İkinci düşünce katı- Her Şeyin Teorisi 2

Önceki bölüm için tıklayınız Yeşil mimin tamamlanmasıyla insan bilinci, ikinci düşünce katı’na bir kuantum sıçraması yapar. Clare Graves buna, inanılmaz derinlikte bir anlam kanyonunun aşıldığı önemli bir sıçrama diye göndermede bulunur. Özünde ikinci bilinç katıyla kişi hem hiyerarşileri hem de heterarşileri kullanarak (hem sınıflandırarark hem de bağlantı kurarak) hem dikey hem de yatay düşünebilir. Bu durumda kişi, içsel gelişimin bütün tayfını berrak biçimde kavrar ve böylece her düzeyin, her mimin, her dalganın Spiral’in baştan sona sağlığı için çok önemli olduğunu görür. Her dalga aşar ve içerir. (benim Oyun Kuramında bu kavram bariz biçimde tarif edilmekte ve “kapsama” sözcüğü ile yer almaktadır.) Böyle olduğu için, varoluşun her dalgası, art arda gelen bütün dalgaların temel bir bileşenidir, böylece her birini bağrına basar, kucaklar. Dahası her dalga yaşam koşulları izin verdiğince harekete geçirilebilir ya da yeniden harekete geçirilebilir. Birinci kat mimlerinin hiçbirinin kendi başlarına yapmadığı, diğer mimlerin varlığını bütünüyle değerlendirmektir. Onların her biri kendi dünya görüşünün doğru ya da en iyi perspektif olduğunu düşünür. Zorda bırakılırsa olumsuz tepki gösterir; ne zaman tehdit edilse kendi aletlerini kullanarak çıkışlar yapar. Mavi düzen hem kırmızının itici gücünden hem de turuncunun bireyselcilliğinden çok rahatsız olur. Turuncunun bireyselcilliği, mavi düzenin enayiler için olduğunu ve yeşilin eşitlikçiliğinin güçsüz olduğunu düşünür. Yeşilin eşitlikçiliği mükemmelliğe ve değerlerin sınıflandırılmasına, büyük resimlere ya…

Şaşırtan Spiral- Her Şeyin Teorisi 1

Varoluş dalgaları Gelişim psikolojisi zihnin büyümesi ve gelişmesinin araştırılmasıdır, diğer bir değişle içsel gelişmenin ve bilincin evriminin araştırılması, öyleyse soralım gelişim psikolojisi bu sorunu aydınlatabilir mi? Entegral psikoloji, yüzü aşkın farklı araştırmacının sonuçlarını bir araya getirdiğimde düzinelerce görüş ayrılığı ve birbiriyle çatışan yüzlerce ayrıntı olduğunu gördüm.  Genel olarak hepsi, zihnin gözler önüne serilen bir dizi evre ya da dalga olarak büyümesi ve gelişmesi ile ilgili aynı öyküyü anlatmaktadır. örneğin bunlardan biri Clare Graves’in öncü çalışmasına temel olan modele spiral dinamik adı verilir. Burada kapsamlı ve üstün bir sistem önermiştir: “Benim önerdim şey özet olarak olgun bir insanın psikolojisinin gözler  önüne serilen, meydana çıkan, salınım yapan, spiral çizen bir süreç olduğudur. Bireyin varoluş sorunları değişirken, daha eski daha alt düzendeki davranış sisteminin daha yeniye, daha üst düzeyde sistemlere giderek boyun eğmesi buna işaret etmektedir. Birbiri ardına gelen her evre dalga ya da varoluş düzeyi insanların varlığın diğer durumlarına giden yolda geçtikleri bir durumdur. İnsan varoluşun bir durumuna merkezlendiğinde, bu duruma özgü bir psikolojisi vardır. Onun duyguları güdüleri  etiği biyokimyası nörolojik harekete geçme derecesi, öğrenme sistemi, inanç sistemi, akıl sağlığı kavramı gibi düşüncelerin tercihleri politik teorileri ve uygulamalarının hepsi bu duruma uygundur.” Bir anlamda bu araştırmanın, insan DNA’sındaki bütün genlerin bilimsel haritasının…

