Gerçeklik Örgüleri

Biz gerçeklikten bahsettiğimizde onun somut olduğunu varsaymak eğilimindeyiz fakat şu an dünyada mühimsenecek düzeyde insan topluluğu gerçeğin somut ve soyut katmanlardan oluştuğuna ikna olmuş durumda. Laniakea’da Serap’ın fiziksel ya da somut bedeniyle soyut bir gerçekliğe savrulmuş olması bence dünyanın evrilmekte olduğu yeni duruma uygun bir gösterge olmuş. Yani bunu şimdi görebiliyorum J Yazarken bunların hiç birinin farkında değildim. Ve haklısınız şimdi düşününce geri dönen kahramanımız Harmonia’nın artık yalnızca somut bir gerçeklikte yaşamadığını soyut gerçeklikleri de içine katmış olduğunu söyleyebilirim. Bazı Doğu öğretilerinde, bilgeliğin en son ve en zor fiziksel bedene indiğini söylerler. Bu durumda önceki sorunuza bağlantılı olarak Lemuryanların, bilgeliklerini fiziksel bedene taşımaya zahmet etmediklerini, belki gereksiz bulduklarını belki de üşendiklerini söyleyebiliriz. Onlar zamanlarının çok büyük kısmını ışık bedenlerinde geçiriyorlardı J Fakat anlaşılan o ki ışığın (farkındalığın) fizik bedene indirilmesi artık farz olmuş. Tüm bu olanların bilimsel izahı var tabi fakat bunu sadece anlatabilmek değil anlayabilmek için de kuantum fiziği, psikoloji ve sosyoloji üzerine birleştirici bir çalışma yapmış olmak gerekir. Tabi böylesi bir bütünlemeyi yapmış olarak dünyaya yeni gelenler,  çocuklar ve gençler var. Onlar bu bilgiye hücrelerinde sahipler ve siz daha söylemeden ne dediğinizi anlarlar fakat çoğu da bizim eski somut dünyalılarımızca hasta olarak görülmekte şu an. Kozmik dönüşüm devirlerinde…

Çok boyutlu İletişim
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 04 Mart 2016

Hawaii şamanlığında ilişki kurmak her şeyin önünde gelir çünkü gerçek iletişim ile hastalıkların ve sorunların giderilebildiğinin farkında olmuşlardır. “Sezgiyle, lineer mantığı bir kenara koymayı ve lineer olmayan fikirlerin bilincinizin sahnesinde oynamasının güzelliğine izin vermeyi öğrenmelisiniz. Bu hayatta kalmanıza veya dostlarınızın yaptığınız şey ile ilgili düşündüklerine uymayabilir, ama yaşamınızı zenginleştirir. Düşünme şeklinizi değiştirmek zordur.” der Kryon. “Eylemler iletişimdir. Partnerim Kristal ızgaradan ve onun İnsan eylemini nasıl hatırladığından söz eder, örneğin geçmişte savaş alanında gerçekleşen şeyle ilgili. Savaşın enerjisi hala oradadır ve size aktarılır ve birçokları bunu hissedebilir. Bunun mekanikleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Geçmişte orada gerçekleşmiş olan şeyden gelen bu iletişim ölüm, drama ve korku kavramlarını kapsar. Enerji Kristal Izgara tarafından epifinize aktarılır ve lineer iletişim değil, duygu kavramları vasıtasıyla size gelir. Birçok insan bunu hissedebilir ve birçoğu hissedemez. Enerjiyi hissetmeye alışık olanlar bunu ilk anlayan ve hissedenlerdir. Bazılarınız bunda iyisiniz ve nereye giderseniz gidin enerjiyi hissedebildiğiniz gerçeğinden gurur duyuyorsunuz. Grubun enerjisini hissedebilirsiniz; toprakların enerjisi hissedebilirsiniz, Kristal Izgarayı hissedebilirsiniz ve durumların enerjisini hissedebilirsiniz. Ama hissettiğiniz şey nedir? En iyi ihtimalle, bu ruh iletişimidir! Sezgisel benliğinize konuşan ızgaradır. Beyinden gelmez ve entellektüel değildir. Bu fiziktir. Epifiz vasıtasıyla alıyorsunuz, onu yorumluyorsunuz ve bilgiyi lineer olmayan formda alıyorsunuz. Savaş alanı vakasında, durduğunuz zeminde bir şeyler…

