İskandinav Mitolojisi ve Kelt ritüelleri
Kurgulardan Haberler / 03 Eylül 2019

İskandinav Mitolojisi, Neil Gaiman‘ın son kitabı. Bu hafta onu okudum. Gaiman’ın tipik tarzı olarak sade bir dille yazılmış, hiç sıkmadan okunacak bir dizi masallardan oluşuyor. Odin’e, Thor’un baltasına iyice aşina olduk. Bana Dede Korkut öykülerini anımsattı. İskandinav tanrılar dünyası da Yunan mitolojisindeki gibi insanlaştırılmış figürlerle dolu! Heyecanları, açgözlülükleri, nefret ve intikamları, aşk/meşkleri hep insansı. Buradan nne  çıkarsıyoruz? Cevabı her bir okuyup düşünene bırakıyorum.Manevi alanlara Yöneliş başlıklı yazıma da göz atmanızı önerebilirim. * Black Spot, Netflix dizisi Dizinin ikinci sezonunu da bitirdim. Yoklukta iyi diziler arasında yer alır. Fransız yapımı, Kelt mitolojisine atıflar bulunan dizide iki konuda büyük şikayetim var: Bu kadar küçük bir  orman kasabasında her gün mü olay olur?, cinayet, doğa terörü gibi önemli olaylar, sarhoş kavgası değil! Dizi baştan sona karanlık çekilmiş. Biri artık bu yönetmenlere karanlık çekimle gizem oluşturma modasının geçtiğini söylesin lütfen! Güzel yanı, muhteşem orman manzaraları ki karanlıktan pek seçilmiyor, orman yolları ve oldukça iyi kurgulanmış karakterler. Oyunculuklar iyi. Bence seyredilir. Üçüncü sezonu olacak mı onu anlayamadım, sonu mışırıklı bırakılmış. * Otherhood – film Bu karanlık dizinden sonra şöyle hafif bir komedi izleyeyim derken karşıma çıktı. Baktım eski Medium dizisinden hayranlığım baki kalmış patricia arquette oynuyor, seyredeyim dedim. Gerçekten de sıkmadı, eğlenceli, hafif ve kısmen…

Kurgu değil gerçeklik aktardıklarınız

Uzuuuuunnnnn yıllardır ilk defa bi kitabı akşam uyumadan önce elimden bırakıp sabah çaydan önce elime aldım Sibel hocam☺ 5 kitabinızı 1 haftada okudum. Laniakea’nın diğer bölümleri de bir an önce bizlerle buluşur ümidindeyim. Bana yeni arkadaşlar kazandırdığınız için sonsuz teşekkürler ediyorum. Duygularımı hem size daha önce yazabilmeyi hem de sayfamda ve sizin sayfanızda paylasmayı çok istedim aslında. Bununla birlikte duygularıma bir tanım bulup söze dökemediğimden ( ne desem eksik kaliyor çünkü benim için kurgu değil gerçeklik aktardıklarınız) haksızlık yapmaktan korktum. Sadece arkadaşlarıma sözle ve çocuksu coskuyla anlatabildim. Umarım tüm okuyanlara da en az benim yaşadığım kadar coşku yaşatır kitaplarınız. Sevgilerimle Mine Dok * İçimi sevinçle dolduran bir okuyucumun duygularını paylaşıyorum bugün. Sizlere söylemiş miydim bilmiyorum: VENÜS BAĞLANTISI kitabımı bulamayanlar… Taşınma esnasında bir miktar Venüs Bağlantısı kitabını bir köşede saklanırken bulmuş durumdayım 🙂 Bunu önceki hafta face  sayfamdan sevinçle bildirmiştim çünkü hiç bir yerde bulunamıyordu. Kitaptan arzu edenlere ilk parti teslimatı geçen hafta gönderdim. Mine Hanım da kitaplara böyle ulaşmış oldu, ne iyi oldu 🙂 Eğer ilgilenenleriniz varsa lütfen bana özel mesajla veya mail adresinden ulaşınız. Bu arada kitapları PTT kargo ile gönderiyorum inanılmaz ucuz ve Düzenli bir hizmet veriyorlar kendilerine Bu hizmet için gerçekten müteşekkirim

