Yeryüzünün Birleşim Noktası
Carlos Castaneda , YENİ DÜNYA / 27 Ekim 2009

“Ustamın bana verdiği iş ve nagual olarak benim görevim, yeni başlayan dönem için, yeryüzünün birleşim noktasının yerini değiştirmek.(Yeni Dünya)” “Bu iş böyledir. Böyle bi şeye katılmak için deli olmak gerekir ve bunu yapmanın olanaklı olduğuna inanmak için daha da deli olmak gerekir.” Ona böylesi bir meydan okumayı bir insanın nasıl düşünebildiğini sordum. “Kendi hareketli birimine sahip olan öteki dünyaya-inorganik varlıklara- benzer biçimde yeryüzü de kendi hareketli birimine sahip ve bu biziz. Yeryüzünün çocuklarıyız. Kâfi sayıda savaşçının ( Kritik kütle) birleşim noktasının hareketi, çağın kipliğini (*) değiştirebilir, yani benim üstünde çalıştığım şey de bu.” “Bu olağanüstü, çünkü bir kez sabitlenince, insanlık öteki dünyaya gitmenin bir fırsatını yakalayacak ve erkek-kadın insanların çoğu bilinçlenecek (yüzüncü maymun fenomeni). Geleceğin görücüleri için meydan okuma; çok doğal bir biçimde, herhangi bir anda dönebileceğimiz, yeni bir merkez, gezegenin düzenli bir konumu haline gelene, orada sabitlenene kadar, gerektiği kadar uzun bir zaman süresince bu odaklanmayı yerinde tutmak olacak.” “Yeryüzü dikkatinin yeniden odaklanması, birçok nagual kuşağının müşterek bir eyleminin ürünüdür. Yeni görücüler onu bir olanak gibi tahayyül etmiş ve onun Kural’a ait olduğunu keşfetmişlerdi. Niyetleriyle onu kuluçkaya yatırdılar ve bu işe adanma zamanının şimdi olduğuna karar verdiler.”   Nagual ile karşılaşma-Armando Torres Not: Parantez içlerindeki ifadeler bana ait. (*)kip   İng….

Dengesizlik -2
Felsefe ve Kuantum , Rüya/Psikoloji / 27 Eylül 2009

Peki “dengesizler”den uzak durdum da “sabit” olanlarla mı oldum? Dünyanın çoğunluğu “sabit” konumda olduğundan onlarla ilişki kurmak kaçınılmaz fakat benim aradığım onlar da değildi. Bu arada “sabit” olanların mantık kurallarını çok iyi kullandığını da varsaymayalım. Maalesef  hangi konumda olursa olsun biz insanların en büyük noksanı “bütünlük” kavramına erişmemişlikten kaynaklanıyor. O zaman bir de bütünlük kelimesine bakmalıyız, bunu ne anlamda kullanıyorum acaba? (aslında şu an ağzımdan çıktığı için gerçekten bilmiyorum) Şimdi düşününce “bütünlük”le kastetmeye çalıştığımın Gurdjieff’in at-araba metaforundaki düzeneğin doğru çalışması olduğunu anladım. (iyi ki varsın günlüğüm ve okurlarım) Yani bu düzenek nedir; Atlar (duygular) sağlıklıdır, arabaya  (fizik beden) iyi bakılmıştır, arabacı (akıl) içerdeki yolcunun (özben ya da ruh) konuştuğu lisanı öğrenmiştir ve onun talimatları uyarınca atları incitmeden usulünce kullanarak kendisine sipariş verilen hedefe doğru güvenlik içinde  arabayı götürmektedir. Evet işte sanırım bu duruma “bütünlük” diyebilirim. Dünya insanlarının dış görüntüsü ne olursa olsun çoğunun “bütünlük” durumunda olmadığını ve bu sebeple büyük acılar çekildiğini sanmaktayım. (Bellki de rüyaların dilini bu sebeple önemsemiştim ve önemsetmek için de çabaladım) Tekrar konuya dönecek olursam, dengesizler ve sabitleri aramıyorsam ben kimleri aradım ve buldum hayatım boyunca? Atmışbeşbin pesoluk bir soru; çünkü bunu ilk kez soruyorum kendime 🙂 Ben dünya genelinin sabitlendiği konum dışında noktalara sabitlenme becerisi…