Kundalini Uyanış Belirtileri ve sonrası -6
Urban Shaman / 16 Temmuz 2020

Önceki bölüm için tıklayınız Kundalini uyanışının birçok belirtisi sinir sistemindeki değişikliklerden kaynaklanır. Belirtileri nörolojik veya biyolojik bir durumla kundalini uyanışına bağlı olarak karıştırmak kolaydır. Her iki durumda da, semptomlar iyileşmenin ve vücudunuzun homeostazı korumaya veya enerjinizi arttırmaya çalıştığının bir işaretidir. Kundalini semptomları uyanma süreci boyunca, uyanmadan önce, ruhsal uyanışta ve daha sonra kundalini’nin tam teşekküllü dönüşümüne yol açar. Semptomlar, bu aralık ne kadar uzun olursa olsun, her sakin zihin olayından sonra vücutta ortaya çıkan fiziksel değişikliklerin belirtileri olarak ortaya çıkar. Kendini gerçekleştirme kademeli ve biyolojik olduğu için, sessiz zihni sürdürme yeteneğimiz zamanla büyür. Artık sessiz zihin sürdürmek, daha güçlü kundalini dönüşüm anlamına gelmektedir Uyanış Öncesi Belirtiler Uyanışa yakın ortaya çıkan semptom türleri genellikle akılda meydana gelen değişikliklerden kaynaklanır. Vizyonlar, canlı rüyalar, içgörüler, senkronize olaylar, dünyayı farklı görmek ve perspektiflerde ve inançlarda birçok değişiklik meydana gelir. Sık sık fikirlerinizi, inançları ve dini sorgularsınız. Enerji, kendinizi nasıl gördüğünüze ve dünyayı nasıl gördüğünüze dair bazı yönleri açıklığa kavuşturmak için zihninizde çalışır. Kısacası, zihniniz sakinleştiğinde gözleriniz açılır ve dışarı baktığınızda her şeyin bilinçli olduğunu keşfedersiniz. Zaman zaman sinir sistemi reaksiyonları da meydana gelir. Ruhsal Uyanış Belirtileri Ani bir enerji artışı ile algıda bir değişiklik yaşarsınız ve doğayı canlı renklerle farklı şekilde üstelik dünyadaki nesneler…

Kundalini Kriyas Nedir? 5

Önceki bölüm için tıklayınız Kriya, uyanmış kundalini’nin dışa dönük fiziksel ifadesidir ve spontan yoga duruşlarına benzemektedir. Uzun zaman önce, kriyas sık sık meditasyon yapan insanlara geldi ve bu yoga benzeri pozlar modern yoganın kökeni olarak kabul edildi. Kriyas kendiliğinden (spontan) hareketlerdir, çünkü gönüllü olarak bu şekilde hareket etmeye karar vermezsiniz. Bir kriya beklenmedik bir şekilde olur. Kriyas, hareketi düzenleyen yüksek benlik nedeniyle olur. Yüksek benlik düşünceyi kullanmadığı için, kendiliğinden olur gibi görünüyor. Diğer kundalini semptomları gibi, kriyas da hayatımızın herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilir. Herkes geceleri yatakta dönüp durmayı ve sabahları karışık bir yatak örtüsü görmeyi deneyimledi. Bu karmaşa, geceleri kendiliğinden hareket ettiğimize dair tek ipucumuzdur. Sabah uyandığımızda yine kendiliğinden gerinmelere de aşinayızdır. Böyle gerinmeye karar vermedik, oldu. İşte Kriya böyle hissediliyor. Kriyas’ın, kasları ve iskelet pozisyonlarını kullanarak enerji bloklarını vücuttan çıkarma amacına sahip olduğunu hissediyorum. Kriya’nın spontan hareketi vücudun daha geniş alanlarını açar. Birçok kriyas yaşadıktan sonra, kriyas’ın omurgayı, kranial kemikleri ve omurgaya bağlı tüm eklemleri ayırmak için çalıştığı sonucuna varıyorum. Aynı zamanda, iskeletin en derin tabakasında tutulan enerji olan kişiliğin temelini serbest bırakırlar. Omurga vücudun temel taşıdır ve tamamen serbest bırakılmalı ve yeniden yapılmalıdır. Kundalini dönüşümü sırasında, kriyas daha sık hale gelir ve vücudun daha büyük kısımlarını içerir….