İnterstellar üzerine

İnterstellar ile daha derin incelemeler yapacağız tabi çünkü bunu bizzat üç saatlik sessiz sakinliği ile talep ediyor. İçinde iyi-kötü’nün olmadığı, tek bir savaşın yapılmadığı, uzaylıların(!) olmadığı üç saatlik bir barış filmi bu! Bence sadece bu özelliği ile tarihte daima hatırlanacak ve bir öncü niteliği kazanacak. İçinde iyi kötü olmayan, savaşılmayan film gişe yapmaz, para kazanmaz diyenler var. Bu arzuları tatmin olmuş dahi yönetmenler artık her şeyi yapmakta özgür olurlar diyorum ben de nacizane. Filmdeki vurgu; kendi kendimizin öğretmeni oluşumuza yapılmıştı, üç boyutlu gerçekliğin diğer boyutlarca desteklenmesi üstelik destekleyenin de üç boyutun ta kendisi olduğuna yapılmış. Zaman rölativitesi ile graviti anomalilerini ilişkilendirerek, BEN algısını enine boyuna genişleterek, kendilik kavramını baz almak yoluyla izah etmiş. Yani aslında temel olan kendini sevmek ve gözetmektir, böylece herşeyi boyutlararası etkilemektesin ve kucaklamaktasın diyordu bence. Filmde ilk etapta gözüme çarpan Vasalisa efekti oldu. Sevilen ANNE ölmüştü! Baba üzerine yığılan tozlara (medeniyet diye sunulan korku jenerasyonu) gömülmüştü. İşte burada tarih boyunca mitlerde yer alan kız çocuk baba ilişkisinin tozlardan yeniden dirilmesi mükemmel bir yeni fizik terminolojisiyle anlatılmakta. Oğulun ise muhafazakarlığa nasıl sarıldığını gördük filmde, tıpkı şu an dünyanın tamamında yaşamakta olduğumuz gibi 🙂 Bence önce Vasalisa’yı bi hatırlayalım: tıklayınız Dünya eski sevilen şimdi korkulan Baba Yaga’yı kucaklayabilecek…

Somut ve Soyut arasında Barış

Bazı insanlar vardır çok yakından tanıdığım, hayatlarını uzun süre takip etme şansım olan kişiler, bunların sadece somut yönleri aktiftir ve bu doğrultuda çok iyi bir hayat sürmüş olanlar var. Zaman zaman kendim gibi soyut yönleri de aktif olan insanların bir hastalığa mı kapılmış olduklarını merak ettiğim olmuştur fakat sonra bu fikri geçerli bulabilecek yeterli veriye ulaşamayarak terk etmişimdir. Soyut alanlar somut alanları geliştirici ve dönüştürücü olarak son derece yararlıdır ama şuna özellikle dikkat çekiyorum, somuta dönüştüremediğiniz bir soyut becerinin insanı ölümle kurtulunamayacak bazı sonuçlara mahkum etme ihtimalleri de var. Don Juan’ın da bu konuda Castanedayı sayısız kereler uyardığını gördüğümde bu fikrim biraz daha güçlenmişti. Bazen gezegenimizin üzerinde yapılan tüm savaşların zannedildiği gibi iyi-kötü dualitesi ile değil somut soyut arasında geçtiğini zanneder gibi oluyorum. Hem de bu savaş, mMatrix ya da Terminatör gibi insanlarla başkaları (makinalar ya da başka varlıklar, uzaylılar) arasında değil bizzat bir insanın kendi farkındalıksız vecheleri arasında gerçekleşiyor. Belki buna yok canım senin söylediği psikoloji biliminin alanına giriyor diyebilirsiniz, o zaman ben de hangi şey insan bilimi alanına girmiyor o halde diye sorarım. Soyut alanı tehlikeli gibi göstermeye çalışmıyorum. Riskler hayatın hem somut hem de soyut yönünde vardır, bu yaşamın bir gereğidir. Somut alandaki riskler bana göre soyut alanı…