Dua
Anadolu-Sümerler-şaman / 16 Temmuz 2009

 Reha Çamuroğlu’nun “son Yeniçeri” kitabında Osmanlıya esir düşmüş Michaul oğlu Petru- Sarı Abdullah’ın müslüman olmak istemesi üzerine (yıl 1770) onun dine kabul töreninde Bektaşi Dervişi Ahmed Baba’nın hitabetini ya da duasını dikkate değer doğallıkta ve güzellikte bulduğum için paylaşmak istedim:   “Ey Talib! Allah, Muhammed, Ali ve Oniki İmam’a iman getir. Mezhebini bir bil. Hakiki mürşidini Ali, rehberini Muhammed bil. Yalan söyleme, haram yeme. Dedikodu etme. Şehvetperest olma. Eline, diline, beline sahip ol. Kibir ve kin tutma. Kimseye haset etme. Gördüğünü ört, görmediğini söyleme. Elinle koymadığın şeye yapışma. Elinin ermediği yere el uzatma. Sözünün geçmediği yere söz söyleme. İbretle bak. Yumuşaklıkla söyle. Küçüğe izzet, büyüğe hürmet et. İkrarını saf eyle. Hakkı özünde mevcut bil. Erenlerin esrarına agah ol. Mürşidin Ali, rehberin Muhammed’dir. Mezhebin Caferi, güruhun nacı, pirin Hünkar Hacı Bektaş Veli’dir. Özünü bu yolda böylece sabit kadem eyle. Evveli Hu, ahiri Hu.” Böyle bir tören daha önce görmediğim ve böyle bir dua duymadığım için bana şaşırtıcı gelmiş olabilir ve fakat aynı zamanda bu kadar da tanıdık gelmesi anadoluluk genlerimizle ilgili olsa gerek. Ne yalan söyleyeyim kitabın ilk yüz sayfasında en az dört kez hıçkırıklarla ağladım. Sebebini bilmiyorum merak da etmiyorum. Bu günlerde dünyanın havası böyle galiba, hak sebepsiz kahkahalar attırıyor…

Eski Çağ Büyücüleri
Carlos Castaneda / 10 Haziran 2009

Dj’nin CC’ye öğretmekte olduğu her şey eski çağ büyücüleri olarak andığı kişiler tarafından tasarlanmış ve gerçekleştirilmiş. Eski çağ büyücülerinin en büyük başarıları;  uygulamaya dönüklük ve somutluğu vurgulayarak büyücülük yapıları kurmak olmuş. Çağdaş büyücüler ise aksine sağlıklı zihinleri ve gerekli gördüklerinde büyücülüğün akışını düzeltebilecek yetenekleriyle ünlenmiş kişiler… Rüya görme öncülleri Eski çağ büyücülerince kendiliğinde tasarlanıp geliştirilmiş olup Rüya görmeyi açıklamanın ve anlamanın anahtarıymışlar. Somutluk Nedir? Büyücülüğün uygulamaya dönük yanı. “Zihnin uygulamalar ve tekniklere saplantı derecesinde kilitlenmesi, insanlar üzerinde bırakılan yersiz etki.” Soyut Nedir? Özgürlük arayışı. İnsanoğlunun elinden geldiğince her şeyi saplantısızca algılama özgürlüğü. Günümüz büyücüleri için geçmişin değeri yok mudur? Elbette değeri var. Sevmediğimiz, o geçmişin tarzı. Kişisel olarak ben, düşüncenin enginliğinden hoşlanırım, zihnin karanlık ve sapkın oluşundan tiksinirim. Ne olursa olsun bugün bildiğimiz ve yaptığımız her şeyi ilk keşfeden ve yapan onlar. Eski Çağ Büyücülerinin en önemli hünerleri nesnelerin erkesel özünü algılamak. (temel öncül) Günümüzde büyücüler yaşam boyu

Aşağı Kayış
Carlos Castaneda / 17 Nisan 2009

Don juan farkındalıkta ustalaşma açıklamalarına devam eder. Bugüne kadar bu konuda pek çok gerçeği açıkladığını, geriye yalnızca birinin kaldığını söyler. Bu son gerçek, eski kuşak büyücülerin kendilerinin de farkında olmadan buldukları en önemli gerçektir. Değeri ancak yüzyıllar sonra yeni görücüler tarafından anlaşılabilmiştir. “Sana insanın birleşim noktasının algı için, yayılımlara ayarlı olduğunu söylemiştim. Noktanın sabit konumundan hareket edebildiğini de tartuşmıştık. Son gerçek, birleşim noktasının belli bir sınırın ötesinde hareket etmesi halinde bildiğimiz bu dünyadan bütünüyle başka dünyalarla birleşebilmesidir.” der Don Juan… Bazı coğrafi bölgelerin bu tehlikeli harekete yardım ettiğini hatta hareket için özel yönler fısıldadığını ekler. Örneğin Sonora çölü birleşim noktasının aşağı hareket etmesini sağlar, iblisin olduğu yere. Bu nedenle burada karşılaşacağı insanlar, büyücüler, tehlikelidir. La Catalina’dan söz ederler bir süre. Farkını sorar Castaneda. “tamamen aynıyız” der Don Juan… o daha çok Silvio Manuel veya Genaro gibi, onların kadına uyarlanmışı ama kadın olması dolayısıyla da ikisinden de sınırsız derecde tehlikeli ve saldırgan” der yine… “hepimizden genç olmasına rağmen yaşlı nesildendir. O; o topluluğun sonuncusudur. Bizi pek sevmez. Az temasa geçer. Nagual Julian’ın tarzına alışkındır o. Bilinmeyenin engin maceralarını özgürlük arayışına tercih eder. “ Bilinmeyenin engin maceraları olabileceğini; deneyimlememiş olsak da dünyadaki izdüşümleri ve birleşim noktasının hareketinin, bizler için her türlü günlük…