RÜYA GÖRÜŞMECİLİĞİ ATÖLYESİ
Duyuru , Eğitimler , Rüya/Psikoloji / 06 Kasım 2019

Rüyalar bir köprü vazifesi görür… Rüyalar tıpkı ruhumuzdan gelen bir mektup gibidir; güç bilgi yaratıcılık ve sağlık kaynağıdır. Eğer rüyalarımızı göz ardı edersek kendimizi Paul Solomon’un kaynağının “herkes için erişilir olan ama çoğu insanın farkında olamadığını” söyledigi zekadan yoksun bırakmış oluruz. Bu zeka ile ilişkiye geçmek için psişik kahin ya da telepatik olmamız gerekmez. Gereken tek şey sezilerimize hayalimize ve özellikle rüyalarımıza kulak vermektir. Rüyalar tanrıların dilidir ve bu anlam ve mecaz açısından zengin dil bizi uykudan yaşama uyandırmaya yöneliktir. Psikolog Erich Fromm rüyaları unutulmus bir dil olarak görür ve geçmisin insanlar için rüya ve hayallerin zihnin en önemli ifadeleri arasında olduğunu söyler. Ona göre rüya sembolleri evrensel geleneksel ya da rastlantısaldır. Rastlantısal semboller kişiseldir ve bireysel çağrışıma ilişkindirler. Geleneksel semboller ise tek anlamlıdır. Evrensel sembollerin -örneğin günes- sıcak ve ışık gibi evrensel anlamları vardır. Fromm rüyaların anlamsız veya ilgiye değmez olarak göz ardı edilmelerinin sebebinin onların bizi rahatsız etmesi olduğunu söylemistir; rüyada gördüğümüz kişi bizim gündüz vakti oldugumuza inandığımız kişiyle uyumlu değildir. Fromm şöyle diyor : “Çelişkili gerçek şudur ki, rüyalarımızda daha az mantıklı ve daha az terbiyeli olmamıza rağmen daha akıllı ve daha mantıklıyız.” Soru sorma sanatını kullanarak Rüya görüşmecisi olmayı öğrenmek ister misiniz?   Rüyalarla Problem çözme RÜYA GÖRÜŞMECİLİĞİ ATÖLYESİ Yer :Beylikdüzü…

İskandinav Mitolojisi ve Kelt ritüelleri
Kurgulardan Haberler / 03 Eylül 2019

İskandinav Mitolojisi, Neil Gaiman‘ın son kitabı. Bu hafta onu okudum. Gaiman’ın tipik tarzı olarak sade bir dille yazılmış, hiç sıkmadan okunacak bir dizi masallardan oluşuyor. Odin’e, Thor’un baltasına iyice aşina olduk. Bana Dede Korkut öykülerini anımsattı. İskandinav tanrılar dünyası da Yunan mitolojisindeki gibi insanlaştırılmış figürlerle dolu! Heyecanları, açgözlülükleri, nefret ve intikamları, aşk/meşkleri hep insansı. Buradan nne  çıkarsıyoruz? Cevabı her bir okuyup düşünene bırakıyorum.Manevi alanlara Yöneliş başlıklı yazıma da göz atmanızı önerebilirim. * Black Spot, Netflix dizisi Dizinin ikinci sezonunu da bitirdim. Yoklukta iyi diziler arasında yer alır. Fransız yapımı, Kelt mitolojisine atıflar bulunan dizide iki konuda büyük şikayetim var: Bu kadar küçük bir  orman kasabasında her gün mü olay olur?, cinayet, doğa terörü gibi önemli olaylar, sarhoş kavgası değil! Dizi baştan sona karanlık çekilmiş. Biri artık bu yönetmenlere karanlık çekimle gizem oluşturma modasının geçtiğini söylesin lütfen! Güzel yanı, muhteşem orman manzaraları ki karanlıktan pek seçilmiyor, orman yolları ve oldukça iyi kurgulanmış karakterler. Oyunculuklar iyi. Bence seyredilir. Üçüncü sezonu olacak mı onu anlayamadım, sonu mışırıklı bırakılmış. * Otherhood – film Bu karanlık dizinden sonra şöyle hafif bir komedi izleyeyim derken karşıma çıktı. Baktım eski Medium dizisinden hayranlığım baki kalmış patricia arquette oynuyor, seyredeyim dedim. Gerçekten de sıkmadı, eğlenceli, hafif ve kısmen…