‘Sorun bana, sorun bana’ halim

”Yine ‘bir şey bilmiyorum’ günümdeyim. Oysa bazen de ‘her şeyi biliyorum’ günlerinde oluyorum. Bu birbirine zıt görünen her iki hali de sırasıyla ve üstelik araya uzun zaman dilimleri girmeden yaşıyor olmam acaba normal mi? Yoksa psikoloji biliminde bunun bir ismi var mı? Her neyse… Biri içe çöküş, diğeri genişleyerek kaplama hissi veriyor. Her ikisi de tam bir memnuniyet durumu değil, tam memnuniyete bir çentik kalmış gibi. Ha bazen de ‘sorun bana, sorun bana’ halim oluyor. Bu çok heyecanlı bir hal, onu seviyorum; çünkü o anda sorulacak soruların cevabını bilen bir kaynağa bağlı olduğumu hissediyorum. O cevapları deli gibi merak ediyorum. Gel gör ki bu halimi değerlendirecek ve guzel sorular soracak biri çevremde olmayabiliyor ve çoğunlukla o şanslı hal, boşa akip giden cesme suyu gibi lavabonun karanlık deliginde kaybolup gidiyor. Aşık kadın halim, şifaci halim, cadi halim, tembelligin dorugu halim ve uykulu hallerim hepsi arada sırada uğrayıp hatır sorarlar. Bu halleri birbirinden şıp diye ayırıyorum. Sabah uyanıyorum, bugün hangi elbisedeyim diye bakıyorum, sonra gece yatana kadar birkaç elbise değiştiriyorum. Bazen aynı elbiseyle bir hafta, bir ay yatıp kalktigim oluyor. Bunlar tuhaf görünüyor olabilir ama durum böyle.. Bu hallerin her biri sanki bir bilgisayar oyunu karakteri gibi programlanmış. Jung’un söylediği gibi belki…

Yeni’den Doğan

Bazen bazı sözler büyülü gibidir,seni bağlar tutsaklaştırır bazen de farkındalığında yeniden biçimlenir seni yeni’den doğurur eskisinden özgürleştirir… YENİ’den DOĞAnlara kitabının bir çok söz’ü beni zenginleştirdi,özgürleştirdi. İşte bunlardan biri: ”Birkaç ay önce bir gece yine A ile mutat düşünce seanslarımızın birinde nasıl olduğunu anlayamadığım bir hale geçmiştim.Birden tek bir göz olarak her şeye bakarken buldum kendimi.Bu bildiğimiz her şeyi içine alan dünya ve evreni içbükey bir aynada seyretme duygusuydu.İrkiltici gelmişti.Zaten tedirginlik hissettiğimde yeniden normal iki gözlü yaşamıma döndüm.Sanırım bu deneyimimden sonra bazı şeyler değişti.Ne olduğunu tam olarak ifade edemeyeceğim.Zaten sık sık her şeyi uydurduğuma kendimi ikna etmeye çalışırken yakalıyorum kendimi.Sonra bu cümlenin anlamsızlğına ve saflığına uzun uzun gülüyorum.Uydurmayı küçümsemek iliklerimize işlemiş. Uydurma konusunda dört ihtimalden birini,ya da birden çoğunu aynı anda kullanabiliyoruz. 1.Hiçbir şey uydurmaz,uyduranları da taşa tutarsın. 2.Arada uydurur ancak bunları asla gerçekle(!) karıştırmazsın. 3.Çok uydurur,arada bunları gerçek sandıklarınla karıştırırsın. 4.Çok uydurur,uydurduklarının gerçeğe dönüştüğünü bilirsin. Ben ilk yaşamımda ikinciyi,ikinci yaşamımda üçüncüyü,üçüncü yaşamımda dördüncüyü kullandım.Bundan sonra ne olacağını bilmiyorum.” Ezgi Sezgi -15.06.2016

Favori İstasyonunuz?

