Erkekler şans faktörünü neden sevmezler?
Felsefe ve Kuantum , Gurdjieff- Maji / 21 Aralık 2009

 Önceki yazım “karar mekanizması”( https://sibelatasoy.com/?p=2943 ) , öyle bir yol açtı ki daha yüzlerce konuya değinmek ihtiyacı hissediyorum. Hayatta ya da her hangi bir oyunda karşılaştığım her tür meydan okuma gerektiren durumda erkeklerin şans faktörünü duymak bile istemediklerine çok kez şahit oldum. Örneğin derler ki, bu bilimsel bir şey şansa yer yok, ya da briçte şans yoktur veya satranç şans barındırmaz! Örnekleri sınırsızca çoğaltmak mümkün. Oysa aynı konularda meydan okumaya katılan kadınlar bu tür kesinlik içeren ifadeleri pek etmezler, zaferlerine bile hep bir sakınımla yaklaşırlar ve derler ki, evet başarılı oldum ama şans da benden yanaydı! Gerçi kadınların bu sakınımlı yaklaşımlarını onların ezilmişliğine, kendilerine güveni yitirmişliklerine bağlamak isteyen kadın hakları savunucuları da olabilir, fakat mesele bundan biraz daha karmaşıktır zannımca. Görüldüğü gibi oldukça farklı iki algı türünün basitçe karşımıza çıkışına şahit oluyoruz ve ben bu algı farkını görebildiğim kadarı ile (şans da benden yana ise) anlatmaya deneyeceğim. Öncelikle nedir şans: 1. Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek: “Bir hafta içinde kayıplar ve kazanmalarla şansım değişti.” –R. H. Karay. 2. Bir olayın olabilirliği. 3. Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum. Ve bir de “Kaza” sözcüğüne bakalım:    1) yargı. 2) beklenmedik…

Meetings with Remarkable Men (1979)
Gurdjieff- Maji / 29 Eylül 2009

Bu filmi bir zamanlar alt yazısız seyretmiştim, ilk fırsatta tekrar izlemek isterim. Gurdjieff Meetings with Remarkable Men (1979) Yönetmen: Peter Brook Yapım Yılı: 1979 Tür: Biyografi, Dram Süre: 1 saat 48 dk Dil: İngilizce Görüntü Yönetmeni: Gilbert Taylor Müzik: Laurence Rosenthal Senaryo: Peter Brook, G.I. Gurdjieff, Jeanne Salzmann Part1 Part2 Part3 Part4 Part5 Part6 Part7 Part8 Türkçe Altyazı: Alt Yazı ——————– Hayatını anlatan filmden (Gurdjieff, Meeting With Remarkable Men) kısa bir alıntı: Bir çocukken babası Gurdjieff’i rahip olmaya götürür. Yolda bir yerde dururlar, büyük bir vadidir burası nefis ve kıraç bir dağ uzanır arkada. Halk oturmuş beklemektedir. Sonra yedi müzisyen gelir uzaklardan. “Her 20 yılda bir bu eşsiz vadinin akustiğinde en iyi sesi ve sanatçıyı ararız, test ederiz. Ancak özel bir ses frekansı bu taşları titreştirebilir. Bu kim yapabilirse galipte odur” der ahalinin yöneticilerinden biri. Sonra adamlar sırayla söyleyip çalarlar nefis ezgiler, şarkılar izlerken nefesiniz kesilir. Türk ezgilerini duymak ruhunuzu okşar. Ama hakemler beğenmez hiçbiri taşları etkileyememiştir. Sonunda hafif tombul sarışın sakallı bir adam başlıyor neye üflemeye. Olağanüstü bir ezgi çalıyor En sonunda dudaklarıyla başlıyor bir ses çıkarmaya ney gibi ama metalik bir titreşim. Bir daha, bir daha böyle içine kadar ürperiyorsun. Adam dudaklarını kapatıyor ve ses dakikalarca ilahi bir…

