Çoklu Dünyalar

“gerçek bizim hakikat olarak aldığımızdır. bizim hakikat olarak aldığımız bizim inandığımızdır. inandıklarımız bizim algılarımıza dayanır. algıladıklarımız bizim aradıklarımıza dayanır. bizim aradıklarımız bizim düşündüklerimize bağlıdır.   ne düşündüğümüz ne algıladığımıza bağlıdır. ne algıladığımız neye inandığımızı belirler. neye inandığımız neyi hakikat olarak aldığımızı belirler. neyi hakikat olarak aldığımız bizim gerçeğimizdir.” David Bohm * Dıştan içe, içten dışa * Ekşi’den Uçan Adam şöyle tanımlamış onu: 20 aralık 1917 tarihinde pennsylvania’da doğan 27 ekim 1997 tarihinde londra’da ölen ünlü kuantum fizikçisi ve düşünürdür. Bohm, nöropsikoloji alanında, kuantum-matematik ilkeleriyle ve dalga süreçleriyle uyumlu olarak, beynin bir hologram gibi işlediğini öngören “holonomik model”i ortaya koydu. ona göre

Heterarşi düzendir
esinti , YENİ DÜNYA / 15 Kasım 2012

“Biyoloji’nin eski paradigması ekosistemde denge ve evrimde ‘şans ve gerekliliğin’ rolü üzerinde yoğunlaşmıştır. Yeni paradigma da ise, evrim ve hayatta kalma etkileşim halindeki bir çeşitlilik, devinim, uyum, açıklık ve sürekliliğin bir fonksiyonudur. Ekosistemler karmaşık bir karşılıklı nedensellik yoluyla evrimleşirler” (Schwarts ve Ogilvy, 1979, s. 42) Modern toplumun birçok alanını kesitleyen ve dünyayı yeni bir gözlükle anlamamız gerektiğini savlayan pozitivizm ötesi ve akılcılık ötesi paradigmalar (aynı ölçüde de modern ötesi, yapısalcı ötesi, endüstriyel ötesi, kapitalizm ötesi, görgücülük ötesi paradigmalar) aşağıdaki nitelikleri gösterir (Schwarts ve Ogilvy, 1979): 1. Gerçek karmaşıktır. Değişkenlik, çeşitlilik ve karşılıklı etkileşim bütün sistem ve olguların doğal özelliğidir…”her sistem kendine özgü özellikler geliştirir” (Lincoln, 1989, s. 69). 2. Heterarşi düzendir. Sistemler, hiyerarşik ve piramitsel değil, aksine önceden kestirilemez karşılıklı sınırlılık, etkileşim ve hareketlerle belirlenen heterarşik düzenlerdir. 3. Evren holografiktir. Evren, bileşenlerinin ayrıştırılıp tekrar tersi bir süreçle yerlerine yerleştirildiği şeklinde mekanik bir biçimde anlaşılamaz. Herşey birbiri ile ilintilidir, her parça bütünün bilgisini taşır. 4. Gelecek ve yön belirsizdir. Olasılıklar bilinebilir, ancak kesin sonuçlar kestirilemez; “…geleceğin muğlaklığı doğanın koşuludur” (Lincoln, 1989, s. 71). 5. Ilişkiler doğrusal (lineer) değildir ve karşılıklı nedensellik vardır. A B’ye neden olmak yerine belki A ve B karşılıklı etkileşerek birlikte evrimleşir ve değişirler. 6. Değişim morfogenetiktir. Düzen…

Rüya Kampları ve BAK
Eğitimler , Rüya/Psikoloji / 14 Ağustos 2012

Rüya gurubumuz büyüyüp serpiliyor, bu hafta sonu aramıza Ankara’dan iki yeni rüyacı katıldı; Esra ve Özlem frekanslarımız. Gerçekten birlikte güzel ve verimli bir haftasonu geçirdik. Kampımıza üçüncü kez katılan Şenay bazı anlarda bizi aydırmaya başladı. Ayrıca kampın Cumartesi gecesi yapmayı gelenekselleştirdiğimiz BAK seansları az sayıda katılımcıyla bile bizi şaşkınlıktan şaşkınlığa düşüren sonuçlar vermeye devvam ediyor.Bu gelişmeler beni çok sevindiriyor. Kamplar dışında yazmaya niyetlendiğim rüya ve vizyon kitabının oldukça zahmetli alt yapısıyla ilgili çalıştığım için başka hiç bi şeye fırsat bulamıyorum. Ancak şu an itibariyle dokuz-altı bi işte çalışmayan Şenay frekansımız, Nöbetçi Görüşmeci olmaya gönüllü oldu :))) Yani rüyalarını taze taze onunla internet ya da telefon ya da karşılıklı görüşmelerle açığa çıkarmak için bir fırsatınız var. Bu arada dün gece Brüksel’den Rüya kamplarını ve BAK uygulamasını tanıtmam için bi davet aldım. Hoş bi fikir gibi geldi bakalım nasıl olacak 🙂 Rüya Kampları ve etkinlik için tıklayınız. * Rüyalarda ilgimi çeken bir başka özellik de hangi rüyayı hatırlayabiliyor oluşumuzun belirgin bir sebebi olup olmadığı? Bir çok rüyamız saniyeler içinde bozulup gidiveren bulut fallarını andırıyor. Hatta bazen örgünün ufacık bi ip ucunu bile tutamadan geri geri bilinmeyen alanına çekiliyor. Acaba bu rüyaları hatırlamaya hazır mı değiliz yoksa farkındalığımıza bi katkısı olmayan fizik alem…

