanız altıncının tuzağına kolayca düşebilirsiniz. Şimdi ve burada yaşamanın ne demek olduğunun otuz yıldır lafı edildiği halde ne demek olduğunun anlaşılamaması bile bir yönümüzün buna şiddetle karşı çıktığının göstergesi. İnsanlar basit şey istemiyorlar, karışık ve karmaşık şeyler içinde kaybolup gitmek onlara DEĞİŞMEMEK için büyük bi garanti sunuyor. Aman dönüşülemesin de ne olursa olsun! Gerçekten insan frekanslarım durumu abartmadım. Gelin bu döngülerden çıkalım, korkacak bi şey yok bunda.(Tıklayınız) **

Bu yıl gerçekten başkaymış!
esinti / 02 Şubat 2012

Modası geçmiş yöntemleri, kullana kullana eskimiş, her bi tarafına cinsellik/güç arzusu/korku sinmiş kelimeleri kaldırıp bi yardan aşağı atma eğilimindeyim. Yeni kelimeler, yeni söylemler ve yöntemler bulabilecek kadar aklımız, yaratıcılığımız, isteğimiz yok mu bizim? Şu alışkanlık denen yapışkan bulaşıklığı, hele gerçekten istediğimiz bi şeyleri yapma iki fiili arasında yaşanan boşluklara hemen zihinsel konuşmaların hiç izin almadan, arsızca sızıverebilmesini şiddetle kınıyorum 🙂 Her biri önüme geldiğinde çok kes-k-in kovalıyorum, hiç tahammülüm kalmadı yaw! Eski sabırlı sibelden eser yok ortada! Gerçi kendimi tanımlamaya ya da tanımlatmaya da şiddetli bi tepki geliyor içimden dışarı doğru. Gerçekten bu yıl başkaymış ** Çok şiddetli bi basınç algıladık. Saate bakmadım ancak 12 civarlarıydı sanırım, epeyce sürdü, yeni yeni gevşeme belirtileri var. Diyelim ki ilk baskı 10 üzerinden 8 ise şu an 5’e indi gibi. Adeta bişey bizi ezdi geçti! Hala hayattayız benim bildiğim bu, şapşaneyiz. (bendenizin rasathanesinden yayın-BRY) Bunu algılayanlar muhtemelen şu sıralar kendileri ile ilgili en önemli sorunu duyumsadılar onu düşündüler ve bu basıncın o sorundan kaynaklandığını sandılar. Aman deyim bi karar almayın basınç geçene kadar. Gerçekten de kişisel olmaktan uzak bişeydi! ** Genelde de bu tür yayın yapmam (bugün neden yaptım bilinmez), dikkatimi ona vermek istemem. Malum dikkatinizi yönelttiğiniz ŞEY kendisini çağırdığınız sanısına kapılır, davete…

Aşka dikkat verdik
esinti / 09 Ağustos 2011

Uyumlu frekanslardan aşk değil arkadaşlık hatta ömürlük dostluklar, yoldaşlıklar çıkar.  AŞK ise büyüteçtir! Hem de güneşin altına konulmuşundan! ** Aşk, iki farklı hattın rayının makasa girdiği andır! Bu sebeple geçicidir ancak istikamet değişikliği için mecburidir. ** Doğal makas değişimi yedi yılda bir olur. Altın makas! ** Dikkatini verdiğin şeye akıyorsun, yani SEN akıyor! Hatta bir süre için kayboluyorsun. Ne zamana kadar? Dikkatini başka bi şey talep ettiğinde değil mi? O zaman dikkat nedir? Şüphesiz ki dikkatin SENsin! Dikkat avcılarına dikkat!!! Onlar profesyonel avcılardır. ** Oysa karnı acıktığı için ormanda bi kuş avlamaya, ya da balık tutmaya çalışan amatör masumdur, çünkü o AŞKa davetiyedir. ** Öncelikle sevginin bir duygu olmadığı konusunda anlaşmamız gerekiyor. Çünkü “duygular” bir düşüncenin ürünüdürler, oysa sevgi/AŞK bir düşünce edimi değildir. Varlığımızın yansımasıdır bir anlamda, eğer onu dışarı yansıtırsanız, dikkatiniz bişeye yönelmiş demektir, ya da aynı şekilde içinize de yöneltebilirsiniz onu.(Bakınız) ** AŞK, bi haldir, makastaki halimiz. Bu sanrılık bi haldir! İşte eski zaman şamanları kendi istekleri ile makasa girer, istekleri ile çıkabilirlerdi. Bu işlemi sorunlara şifa getirmek için yaparlardı. Onlar yedi yıllık doğal sürece tabi değiller. ** İnsan, faaliyetinin bütün çizgilerinde ‘entervallerin’ zamanını tanımayı ve ‘ilave şokları’ yaratmayı, diğer bir ifade ile kozmik kuvvetlerin gerekli anlarda, ‘ilave…

Oyunun mükemmel maddesi…
Felsefe ve Kuantum / 31 Mart 2010

Oyunun mükemmel maddesi ve manası, insanın bilerek ya da bilmeyerek  ilgisiyle şekil alır ve sonsuzca sürebilir. Şimdi hemen bunu unutalım. Çünkü Yeryüzü yani dişi cinsi, deşifre edilmekten nefret eder. Ve onun gazabına uğramak istemeyiz. Bilecek ancak bilmediğinize kendinizi ikna edeceksiniz. Görecek, görmemiş gibi yapacaksınız. İsterken istemiyor gibi olacaksınız. Kendin olmadan kendin olmayı başarmalısınız. Yani İKİ arada BİR derede kalınız. (BKÖ’den alıntı)

Dikkat Enerjisi=Sevgi
Felsefe ve Kuantum / 13 Mart 2009

Sevgiyi bir kelime olarak almak, onu kavramsallaştırmak sanırım biz insanlar için oldukça talihsiz bir edim oldu. Oysa son derece basit refleksin sonucudur o, en yalın haliyle dikkatiniz “sevgi diye isimlendirilen” işlevdir. Örneğin bir objeye yönelttiğiniz dikkatiniz, kızgınlık veya nefret duygusu ile desteklenmiş olsa bile bu sevgidir. Tuhaf geliyor kulağa değil mi? Öncelikle sevginin bir duygu olmadığı konusunda anlaşmamız gerekiyor. Çünkü “duygular” bir düşüncenin ürünüdürler, oysa sevgi bir düşünce edimi değildir. Varlığımızın yansımasıdır bir anlamda, eğer onu dışarı yansıtırsanız, dikkatiniz bişeye yönelmiş demektir, ya da aynı şekilde içinize de yöneltebilirsiniz onu. Bu konuya BKÖ’de oldukça büyük yer verilmişti: Yeniden çok önemli bir konuya geri dönmek istiyorum; ilgi enerjisi… Buna belki yoğunlaşmış dikkat de diyebiliriz. İnsan için hayati öneme haiz olan dikkat , enerji alışverişinin bildiğim en belirgin şeklidir. İnsan dikkat gösterdiği her şeye görünmeyen ama çok güçlü halatlarla bağlanır. Bu bazen onu düştüğü denizden kurtarır, bazen de köleliğinin garantisi olur. Her iki şekilde kullanımı da mümkündür  ve insan hayatında her iki yolu da defalarca yaşar. İnsanın algısının bulunduğu yer onun yerleşik olduğu konumdur demiştik. Ve her bir konumdayken belli bir enerji seviyesinde olur. İnsanın herhangi bir andaki enerji kesiti alınsa belli miktarda enerji stoku olduğu görülebilir. Bu tıpkı banka hesabınızdaki para…