12 saniyelik ŞİMDİ

Üç boyutlu gerçekliğimiz, bize fiziksel olarak 12 saniyelik bir ŞİMDİ imkanı veriyor. Her şey, tüm zamanlar ve sonsuzlukla ilgili tüm bilgi ve anlayışlar, her hangi bir 12 saniye içinde mevcut! Anlaşılmasının kolay olmadığını biliyorum. Belki de Huna felsefesi-Urban shaman konseptine aşina olanların anlayabileceği (örneğin kendim) bir terminoloji ile açıklamaya çalışacağım. Öncelikli oniki saniyelik şimdi nedir, bundan ne anlamamız gerekiyor? sorusuna odaklanalım. Evet 12  saniyemizi bu soruda kullanalım; Bu gerçeklik illüzyonunda bize her biri on iki saniye süreli bilgilendirici videolar sunulduğunu ve bunların herbirinin tüm yaradılışın sırrını eksiksiz olarak sunan paketçikler olduğunu anlayalım. Yani hayatınızın toplam süresini 12 saniyeye bölerek, hep aynı mesajı kaç defa aldığınızı bulabilirsiniz! Usandırıcı bir tekrar değil mi? Ve biz hala yaratımın gizi hakkında hiç bir şey bilmiyoruz! Geldik gidiyoruz ve bu sırra vakıf olabilenlerin bikaç elin parmakları ile sınırlı olduğunu duymakla yetinmek zorunda kalıyoruz. Detaya girmeden önce konuyu Aristo mantığı gibi iki seçenekli düşünmemek için kendinizi salın, rüyada  gibi rahat olun, hatta isteyerek teta frekansına girebilmeyi başarabiliyorsanız önce bunu yapın. Olmuyorsa, yazıyı okumayı burada kesin ve hemen en görünür yere bu yazıya geri dönmeniz gerektiğini (kendinize) 12 saniyeler arası mesaj bırakın, sonra hiç bir şey düşünmediğiniz bir yürüyüşe çıkın. konuyu da tüm sorunlarınızı da unutun, kuş…

Büyükbaba Sorunsalı

Zamanda geri gitme yolculuğu için bilim insanlarının öngördüğü Büyükbaba sorunsalı bana hiç de sorun gibi gelmiyor. Bilmeyenler için büyükbaba sorunsalı şudur; eğer zamanda geriye yolculuk yapıp bilmeden büyükbabanızı öldürürseniz siz de hiç doğmamış olacağınızdan zaman yolculuğu da yapmış olmamanız gerekir, bu bir çelişkidir. Oysa bu normal insanlar için hiç problem teşkil etmez, kendilerini şimdi anında bulduklarındaki kişiyi garipsemeyeceklerdir! Yani önceki gerçekliği hatırlıyor olmayacaklar. Bu sadece Ursula Guin’in “rüyanın öte yakası” kitabındaki baş karakteri Bay ORR gibileri için biraz sorun gibi görülebilir fakat, Bay Orr durumuna gelmiş olanlar da durumu çözebilecek kabiliyeti tıpkı Laniakea’daki Serap/Harmonia gibi edinmiş olurlar. Çevremiz “Sönmüş gerçekliklerle” dolu tıpkı uzayın atıklar ve irili ufaklı meteorlarla dolu olduğu gibi. Bizler zaten zaman yolcusuyuz, hem de zaman makinamız çoktan icat edilerek DNA’mıza monte edilmiş, onu bir çeşit gömülü sistem gibi düşünün 🙂 Artık bu konuyu işleyen çok sayıda görsel kurgu da var, örneğin Frekans dizisinde (2000 yapımı filmi de vardı) bu olay oldukça iyi işleniyor, zaten kurgu tamamiyle zamanın bütünlüğü ve işleme sistemine dayandırılmış, geri plandaki polisiye önemsiz 🙂 Bu gözle izleminizi öneririm.

