Kolye değil Quipu!
Güzel Haberler , Urban Shaman / 29 Haziran 2017

Kolye değil Quipu! Quipu ya da khipu (veya bir diğer adıyla “konuşma düğümleri”) quechua dilinde « düğüm » ve « hesap » anlamına gelmekte olup, İnka İmparatorluğu’nda ve And Dağları bölgesindeki İnka-öncesi topluluklarda kullanılan bir kayıt ve hesap sistemidir.   Terim günümüzde İnka yönetiminin imparatorluk halkına ve ekonomosine ilişkin istatistiki verilerin sayımı için kullandığı araçları ifade etmek üzere de kullanılmaktadır. Yazıya sahip olmayan İnka yönetimi doğal sayıları çeşitli renklerdeki sicimler üzerine düğüm silsileleri oluşturma yoluyla temsil etmekteydi ki, bu işaretler bütününe quipu adı verilir. Quipu sistemiyle tarihi olaylar da kaydedilebilmekteydi. *Sümer yazı sistemine batıdan bir alternatif 🙂 *

Dünya Tarihi – Bölüm 2
Anadolu-Sümerler-şaman , esinti / 13 Mayıs 2013

  M.Ö. 75,000 – M.Ö. 11,000   M.Ö. 75,000 yıllarında bir buzul çağı daha yaşandı ve bir kez daha, insanlık hayatta kalma kavgasına girişti; ama bazı kültürler diğerlerinden daha iyi durumdaydı ve gelişim basamaklarını daha hızlı çıkıyordu. Özellikle bir grup, sizin onlara verdiğiniz isimle, Cro-Magnon İnsan idi. Diğer birçoklarının arasında, bu grup hiç bozulmadan kaldı. Zaman içinde ölen diğer grupların bireyleri, Cro-Magnon grupta enkarne oldular ve yeni gelen ruhlar sayesinde gelişim hızlandı. M.Ö. 50,000 yıllarında, çok önemli bir olay oldu. Dünya ısınıyordu ve gelişim bütün hızıyla devam ediyordu. Enki ve Nin, Ruhsal Hiyerarşi’den ve Christos Sirianları’ndan, bir kez daha insan bedenlerini geliştirmek için emir aldılar. Bu kez fiziksel ve zihinsel gelişimden çok, ruhsal gelişim amaçtı. Bu kısmı tarihinizle birleştirmeden önce, gezegenin geri kalanında olan bitenlere bir göz atalım. Yu, Rama, Lemuria, Mısır ve yeni Maya imparatorlukları, insan nüfusunu tehdit eden dinozorları ve diğer büyük hayvanları yok etmek için bir yol bulmak üzere Atlantis’e temsilciler gönderiyorlardı. Buldukları çözüm, büyük hayvan soyunun kökünü kazırken, birçok insanın da ölümüyle sonuçlandı. Bu da yine Dünya’nın İlahi Planı ile uyumluydu. Bu büyük hayvanların ölümü, hâlâ hayvan bedenlerini kullanan son Dünya Sirianları’nın ruhlarını serbest bırakacak ve onları İlahi Plan’daki bir sonraki adıma aktarmamıza yardımcı olacaktı; yani…

