Kundalini Kriyas Nedir? 5

Önceki bölüm için tıklayınız Kriya, uyanmış kundalini’nin dışa dönük fiziksel ifadesidir ve spontan yoga duruşlarına benzemektedir. Uzun zaman önce, kriyas sık sık meditasyon yapan insanlara geldi ve bu yoga benzeri pozlar modern yoganın kökeni olarak kabul edildi. Kriyas kendiliğinden (spontan) hareketlerdir, çünkü gönüllü olarak bu şekilde hareket etmeye karar vermezsiniz. Bir kriya beklenmedik bir şekilde olur. Kriyas, hareketi düzenleyen yüksek benlik nedeniyle olur. Yüksek benlik düşünceyi kullanmadığı için, kendiliğinden olur gibi görünüyor. Diğer kundalini semptomları gibi, kriyas da hayatımızın herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilir. Herkes geceleri yatakta dönüp durmayı ve sabahları karışık bir yatak örtüsü görmeyi deneyimledi. Bu karmaşa, geceleri kendiliğinden hareket ettiğimize dair tek ipucumuzdur. Sabah uyandığımızda yine kendiliğinden gerinmelere de aşinayızdır. Böyle gerinmeye karar vermedik, oldu. İşte Kriya böyle hissediliyor. Kriyas’ın, kasları ve iskelet pozisyonlarını kullanarak enerji bloklarını vücuttan çıkarma amacına sahip olduğunu hissediyorum. Kriya’nın spontan hareketi vücudun daha geniş alanlarını açar. Birçok kriyas yaşadıktan sonra, kriyas’ın omurgayı, kranial kemikleri ve omurgaya bağlı tüm eklemleri ayırmak için çalıştığı sonucuna varıyorum. Aynı zamanda, iskeletin en derin tabakasında tutulan enerji olan kişiliğin temelini serbest bırakırlar. Omurga vücudun temel taşıdır ve tamamen serbest bırakılmalı ve yeniden yapılmalıdır. Kundalini dönüşümü sırasında, kriyas daha sık hale gelir ve vücudun daha büyük kısımlarını içerir….

Yeni Duyu Organları?
esinti , YENİ DÜNYA / 29 Mart 2012

Beş duyu organımız var malum, sizce yeni gelişmeler muhtemel yeni duyu organlarımızın aktif hale gelmesiyle açıklanabilir mi? Aranızda bedeninde yeni duyu organları tespit eden var mı? Nerede? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yeni gelişmeler? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Burada hepimiz yeni şeyler keşfettiğimizi, hislerimizi söylüyoruz ya. Belki YENİ’den doğduk belki doğmaya çalışıyoruz ya YENİ’den DOĞAnlar Kulubü sezgilerim demek istiyorum bu soruya. tabii soruyu okurken bizim gündelik algılarımız yüzünden yanılmamıza neden olan “organ” ve “beş duyu” kavramları var. kendimizde yeni olanı ayırdetmek için başka türlü görmek gerekiyor sanırım. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Şimdi bu sorunuz beni başka bir alana götürdü.Son okuduğum kanal bilgilerinden birinde ki bu kanalların neden hep evropai olduklarını anlayamadığımdan itibar etmem pek ;önümüzdeki günlerde insanların genetik yapılarında değişim olacağını ve yeni bir algılama sistemine geçecekleri yazılıydı..Bu sorunuz konuyla alakalımı? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü nasıl? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ne nasıl? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yani nasıl başka türlü görmek lazım demiştim önceki yoruma. Size de; belki alakalıdır ama benim çıkış noktam o tür yayınlar değildi. Biliyorum ki bizler algılayıcılarız ve bunun beş duyu ile yapıldığını söylediler bize okullarda. Sonra bi d…Devamını Gör YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bilim öyle bir noktaya geliyor ki algılamak için kör,sağır ve sakat olsanız dahi çalışan bir beyin yetecek… YENİ’den DOĞAnlar Kulubü…