20 Nisan BAK performansı

Bugün oldukça kalabalık bir katılımcı grubuyla BAK oynadık. Katılımcıların çoğu ilk kez bu oyunu duymuşlardı belki bu sebeple biraz heyecan ve çekimserlik vardı hep olduğu gibi 🙂 Yine de çok eğlendik. Soru çok derindi, cevabını katiyetle bilemediğimiz bir soruydu. Önerilen üç sorudan oylamayla benim soru seçilmişti ki bu çok ama çok nadir olur. Birleşik Alana sorumuz şöyleydi: “sonsuz şimdide dışımızdaki her şeyin kendi atıl enkarnasyonu olduğu bilgisini daha iyi anlayabilmemiz için bize gösterebilir misin?” Görüldüğü üzere çok boyutlu bir oluşu bu performansta 3 boyutla anlayıp ifade etmeye çalıştık, her halde tüm zamanların en zor BAK sorusuydu. Gelişmeleri fazla detaya girmeden aklımda kaldığı kadarı ile özetlemek istiyorum. Zaman içinde daha çok ilişki anlayabilmek ümidindeyim. Oyuna ilk giren rolün ŞEMSİYE olması beni şaşırttı, moderatör olarak bir an bunu reddetmek isteği duydum ancak bilinçli yargımın birleşik alanın seçimini bozmasına izin vermedim. Oyun başladıktan sonra bu sembolün anlamını daha iyi anladık çünkü ikinci rol  olan YAĞMURun, belki onu hayatın başlatan kozmik yağmurun altında, ufak bir yaşam alanı açmak için şemsiyenin tam alan ortasına alınma çabasını görünce rol de anlam kazandı. Oyun süresince başlayan hayatın ki BAK bunu da performans sanatı olarak rollendirmişti! hep şemsiyenin altına sığınması ve diğer rolleri bu alana çekmesi oldukça manidardı….

Rüyaların İyileştirici Gücü ve BAK

20.Nisan Cumartesi günü saat 15.00’de Taksim Tuva Sanat merkezinde Rüyaların İyileştirici Gücünü konuşacağız. Bekleriz   Bu Etkinliğin hemen önünde yine  Cumartesi 12.00 de Bir BAK (Birleşik Alan Kullanımı) performansı yapacağız. Merak ettiğiniz her ne varsa bu hafta düşünün ve sorularınızı alıp gelin. Daha  çok bilgi için Tuva Sanat – Berrin Yılmaz’dan bilgi alabilirsiniz.  

Kişinin iç rüyası onun dış rüyasını belirginleştirir

Rüya nedir..? -Basit işte uyuduğumuzda bilinçaltımızın bizi götürdüğü yerler. Beynimizin uydurduğu kurgusal olaylar dizisi.. -Hep bu düşünceye sabitlenip kabullendiğiniz için bir çoğunuzda böyle gerçekleşiyor zaten.. İÇTE VE DIŞTA DEVAMLI BİR RÜYADAYIZ ASLINDA.. Kişinin iç rüyası onun dış rüyasını belirginleştirir. Soyut denilen bir çok şey bulunduğunuz alanın titreşimleri ile uyum sağlayarak netleşerek somut hale gelir. Aslında o görünen şey ilk andan beri ordadır. Yavaşlayarak gözlerinin kısıtlık alanına iner. Ve senin fiziksel gerçekliğin halini alır.. _________________________ Kitapda sanki aradığımı buldum. Resmin bütününden de ötesini görmeyi arzu edenlere sanki hücre çeperlerinden sesleniyor. Yaşam dediğimiz şey sadece kıyılardan oluşmuyor. Bir çoğumuz bunun farkındalığında yaşıyor olmamıza rağmen mantığımızın kabul sınırlarını esnetmeye cesaret edemiyoruz. NASIL..? GER-çek dediğimiz şeyi arar iken hep fiziksel teyitler içinde boğuluyoruz. KABUL VE RETLERİMİZ. Rüyada olma ile uyanma arasındaki incecik çizginin oktavların içinde nazikce eriyip gidiyor. Belki saliselerin içerisinde ya can simidine sarılmış veya incecik kumlara ayak basmış oluyoruz. Bir BİZ var bizden içeri.. LANIAKEA Kitabı okumaktan keyif alıyorum. Teşekkürler Sibel Atasoy Özcan Kurt