Bilinç Titreşimleri
esinti , Felsefe ve Kuantum / 11 Ekim 2016

…zaten biz kendi bilinç seviyemizin bir tık altı ya da bir tık yukarısı ile karşılaşabiliriz, yani frekanslarımız daha büyük açıklıkta bilinçlerle bir araya gelmemize fiziki anlamda uygun olmaz. Büyük insan kitlelerinin peygamberler ya da üstatlardan yeterince yararlanamayışının birincil nedenidir bu prensip. Onlardan sadece onun çevresindeki birkaç kişi gerçek anlamda yararlanabilmiştir, diğerleri ise onu anlayamadıkları için (frekans aralığı çok yüksek) o kişiyi putlaştırmakla iktifa ederler. Mekanizma benim anladığım kadarıyla şöyle işliyor: Öğrenci üstadın merkabah alanındayken onun frekansına uyumlanıyor ve her şeyi apaçık görüyor, fakat bu uyumlanmanın belli aralıklarla disiplinle devam etmesi lazım. Öğrencide bir süre sonra bilinç artışı olur ve kalıcı hale gelir.  Ustanın merkabahını bir şekilde onun hava sahası gibi düşünün, onun içinde bütünlüğünüzle yer aldığınız sürece olan biteni, anlatılanları açık biçimde anlıyorsunuz. O sahadan çıktığınızda birkaç gün içinde kendi birleşim noktanıza (kişisel algı noktası) dönülüyor, üstelik bunun da maalesef farkında olunmuyor, ancak dışarıdan bir gözlemci tarafından anlaşılabiliyor.  Ben her zamanki gibi olayı fizik olarak düşünmek ve değerlendirmek yanlısıyım. Belki henüz günümüz fizik kanunları içinde resmen yer almayan fakat etkileri gözlemlenebilen ve bazı bilim insanlarınca cesaretle öne sürülen hipotezler ve bunların da ötesinde hayal dünyamızda bile henüz yer almayacak denli çok boyutlu çalışma mekanizması olan gelişmiş bir fizikten söz ediyorum. Mesele kişilerden…

Cahilliğin panzehiri?
esinti , Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 17 Eylül 2016

Bana göre cahillik, belirli bir zümreye ait değildir, tahsil durumu ile, zaman ve yer ile, cinsiyet ya da aklınıza gelebilecek her türlü sınıflamalara dayandırılarak belirlenemez. Nedir o halde cahillikten kasıt? Şüphesiz pek çok tanım getirilebilir fakat bana evvelden beri gelen ilk düşünce; “cahilliğin, etkili dinleme yapamama durumunun yarattığı hal” şeklinde olmuştur. Belki bu düşüncem nedeniyle “etkili dinleme” konusunu sık sık ele almışımdır 🙂 Şöyle geriye dönüp baktığımda yaşamımın büyük bir kısmı “etkili dinleme” bazlı uygulamaların öğretilip/öğrenilmesine adanmış, yani belki farkında bile olmadan etkili dinleme konusunda ustalaşmaya çalışmışım. Cümlenin başına dönersek demek ki kendimi cehaletten kurtarmaya çabalamışım, hem de Castaneda’nın tabiriyle can siperane olmuş bu çabalarım, ya ölüm ya cehaletten kurtulma! Kendime ve tüm frekans kardeşlerime şefkat duyuyorum 🙂 * “Bazı kişilerden duyuyorum; “Birdenbire uyandım ve görmeye başladım!”… Peki bu “Uyanmak da nedir?” diye sorulacak olursa cevabı şu: Uyanmak, insanların; “Görebiliyorum, dokunabiliyorum, tadabiliyorum, koklayabiliyorum, ah, o halde var demektir” dedikleri ‘5 Duyu Bilinci’nin, çok ötesine geçmeleri demektir. Daha başka bir deyişle, sonsuz bilinçlerinin çok daha derinliklerine ulaşabildikleri ve dünyayı algılama/gözlemleme noktalarının çok daha geliştiği ‘çok boyutlu bilinç’e ulaşmalarıdır…” Diyor David İcke. Buna katılıyorum zaten yıllardır bu konuları işliyoruz gündelik hayatımızda. İlave olarak eklemek istediğim bir şey var; İcke bu pasajda sanki…