Son Saat için egzersiz
Gurdjieff- Maji / 05 Ağustos 2009

   EGZERSİZGurdjieff Geçirdiğiniz son saate bakın ve sanki sizin için dünyadaki son saatiniz olmuş olduğunu ve yeni ölmüş olduğunuzu idrak edin.Yaşamınızın son saatinden memnun musunuz  diye kendinize sorun. Şimdi kendinizi tekrar diriltin ve ölümünüze bir önceki saat süresi için (eğer yaşayabilme şansınız olsaydı) yaşamdan biraz daha fazlasını çekip çıkarmaya çalışın. Nerede ve ne zaman  kendinizin daha idrakli olmanızı, iç ateşininizin nerede tezahür etmesi  gerektiğini, belirleyin. Şimdi ise gözlerinizi büyük açın : bununla şunu anlayın – kendinizi büyük imkanlara açın, biraz daha cesur olun . Bu saatin sizin son saatiniz olduğunu bilerek kaybedecek hiçbir şeyinizin olmadığından, hiç olmazsa şimdi mert olun. Tabii, aptallık yapmadan. Kendinizi daha iyi tanıyın,aracınıza  sanki yandan bakıyormuşsunuz gibi kendinize bakın…. Şimdi,ölürken prestijinizi,şanınızı korumayı düşünmeye hacet yoktur.  Ve ileriye bakın,gerçekten son saatinize kadar yaşamdan mümkün olan en fazla değerliyi almaya ısrarla gayret edin,içgüdülerinizi geliştirin. Her saat hiç olmazsa birkaç anını geçmiş saatinizin tutkusuz değerlendirilmesine ayırın, sonra- bir sonraki saatten daha da fazla yararı çekip almak için kendinizi ayarlayın . Eğer her saati yaşamın ayrı bir birimi olarak belirlersek, gücümüz yettiğince yaşamın her birimini en dolu kullanmak için her şeyi yapmalısınız. Kendinizi, her bir gelecek saatinizin  bir öncekinden daha büyük olması, ayni zamanda da o an’a kadar biriken borçlarla…

Son saatinizse eğer?
Gurdjieff- Maji / 26 Haziran 2009

Konu Başı için Bakınız: https://sibelatasoy.com/?p=1985 Soru : Eğer gerçekleştiremediğiniz bir şeylerin kaldığını hissedersek ne yapmalıyız? G. hemen cevap vermedi. Nefes aldı ve şöyle cevapladı:Eğer köpek gibi ölürsen kimin üzüleceğini kendine sor. Ölüm anında kendi bilinçliliğini oluşturup, sana verilen yaşamı tümüyle ve dolu dolu yaşamak için mümkün olan her şeyi yaptığını hissetmelisin. Şu an kendinizle ilgili pek az şey bilmektesiniz. Fakat her geçen gün siz bu kemik torbasını daha da derin kazmaktasınız ve daha  çok öğrenmektesiniz. Her günün ardından , kendinizin – neyi yapmayı başaramadığınızı ve yaptıklarınızdan, bunu aşmak için neleri tekrar yapmanız gerektiğini öğreneceksiniz.Yaşamdan değerli olanların tümünü yaşayan ve : “Şimdi artık ölebilirim” diyen insan gerçek insandır.Herhangi bir günde kendinize :”Bugün hiçbir dileğim olmadan ölebilirim” diyebilmelisiniz ve tüm yaşamınızı böyle yaşamalısınız.Hiçbir zaman yaşamınızın son saatini boşuna yaşamayın, çünkü o sizin en önemli saatiniz olabilir. Eğer onu verimsiz kullanırsanız sonra üzülebilirsiniz.Şu anda hissettiğiniz o ruhsal heyecan size, sizi kesin ölüme götürebilecek büyük güç kaynağı olabilir.   Bir sonraki saatinizin son olabileceğini bilerek , gerçek ağzının tadını bilen gibi size getireceği algıları için. Ölüm sizi çağırdığında buna her zaman hazırlıklı olun Usta, her doyumsuz parçadan son en değerli damlayı nasıl alabileceğini bilir. Yaşamın ustaları olmayı öğrenin.Gençliğimde, ruhların hazırlanması sanatını öğrenmiştim. Yaşamdan onun esansını,…

Son saatte ne yapardınız?
Gurdjieff- Maji / 24 Haziran 2009

Sadece birkaç dakika,belki saat daha yaşayacağınız zamanınızın kaldığını hayal edin ve herhangi bir şekilde kesin olarak ne zaman ölmeniz gerektiğinizi bir şekilde öğrendiniz. Dünyadaki yaşamınızın son en değerli saatinde ne yapardınız? Bu son saatte işlerinizi bitirebilseydiniz, bilinciniz bunu nasıl yapacağınızı biliyor mu?Ve son nefesinizi verirken ,yaşamınızda, Doğa ve kendi “Ben”iniz karşısında kendi görevlerinizi yerine getirmek için her şeyi yaptığınızın tatminini yaşayacakmısınız?Önemli olan sadece son saat değil, son izlenimleriniz de önemlidir. “Son izlenimler” , eğer olacaksa, gelecek tezahür için geçiş oluşturmaktadır. Düşük harmonilerden kurtulmak hiçbir şey kazandırmaz , çünkü sonunda her şey unutulmakta ve seni yine bu dünyaya geri göndermektedirler. Senin,Buda olmak için özgürlük istediğin bile unutulmaktadır. Gerçek Dünyada tüm kozmoslar (uzaylar) ayni anda bulunmaktadır,daima titreşerek ,daima bekleyerek, ayni oğlun –denizci babayı beklediği gibi. Tezahür etmiş Dünyada her şeyin bir başı ve sonu vardır. Gerçek Dünyada herkes her zaman bulunmaktadır ve güzel bir günde size her şeyi unutmanıza ve onu “sonsuza kadar” terk etmenize izin verilebilir. Özgürlük, özgür kalmaktan milyon kere daha değerlidir. Özgür insan köleyken bile kendi kendinin sahibidir. Örneğin, ben size yakıtı olmayan ve bu yüzden yolda gidemeyen bir otomobil vereyim. Sizin otomobilinize özel bir yakıt gerekmekte ve sadece siz bu yakıtın ne olduğunu ve onu nereden alabileceğinizi belirleyebilirsiniz.Benim fikirlerimi,…