Hücre Yapısına devam-2
Felsefe ve Kuantum , Kitap Özetleri / 05 Eylül 2011

Konu Başı için: bakınız 1.3- Doğada herhangi bir şey yapmak veya oluşturmak için bilgi + kuvvet (veya enerji) gerekir. Bedenimizin sahibi ve yönlendiricileri içlerindeki hücreler olduğuna göre, hücrelerin kuvvet veya enerjilerini nerden aldıklarını, az veya çok kuvvetli bir bedenin nasıl oluşturulduğunu görelim. Önce bir temel konu hakkında bilgi sahibi olunması gerekir: Bir şey nasıl yapılmaktadır? Yani bir şeyi yapma bilgisi nerden alınır, bunu yapacak kuvvet veya enerji nerden sağlanır? Önce kuvvet dediğimiz iş veya eylem yapıcı faktörün nasıl artırılıp azaltıldığını görelim. Zayıf bir insan 20-30 kiloluk bir yükü kaldırmakta zorlanır. Hâlbuki bir halterci yüz kilodan fazlasını kaldırır. Peki 20-30 kiloyu kaldıramayan bir insanla 200 kiloyu kaldıran bir insan arasındaki fark nerden kaynaklanır? Fark, aynı hedefe yönlendirilmiş kas hücreleri sayısından kaynaklanır. Zayıf bir insan her gün biraz daha ağır bir yükü kaldırmaya çalıştıkça, bedeninde bu amaca yönelik hücrelerin sayısında artma başlar. Bu olay hücreler arası ortaklık kurallarından kaynaklanır. Şöyle ki: Bir organdaki hücrelere normalde sürekli olarak A, B, C gibi üç ayrı yerden ihtiyaç talebi geliyorsa, o organdaki hücreler yaşamlarına devam ederler ((a) durumu). Bir organa normalin  (A, B, C) dışında (F,G) gibi daha başka talepler geliyorsa,  o organ gittikçe büyümeye çalışır, yani o organı oluşturan hücrelerin sayısı artırılmaya çalışılır (Şekildeki…

Kaderimiz Kimin elinde (1)
Kitap Özetleri / 05 Eylül 2011

(Okuyucuya not: Bu yazıda sizi sıkabilecek bazı formüller varsa da, onları anlamanıza gerek yoktur; yazıyı okumaya devam edin, verilmek istenilen temel bilgileri alacaksınız.) 1- Doğada işler nasıl yürür? Ne neye, kim kime bağımlı olarak gelişir? Bu sorunun yanıtını verebilmek için, bedenimizle hücrelerimiz arası ilişkiye bir göz atalım. 1.1- Alt-Sistem – Üst-Sistem İlişkileri Arkadaşınız hasta ve ateşi var. Ateşini sürekli takip etmek için de koluna dijital bir termometre bağladınız ve her an ateşini ölçüyorsunuz. Onu rahatlatmak ve ortamın streslerinden uzaklaştırmak için piknik yapmaya karar verip orman kıyısındaki çimenler üzerinde sofra kurdunuz. Afiyetle yemeklerinizi yediniz. Mideleriniz tam doldu ve bedeninizdeki tüm kan aşırı faaliyet göstermek zorunda olan sindirim sistemi hücrelerine tahsis edildi. Diğer organlarından kan çekilince bedeninizde bir gevşeme duygusu, yorgunluk hissetmeye başladınız. Tam böylesine rahatladığınız ve gevşediğiniz anda, ormanın kenarından bir vahşi ayının size doğru yaklaştığını gördünüz. Bakın şimdi ne olur. Siz daha akıl ve mantığınızı kullanıp, neyi nasıl yapmanız gerekir şeklinde bir düşünme sistemi içine girmeden, bedeninizdeki “Hypothalamus-Pitiutary-Adrenal = HPA- ekseni” harekete geçer. Şekil 1: Bedenimizdeki HPA ekseni Bir tehlike olduğunu fark eden Hypothalamus (H) hücreleri hemen, “pitiutary” (P) salgı bezini uyarır ve alarm vermesini söyler Bunun üzerine “pitiutary” (P) kan dolaşım sistemine ‘adrenocorticotropic hormones (ACTH)’ salgılar. Bu mesajı alan…

Beden, bir roket fırlatıcısıdır.
Rüya/Psikoloji / 20 Temmuz 2010

Güzelliği, günün modasına uymadığı için çirkin ya da kabul edilemez olarak değerlendirmek, vahşi doğaya ait olan doğal neşeyi derinden yaralar.   Kadınların, tini yaralayan ve vahşi ruhla ilişkiyi koparan psikolojik ve fiziksel standartları reddetmek için haklı sebepleri vardır. Bazıları ruhun bedeni bilgilendirdiğini söyler. Ya bunun tersi geçerliyse? Bedenin ruhu bilgilendirdiğini, ruhun dünyevi hayata uyum sağlamasına yardım ettiğini, cümleleri çözümlediğini, tercüme ettiğini, boş bir sayfa, mürekkep ve kalem verdiğini, onlarla ruhun hayatlarımızın üstüne yazılar yazdığını hayal etseydik? Kültürümüzün, bedeni sadece heykel gibigören anlayışı yanlıştır. Onun amacı, içindeki tini ve ruhu korumak, taşımak desteklemek ve ateşlemektir, bellek için bir depo olmaktır, bizi-en üstün psişik besin olan- duygularla doldurmaktır. Onu, tine yükselmek amacıyla süzülerek terk ettiğimiz bir yer olarakdüşünmek yanlıştır. Beden bu deneyimlerin fırlatıcısıdır. Beden, bir roket fırlatıcısıdır. Onun ön kapsülünde ruh pencereden dışarıya, gizemli ve yıldızlı geceye bakar ve gözleri kamaşır. C.Estes