Kurgu dünyasından; The time Machine ile başlayan hafta

Bu haftanın kurgularına geçmeden önce: en az on kez izlediğim filmler (unuttuklarımı sonra ilave etmek kaydıyla) matrix fight club Thirteenth Floor inception twelwe monkey the usual suspects Seven Bird cage Back to Future the prestige Minority Report solaris the truman show dead poets society * Madem başladım devam edeyim 🙂 En az 5 kez okuduğum kitaplar (unuttuklarımı sonra ilave etmek kaydıyla) İNSANIN GERÇEĞİ “KENDİNİ BİLMEK” – Ouspensky (gurdjieff öğretisi) CASTANEDA SERİSİ (12 cilt) BEN OYUM -Maharaj RA BİLGİLERİ – 4 cilt RUHSAL ASTROLOJİ KUANTUM BENLİK – Danah zohar AGATHA CHRİSTİE tüm kitapları KIZIL KADIRGA – ABdullah Zİya K HUMAN DESİGN YAŞAMA OYNA – Alan Watts URBAN SHAMAN – sergei kahili king Maalesef ilk gençlikte defalarca okuduğum jung, Reich, Eric from ve bazı romanların ismini hatırlamıyorum. Aslında en az 3 kez okuduğum diye sınırlasaydım bu liste öyle uzardı ki hepimiz sıkılırdık 😀 yukardakikerden bazıları 5 kezden fazladır. Burdan ne anlıyoruz? Anlama kabiliyetim kıtmış 🤣😎😜 * The time machine -kitap h g wellsin ilk romani. daha gorelilik teorisi bulunmadan quantum fizigi icat edilmeden once 1890’larda yazilmis oldugundan, dort boyutlu uzay zamandan ve gelecekte gunesin genisleyerek ic gezegenleri icine alacagindan bahsetmesiyle yazarina saygi duydurtur. wells’in thomas huxley’den aldigi biyoloji derslerinin etkisi cok bariz gorunmektedir. gelecekteki tum varliklarin evrimsel bir aciklamasi…

Okuduğum, izlediğim yeni kurgular
Kurgulardan Haberler / 06 Temmuz 2019

Gentleman Jack, Digi’nin yaz dizilerinden ilgi çekici birisi. Zaten yaz boyunca seyredilebilecek ikinci dizi de bu denebilir. On dokuzuncu yüzyılın başlarındaki Endüstri Devrimi yıllarında Anne Lister, Batı Yorkshire’daki Halifax’e geri döner… Genç, güçlü, erkek giyimli ve tavırlı bir kadın olan Anne’in atadan kalma malikanesinin kaderini değiştirmek için ettiği mücadeleyi anlatan dizide zamanın kadın hakları, asil aileleri, yaşamları ve cinsel tercihlerin yasakları ön planda. İngiltere kırsalını zaten severim, çekimler güzel, oyuncular da daha şimdiden rollerine adapte olmuş görünüyor. Merakla izliyorum. * Kız Kardeşim Seri Katil– roman Polisiye gerilimin hakkını veren bir roman. Hem kullandığı dil hem de uyandırdığı merak gayet dozunda. Çok zamandır özlediğim o alaycı, mizahi ve acı tonların hepsi iç içe geçmiş. Üstelik bir ilk roman! Braithwaite bu romanda şiddet, sadakat ve ailenin dramatik yapısını ve içinde bulunduğu çıkmazı anlatıyor. Bu arada kız kardeşlik bağlarının da sorgulandığını görebiliyoruz. Olayın, Nijerya’da geçiyor olması da bizim için biraz yakınlık hissi veriyor, ne de olsa batı dünyasından çok farklı bir kültür. * City on a Hill; yozlaşmanın, yolsuzluğun ve ırkçılığın adeta gündelik yaşamın bir parçası haline geldiği, şiddetli suçlarla dolu Boston şehrini mesken tutuyor. 1990’lı yılların başlarında geçen dizi, bölge savcısı Decourcy Ward ile yozlaşmış olmasına rağmen saygın bir FBI ajanı olan Jackie…