Minik bir düşün-parfüm

Manawa ve tabi aslında tüm topluluk, Gezgin’in iç dünyasındaki savaşı apaçık görüyorlardı. Anlayış ve saygıyla onun bu süreçten başarıyla çıkmasını beklediler. Zaten bu koordinatta anda oluşan hiçbir şey diğer bir şeyden daha önemli ya da öncelikli olmadığından bir konuda acele etmek, telaştan doğan psikolojik ve kimyasal veri çıkışları, bunlardan üreyen duygular yok denebilirdi. Manawa tekrar Gezgin’e doğru hareketlenmeden önce minik bir düşün-parfüm daha püskürttü. Aslında bunu yapmayı hiç istemezdi çünkü kişinin bilgisi dışında ona yapılan her şey, niyet her ne olursa olsun, özgür irade ihlali sayılacağından, bu işlem tüm halkı adına bilinçsel bir aciz olarak derinden hissedilmekteydi. Yine de anda yapılması gerekenlerden kaçınamazlardı böyle bir donanım bu frekansta yer almıyordu. Hem zaten Gezgin bu koordinata girdiği andan itibaren onun frekansı ortam tarafından mas edilmekteydi, bu karşılıklı iletişim, evrenin tüm öğelerinin birbirlerine sonsuzca bağlılığının olağan sonucuydu. Olaylar ne yönde gelişirse gelişsin hem bu alan hem de ziyaretçi artık eskisi gibi olamayacaklardı. Kitaptan alıntı

İyileştiren frekanslar
esinti , YENİ DÜNYA / 01 Ekim 2015

Organları iyileştiren hz lerin bile belirlendiğini hatta sevgi/şifa frekansının 528 hz olduğunu söyleyen bir paylaşım okudum az önce, tepe çakra ile ilgili bir titreşimmiş.Bu konuda tedavi uygulayan bir doktor arkadaşım vardı, ondan beridir pek de resmi bir tedavi kanalı oldu mu duymadım. Seslerin üzerimizdeki etkisini anlayabilmek için de etkili bir haberdir bu. Sanki yeterince ciddiye alınmıyor mu acaba diye düşündüğüm oluyor. Paylaştığım haberde dünyadan ve zamanlardan bu tür bir özetleme yapmış:http://onedio.com/haber/muzigin-iyilestirici-gucu-rahatlama-ve-dinginlik-verecek-icinize-isleyen-14-mistik-enstruman-491896 528 Hz ile ilgili şu örneği de 45 dk dinledim: otuzuncu dakikaya kadar hoş olmayan beden tepkileri ve mide bulantısı vardı, şimdi başımda özellikle sol yanında bazı tepkiler var ve ısınmaya başladım, nerdeyse terledim. Kırkbeş dakika sonunda kendimi çok daha her şeyi yapabilme gücünde hissediyorum, adeta çevremdeki ışık arttı. Gerçi sabah oluyor bunlar belki ışık zaten artmıştı 🙂 Bir süre her gün bu 45 dklık dozu alacağım, gelişmeleri bilahare yazarım. Benim istanbulda evde bir rüzgar çanı var (aslında pek yakınımda bulundurmayı sevmem onları çünkü sessizlik severim ve tekrarlayan sesler beni yorar ve sinirlendirir, hatta ilk gençlikte siren sesleri filan bayıltıyordu.) bu güzel şey adeta canlı, inanılmaz hoş bir şarkı söylüyor. Zaten şarkısıyla Katarda dikkatimi çekmişti ve sevgili sahibesi tarafından bana hediye edildi. Ben bu kadar nazik ve güzel şarkılar…

Sarsılmış Hissediyor!

Evet sarsıldım çünkü Nuh filmini izledim. Beni sarmayacagini dusunerek vizyona girdiginde seyretmemistim, ustelik Russell Crowe’u da severim. Neyse ve bu sozleri yazarken ayni anda seyretmekte oldugum I Origins filmindeki kiz şöyle dedi: “tanri rolunü oynamayi seviyorsun degil mi?” Galaksiler aşkına!! Onu tam ben soyleyecektim nuh’a ve kız repligimi aninda çaldi! Fakat burada dehset bi ironi var, o bunu bilim adami rolu oynayan kocasina diyordu, ben de peygamber rolu oynayan Russel/Nuha demek üzereydim. Hayir hayir her sey bu kadar eszamanlı olamaz, hem ne geregi var! Hayir hayir önceden bileyim, ya da ben yaptim oldu, hem ne fark eder 🙂 Yaratımın ikili doğası, varlık alemi, hiçlik alemi gibi birçok insanı düşündürmüş konular var. Bizler insan olarak sadece belirli aralıkları algılayabilenleriz ve bu limitler değişse , artsa azalsa bile algımız her daim varlık aleminde olur (Bakınız BKÖ ve oyun kuramı), bu sebeple konuya pratik değerler açısından yaklaşmak kafidir. Bu başlıktaki ana fikir, tanrı rolü oynamanın tehlikeli olduğuna dair fikir birliğine varıp, kardeş kardeş yasamaya gönüllü olmak 🙂 Ayrıca şu da var, henüz lineer düşünce sisteminden çıkamamışken, paralel gerçeklikleri, çok boyutluluğu, sonsuz sınırsız şimdiyi yaşamıyor ve sadece hayalini kurmak için debeleniyorken tanrı konusunu önümüze koymak resmen yeni doğmuş bebeğin önüne ispatlanması mümkün olmamış bir matematik…

