Üsküdar Belediyesi’ne şikayetimdir
Blog / 01 Aralık 2012

İstanbulun tam orta noktası, Abduullah Ağa Caddesinden bir tane bile toplu ulaşım aracı geçmediğini biliyor muydunuz? Altunizadeyi boğaza bağlayan bu önemli caddede sağlı sollu onbinlerce ev var ve hiç bir toplu ulaşım aracı; ne otobüs ne de dolmuş hattı değil. Böylesi bir unutkanlığı -haksızlığı-Üsküdar Belediyesine yakıştıramıyorum.

Sarışın şirret kadınlar!
esinti / 11 Mayıs 2012

Sevgiyi Öğrenme Gazetesinden küçük bir alıntı yapıyorum, bir kadının katılacağı seminer boyunca başına gelen aksilikleri(kendince) ve sinirden küplere binişini anlattıktan sonra: “Otelin durumu onun için tam bir şok olmuş, yine de kaderine razı olmuş, ama sonra elektrik kablolarının penceresinin yanından geçtiğini fark etmiş. O noktada sabrı taşmış! Danışmaya gitmiş ve çok saygılı ve nazik bir şekilde durumunu anlatmış. Ama danışma görevlisi ona boş yere endişelendiğini söylediğinde, katılımcımız tekrar sinirlenmiş ve daha hararetli bir şekilde konuşmaya başlamış. Ardından karşısındaki görevli şöyle yanıtlamış, “Bakın bayan. Ben eşcinselim ve sizin gibi sarışın, şirret kadınlar eşcinsel olmamın başlıca sebebidir. O yüzden benim hayatımı çekilmez kılmaktan vazgeçip odanıza dönün.” ** Siz ne dersiniz bu konuda? Üstünde durulası geldi bana bu kısa alıntı 🙂 Turan Erdal Eger bir seyin ustesinden gelemiyorsan konu degistir :-)) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yani “sarışın kadının üstesinden gelemiyorsan gay ol” mu diyorsun? Turan Erdal Sorun kadın degil, sorun elektrik kablolarının degismez konumu. Kablolar degismeyecegine gore adam gay konusu ile kadını sakinlestırıyor. Yoksa gay olmak ile elektrik kabloları arasında bir baglantı var mı? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Öyle mi dersin? Elektrik kabloları değiştirilebilseydi, sarışın şirret kurtulur muydu? erkekler de eşcinsellikten kurtulurdu o halde, bunu mu çıkarsadın? YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Gerçeküstü gibi duruyor biraz. Eşcinsel…

Şikayet mekanizması
Blog / 03 Kasım 2008

Dünyanın halinden, komşularınızdan, eşinizden, çocuklarınızdan, ebeveyninizden, amirlerinizden, çalışanlarınızdan, yöneticilerden yani ilişkide olduğunuz olmadığınız herşeyden şikayet etmeyi bırakın artık; çünkü ne size ne de dünyaya bir yararı olmuyor.(pardon size dolaylı bi yardımı oluyor tabi)   Şikayet mekanizması, yani kendi kendine ya da başkalarına söylenip durma hali, bir an için görmüş olduğunuz (ve hoşlanmadığınız)gerçekliğin daha çok yerleşmesine, diğer anlarınıza da kalıcı olarak tutunmasına sebebiyet verir.   etap: fiziksel-duygusal-zihinsel ya da ruhsal alanda hoşunuza gitmeyen bi şey olur. Hoşa gitmeme duygusu fiziki bir rahatsızlığa gebedir; çünkü aslında insan “-1, +1 ve nötr” yani bundan hoşlandım-bundan hoşlanmadım fazı arasında mekik dokuyan bir mekanizmadır. Eğer oluşan ŞEY, negatif/hoşlanmadım fazında ise insan o şeyden hemen uzaklaşmak ister. İşte sorun da burada başlıyor. İnsanın, (Gurdjieff’in deyimi ile makina insanın) hoşlanmadığı bişeyden uzaklaşabilme yeterliliği yok, Don Juan Matus ise bu durumu “acizliğine düşkünlük” olarak tanımlıyor. Oysa eğer insan bir an için durup düşünse önünde iki seçenek olduğunu görebilirdi: a) Hoşlanmadığı durumu ortadan kaldırmak: Harika ve kesin bir çözümdür. Fakat maalesef bunu yapabilmek için yeterli enerji çoğu kez insanda birikmemiştir. (çünkü her gün periyodik olarak üretilen insana ait farkındalık enerjisi, gündelik saçma sapan şeylere yönlendirilerek bitirilmiştir.) b) Eğer ortadan kaldırmak mümkün değilse, hoşlanılmayan durumun pozitif gölgesini bulmak ve ona…