Kurgular ve düşündürdükleri
Kurgulardan Haberler / 22 Mayıs 2019

Son Şans – The Congress Yaşlı ve işsiz bir aktrise, son bir iş teklifi gelir. Kadın, bu işi kabul ederken verdiği kararın nelere sebep olabileceğini asla tahmin edememiştir. İleride çekilecek filmler için, hatrı sayılır bir para karşılığında, görüntüsünün dijitalleştirilerek kendisinin bir  kopyasının yapılmasını kabul eder. Anlaşma gereği, görüntüsünü istedikleri her filmde kullanabileceklerdir film genelde pek beğenilmemiş gibi görünüyor fakat muhtemelen 18+ diye beklentiye girilen porno tarzı bi şey bulamadıkları içindir 🙂 Büyük usta Staslavw Lem’in kitabından uyarlanmış ve tüm olaya metaforik yaklaşılmış. Oyucular çok iyi. Ben beğendim doğrusu. Düşündürdükleri; Hepimizin yüksek benliğinin (yani aumakuamızın) altıncı boyutta olduğu ve ruhla bağlantımızı sağladığına dair bir teori var. Yunan mitolojisi, hint mitolojisi hatta Huna felsefesi de bu teoriyi destekler durumda görünüyor. Yani altıncı boyuttaki asıllar bu dünyayı filmdeki çizgi film gibi kurgulamış ve kendilerini tarayarak bu dünyaya yansıtmış olabilir. Matrix, Truman show gibi filmler de aynı temayı kullanmışlardır. * Chernobyl Çernobil dizisini izleyen oldu mu bilmiyorum. Ben felaket senaryolarını ne izleyebilir ne de okuyabilirim. Bunu da hep görmezden geliyordum. Fakat digi yine bulup buluşturdu karşıma çıkardı. Dedim ki bu bir kurgu değil olup bitmiş bir olay sonuçta biraz bakayım dedim. Böylece şu an ilk bölümü izlemiş oldum, Kendimi hastalanmış hissediyorum, bu nasıl bir faciadır anlatılmaz….

Haftanın kurguları
Kurgulardan Haberler / 02 Mayıs 2019

Gizem ve gerilim sevenler için The İnvisible Guest filmi çok iyi bir seçim olur. Sizi aynı olayın tamamen farklı çözümlerine ikna edip ters köşe olmanızı sağlayan Agatha tarzı bir suç ve vicdan azabı filmi. Görünmeyen misafir ismiyle perdeye akseden filmde, Contratiempo tüm hikayesini sürekli olarak filmdeki kadın avukat Virginia Goodman’ın ağzından duyduğumuz “Detaylara ihtiyacım var. Olabilirlik ayrıntılara dayanmaktadır.” cümlesi üzerine kurmakta ve filmdeki söz konusu davanın çözümü yolunda ortaya çıkan her ayrıntıda gerçeklik de yön değiştirmektedir. Film çoktan işlenmiş bir suçun davasının devam ettiği bir günde başlar. Adrian Doria isimli medyanın da parlattığı ve Asya firmalarıyla yeni iş anlaşmaları yapan, Yılın Adamı olarak adlandırılan genç bir iş adamı bir süre önce sevgilisiyle kaldığı dağ otelinde sevgilisi Laura Vidal’ın ölü bedeni başında yakalanmış ve cinayet zanlısı olarak tutuklanmıştır. İzlenmeye değer bir film. * Galaktik Çömlek Tamircisi – Philip K. Dick Galaktik Çömlek Tamircisi ekonomik ve politik baskıların kıskacında ruhu adeta kırık bir çömlek gibi parçalanmış, hayatın anlamına dair pusulasını yitirmiş, ona el uzatan rehberlerinin şarlatan olduğunun farkına varmış 21. yy insanına, yazıldığı 1969 yılına göre çok daha fazla hitap ediyor. İstediği şekle girebilen Glimmung, her yerde olabilir. Hatta belki de bu yazıyı okuduğunuz bilgisayarın veya telefonun kılığına girmiştir. Kafanızda beliren bir…

Rüzgarı dizginleyen çocuk
Kurgulardan Haberler / 08 Mart 2019

MAHERSHALA ALI sahnede ikinci Oscarını alırken, nerdeyse aynı sıralarda baş rolünü üstlendiği kalite çizgisi herkesçe bilinen True Dedective üçüncü sezonu da final yaptı. Hem sevindim başarısının karşılık bulmasına hem üzüldüm dizi sonlandığı için. Aynı anda çarpışan bu iki duygu gece uykuma maloldu. Neyse canımız sağolsun bu gece telafi ederiz uykuyu inşallah. * Ozark OZARK dizisini izleyen var mı bilmiyorum, beni biraz gerse de verilen her kararın çevredekilerin kararlarıyla birleşerek kar topu gibi büyüdüğünü ve çoğu kez temelini araştıramayacağımız denli bir kaosu oluşturduğunu resmediyor. İlk sezonu bitirdim, bir insanın bu kadar bunaltılıp öldürülmediğini bunca bölümde izlemek gerçekten şaşırtıcıydı. Meksika karteline yan gözle bakanların durumları, küçük bir kasabanın gizli kalmış açgözlülükleri, yerel uyuşturucu üreticileri ve şaşırtıcı dağıtım yöntemleri vs. vs. Her musibet bir ailenin başına binmiş görünüyor. * The Boy Who Harnessed the Wind