Günaydın frekanslarrr, kitabımızı okuyanlar, bu yolculukta hangi istasyonu kendilerine yakın buldular, en çok hangisinde duygulandılar diye bi anket yapalım diyorum. Siz favorinizi yazdıkça ben de onları bi yarıştırayım 🙂 İlk seçimler şöyle oldu: Hanife Altuntas Kontrat bitti, Uykucu ve Gömüt..Ama bunları yazarken bile mesela “robot konuşuyor” bana göz kırpıyor, “iyi enerjiler dükkanı” ve “kadınsı şüpheler” el sallıyor.. her biri başka bir noktada titreşiyor ve tartımları da bu yüzden farklı ve eşsiz..yeniden sonsuz teşekkürler sana, bize yenidünyadan böylesine gizemli güzel kapılar araladığın için:) İbrahim Durmaz Kontrat istasyonuna çok takıldım bir kaç defa tekrar okudum. Serap Kaya Dugumlerle bagliyiz ve gomut benim istasyonlarim…

Kayık ve Ayık
Anasının Karnından Mektuplar / 02 Ağustos 2012

Elimde ne yapacağımı bilmediğim derin bir boşluk var. İçine ne doldurmak istediğimi bilmediğim, hatta d-oldurulması gerekip gerekmediğini de bilmediğim! Şu an ve burada durum böyle. Bir sonraki anda ne olur onu da bilmiyorum. Eskiden ne çok şey biliyordum! İtiraf edeyim ki onun da kendine göre güzel bi tarafı vardı. Rahatsızlık veren tarafı ise sürekli bildiklerin konusunda haklı çıkmak gayretini göstermekti sanırım. Üstelik bildiklerinden tam olarak emin de olamıyordun, içinde hep (farkında ol ya da olma) küçük bi şüphe oluyordu. Bu da insanı sürekli konuşmaya ve başkalarını ikna etme yoluyla kendini inandırma çabasına dönüşüyordu. Yorucuydu. Yine de zevkliydi 🙂 Hatırlıyorum da ne kadar açgözlüydüm. Hahahahahahaha Öğrenmeye ve bilmeye doyamıyordum. Sanki öğrenilecek şeyler çok ama sınırsız değildi oysa ben sınırsızdım. Her şeyi bilmeye zamanım, yeteneğim ve isteğim vardı. Artık buna oburluk mu, azgınlık mı yoksa sadece saflık mı denir bilmiyorum. Önemli de değil o kadar. Bir şeyi diğerinden önemli kılan bi duyguya ihtiyaç var, yoksa insan kılını bile kıpırdatmaz. Belki tasvir edilen cennette durum böyleydi. Farzedelim bir okyanusun ortasında bir kayığın içindeyim. Acıkmıyorum, susamıyorum, güneş yakmıyor. Nerede olduğumu bilmiyorum. Bunu umursamıyorum da çünkü giderilmiyen bi ihtiyacım yok. Acaba bir zaman sonra hala kayıktayım bilinci kalır mı? Kelime ilginç çağrışımlar yaptı şimdi! Kayık, seni…

Gizemli Dünyaların Kapılarını Aralayın!
Basında / 31 Mayıs 2012

YENİ’den DOĞANLARA PUZZLE’IN PARÇALARINI ÇÖZMEYE HAZIR MISINIZ? Gizemli Dünyaların Kapılarını Aralayın! Sibel Atasoy  yeni kitabı ‘Yeni’den Doğanlara’ ile ‘bilinmeyenin kodlarını okuyucuları için tekrar kelimelere döküyor. ‘Kadınsı Şüpheler’, ‘İyi Enerjiler Dükkanı’, ‘Düğümlerle Bağlıyız’, ‘Gömüt’ gibi 12 öyküden oluşan kitap, sade anlatımıyla yaz aylarında keyifle okuyacağınız bir kitap niteliğini taşıyor. Yazar, Rüya Görüşmecisi, Birleşik Alan Kullanımı Uygulamacısı Atasoy, bu kitapla yaşamımızdaki sıradan olayların içerisinde görünmeyeni keşfetmemiz için, kimi zaman fantastik kimi zaman heyecanlı bir polisiye kurgu tadında bir yolculuğa çıkarıyor. “Sık sık dile getirdiğim gibi evreler çok önemli. Kişisel evrelerimizin yanı sıra Dünya’nın da gezegen olarak evreleri var. Doğru ve yanlışın ötesine, fark etmez bölgesine geçildiğinde bu evreleri görebilme şansımız da oluyor. Sembol lisanı, insanlık bilincini nesilden nesle aktaran en önemli unsur. Öykü, masal ve şiir, tıpkı rüyaların dili gibi sembollerle bezeli.  Sanıyorum ki okurlarımın bilinçaltları, bu kitaptaki istasyonları kendi benzersiz girişim desenlerine uygun bir biçimle değerlendirecektir. Romanlarımda olduğu gibi öykülerimde de yazarken hedeflemediğim birçok unsurun aralıklardan içeri sızdığına şahit oluyorum, bunlar çoğu kez dikkatli okurlarımca yakalanıp bana bildirilir, gerçekten şaşırtıcıdır. Bu tür olayların çokluğu bana kesin olarak gösterdi ki, çok katmanlı gizemli bir varoluşta yaşayan muhteşem varlıklarız.” Yeni’den Doğanlara: Aylin’in içinde gençliğinden beri şifacı olacağına dair süregelen bir his vardı. Arkadaşı…