Bütün güç içerden gelir.
Urban Shaman / 23 Mart 2015

“Biofotonik alanında öncü bir biyofizikçi olan Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair araştırmasını yayınladı. Araştırma sonuçlarına göre DNA sadece tek frekans değil, birden çok frekans yayınlayabilir, hem organizmanın içinde hem de organizmalar arasında foton alışverişi oluyor. Yani kelimenin tam anlamıyla her birimiz birer ışık parçasıyız.” Urban Shaman konseptinde bu içerik çok daha geniş biçimde bilinir ve şifa işlemlerinde temel olarak kullanılır. 5.prensip ALOHA’nın ikinci sonucu; “Her şey uyanık, her şey canlı ve her şey cevapçıdır”. Şamanlar her şeyin bir KU’su olduğunu , harekete ve canlılağa sahip olduğunu, farklılığın yalnızca titreşim hızında olduğunu bilirler. Hastalıkların ve sorunların kolayca giderilememesinin sebebi 6. prensibin, MANA’nın (bütün güç içerden gelir) iyi bilnmemesi, sindirilmiş olmamasından kaynaklanır. Eğer biliniyor olsaydı ve tabi dünyadaki mevcut halin aynen devam etmesi için gösterilen sabırların ve olağan üstü çabanın sadece küçük bir kısmı bu uygulamalara sadık kalmak için kullanılabilseydi, mucizeler günlük hayatımızın daimi parçası olurdu. Bu sonuca ulaşmak ise sadece LONO’nuzun bir karar vermesini gerektirir; öncelik sırasını YETKİLENDİRMENİN içerden geldiği hususuna tahsis etmesiyle mümkün olur. Sadece keskin bir karar vermek, hepsi bu. Mekanizma mükemmel ve güncellemelere açık. İyi bir hafta dilerim frekanslar. Aloha Bu sabah notunu yazdıktan sadece 2 dk sonra…

Huna Prensipleri ve Kahuna
Kitap Özetleri , Urban Shaman / 20 Temmuz 2014

“Onları verdikleri meyvelerle bilmelisiniz” Reenkarnasyon ve zaman konuları Kahuna felsefesinde oldukça farklı. Özetle, zaman tıpkı ses ve ışık gibi bir enerji titreşimi şeklidir ve onlarda olduğu gibi farklı frekans seviyeleri vardır. Tüm zamanlar bir kerede oluşur fakat fiziksel duyularımız şimdiki zaman dediğimiz kısıtlı bir seviyeyi algılayacak şekilde bilincimizi zorlar. İlk kez içsel bilişime uygun bir tarifle karşılaştım. (serde bi kahunalık mi var nedir) Huna felsefesinde (Lemuryan uzantısı), şeytan, günah, iyilik ve kötülük, yargı ve ceza konulari da aynen benim bilisimle örtüşür bicimde gayet pratik ve sade. Tüm bilgelik günlük hayatın yararlı ve mutlu yaşanması ve yapılan işlerde kişisel ve toplumsal farkındalığın büyütülmesine endekslenmiş görünüyor. İhmal yüzünden hata yapmak (hala) ve aşırılık ve abartı (hewa) her ikisi de şeytani hareketler değil “aptallık ve çılgınlıktır. Şeytani suçlar ise (ino) “kasıtlı” zarar vermektir. Ve niyet (kasıt) anahtar kelime olduğundan eylemi sadece onu yerine getiren birey yargılayabilir; çünkü benzer sonuçlara benzer olmayan sebeplerle varılabilir. Niyet(kasıt) fark yaratır ve ahlaki alanda bireyin yargıcı kendisidir. Toplumun kendi kurallarına uymayan kişiye yapabileceği şeylerin dışında insanın asıl yargıcı kendi tanrısal benliğidir. Evrensel olan tek günah, hayata karşı uygulanan kasıtlı şiddettir. Huna felsefesinde sevginin anlamı kelimenin (Aloha) kökeninde görülebilir: “birlikte büyümek ve gelişmek”, “yaşam deneyimini paylaşmak” ve “birlikte mutlu olmaktır”. Sevgi…