Üçüncü Sezon Nihayettt…
Kurgulardan Haberler / 27 Ocak 2019

True detective’in üçüncü sezonu başladı nihayet. Dün gece ilk iki bölümü yayınladı Digi. Bana biraz ilk sezonun konusunu andırdı, bakalım nasıl gidecek. Bu dizinin her sezonu farklı konu ve kahramanlardan oluşuyor yani ilk ikisini izlemeyenler de bunu izleyebilir, kaliteli bir yapımdır. Üçüncü sezon Başrolünde oscarlı Mahershala Ali oynuyor. * Beautiful Boy Beautiful Boy, 2019 oscarlarına aday olacağı tahmin edilen filmlerden biri. Sorumlu bilinçli bir babanın uyuşturucu bağımlısı olan oğlu ile yaşadığı olaylar anlatılıyor. Baştan sona uyuşturucunun tüm aile üzerindeki trajik etkileri çok güzel, kimse yerilip dövülmeden anlatılmış. Adeta dokümanter olmuş. Allah hiçbir evlada ve ebeveyne bu belayı musallat etmesin. * First Man

Hiç Doğmaması gereken insanlar var mıdır?
Kurgulardan Haberler / 19 Kasım 2018

“Hiç Doğmaması gereken insanlar var mıdır?” Sorgulama dolu bir japon filmi. İlk kez bir Japon suç/mahkeme filmi izliyorum, üstelik 2017 yapımı yeni bir film. Dünyanın batısıyla ne denli farklı oldukları beni fena halde şaşırttı. İşte görsel sanatların etkisi de böyle bir şey, bilmenin yetmediği durumları neredeyse deneyimle elde etmişliğe yaklaştıran bir yöntem. Filmin adı The Third Murder * Divine Access, Komediyle harmanlanmış, spritüellik, felsefi sorgulamalar. Sıkılmadan izlenen bir başka film. * Homecoming, Julia Roberts’in sosyal hizmet görevlisi Heidi’yi oynadığı bu dizi özellikle Amerikanın savunma asker, gazi programları ve bütün bunlardan yararlanmaya çalışan açgözlü taşeronları ele alan, bence kurgudan çok halen ve muhtemelen yaşanan olayları anımsatan çok güzel bir dizi.10 bölüm ve tamamlanmış, tavsiye ederim. *

Rüzgarın On İki Köşesi
Kurgulardan Haberler / 05 Mayıs 2018

“Rüzgarın On İki Köşesi” Ursula K. Le Guin’in ilk gençliğinden itibaren yazdığı öykülerin bir araya getirildiği bir eser. Yazar, çok sevdiği, fantastik ve bilimkurgu olarak kabul edilebilecek kurguları tarih sırasını gözeterek kitaba dâhil etmiş.Ayrıntı Yayınlardan ikinci baskıyı yapmış. Her bir hikayeye ayrı ayrı odaklanmak lazım, hepsi muhteşem. Onun tarzını zaten çok seven biri olarak bu öykü kitabını seneler sonra ikinci kez okuduğumda bazılarını çok iyi hatırladığımı bazılarını ise ilk kezgörüyor gibi olduğumu itiraf etmeliyim. Bu kitapta öykülerin muazzam lezzetinin yanında, öykü girişlerine bizzat Ursula’nın öykünün tarihçesi hakkında yazdığı kısa notlara bayıldım. Bu notlar öyküden çok kendisi hakkında ipuçları veriyor gibiydi ve bu bana kendi hakkımda da bazı şeyleri hatırlattı. Görüş alanı öyküsü, son yılların kuantum düşünce ve mistik değerlerin sunduğu HAKİKATi en pratik şekilde sorgulatan bir öykü. Herkesin okumasını dilerdim. Bu kitap hakkında daha çok bilgi için tıklayınız  *

everybody make mistakes except captains
esinti , Felsefe ve Kuantum / 12 Nisan 2018

