Muhabbetimiz bol olsun
esinti / 04 Aralık 2013

Olay basitçe şöyle gelişiyor: 1. Bir şey yaşıyorsunuz,bu şey genelde ilişkilendiğiniz biri ya da bi objeyle ilgilidir, ilişkiye geçilmediğinde siz sadece durgun bir göl gibisiniz  2.Yaşadığınız olayla ilgili bir çıkarımda bulunuyorsunuz. Şunu bi daha böyle yapmayacağım, ya da yapacağım şeklinde. Ben buna kendinizle yaptıgınız bir kontrat diyorum. Dikkat ederseniz bu konratın dili gelecek zaman ya da geniş zaman kipidir. Böylece bütünlüğünüz sizden aldıgı bu direktifi her ne olursa olsun gerçekleştirmek için can siperane çalışacaktır.Siz kontratı yapıp geleceğe gönderdikten sonra bunu yaptıgınızı unutursunuz. 3. Şimdinizde bir başka olay daha yaşadınız ve yeniden bi sonuca vardınız, bi kontrat daha yapıldı, geleceğe gönderıldi ve unutuldu! Bunlardan her gün yüzlercesini yapıyorsunuz. Ve çoğu birbirleriyle çelişen kontratlar ve hepsi bi arada geleceğinizi parsellemiş ve onu bilinen kılmıştır artık! Tabi ki bi falcı baksa geleceğinizi yüksek oranda görür, ben bile baksam görürüm çünkü ağzına kadar kontrat dolu! 4. Bunun ismin kontrat yerine düğüm de diyebilirsiniz, milyonlarca düğümle oluşturulmuş gelecek halınız emrinize amade. Peki sorun nerede? Sorun şu ki bunları yaptıgınızı anında unuttuğunuzdan geleceğinizde normalde bulunan sınırsız potansiyellerin hiç biri bu belirlenmiş halının deseni arasına giremiyor. Siz ne deneseniz, kaç yaşam koçu, ya da guruya gitseniz, çabalayıp didinseniz hayatınızda kayda değer bi yenilik, her şeyden önemlisi SEVİNÇ olmuyor, neden?…

Neden istekleriniz olmuyor?
esinti / 23 Mayıs 2012

Daha önce -deneyerek bulduğum- yöntemi bi kaç kere buradan paylaştım. Olmadığını düşündüğün isteğini engelleyen sözleşmelerim nelerdir diye bağırarak -bütünlüğüne- soracaksın. Sesin içten ve gerçekten etkin çıkmalı. Anında bu isteği engelleyen diğer karar, istek ve uçucularla sözleşmelerin, bilgisayar gibi alt alta -gözünün ardında bi ekrana-dökülmeye başlıyor. Onları incele, geçerliliğini yitirmiş olanları sokağa doğru bağırarak sözleşmeyi bozduğunu, teşekkür ettiğini ve s.olup gitmesini emret. Hala vaz geçemediklerin olduğunu da göreceksin. Olsun, o kararların sana ait olduğunu ve şimdilik sürdürmek istediğin için yeni isteğinin olmadığını anlamak sana yeterli ivmeyi kazandırır. Aceleye gerek yok. Ne yaptığımızı biliyorsak her şey mübahtır. Emretme, br kabalık ya da başkalarını manipüle etme amacıyla değil, yalnız ve yalnızca “yaptırım gücü olan” sesi çıkarabilmek için yaptığım teşbihtir. 🙂 Bu işleme; CC literatüründe kontrollü delilik-iz sürücülük. Gurdjieff ve bi çok eski öğretide: Kendini bilmek! Yeni jargonda kendinin farkında olmak… Bu sözcükleri buralarda kim görse “beğeni” işaretliyor, seve seve paylaşıyor, hatta yarışıyor… Velakin kimse nasıl yapacağını bilmiyor, hatta yapılması gereken bi şey var mı diye aklına bile gelmeyen çoğunluktadır. Zihnin bildiğini kendinin zannetme vahim hatası!