Müziğin Kadim Yolculuğu
Kitap Özetleri , YENİ DÜNYA / 17 Temmuz 2014

“Bu kitapta ‘Müziğin diğer sanatlardan farkı nedir ve neden insanı etkiler?’, ‘Karmaşık nota sistemlerinin temeli hangi basit gerçeklere dayanıyor?’ gibi soruların cevapları tarihin ve bilimin derinliklerinde aranırken; okur, müzik ve gökbilim ilişkisinin insanlık tarihi kadar eski olduğu gerçeğiyle yüz yüze geliyor. Binlerce yıl önce atalarımız belki de bugün bütün bütün yitirmekte olduğumuz harmoniye sahiplerdi. Kitapta antik çağa ait müzik teorileri, müzikten matematiğin doğma ihtimali, ‘göklerin/kürelerin müziği’ gibi konular ve bu düşüncelerin günümüz bilimi üzerindeki etkisiyle bu düşüncelerin nasıl bir temeli olduğunun araştırması bulunuyor. Eser, bugün medeniyetin zirvesinde olunduğu düşüncesini defalarca sorgulatırken, ister ana rahmi, ister ilahi birlik olsun birlik ve bütünlük arayanlara, onun gökler kadar uzak, müzik kadar yakın olabildiğini hatırlatıyor. Hareketin kendisi somut değildir ancak somut dünyanın hem yapısı hem de algısını oluşturur. Sesin tanımı, belirli frekanslardaki hareketlere, müziğin tanımı ise belirli ‘uyumlu’ ve ‘uyumsuz’ seslere bağlı olarak yapılır. Çeşitli mistik ekoller de müziğin bu harekete dayalı kendisi görülmeyen ancak görülen dünyayı etkileyen ve düzenleyen gizemli yapısını konu edinmişlerdir.”   Ses, ancak varlığını yitirirken işitilir. Sesi durdurup sese hakim olmak mümkün değildir. Walter Ong Görüntüyü durdurup sabit halde halen görebilirsiniz ancak sesi durdurduğunuzda sadece sessizlik kalır. Gösterebildiğin yol asıl yol değil Ad verebildiğin ad asıl ad değil Adlandırılmazsa o…

AN üzerine
esinti , YENİ DÜNYA / 10 Mart 2014

Sadece aydinlanmis kisinin ve/veya tanrinin verdigi cevaplar, birebir soran kisinin yalnizca o anına ait cevaplaridir. Bu cevaplar tum zamanlar ve tum kisilere mal edilemez hatta soranin başka anlarina bile yanit olamazlar, cunku hepimiz yalnizca bir AN icin belirginlesmis bir kisiligiz. Tipki bir dalganin yalnizca bir an goruntusunun biricik oldugu gibi. Bizim enerjimiz onlarin hepsini dalga diye cagiriyor ve ayni görmeye yetiyorsa bu kendimizle ilgili bir durum olacaktir, sonsuz hakikatin yalnizca bir ANi. Bu farki anlamak dualitenin üzerine tasir varliklari. Eger siz, sonsuzluga aracilik eden kisinin, bir zaman bir kisinin sorusuna verdigi cevabi kendi bir aninizda size verilmis gibi hissediyorsaniz bu pekaladir, demek ki o kisinin o zamanindaki pozisyondasiniz su an itibariyle. Bunu araciyi kutsallastirma cabasi ile degil, fizik kanunlari cercevesinde anlamaya calisarak belki tüm insanlarin ve bizatihi kendi milyarlarca ANimizin biricikligini kutsamak vesilesi yapabiliriz. Böylece barisa katkimiz olur. ☆★♡♥ Spritüel bir gecmisten gelmedigim icin bu yasamda, frekansin önemini fizik biliminden ve dalga hareketlerinden bizzat gözlemlerimle bulmustum. Ve burada her zaman hepinizi “frekanslar” olarak selamlayisim bu sevgi ve saygidan olusmustu (acaiplik yapmaya çalismiyordum). Ve yine AN olgusunu, bunun ruh ya da öz oldugunu da gecen gün bulmustum. Meger aslinda hepsini MAYAlar zaten söylemiş. Günesin altinda yeni bi sey icat edemiyorsunuz, zaten beklenen de bu degil, yalnizca kendiniz bulun…