Eşi deniz kuvvetlerinden emekli bir arkadaşım vardı. Oğullarımız aynı yaşlarda olduğundan mümkün oldukça görüşürdük. İlginç bir evleri vardı, her yer ve duvarlar batmış ünlü gemilerden çıkarılmış parçalarla doluydu. Ayrıca bir oda dolusu da sergilenemeyen gemi kalıntısı vardı, öyle hatırlıyorum. Salona girdiğinizde tam göz hizanıza pek güzel ve kaliteli bir çerçeve içine yazılmış şu yazıyla karşılaşırdınız: “everybody make mistakes except captains” Yani herkes hata yapar ama kaptanlar asla! Ben de gülümserdim her gördüğümde ve kaptanların egolarının biraz şişkin olup olmadığı ile ilgili düşünceler geçerdi aklımdan bir an için. Bunu nerden hatırladım da üşenmeyip yazdım (çünkü milyonlarca şey yazabilecek hatıram var ama çok üşengecim)? Bir süredir LAST Ship diye bir dizi izliyorum,şu an dördüncü sezona filan geldi. Normal insan olan o kişi, köprüye gelip de kaptan koltuğuna oturduğu an başka bi şey oluyor! İster albay olsun ister başçavuş! Şu uyarıyı da seviyorum: Kaptan köprüde! * KENDİN diye bir şey olmadığı doğru ama KENDİN diye bi şey uydurman da zorunlu! sa Kendin için iyi bir şeyler uydurabilirsin (hani olumlamalar vs gibi yöntemlerle. Tabi şunu unutmadığını varsayıyorum: kişiliğin için uydurduğun her güzel şeyin tersi senin gölge kişiliğine yerleşir. Dualite böyle emreder. Bunlar tek başına gelmezler! Aaa bu son cümleyi bi kitabımda söylemiştim sanırım 🙂 Güzel ve…

Wonder ve Yükseltin tavan kirişini Ustalar
Kurgulardan Haberler / 22 Şubat 2018

11 Dakika Yönetmen Jerzy Skolimowski nin bu filmi, 11 minutes filmini izledik dün gece, 2015 yapımı polonya irlanda filmi. Şöyle dikkatinizi deli gibi bi şeye odaklama pratiğine ihtiyacınız varsa izlemenizi öneririm; çünkü film Linch’in filmlerini gölgelemeyi hedeflemişçesine dikkat istiyor 🙂 * Wonder-Mucize Auggie Pullman (Jacob Tremblay) 5. sınıfa geçmek üzere olan bir çocuktur. Ancak doğuştan gelen yüzündeki kalıcı deformasyon geçirdiği onlarca ameliyata rağmen düzelmemiştir. O yaşına dek hiç okula gitmemiş, evde ailesi tarafından eğitim almış ve dışarıyla ilişkisi, hep bir kask aracılığıyla olmuştur. Sıradan bir okul olan Beecher’a başladığı günden itibaren bazılarının alay konusu olsa da aslında çoğu kişiden bir farkı olmadığını gösterecek, dış görünüşün ne kadar önemsiz olabileceğini kanıtlayacaktır. Mucize filmi, 2012’de R. J. Palacio’nun yazdığı aynı adlı romandan uyarlandı. Julia Roberts, başroldeki çocuğundan Jacob Tremblay’dan hiç rol çalmamış. Müthiş bir ailedraması. FARKLI çocukların dünyaya tutunmasıyla ilgili bir bakış, hem de yeni 2017 yapımı bir film, seyretmekten memnun kaldım.

Franny and Zooey ile başlıyoruz haftaya
Kurgulardan Haberler / 26 Ocak 2018

Black Lightning Bugün ilk bölümünü izledim (Digi verdi yoksa haberim yoktu diziden). Merak ettiğim şu oldu acaba bu dizi Süperman ya da flash veya bir de okçu vardı ismini unuttum, onlar gibi hafif konular ve süper kahraman idolüyle mi devam edecek yoksa V for Vandetta vari derin içerikli, Amerikanın zenci problemine(zenciler problem demiyorum, ciddi nefret ve ayrımcılık konusunu kast ediyorum) gerçekten eğilmeye niyetli mi? Belki amerkada epeydir oynuyordur ve durum açıklığa kavuştur bile, bilen varsa da söylesin vakit harcamayalım. şu an pek yorgunum ve konuyu araştıramıyacağım. iyi geceler. * Chef Şef (aşçı) filmlerini hep sevmişimdir. Bu da en keyiflilerinden biri . Şef olmak isterdim mühendis olmak hatta kuaför de olmak isterdim. Mesele bi şeylet yaratabilirken sevinç duymak beğendirmek mutlu etmek faydalı olduğunu her hücrende duyumsamak😀 neyse ki kendi mesleklerimde de bu hazzı alabildim değilse ölmeye hiç de hazır olmazdım. Not:Ayrıca kendi otelimin restoranında beş yıl aşçılık yaptım, ingilizler yaptığım her şeye bayılırdı. Evde de yemek pişirmeyi severim, hiç bir çorbamı tekrar edemem, her biri bambaşka bir şey olur. Lezzetlerini ben seviyorum, yiyenler de öyle söyler. * Franny ve Zooey Salinger’i depresyonda olanlar hatta ihtimali bile olanlar okumasın. Olay yok ama sayfalarca süren mektuplar ve konuşmalar var. Adam müthiş. Ancak bir oğlak…