Yazı ve fayda
esinti / 23 Nisan 2012

Yazılı eserlerden faide temin etmek, bir çuval keçiboynuzunu bi damla şeker için kemirmeye benzer. sa Ben çok kemirdim de ordan biliyorum. Öğrenme yöntemi tüm zamanlarda değişmedi bence; konunun uzmanını bulacaksın ve o bu işi nasıl yapıyor onu dikkatlice izleyeceksin, sonra denemeye cesaret edeceksin. Denerken kendi özgün yöntemlerini işe kattığını göreceksin. Yazılı şeyler büyük oranda hatırlatmak içindir, bi şeyin özünü aktaramazlar. Tabi aynı zamanda eğlenmek içindir yazılı şeyler, hatırlarken zevk almak için. Onu da gücendirmeyelim bayram bayram. Gerçek öğrenme yukarıda tarif etmeye çalıştığım YOL’un deneme safhasında, işe kendi özgünlüğünü katmakla gelişir fakat hele de başkasına öğretme aşamasına geçtiğinde yerleşir. Öğretme edimi öğrenmenin pişirilmesidir bence. Murat Uhrayoğlu Evet bu doğru. Zaten bir şey denemeden tam öğrenme olmuyor genelde. Ama denemenin de iki boyutu olduğu gözden kaçmamalı: Birincisi: doğayı gözlemlemekle ipuçları elde etmek, yani deneysel pratik yapmak; İkincisi ise: bu gözlemlerden elde edilen çıkarımlarla (kendi özgün düşüncemizi de katarak) yeni sonuçlara ulaşmak ve bunları uygun formlarda kağıda dökerek özgün bir fikir ortaya çıkarmak ki, bu sürece de teorik kısım, yazınsal eylem kısmı denir..Sibel Atasoy Bravo çok güzel ifade ettiniz. Bir sonraki aşamayı da ihmal etmeyin ama; öğretme safhası çünkü pişme ancak öyle tamamlanır. Murat Uhrayoğlu ‎:) tabi elde edilen bu deneyimleri yani teorik…

Her Şekilde kendini ifade atölyesi
Eğitimler / 25 Ocak 2012

Sibel Atasoy ile ‘Yazarak Kendini İfade Atölyesi’ 02 Şubat Perşembe gününden itibaren her Perşembe 19:30-21:30 arası Tuva Sanat’ta… Bilgi için: http://tuvasanat.com/index.php/program-takvimi/yazarak-kendini-ifade-atolyesi/ İşler ciddileşti Galiba 🙂

Türk Piramitleri
Anadolu-Sümerler-şaman / 09 Ocak 2009

   … Bilindiği kadarıyla Mısır uygarlığından çok önceleri mükemmel birşekilde ilk insan mumyalayanlar Altay Türkleridir. Bugün SaklıPiramitlerin bulunduğu bölge ise Mu kıtası araştırmalarıyla ünlü ve naacaltabletlerini okuyan araştırmacı James Churchward’ın verdiği bilgilere veçizdiği haritaya göre “Büyük Uygur İmparatorluğu”bölgesidir. “Çin efsaneleri Uygurların 17.000 yıl önce uygarlıklarının zirvesinde olduklarını anlatır.  Bu Piramitler “Büyük Uygur Türkİmparatorluğu” zamanında yapılmış piramitlerdir. Yıpranmışlıklarıdikkate alınırsa, yapım tarihleri M.Ö. 5000 – 15.000 tarihleriarasında olduğu söylenebilir. Çünkü bu zaman aralığı Büyük Uygur Türkimparatorluğunun medeniyetinin parlak dönemleridir. Bu bölge Uygur-Türk Bölgesidir ve piramitlerin tahmini yaşı uyarınca(Piramitlerin incelenmesine izin verilmediği için sadece tahminlerdebulunulabiliyor) Türkler tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Yine bu Piramitlerin içerisinde Proto-Türk yazılarının olduğu tahmin edilmektedir. Çinlilerin kendi atalarına ait olmayan bu eserleridünyadan gizlemeye çalışmalarını da onların bakış açılarına göre anlayabiliyoruz. Sonuçta insanlık tarihinin yeniden yazılmasıgerekebilir. Bu durumda birçok gerçek değişecektir ve haliyle yerleşikotoriteler bu değişikliği istememektedir. Çinli yetkililer “Turfan”da bulunan mumyalar üzerine bazı açıklamalar yapmakla yetinmişlerdir. Bu açıklamalarda ise şu bilgiler veriliyor: “Turfan mumyaları eski Mısırmumyalarından çok farklı ve teknik olarak Mısır mumyalarından daha mükemmeldir.” Daha sonra Mısır mumyaları ile karşılaştırmalar yapılmış ve Turfan mumyalarının üstünlüğü bilimsel olarak ta ispat edilmiştir. Eldekibirçok veriye dayanarak bugün rahatlıkla söyleyebiliriz ki”Mumya kültürü Türkler tarafından ilk olarak kullanılmış vegeliştirilmiştir. Mısır uygarlığını geri planda bu…