Yine ve Daima Elma Ağacı :)
esinti / 04 Haziran 2012

Eğer elma ağacı dikersen , elma ağacın olur . YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Elma ağacının bir dalına (isterseniz tamamına) armut aşılarsanız,bir dalından armut da elde edersiniz…;-) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bence Elma ektiğinin farkındaysan ,armut aşıladığınında farkındaysan zevkle elma armut yersin . Ektiğin torak çok verimli . Mevzu elma ektiğinin farkında olmayıp armuta tapi olmak bence ;)belki ayva Turan Erdal Eger hiç birşey dikmezsen, hiç birşey olmaz. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Olur , o hiç durmaz sizin adınıza başkalarının tohumları boy verecektir. Turan Erdal Tabii ki birseyler olur, mesela corak bir tarlanin oradan buradan gelen tohumlarla karmasik yesillenmesi gibi. Turan Erdal Ama insan kendi tarlasini ekmekle hükümlüdür. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎’Çorak Tarla’ olup otlanmak mı ? Elma ekip , elma yemek mi ? Yada şöyle ; Herkes eker , her an ..büyürken hangi duyguyla gübreleriz? Korku, endişe , vs . Tohumun başlangıç enerjisini ne ? Duygusu ne ise ve biz hangi duyguyla besliyoruz onu ? Başlangıç enerjisine dikkat çekmek ve sürecte ne ile yaşattığımıza dikkat çekmek istiyorum . Turan Erdal Katiliyorum. Eger kendi kaderimizi etkileyebildigimiz kanisindaysak ne ektigimize dikkat etmeliyiz. Aşkın Vezir Ektiklerinden beslenecek olan (etkilenecek) sadece eylemi yapanlar değildir..Elma ağacını ekmek başka,meyvelerini yemek başka..Önemli olan murat..Meyve almak mı,araziyi amacına göre değerlendirmiş olmak…

Kendin Nedir?
esinti / 28 Mart 2012

YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kendine ait olanla, kendine ait olmayan nasıl ayırt edilir? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü kendine ait olan derken neyi kastediyoruz ki? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ne anlıyorsanız:) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beni ben yapan herşey bana ait olandır. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü valla ben de tam tersini düşünmüştüm:) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü nasıl? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ben” dediğim de kişiliğimden bahsediyorsam eğer, bu kişilik neredeyse benden bağımsız ve belki de bana rağmen oluştu diyorum. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü olur mu canım? yıllarca sayısız deneyim yaşayıp bunların sonuçlarını analiz edip kendimi bu hale ben getirdim. herkesin farklı farklı kişilikleri var zaten.bu da benim söylediğimi doğruluyor YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Demek ki her ikisi birden 🙂 YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Benliklerimizin çokluğundan ve birinin patron olduğundan bahsetmiştik.Bunların ağası egodur.Kendilik duygusunu veren de odur.Mülke ait cismani herşeyin heveslisi odur.Ama duyguya sevgiye ve cömertliğe ait ne varsa o da ruhundur.Ruhta da tikellik olmaz.Kendilik yoktur.Biz vardır.. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bunu gelece değil geçmişe bakarak söyleyebilirim ancak.bişey bende neredeyse hiç değişmeden kaldıysa o bana ait olan diyebilirim.kişiliklerimizde zaman içinde değişip duruyor unutmayalım bunu. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü gene dualite yarattınız ama arkadaşım:) madde kötü, ruh iyi mi anlayacağım bundan şimdi ben. bir de benliklerin ağasına ego demişsin.bence benliklerin bi ağası olsa süper olurdu…