Kurgulardan…Maudie
Kurgulardan Haberler / 05 Aralık 2017

Maudie Hayatın bütünü çoktan çerçevelenmiş, işte tam burada! Maud Film harika. Kanadalı sanatçı Maud Lewis’in gerçek hayatını anlatan biyografik bir film. * Ah-ga-ssi (2016)Hizmetçi Hizmetçi, katman katman üst üste biriken, kıvrıla kıvrıla ilerleyen, film boyu hiç dağılmadan her şeyin yerli yerine oturduğu hikayesi ve Chan-wook Park’ın her kareyi bir fırsat olarak gören gösterişli ve detaycı yönetmenliği her türlü övgüyü hak ediyor. Akış boyu her kırılmadan sonra, gösterdiğinden fazlasını sakladığını özellikle açık eden, gizemle tatlandırılmış Dickensvari anlatımı göz kırptırmıyor. Harika sanat yönetimi ile izleyiciden bir kültür filtresi talep etmeyen oyunculukları filme değer katıyor. Demiş filmi öneren M.C Aşlak, yorumun tamamı için tıklayınız. Güney Kore insanı şaşırtıyor. * Işık Tanrısı -Roger Zalazny Roger bir şairdi. Önce, sonra, daima. Kelimeleri şarkı söylerdi. Tıklayınız Uzak bir dünyada yeniden kolonileşmeye zorlanan insanlık, teknolojinin gücünü kullanarak tanrılaşmış ve özel yetenekler geliştirmiştir. Orijinal mürettebat teknolojik üstünlükleri elinde tutarak düşük teknoloji düzeyinde bir toplum oluşturmuş ve kendilerini ölümsüz tanrılar olarak taçlandırmışlardır. Aralarından bir tanesi, Sam, İblis tutan, Işık Tanrısı bu düzene son vermek istemektedir. Sürgün edildiği manyetik bulutsudan bilinci geri çağrılan Sam… Cenneti yıkmaya kararlıdır.

Amber Yıllıkları ve diğerleri
Kurgulardan Haberler / 18 Kasım 2017

Amber Yıllıkları ilk 3 cildini bitirdim. Hayranlık ve şaşkınlık içindeyim. GÖLGE’ye (sakinleri ona dünya diyor) hükmetme gücüne sahip birinin kendi evrenini yaratıp yaratamayacağı akademik ama geçerli bir felsefi soruydu. Nihai yanıt ne olursa olsun, pratik bir açıdan bunu yapabiliyorduk. Polonyalı-Amerikalı fantazi ve bilimkurgu yazarı Roger Joseph Zelazny (d. 13 Mayıs 1937 – ö. 14 Haziran 1995), Euclid, Ohio, A.B.D.’de dünyaya geldi. Polonya asıllı göçmen Joseph Frank Zelazny ile İrlanda-Amerika’lı Josephine Flore Sweet çiftinin tek çocuğu olan yazar, Ohio’da büyüdü. Altı Hugo ve üç Nebula ödülünün yanı sıra Balrog, Locus, Seiun gibi kurgu edebiyatının en prestijli ödüllerini defalarca kazanmış olan Zelazny, 2010 yılında Science Fiction Hall of Fame Müzesi’ne kabul edilmiştir. En önemli eserleri “Amber Yıllıkları”, “Işık Tanrısı” ve “Bu Ölümsüz”dür. Ayrıca “Frost & Fire” adında bir hikaye ve makale antolojisi bulunmaktadır. Desen (akaşik kayıtlar), kendisini takip etmeye çalışan gözleri aldatan, ışıltılı bir eğri çizgiler kümesiydi. Zelazny hem zeki, hem üretken hem de bence entelektüel bir yazar. Fakat bütün bunları bilgece gizleyip sıradan-mış gibi gösterebiliyor. Dizinin diğer kitaplarını ve aslında yazdığı tüm kitapları okumak için sabırsızlanıyorum. * The Leftover Dizinin ilk iki bölümünü izledim dün. Eskiden olsa hayli seveceğim bir konu fakat şimdilerde hafif bile olsa gerilim ve korku içeren yapımların…