Birleşik Alan Kullanımı ya da BAK

BAK Hakkında: Birleşik Alan Kullanımı(BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi. Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor oluşumuzla ilgilidir. Birincisi, her birimizin ben öznesinin TEK bir BEN oluşu, ikincisi ise her birimize has, eşi benzeri olmayan biricik ben oluşudur. Biricik (unique) olan ve dünyadaki insan sayısı kadar çeşitte olan benlerimiz, kendimizi olduğumuz yaşa kadar belirleyip özelleştirdiğimiz benler’dir. Bu yönüyle bireysel benliğimizdir (parçacık). Diğeri ise hepimizde bulunan tek BEN yönüyle bileşik benliğimizdir (dalga). Bu gözlemlerimiz neticesinde Bileşik benliğimizin bir ağ bağlantısı olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacaktır. İşte Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında biz bu ağ bağlantısına sorular yöneltiyor ve her seferinde onun bizlere gösterdiği cevapları şaşkınlık ve hayranlıkla izliyoruz. Holografik yapımızın bir belirtisi sayılabilecek bu uygulamamız her seansta yeni bir yönüyle kendini ortaya seriyor ve bizi yeni denemeler yapmak için heveslendiriyor. Bu uygulama ile her türlü soruya cevap bulabiliyoruz, yeter ki soruyu akıl edebilelim. BAK uygulamaları ne tür sonuçlar veriyor? BAK’ın  şimdiye kadar gözlemleyebildiğim bikaç işlevi var ve kimbilir bilemediğim daha neleri var 🙂…

Hologram ve Felsefe
Blog , Felsefe ve Kuantum / 14 Mart 2009

Alman Mistik ozanı Angelus Silesius bir epigramında der ki: “Ben o bildiğim şey değilim, ben de bilmiyorum neyim? Bir nesne mi, hayır o değil, bir noktacığım ve daireyim.” Kendini bilmek ya da tanımak, insanın değişmesi zorunluluğunun doğal bir uzantısıdır. Bu uzantıda insan evreni anlama konusunda yeni kavramlara kucak açmaktadır. İşte bunlardan biri: HOLOGRAM. Hologram sözcüğü ilk olarak 196O’lı yıllarda dünya bilim çevrelerinde duyulmaya başladı, 1980’lerde ise çeşitli alanlardaki kullanımı arttı ve ilgi alanı genişledi. Artık fizik ve kimyadan, psikoloji ve mistisizme dek bilimsel düşüncelerin içinde yer almaya başladı. En kısa tanımıyla Hologram, üç boyutlu bir görüntü kaydetme yöntemidir. “Tam kayıt” ya da “eksiksiz mesaj” anlamına gelmektedir. Bilindiği gibi Fotoğraf iki boyutlu bir tekniktir. Derinlik yoktur. Uzaklıkları ne olursa olsun, tüm cisimler aynı düzlemde yer alırlar. Hologram’ın fotoğraftan en büyük farkı, hologram plakasına cisimlerin görüntüsünün değil, o görüntünün elde edilmesi için gerekli bilgilerin kayıt edilmiş olmasıdır. Hologramın çevresinde dolanarak veya bakış açımızı değiştirerek sanki cismin çevresinde dönüyormuş gibi, onu çeşitli açılardan görebiliriz. Paralaks adı verilen bu özellik, cismin resminin 3 boyutlu olarak verilebilmesiyle sağlanmaktadır. Böylece iki boyutluluk sınırı aşılmış ve uzaklık yakınlık gibi derinlik kavramı da kaydedilen resimde yer almıştır. Yani resmin her yanı uzaklık farkı olmaksızın nettir. Hologramın en önemli…

Uzun zamandır bekliyorduk
Blog / 07 Kasım 2008

CNN muhabiri ışınlandı     Seçim gecesi ABD’nin ilk siyahi başkanını seçmesinin yanında teknolojik bir ilke de imza atıldı. CNN canlı yayında hologramla insan ışınladı! Bu teknolojik yenilik CNN’den geldi. CNN bir ilki gerçekleştirerek, dünyada ilk kez canlı yayında, binlerce kilometre uzakta, Chicago’da bulunan habercisi Jessica Yellin’i New York stüdyosundaymış gibi canlı yayına hologram teknolojisiyle “ışınladı”. CNN muhabirinin verdiği bilgilere göre bunu yapmak için 35 adet ‘high definition’ kamera kullanılmış. Tüm kameralar farklı açıdan muhabirin görüntüsünü elde ederek tüm boyutları yakalayabilmiş. ** Mistik literatürde aynı anda bikaç yerde olabilmek ve yine Castaneda öğretisinde “çift” kavramı önce galiba böyle teknolojik anlamda gerçekleşmiş oldu 🙂