Fizik ve meta fizik
esinti , Felsefe ve Kuantum / 03 Haziran 2013

http://www.youtube.com/watch?v=aXuTt7c3Jkg&feature=share Otuz dakikada evren gezisi 🙂 Alt yazı yokancak tane tane konuşuyor. Özellikle fraktaller (dokuzuncu dakikadaki o görüntüler bende bulantı yarattı çünkü kendimi öyle buldum), vibrasyon, dalgalar, akaşa, sen ve başkaları, her şey birbiriyle ilintili. Her şey sensin Tek bilinç, sinetix, frekans, tekrarlanabilir patternler, ses frekansları, suyun iletkenlii, cern, fizik araştırmaları, Alpha kamaska (bu her neyse 24. dk.da görülen insan bedenini bu gece rüyamda görmüştüm ve şaşırdım, bu bir kadındı son görevini yapmıştı ve böylesi bi bedene büründü, hiç bi şey anlamamıştım tüm gün bunu düşündüm ve bu videoyu seyrettim şimdi!) Şiva, şakti, dans eden ve dansı,kuantum alan * Bazen soruluyor, peki insan GÖLGEsiyle hiç buluşamayacak mı? diye. Halk deyişiyle için dışın BİR olması… Bu nasıl mümkün olur diye soruluyor değil mi? Bugün yürüyüş yaparken bunun tek yolu olduğunu fısıldadı rüzgar, değişken kişilikler! Oyyyy bunun kimsenin hoşuna gideceğini sanmam ben. Bize en revançta kişilik tutarlı, asla değişmeyen olarak belletildi. E o zaman kaya gibi katısın be kardeşim, dışarda güneş oldukça senin gölgen de olacak. Bu arada GÖLGEn olması sakıncalı değil, bunu bilmiyor oluşun ve gölgenle savaşıyor oluşun yorucu, evet özellikle izleyenler için bezdirici, sıkıcı… fakat yapacak bi şey yok tabi. Che sera sera

Ses ve animistik dönem
esinti , YENİ DÜNYA / 05 Aralık 2012

Sesi, bir insanın frekansını gösteren araç olduğuna göre, en az koku kadar önemli olmalı hayatımızda ve bunun ilmini bilmini öğrenmliyiz eğitim hayatımızda. Bu sadece sesin sahibini ilgilendiren bir konu değil, o sesi duyanların tamamını eğip-büken bir büyü aynı zamanda. Büyü filan diye modası geçmiş kelimeleri kullanıyorum bazen çünkü dünyada müthiş bir animistik dönem özlemi oluştu. Ve bu durum Amerikadan tüm dünyaya buram buram yayılıyor. Bu değişimi izlemek ilginç geliyor bana. Belki nativ amerikalılar öçlerini almaya dönüyorlardır. Turan Erdal Duyu organlarinin biraz körelmesi sunni kentlerde pek ihtiyacimiz olmadigindan olabilir mi? Sibel Atasoy Eğer sizin bireysel tarayıcılarınızla yaptığınız bişeyi birileri teknolojik aygıtlarıyla ufak -ya da büyük-bedellerle yapıyorsa siz de buna uyum sağlıyorsunuz muhtemelen, malum hücrelerimiz gibi en az enerjiyle aynı işi sağlayacağımız durumlara otomotaik bi eğilimimiz var Murat Uhrayoğlu belki şu 21 araklıkta geçebilir böyle bir döneme Turan Erdal Yani sen bunun nedeninin biraz da olsun tembellikten oldugunu söylüyorsun Sibel Atasoy evet neden olmasın. Fizik kanunlarıda bunu söylüyor, neden biz bunun dışında olalım Turan Erdal Yasamak demek basli basina fizik kanunlarina bas kaldirmak demektir. Eger entropiye kendimizi vermis olsaydik yasamak mümkün olmazdi. Her yeni ögrenim sanki fizik kurallarina bas kaldirmak gibi birsey. Yasamak icin biraz da “anarsist” olmak gerekir galiba. Sibel Atasoy…

