Koku mucizesi-devam
Blog / 23 Nisan 2009

Konu başı: https://sibelatasoy.com/?p=1443 İnsanın koku alma duyusu çok iyi koklayan canlılar ile az koklayan ya da hiç koku almayan canlılar arasında bir yerdedir. Ancak, insanın koku derinliği koku alma yeteneğinde değil de, kokunun bağlantılarında ortaya çıkar. Birincisi, koku duyumuz, diğer dört duyumuzun aksine, doğrudan beynimiz üzerinden gerçekleşir. Yani, koku organımız olan olfaktör sinirler beynimizin ön parçasının doğrudan uzantılarıdır. Bir başka deyişle, kokuyu beynimizi kokuya daldırarak ve değdirerek alırız. Burnumuzu bir kokuya uzattığımızda beynimizi yakınlaştırmış oluruz. İkincisi, koku duyumuz beynimizin duygusal durum merkezi, hafıza, tat alma ve nörolojik dengeden sorumlu bölümüyle ilişkilidir. Koku duyusu konuşma merkeziyle ya da beynin bilinçli kısmıyla çok az ilişkili olduğu için, kokuyu ölçmekte, tanımlamakta, anlatmakta, ayırmakta hayli zorlanırız. Koku bunca müphemliğine karşılık, koku duyusunun derin duygu durumlarını harekete geçiren, ince ve eski hatıraları uyaran, hazzı ve hırsı artıran karşı konulmaz ve kesin bir etkisi vardır üzerimizde. Konuşmamızı, görmemimizi, işitmemizi, dokunmamızı kontrol edebiliriz belki, ama kokunun üzerimizdeki etkisi hesaba gelmez. Taze biçilmiş çimen kokusuna tepkisiz kalmamız mümkün mü? Sıcak ekmek kokusuna iştahsız durabilir misiniz? Baharda leylak kokusu alıp götürmez mi bizi uzaklara? Her duyu insan bedeninde bir etkilenmeye denk gelir. Görmek, ışığın gözün retinasına değmesidir, işitmek sesin kulak zarına çarpmasıdır, dokunmak bir cismin tene değmesidir. Peki ya…

Koku Mucizesi
Blog / 21 Nisan 2009

Hayatın gözle görülmez iki nehri tam da burnumuzdan akar bedenimize: hava ve koku. Havayı solumak da, kokuyu koklamak da mutlak bir yakınlığı çağrıştırır. Soluduğunuza ve kokladığınıza mutlaka yakın olmanız gerekir. Görmek, konuşmak, işitmek böyle bir bedel istemez; uzaktan da görebilirsiniz, mesafeli de olsa konuşabilirsiniz, sözü kâğıda dökebilirsiniz. Gerçekliğin en katı belirtisi olan somutluk ve yakınlık, dokunmayı ve koklamayı davet eder. Bu yüzden, işitmekten ve görmekten beride kalır dokunmak ve koklamak. ‘Bir işe burnunu sokmak’ deyiminin çağrıştırdığı sınır ihlali de, koklamanın bu yakınlık bedelinden beslenir. ‘Burnunun dibinde olmak’ ve ‘burun buruna gelmek’ gibi ifadelerin yüz yüzeliğe olan vurgusu, koklama yakınlığından ödünç alınmıştır. Ne var ki, yakınlık ve somutlukta ‘burun buruna’ duran dokunma ve koklama duyuları, koklamaya konu olan şeye sıra gelince, yollarını ayırırlar. Dokunmanın eşya ile ilişkisi ne kadar gözle görünür ve elle tutulur ise, kokunun eşya ile ilişkisi o kadar müphem ve ele gelmezdir. Koku, ancak birlikte olduğu şey ile somutlaştırılabilir, kaynak olduğu eşyadan dolayı adlandırılabilir. Menekşe kokusu, yağmurun toprağa değmesinin kokusu, kahve kokusu, taze ekmek kokusu gibi. Kokunun kendisi ortada yok gibidir. Menekşe kokusu, menekşeden farklı ve fazla birşeydir. Yağmurun toprağa değmesinin kokusu da, yağmurun toprağa değdiği anda vardır; ama ne topraktadır, ne de yağmurdadır. Aslına bakılırsa, koklama organımız…