Akıl ve tartı
Felsefe ve Kuantum , Rüya/Psikoloji / 18 Şubat 2009

Akıl bana bir tartı mekanizması gibi gelir. Şüphesiz standart insanlar da akıl kullanır ancak duygularla karıştığından ortalık sisli bir hava gibi görünmekte,  oysa duygu üzerinden bakan biri bulutlar üzerinden seyir etmekte olan bir uçak gibidir diyebiliriz. Duygu üzerinden bakmak, duygusuzluk tanımı ile eşdeğer değil.  Aksine bu tür “akıl güdümünde” insanlar son derece duyarlı varlıklar olabilirler de. (Bu başka bir günün iç dökme konusu olsun)  Duygular bastırılarak dizginlenemez. Bunun örneğine bir kez dahi şahit olmadım. Bastırılan duygu kısa bir zaman sonra yeniden ve bazen bambaşka konuda ortaya çıkar. Onu da bastırırsanız, başka şekilde çıkar. Bastırmaya devam ederseniz vücuduz buna itiraz eder ve hastalanırsınız. Ya da biriken enerji ani patlamalara neden olur; büyük addedilen suçlar böyle ortaya çıkıyor. Hem neden bastırmalıyız ki onu? Gurdjieff’in at araba örneğinde (Bakınız: https://sibelatasoy.com/?p=434 ), arabanın ve dolayısı ile içindeki yolcunun (ruh olduğu varsayılır) hareket edebilmesi atlara yani duygulara bağlıdır. HATA’dan aşırı korkarak yetiştirildiğimiz bir gerçek fakat hatayı göze almadan kendimizi aşmanın bir başka yolunu da bulamıyoruz. Atların (duyguların) gemi azıya almaları, yan yollarda kaybolmaları ya da bir uçurumdan yuvarlanmaları tehlikesi her zaman var ama işte AKIL (arabacı) bu sebeple var ve bu sebeple dizginler onun elinde. Arabacının iyi eğitilmesi lazım, bu bizler için hayati öneme sahip bir konu. O…

Gurdjieff at-araba örneği:
Gurdjieff- Maji , Rüya/Psikoloji / 08 Aralık 2008

 İki atın koşulmuş olduğu perdeleri kapalı bir araba ve arabacı düşünelim. Atlar duyguları temsil etmektedir (hatta iki atın negatif ve pozitif duyguları temsil ettiği de söylenir.) Araba fizik bedeni temsil eder. Arabacı ise akıldır. Arabanın içinde bir kişi oturmaktadır, perdelerin arkasından yalnızca belli belirsiz bir siluet şeklinde algılarız onu. İşte o saklı kişi efendi dir. Yani içimizdeki gerçek BEN (bunu nasıl tarif edeceğimizi tam olarak bilemiyorum, belki bilinç altı bağlantımız, belki eğer öyle bir şey varsa ruhumuz ya da yüksek benliğimiz) Şimdi buradaki aksiyon şöyle tecelli eder;Arabayı (fizik bedeni) harekete geçiren tek etken atlardır (duygular). Atlar harekete geçtiğinde araba yola çıkar. Arabacı (akıl) elindeki dizginlerle atların aşırılık yapmasını yan yollara sapmasını, ya da gereksiz hızlanmasını/durmasını engellemek üzere görev yapar. Arabacı (yani akıl) bir emir kuludur, yolcuyu hedefe taşımak için arabayı salimen idare etmekle görevlidir. Arabacı, arabayı nereye götüreceği ile ilgili talimatı yolcudan almıştır ve bazen onun talimatlarına uygun olarak aksiyon değişiklikleri de yapar. Buradaki sorun şudur derler; (ben de buna katılıyorum) Arabanın içindeki yolcu simgesel bir lisanla konuşmaktadır (işte bu sebeple onun bilinç altı olduğunu düşünüyorum) Arabacı bu lisanı bilmez fakat her nedense bildiğini varsayar! İnsana tavsiye edilen ise simgesel lisanı öğrenmenin hayati bir durum olduğudur.  Son ikibin yıldır, giderek…