Ses Titreşimleri
esinti / 07 Haziran 2012

YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Biraz önce meditasyon yaparken birşey öğrendim. Bana çok enteresan geldi. Sözcükler,ses tellerimize gelmeden önce,kalpten çıkan titreşimle -tıpkı mors alfabesi gibi vuruşla- ses tellerine gelmeden beyindeki bir merkezle senkronize olup, öğrendiğimiz alfabeye uygun olarak harflere ve cümlelere dönüşüyor!!! Ciddi ciddi ingilizce konuştum jefry diye seslendiğim ama görmediğim biriyle.(Almanca eğitimi almıştım) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Evet ve bu sesler ehlince dışarıdan da duyulabilir:) Kalpten kalbe yol vardır:) YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bu deyim için minnettarım:)beden öylesine özenle yaratılmış ki .kendimizin herşeyi biziz.Yargıcı,celladı,meleği,şeytanı.Ve asla yanıltmak mümkün değil. Ağzımızdan çıkan herbir bir harfle kendi dengemizi ayarlıyormuşuz. Aklıma gördüğüm bir hiyeroglif geldi. Terazi kefesinde,kalp ve tüy. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Mükemmel anlatmışsınız, paylaştığınız ve hatırlattığınız için teşekkürler YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Çok güzel yorumlar gerçekten, bana damdan düşeni getirin 🙂 YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ezber dünyasından çıkınca böyle şeylerle daha çok karşılaşacağız gibi geliyor bana.Yeni olan elbirliğiyle yol alınacak..Yeni olanda mucizeler çok:) düşünün uyumlanın ‘el veriliyor’ ayar düğmeniz titreşen atomlarınızda. YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben aklımla anladığımdan emin (!) olduğum “akışta olmanın” ne demek olduğuna bikaç aydır aymaya başladım. Bu gerçekten de bi nehrin suyuyla bazen yüzeyde bazen döne döne bazen dibe batık biçimde yol almak gibi fakat biliyorsun ki hiç bi şey sana ait bi sebepten değil,…

Frekans Değişti mi?
esinti / 07 Mart 2012

Önceleri zorunlu olmadan bi AVM’ye ayak basamazdım, gittiysem de yorgunluk basardı aniden. Fakat şimdi hiç bi etkisi olmuyor üzerimde, hatta hoşuma bile gidiyor. Bunu kullandığımız ya da kendi frekansımızın değiştiğine apaçıkk bi kanıt olarak gösterebilirim, eminim. Aranızda böyle bi değişim yaşayan oldu mu? ** Saatin hala 10.00 olduğuna inanamıyorum, ben nerdeyse bi gün geçirmiş gibiyim halihazırda! Son zamanlarda Elektronik şeyler yavaşladı! Ciddiyim 🙂 net, telefon, digitürk, saatler… Bi şeyler oluyo? Zümrâl Zamandan özgürleşiyoruz:) Sibel Atasoy Daha çok mu dalga yönümüzdeyiz acaba? Yoksa sadece erken kalkmanın gizemi mi? Zümrâl L Dev dalga hem de :)) ** Duygulara birer nota atamak durumunda kalsak nasıl olurdu acaba? (Tıklayınız) Fer Yal Kurgu, matematik ve müzik… Çok haklısın bence. Her şeyde var. Şimdilerde Grange’ın da ilginç bir kurgusu var. Sibel Atasoy Grange, baştan beri başarılı bi yazar, onun tek eksiği doğasında gizem yok 🙂 Fer Yal Grange tam bir kurgucu. Bir bilmece kuruyor ve sonra onu çözüyor. Üstelik bilmece acaip siyasi:)) Sibel Atasoy Evet o gizemi kurguyla oluşturmaya çalışıyor ve başarılı yapıyor bunu. Örneğin Gaiman’ın ya da Fowles’in, kendi özlerinden saçılan gizemleri var, ele avuca gelmez onlar, taklit edemezsin, öyle aval aval bakınırsın :))) Hanife A duygulara nota atasaydık sanıyorum ki bi çok insandan inişli…