The Expanse ve Enginlik
Kurgulardan Haberler / 28 Ağustos 2017

Düşünsenize; Uzaydan gelen dünya dışı korkunç güce sahip bir enerji/madde sizi zapt edip enerjinizi yiyor ve ölüyorsunuz. Fakat uzaylı şey, fizik beden ölümüyle açığa çıkan duygu bedeninizi de yutmuş olduğu için ve kendi bilinci olmadığı için sizin duygu bedeninizin bilinci bu korkunç bedene hükmetmeye başlıyor öyle ki olayın gerçekleştiği devasa bir astroidi uzay gemisine çeviriyorsunuz! Radara yakalanmayan istediği yere müthiş bir hızla gidebilen devasa astroide dışardan bakan gözlemci bilim insanları ne düşünür? Onlar açısından akıl dışı olacağı aşikar! Diğer yandan ölüpte pat diye böyle güçlü bir maddeye konakçı olmak ne acaip bir şans! Tabi büyücüler hep bunu istemişlerdir de aslında şans olup olmadığı tartışma götürür . Dizinin 2 sezonunu seyrettim. Fringe gibi rakipsiz olmamakla birlikte üzerimde iyi bir etki bıraktı, sanırım unutulmazlar arasına girdi (hafızam pek iyi olmadığı için söylüyorum bunu) Daha önceki The Expanse yorumlarım için tıklayınız. Marsın Buzlu tepesi_NASA   Harika bir fotoğraf. Bildiğimiz kar buz değil tabi bu 🙂 Kuru buz da denilen karbon dioksit. The Expanse dizisinde Mars kolonisi ve orada doğan ve artık kendilerine Marslı diyen insanların fiziksel bedenleri yavaş yavaş değişime uğruyor. Gökyüzü yok, okyanus yok, hepsinden önemlisin UFUK çizgisi yok. Bu ayrıntıları marslı bir askerin dünyayı ziyaretinde daha iyi anlıyoruz. Buradaki ışık onları…

Henrietta Lacks’in ölümsüz hayatı ve diğerleri
Kurgulardan Haberler / 15 Ağustos 2017

Bu haftanın ilk önemli filmi yine biyografiydi: Henrietta Lacks’in ölümsüz hayatı Hastalıkların etkenlerini bulmak ve yeni tedavi yöntemlerini test etmek için “ölümsüz” bir hücre dizisi aranıyordu. Hücrelerin laboratuvar ortamında çoğalmaya devam etmesi ve uzun süre dondurulabilmesi gerekiyordu. Onlarca yıl çeşitli insanlardan doku örnekleri alınmasına rağmen hiçbir hücre insan vücudu dışında birkaç günden fazla dayanmıyordu. Henrietta Lacks 1951 yılında John Hopkins’te rahim ağzı kanseri tedavisi gören genç bir siyahi kadındı. İzinsiz ve habersiz bir şekilde kendisinden doku örneği alındı. Bu hücrelere Henrietta Lacks’in ismini kısmen de olsa gizlemek amacıyla HeLa adı verildi. HeLa genomu nedeni tamamen açıklanamayan bir şekilde insan vücudu dışında ölmeden çoğalmayı başardı ve günümüze kadar geldi. Bu sayede birçok hastalığın tanı ve tedavisinin önünü açtı. Neler neler, inanamazsınız! Buyuk acıların yol açtığı bir olaydan dünya insanina ölümsüz bi katkı. Üzülmeden seyredilemiyor film, isterseniz sadece makaleyi tıklayıp okuyun. * The Expanse The Expanse’ı daha önce duymuş hatta ilk bölümünü de yarısına kadar izlemiştim ama çok dağınık gelmişti bana. Ya da kafam meşguldü bilemiyorum. Dizi iki sezondur devam ediyormuş ve şimdi bir de Hugo ödülü alınca şuna bir daha bakayım dedim ve ilk bölümü peş peşe izledim, gerçekten battlestar galactica benzeri uzayda geçen kaliteli bir kurgu olduğunu anladım. Böyle önünde iki…