Tütsülerle Tedavi
Blog / 16 Nisan 2009

Alternatif Tıp – 01 – Tütsülerle Tedavi Aslında koku duyumuna insan davranışının çalışılmasında gerektiğinden daha az değer verilmiştir, kokuların anıları canlandırmadaki güçlü yaygın bir deneyim olmasına karşın. Ve yeni bir araştırma çizgisi, pheromones şeklindeki kokuyla kitle histerisinin aşırılıkları arasında bir ilişki göstermiştir. Psikoterapist olarak eğitim görmüş bir büyücü olan Dion Fontuna kokular ve duygular arasındaki bağ konusunda açıklamalarda bulundu. Aşağı Rabbani ayinine devam eden bir adam tütsünün tatlı kokusunun tadına vardıkça, zihninin tanrısala doğru döndüğünü görecektir, aniden yanı başındaki kadından bir nefes misk yada patchouli kokusu alırsa, düşünceleri oldukça farklı bir yöne döneceklerdir. Bu iddianın tartışılması bile gereksiz. Pek çoğumuza göre kokular hoş yada değil, psikolojik durumumuzu etkilerler. Belli kokular sevinç, hüzün, erotik uyarılar ve hatta korku duygularına bile neden olabilirler. Kokular ve duygular arasındaki bu bağ bir dereceye kadar “Tümü zihnin içinde” fikirlerin birleşiminin ürünüdür. Örneğin, sadece toplumun gelenekleri nedeniyle, zihnimiz kadınların kokularını kadın cinselliğiyle birleştiriyor. Eğer geleneklerimiz farklı olsaydı ve sadece dinsel nedenlerle evlenmeyen rahibeler bu parfümleri kullansalardı, kokularını saflık ve temizlikle birleştirebilirdik. Fakat birleştirme teorisi bütün gerçeklik değildir, çünkü daha önce hiç karşılaşılmamış kokular insanlar ve hayvanlar üzerinde bir etki uyandırabiliyorlar. Küçük bir kedi pişen bir balık kokusuyla ilk kez karşılaştığında, salya akıtmaya başlar ve bir çoğumuz…

Gizli Kokular
Blog / 13 Nisan 2009

Gizli Kokular Yalnızca Kadınları Uyarıyor Böceklerde, hayvanlarda feromon denen, bizim algılama aralığımızın dışındaki bir takım kokular, önemli bir haberleşme aracı. Zevk, korku, kızgınlık, cinsel istem, bu araçlarla iletiliyor. Kraliçe arılar ya da karıncalar, koskoca kolonileri, bu feromonlar aracılığıyla kendilerine bağlı tutup yönetiyorlar. Kozmetik üreticileri, parfüm ve kolonyalarına kattıkları bazı insan steroidleri ya da misk gibi bazı hayvan salgılarının, feromon etkisi yaptığını öne sürmelerine karşın, bunu doğrulayacak bilimsel bir kanıt ortaya koyamıyorlardı. Şimdiyse,Chicago Üniversitesi biyopsikologları Martha K. McClintock ile Suma Jacob, bir insan steroidine en yakın sayılacak maddeyi bulduklarını söylüyorlar: insanın “havasını değiştiren” steroidler. Araştırmacılar,deneylerine temel olarak kokularda kullanılan iki insan steroidini almışlar: parfüm üreticilerinin kadınları çektiğini iddia ettikleri erkek steroidi androstadienon ve erkekler üzerinde aynı etkiye sahip olduğu söylenen kadın steroidi estratetraen. İki araştırmacı önce 20 yetişkine standart psikolojik durum (mood) testi uygulamışlar. Sonra hepsinin burunlarının altına pamukla önce sırayla karanfil yağına batırılmış iki steroidi ve nihayet steroid taşımayan karanfil kokusunu sürmüşler. Her üç pamuğun da aynı kokuyu taşımasına karşın, McClintock,10 kadın deneğin her iki steroidi burunlarına çektikten sonra kendilerini çok daha mutlu ve enerjik hissettiklerini saptamış. Aynı steroidler, 10 Erkek denek üzerindeyse tam tersi bir etki yapmış Erkekler steroidleri kokladıktan sonra kendilerini yorgun ve sıkıntılı hissettiklerini söylemişler. Araştırrmacılara göre…