Gurdjieff Hakkında
Gurdjieff- Maji / 06 Kasım 2008

G. I. Gurdjieff’in Yazılarına Giriş J. Walter Driscoll   All and Everything (Hepsi ve Her Şey), Gurdjieff’in yazılarını oluşturan üç cildin hepsini kapsayan başlıktır. Gurdjieff bunlardan Birinci, İkinci ve Üçüncü Seriler olarak bahsetmiştir. 1. Beelzebub’s Tales to His Grandson (Beelzebub’ın Torununa Hikayeleri) Bu devasa ve sert kitap ilk okuyuşta karmaşık metinleri hazmetmeye alışık olan okuyucular için bile göz korkutucudur. Hazinelerini vakitsiz veya yüzeysel analizle ortaya sermez; kişi görünüşte içine girilmesi imkansız olan karmaşıklığına yenik düşmemeli veya sarsıcı bir bilim-kurgu romanı şeklinde sunulmasına rağmen Beelzebub’s Tales‘in aslında büyük felsefi, dini ve psikolojik fikirleri ve iç görüşleri aktaran bir araç olduğu gerçeğini göz ardı etmemelidir. Kitabın engelleri veya karmaşası asla sadece edebi bir kasıntılıktan kaynaklanmamaktadır. Kitap, çeşitli nedenler yüzünden bir labirenttir: Gurdjieff’in giriştiği şeyin alanı, derinliği ve karşılıklı ilişkileri yüzünden, yapısını detaylandıran mitlere özgü boyutlar ve epik unsurlar yüzünden, ve içerdiği pek çok derin ve rahatsız edici fikrin kolayca anlaşılamayacak olması yüzünden. Ciddi bir okuyucu Gurdjieff’in görünüşte kendini beğenmiş ama aslında gerçekten “dostça” olan tavsiyesini önemser, buna göre ancak üçüncü okuyuşta kişi “ana fikri çaba gösterip anlamaya” başlayabilir. Gurdjieff’in giriştiği şey, alçakgönüllülükten uzak adlar taşıyan kitaplarının sunmayı vadettiklerinden az değildir: gerçekten önemli olanın hepsi ve her şey. Bu ilk serinin ana başlığı,…

Gurdjieff ve Dördüncü Yol
Gurdjieff- Maji , Kitap Özetleri / 03 Kasım 2008

Sevgili Dostlarım, Gurdjieff’in “4.cü yol” isimli öğretisinden seçtiğim bazı pasajları sizlerle paylaşmak istedim;   İnsanlar uyumaktadırlar ve bunu kabul etmezler. Bütün insanlar sadece makinedirler, bütün faaliyetleri mekaniktir. Psikoloji insanlarla ilgilidir, makinaların incelenmesi için psikoloji değil mekanik bilimi gerekir. Bir makine kendini tanıyamaz, tanıdığında makina olmaktan çıkar. İnsan hareketlerinden sorumludur, makina değildir. İnsanın başlıca yanılgısı, yapmaya muktedir olduğuna dair inancıdır. Ancak bunu insanlara söylediğinizde inanmayacaklardır ve onlara düşmanca ve nahoş gelecektir. Özellikle de gerçek olduğu için düşmanca gelir. Herkes hiç bir  şeyin yapılması gerektiği gibi yapılmadığını iddia eder. Aslında her şey yapılabileceği tek şekilde yapılmaktadır, eğer tek bir şey değiştirilebilseydi her şey buna bağlı olarak farklı olabilirdi. Her şey başka şeylerle bağlantılıdır. İnsan bir çok BEN sahibidir. Her insanın içinde 5-6 bazen daha çok ama sınırlı sayıda BEN vardır. Bunlardan her biri yönetimi ele aldığında kendinin asıl BEN olduğunu yani EFENDİ olduğunu sanır ve diğer benlere ait en ufak bilgisi olmaz. İnsanda bu BEN değişimlerini kontrol edecek hiç bir şey yoktur. İnsan&makina bu durumu fark etmemekte, bilmemektedir. Benler, rastlantıların gücü ile veya mekanik olan dış dürtüler tarafından yaratılmışlardır. Eğitim, taklit, okuma, dinin uyuşturuculuğu, sınıflar, gelenekler, yeni sloganların cazibesi dış tesirlerdendir. İnsanın bireyselliği yoktur, bir tek büyük BEN sahibi değildir, birçok kendini…