Asimov’un incisi-1
esinti , Kitap Özetleri / 04 Haziran 2014

Merak ediyorum; Don Elkins, bilimkurgu sever miydi? Kendi gibi bir bilim adamı olan Asimov’u okur muydu? Ya da Asimov, gizlice spiritüel yayınları takip ediyor muydu, Don elkins’in tarafsızlığına güvenip Ra Bilgilerini baştan beri okumuş muydu? Her ikisi de hayatta olmadığına öre bu soruları ancak onları çok yakından tanıyanlar cevaplıyabilir (maalesef) Asimov otuz yıl aradan sonra Vakıf dizisine Vakfın Sınırı isimli kitapla devam etmeye karar verdi, kitap 1982 yılında yayımlandı. Kitabın ilk 400 sayfası doğal olarak otuz yıl önce yazılmış ilk üç kitabın hatırlatılmasına ayrılmıştı (ara vermeden okuyanlar için biraz gereksiz tekrar oluyor haliyle), derken Asimov 440. cı sayfalarda istridyeyi açar ve inciyi ortaya çıkarır! (aradaki otuz yılda boş durmamış bir sürü güzel kitap yanında bir de robot dizisini yazmıştır). Söz konusu inci’nin ne olduğunu söylemeyeceğim (henüz okumayanlara haksızlık olmasın) ancak üst uzay sıçramaları yaparken onun iki seçenekli Aristo mantığından tamamen sıyrılıp üçüncü bir olasılığı keşfettiğini söylemek umarım haddimi aşmak olmuyordur. Herhalde bu konuda daha yazacağımdır ama şimdilik sadece onun çok nazik biri olduğunu söyleyeceğim (ve hala kadınlara karşı çekimser)

Enkarnasyonlar ve Gezgin
Felsefe ve Kuantum / 25 Ağustos 2009

Ra Bilgileri 1 Celse 21, sf 273oe SORU: 75.000 yıllık devre başladığında, ortalama insan ömrü yaklaşık olarak dokuz yüz yıldı. O devredeki reenkarnasyon (tekrardoğuş) programlama mekanizması ve süreci nasıl işliyordu? Üçüncü yoğunluk derecesi madde alemine yapılan enkarnasyonlar arasındaki zaman, varlıkların tekâmülüne ne gibi bir katkıda bulunuyordu? RA: Bu sorunuz birçok sorunuzdan daha karmaşık. Baştan başlayalım. Üçüncü yoğunluk derecesine yeni giren bir akıl/ beden/ruh bileşiminin enkarnasyon düzeni karanlıktan başlar; çünkü, kendi yoğunluk derecenizi bir uyuma ve unutma durumu olarak düşünebilirsiniz. Bu kat, tek unutma katıdır. Üçüncü yoğunluk derecesi varlığı için unutmak şarttır. Ancak bu şekilde, karışıklık mekanizmaları ya da özgür irade, yeni bireyselleşmiş bilinç üzerinde etkili olabilir. Böylece, bu yoğunluk derecesine yeni giren varlıklar tüm masumiyetleriyle hayvansal davranışlara yönelmiş varlıklardır; diğer varlıklar onlar için sadece kendi benliklerinin birer uzantısıdırlar ve onları tüm-varlık (tek varlık)’ın korunması ve devamı için araç olarak kullanırlar. Ancak varlık yavaş yavaş, hayvansal olmayan, yani hayatta kalabilmesi açısından gerekli olmayan bazı ihtiyaçları olduğunu da fark etmeye başlar. Bu ihtiyaçlar; arkadaşlık ihtiyacı, gülme ihtiyacı, güzelliğe duyulan ihtiyaç, çevresindeki evreni tanıma ihtiyacıdır. Bunlar ilk ihtiyaçlardır. Enkarnasyonlar birbirine eklendikçe, başka ihtiyaçlar da keşfedilmeye başlanır; değiş tokuş (alışveriş) yapma ihtiyacı, sevme ihtiyacı, sevilme ihtiyacı, hayvansal davranışlarını daha evrensel bir bakış açısına yükseltme…