İtiraz etmek içlerine işlemiş
Kitap Özetleri / 24 Mayıs 2012

Madam Mari’nin öğrencileri ne ile karşı karşıya olduklarından haberliler mi şüpheliyim. Örneğin Nilgün Hanım, kimseye kızmıyorum, herkesi seviyorum derken Mari onun aurasında çakan kırmızı lifleri görüyor ve ona “kızma, boş ver,” diyor. Ya da o güzel kızın annesi “ben her şeyi unuttum artık,” derken onun başını avuçları arasına alıp okşuyor, alnını öpüyor. Gösterdiği şefkatin onun hiç bir şeyi unutamamış olduğunun görgüsü olduğu kolayca anlaşılıyor. Hep itiraz ediyorlar “hayır o öyle değil, aslında…” Ya da “siz yanlış anladınız…” Gibi sözcüklerle başlayan cümleler kuruyorlar. Oysa bir röntgen uzmanı, senin ciğerin su toplamış dediğinde kimse çıkıp ta “hayır o aslında…” Diye başlayan bir itiraz cümlesi kurmaz. Ne ilginç! Burada da birkaç ihtimal geliyor aklıma; Ya “aura görmenin” ne demek olduğundan habersizler. Ya bu konuyu ciddiye alırmış gibi yapıyor ama insanlığın katı kurallarına bağlı yaşıyorlar. Ya kendilerini kandırmak için çok ciddî sebepleri var. Ya da, itiraz etmek içlerine işlemiş. Bilemiyorum doğrusu. Hepsinin kendince geçerli sebebi olduğuna yürekten inanıyorum. (13 Hafta-Yeni’den Doğanlara) https://sibelatasoy.com/?p=8408

YENİ’den Doğanlara yorumlar

Yenicik  kitabımıza -ki kendisi henüz 10 günlük bir bebeciktir- kitap dostlarından yorumlar gelmeye başladı. YENİ’den Doğanlara okuyucu yorumları: Oldukça içten bir yaban senfoni bu. Duymayanlar duyanlara anlatacak gibi görünüyor. Kendini gerçekleştiren insanlık yolunda yel de sabit fırtına da. Anlamda anı yaşatanlara yeniden doğmak da bir, binlerle ölmek de. Kutluyorum Ömer Serdar ** Minik kitabımızı çok sevdim.facebookda da yazdım. bana Küçük Prensi okuduğum zaman gelen duygu geldi yine..O duygu neydi diyorum kendime.. çok önemli birşeylerin en sade en anlaşılabilir belki de “işte hepsi bu” dedirten bir biçimde ifade edilmesi.. Picassonun çocuk sadeliğinde yaptığı resimler vardır ya, aslında herşeyi anlatır orada, bakarsın ve baktığın anda anlarsın, çünkü sende de bilgisi vardır bunun ama içinde öyle karmaşık dururlar ki, birtürlü netleştiremezsin, sonra biri gelir, sana birkaç resim yapar önüne koyar, onlara bakarken birden ayma hali olur ve “işte bu” dersin, ben de “işte öyle birşey diyorum”ve sınırlar ötesi buluşmalar hissediyorum sevgilerimle hulya Mayıs 7th, 2012 at 12:32 edit ** Kitabı okudum ben.. Bir çırpıda, dün öğlende elime ulaştı, gece yatmadan bitirdim.Sibel’i okumakta avantajlıyım ben,kitapta önceden bildiğim hikayede var , büyük ölçüde tüm hikayelerin altta yatan felsefesini de biliyorum.Bu aynı zamanda kitaba dışardan bakmamı zorlaştırıyor. Ama o kadar akıcı ve esprili ki bir solukta…