Yap-mama Uygulaması- 6.cı ders
Carlos Castaneda , Eğitimler / 31 Mayıs 2013

“Yap-mama çok basit ama çok zordur; sonra, görmeye anca, insanın yap-mama yöntemiyle dünyayı durdurmasından sonra erişilebilir.” “Tuhaftır şu gölgeler,” dedi birden.”Bir tanesi bizi izlemekte farkındaysan.” “Öyle bir şeyin farkında filan değilim ben,” diye yüksek sesle karşı çıktım.Don juan, ısrarla karşı çıkmama rağmen bedenimin izleyen varlığın farkına varmış olduğunu söyleyerek kendinden emin bir sesle bir gölge tarafından izlenmenin anormal bir yanı olmadığını söyleyerek beni sakinleştirmeye çalıştı. “Yanlızca bir erktir o,” dedi. “Bu dağlar onlarla doludur, geçen gece seni korkutan o varlıklar gibidir onlarda.” Tam önümüzde duran yüksekçe bir kayayı gösterdi. “Şu kayanın gölgesine bak,” dedi. “Gölgesi o kayadır, ama değildir de.Kayanın ne olduğunu anlamak için kayaya bakmak, yapmadır; ama onun gölgesine bakmak da, yap-mamadır.” “Gölgeler kapıya benzer, yap-mamanın kapıları.Örneğin bir bilgi adamı, gölgesine bakarak insanların en gizli duygularını bilebilir.” “Hareket eder mi gölgeler?” diye sordum. “Devindiklerini yada dünyanın çizgilerinin onların içinde gösterildiğini söyleyebiliriz.” “Ama gölgelerin içinden duygular nasıl çıkabilir ki, don juan?” “Gölgelerin salt gölge olduklarına inanmak yapmadır,” diye açıkladı don juan. “Aptalca bir inançtır bu.Şu şekilde düşün bide; dünyadaki her bişey göründüğünden çok daha fazlasını içerdiğine göre gölgelerde herhal birşeyler içermeli.Öyle ya, onları gölge kılan şey yalnızca bizim yapmamamızdır.” Kendisi o iki kayadan on metre kadar uzakta, yüzü batıya dönük,…

Yap-mama uygulaması
Carlos Castaneda / 12 Eylül 2011

YAP-MAMA başımdan geçmiş olan olaylardan hiç söz etmememi , hatta onlarla ilgilenmememi önerdi .Bir günlük dinlenmeden sonra, donJuan, o “varlıklar”la aramıza mesafe koymanın akıllıca bir hareket olacağını belirterek o yöreden birkaç günlüğüne ayrılmamız gerektiğini açıkladı. Güneş doğmadan önce arabamla kuzeye doğru yollandık, yorucu bir araba yolculuğundan ve süratli bir yürüyüşten sonra, akşama doğru tepe doruğuna vardık.DonJuan, daha öncede yaptığı gibi , uyumuş olduğum o noktaya ince dal ve yapraklar serdi.Sonra bana bir avuç yaprak vererek göbeğime yakın tenimin üzerine koymamı ve yatıp dinlenmemi söyledi.Soluma yakın bir yerde başıma bir buçuk metre kadar mesafede bir yer seçti ve oraya uzandı. Daha birkaç dakika geçmeden nefis bir ılıklık ve görkemli bir esenlık duyumsamaya başladım.Bedensel huzur diyebileceğim bir duyguydu bu, havada asılı dururmuşçasına bir duyumsama.DonJuan’ın, “ip yatağı”nın beni havada asılı tutacağı şeklindeki sözleri hiçte yalan değildi.Bu duygusal deneyimimin inanılmaz niteliğinden söz ettim donJuan’a. Donjuan, üzerinde durmaksızın, zaten bu “yatağın” o amaçla yapıldığını söyledi.DonJuan kıkır kıkır gülerek yumuşak bir sesle kendimi asılı durma duyusunu terk etmem gerektiğini anımsattı. O gizemli yerde duyumsadığım bu barış ve bereket duygusu ta derinlere gömülü bir takım coşkularımı uyandırdı. yaşamımdan söz etmeye başladım.Hiçbir kimseyi, hatta kendimi bile saymamış ve sevmemiş olduğumu, hep özde kötü bir kimse olduğuma inandığımı bu…