GO, Satranç ve Briç
Oyun/Film felsefeleri / 29 Aralık 2008

Go : Bilim sanat ve bilgeliğin kesiştiği oyun Bir oyun olmanın ötesinde Go, pek çok anlamları kendinde barındırır: yaşamla eşdeğer bir yaratılış, yoğun bir meditasyon, insan kişiliğinin bir aynası, soyut düşünmeyi geliştirmede bir alıştırma, ya da, iyi oynandığında, siyah ve beyaz taşların tahta üzerinde zarif bir dengeyle dans ettiği güzel bir sanat eseri. Hala oynanan en eski tahta oyunu olan Go’nun temelleri 4000 yıl öncesine dayanır. Peki insanlar nasıl oldu da bu oyunu oynamayı bu kadar zamandır devam ettirebildi? Yıllar boyunca değişen kültürlerde yaşamayı sürdürdü? Umarız bu yazıyı okuduktan sonra cevabı kendiniz vereceksiniz. Go oyununu Trevanian’ın Şibumi adlı kitabında okumuş, ya da Akıl Oyunları, Pi gibi fılmlerde oynandığını görmüş olabilirsiniz. Go, kurallarının azlığından ötürü belki de dünyanın öğrenmesi en basit oyunlarından biri kabul edilebilir. Buna karşın, oyun ilerledikçe içerdiği karmaşıklığın ne büyük boyutlarda olduğu anlaşılır. Go 19 yatay, 19 dikey çizgili kare şeklinde bir tahta üzerinde ince kenarlı mercek şeklindeki siyah ve beyaz taşlarla oynanan iki kişilik bir oyundur. Oyundaki amaç kendi taşlarınızla rakipten daha geniş alanlar oluşturmaktır. Bunu yaparken tabi rakibiniz de aynı amaçla alanlar oluşturmaya başlayacak, ve oyunun ortalarınıa doğru birbirinizi de çevirmeye başladığınızı anlayacaksınız. (Go adı da aslında buradan gelmekte: Çevreleme) Çevrelenen taşlar esir düşmüş olacak, ölüm-kalım…

Oyun, GO, hayat vs…
Oyun/Film felsefeleri / 28 Aralık 2008

Biz yine Dünya oyununa dönelim. Bu oyun kurulurken artık olası şeylerin bir çoğu önceden biliniyor, önlemler ona göre alınmış fakat yine de iki tarafın BİRden gelen özgür iradeleri ve seçim olasılıklarının bileşimi her daim sürprizlere açık. Sanırım düdüğün, üfleyene yakın kısmındaki atalarımızın günlerini şenlendiren de budur. Go şampiyonumuzun söylediği gibi; önceden tasarlanmış güzel şekiller var. Fakat bazı durumlarda şekli biraz değiştirmek farklı sonuçlara götürüyor. Ve dikkat ederseniz şampiyon, bu özel tesuji durumunun ustalar tarafından planlanmış olabileceğini itiraf ediyor. Dünya oyununun kurucuları olan ateş/su/toprak/hava elementleri muhtemelen, sayılarını bilemediğim dolaşık ipeksi gurubun ayrılmış öğelerinin, ikiye ayrılmış kısmının yang olanlarıdır. Çünkü önce bitkileri ve hayvanları sonrada maymun atalarımızdan insanı yarattılar. Ben önceleri Yin kısmının doğa olduğunu düşünürdüm. Sanırım bu bir hataydı. Oysa hata ya da yanlış yok yalnızca EKSİK var. Yin, oyunun mekanizması olmalı. Yang da oyuna can veren öz. Oyunu devam ettiren ikisinin bir ayrılıp bir birleşmeleri. Bir iskambil oyununda hangi öğeler var? İskambil kağıtları, oyunun bilgisi, oynayan kişiler Bu gerçekten dolaşık bir ilişki. Oyun için bu üç öğenin de bir araya gelmesi gerekiyor, yoksa oyun oynanmaz. Önce ilk yerleştirmemizi yapalım sonra aksama olup olmadığını kontrol edelim. Oyunun Bilgisine Yin yani yaşam, iskambil kağıtları ve oynayanlara Yang yani insan doğası diyelim. Oynayanlarla…

GO Oyunu -1
Oyun/Film felsefeleri / 26 Aralık 2008

Yıllar sonra daha yirmidört yaşında bir go şampiyonu bunu şöyle açıklayacaktı: “GO… İlk başlarda çok zevkli ve eğlenceli oluyor ama zaman geçtikçe öğrendikçe ilerledikçe hata yapmama düşüncesi baskı oluşturuyor. Go hatayı pek kaldırmıyor;  yani bazen öyle hatalar oluyor ki  ne yaparsan yap oyunu döndüremiyorsun.  O yüzden sürekli bir dikkat ve konsantrasyon  gerektiriyor. Oyuna ilk başladığım zamanlar emekleme dönemiydi. Her şeyi yeni öğreniyordum;  yani hiç bir hamle beni şaşırtmıyordu.  Hedefim bir an önce daha iyi bir oyuncu olmaktı.  Sonra ilerledikçe bazı şeyler değişti.  Go da bazı aşamalar var.  Hemen iyi oyuncu olunmuyor.  Önce DAN seviyesine ulaşmak için  kendimizi yenmek gerekiyor. Örneğin ben çok sabırsızdım. Uzun süre 3 kyuda kaldım.  Oyunu bir an önce sonlandırmak istiyordum. Sonra bu şekilde devam edemeyeceğimi fark ettim. Yani oyundan zevk alamıyordum,  Kazanmaktan zevk alıyordum. Bunu şöyle fark ettim;  Önde olduğumu düşündüğüm oyunları kaybetmeye başladım.  Durumum iyi olduğu halde bir an önce son darbeyi indirmek istiyordum; fakat son darbeyi vurmadan önce iyice hazırlık yapmak gerekiyormuş. Oyunum çok agresif ve saldırgandı. Arkadaşlarımla durum değerlendirmesi yaptım ve daha sakin oynamaya karar verdim. Önceleri oyunu çevirdiğim alanlarla değil öldürdüğüm taşlarla kazanmak daha çok hoşuma gidiyordu. Sonra oyunum biraz daha olgunlaştı. Yani senin deyiminle, orgazmı hedeflemeden sevişmekten zevk almayı öğrendim. Bu…