Hem çok, hem Bir
Felsefe ve Kuantum / 11 Haziran 2009

Ne ölçüde bir yazar olduğum tartışılırsa da sanırım okuyuculuğum oldukça iyidir, tabi bunu okuduğum kitap sayısıyla ölçmüyorum (hayret verici ölçüde çok olsa bile), ilgi alanlarımın dağınıklığı sebebiyle kitaplar içinde bir gezgin olduğumu söylesem yeridir. Kitabı ve kitap dükkanlarını aşk düzeyinde sevdiğim günleri hatırlıyorum da, geniş geniş gülümsüyorum. Şimdilerde bu sevgimi paylaşan hatta bunun ötesine geçen başka bir unsur olduğu için geçmiş zaman betimlemesi yaptım. Kitabın ötesine geçen “sevgi-ilgi”;  insanlar ve dünya diyebilirim. Onları bütünüyle çok seviyorum. İnsanın ilgisi neye dönükse onu seviyordur demişimdir biçok yerde ve ilgilenmişse dinliyordur. Dolayısı ile denklem sevgi=dinlemek oluyor. Kendimi de dinlerim ben; çünkü kendimi de sevmişimdir 🙂 Şimdiye kadar okuduğum kitaplarda beni hayrete düşürebilecek, hiç bilmediğim bir kavram ve bilgiye yok denecek kadar az rastladım. Çoğunlukla bildiğim şeyleri hatırlattılar ve onlara isim koymamı sağladılar. Tabi bu da büyük bir yarar, her daim tüm o yazarları sevgi ve minnetle andım ve anıyorum. Hiç bilmediğim halde karşılaştığım bilgiler hemen hep dünya dışı uygarlıklar ile ilgiliydi, örneğin “Ra Bilgileri” dizisindeki bilgilerin bi kısmını ilk kez orda görmüştüm ve Anu anlatıyor (: Bakınız https://sibelatasoy.com/?p=585 ) gerçekten benim için heyecan vericiydi. Doğru olup olmadıkları hiç önemli değil 🙂 Gerçekliğin ikili bir yaratım olduğunu biliyorsanız doğru ve yanlış lügatınızda önemli bir yer  işgal…

Kendine Hizmet/Başkalarına Hizmet
Blog , Felsefe ve Kuantum / 20 Ocak 2009

Ra Bilgileri (dört kitap), temel olarak üçüncü boyut(dünyanın şu andaki HALi) realitesinin bir seçim boyutu olduğu fikri üzerine inşa edilmiştir. Seçilecek şey ise, insanın bundan sonraki gelişiminde Kendine Hizmet (KH) mi, yoksa Başkalarına Hizmet (BH) mi yolunu tercih edeceğidir. Aslında söylemeye gerek yok tabi fakat yine de hatırlatayım ki bu seçim sözlerle yapılmıyor, içsel niyetiniz ile yapılıp kendini bu dünyadaki yaşam kararlarınızla gösteriyor, seçim sizin titreşimlerinizde kayıtlı! Evrenimizin sonsuzdan ilk sapması; Özgür irade sapmasıdır, Özgür irade bir kez daha saparak sevgi‘yi, bir kez daha saparak Işık‘ı  ve sonra Güneşi ve alt logosları oluşturmuştur. Dolayısı ile her iki seçim de ikinci sapma olan SEVGİ ile ilgilidir; birinde sevgiyi içinize doğru gönderirken diğerinde dışınıza gönderirsiniz ki bunun pratikte hiç bir farkı yok; çünkü her ikisi de ilk sapma olan ÖZGÜR İRADE’nin göstergeleridir. Ancak RA Bilgileri bizi bir konuda belli belirsiz uyarmıştır (çünkü RA altıncı boyutta BH yolunda öğrenimini sürdüren bir bellek bileşimidir): BH yolunda seçim insanın titreşimlerinin yalnızca %51 oranında hizalanmasıyla yapılabiliyor olduğu halde, KH yolunda hizmet ancak %95 oranında titreşim saflığına ulaşmak zorundadır, yani Kendine Hizmet yolunu seçmiş olmak çok zordur! Bunun sebebini az düşünmedik! 🙂 Açıkçası benim fikrim, kendi yaradılışımızın, dualitenin önce IŞIK tarafına sapmış olması ve böylece ikincil ve…