İnsan Kalıbı
Carlos Castaneda / 02 Nisan 2009

 Birleşim noktasına destek veren farkındalıkta ustalaşmadır. ” Biz belirli bir konumda sabitlenmiş birleşim noktalarından ibaretiz. Bu hem düşmanımız hem de dostumuz; iç söyleşimiz ve kayıtlarımız. Bir savaşçı ol! İç söyleşini kesip, kayıtlarını yapıp bir kenara at. Yeni görücüler kayıtlarını yapıp onlara gülerler. “Kayıt olmazsa birleşim noktası özgür kalır.” Don Juan, kaydımızın en dayanıklı yanlarından biri olan Tanrı fikrinin, birleşim noktamızı orijinal yerine bir ultra Japon yapıştırıcıyla bağlayan büyük bir güç olduğunu, başka büyük yayılımlar bandıyla başka bir gerçek dünya birleştireceksem, birleşim noktamı tüm bağlarımdan koparıp, hiçbir yardım almadan İNSANIN KALIBINI görmem gerektiğini söyledi. İnsan kalıbının ne olduğunu sorduğumda, birçok kez onu görmene yardımcı oldum; “İnsanın kalıbı, organik yaşamın büyük bandı içinde, sadece insanın kozasında görülebilen devasa bir yayılımlar demetidir. Ayrıca görücülerin kendileri için bir tehlike olmadan görebildiği Kartal yayılımları parçasıdır. Farkındalıktaki ustalaşmanı perçinlemen için son aşama algı engelini yıkman ve bunun için de yeterince erke toplaman gerekir. Yeniden canlanma yolculuğu yap. Bu konuda öğrettiklerimi anımsamaya çalış. DJ devam ederek, yeni görücülerse insan kalıbının bir yaratıcı olmayıp, aklımızın almayacağı çeşitli insansı sıfattan oluşmuş, düşünebildiğimiz bir örnektir. Kalıp bizi hiçbir şeyden yarattığı için, kendi imge ve benzerliğiyle yaptığından değil biz onun bizi damgaladığı şey olduğumuzdan tanrımızmış, insan kalıbına karşı secdeye durmamız kibir ve insani…

Heroes’un dengesi
YENİ DÜNYA / 16 Şubat 2009

Heroes’un dengesi Terminatör lehine bozuluyor mu? Açıkçası gidişattan pek memnun değilim, sanırım yeni senaryo ekibi tam uyum sağlayamadı, son bi kaç haftadır resmen kıvrandıklarını görüyorum. Bir yazar olarak bunun ne demek olduğunu az çok bilir gibiyim. Zaten eski dünya kurallarıyla yeni dünyayı anlatmak nasıl mümkün olabilir ki! Bu sezon başladığında dizinin dualite çukuruna yuvarlanmakta olduğunu hissetmiştim, neyse, hala bir yerlerden döneceklerini ümid ediyorum. Gelelim Terminatör’e… Yazarlar beni heyecanlandırmayı başardı, Heroes’da düşen grafik (bana göre tabi) Terminatör’de sistemli bir biçimde yükseliyor. Doğrusu yazım ekibinde neler olduğunu merak ediyorum, nasıl oldu da birdenbire böylesine geniş ve katmanlı bir bakış durumuna geçtiler?! Ve tabi Cameron’ı bi yere doğru götürüyorlar fakat benim ummaya bile çekindiğim yere varabilecekler mi? Hayal gücünü nereye kadar zorlayabileceklerinin sınırı insanı heyecanlandırıyor. Hayal dünyası da CC’deki birleşim noktası kavramını son derece destekler biçimde çalışıyor. Eğer çok uzağa bir yere fırlatır ve onu şimdi’nin gerçekliğine bağlayamazsanız, şimdiyi dönüştürme gücünü açığa çıkaramazsınız. Tabi yine de işe yaramaz değil, hayal edilen olmak zorundadır, onu zamanın ilerisine doğru fırlatılmış bir tohum gibi görürüm. Fakat Yeni Dünya’nın kapımızda olduğu bu kritik zamanda dönüştürücü türünden hayallere  daha fazla ihticamız olabilir. Son zamanlarda gerek Amerika’da gerekse uzak doğuda (az sayıda izlemiş de olsam) yapılan film ve dizi filmler…

Birleşim Noktası
Carlos Castaneda / 05 Şubat 2009

Farkındalıkla ilgili konuştuğumuz gerçekleri nesnel bir dünya olmadığı, sadece görücülerin Kartal’ın yayılımları dediği erke alanları evreni olduğu şeklinde özetledi. İnsanların, Kartal’ın yayılımlarından meydana geldiğini ve esasında parlak erke balonları olduğu; her birimizin bu yayılımların ufak bir parçasını kapsayan bir kozayla sarmalandığını söyledi. Farkındalık, koza dışındaki yayılımların, kozamızın içindekilere uyguladığı devamlı baskı sayesinde oluşuyor ve kozamızın içindeki yayılımlar kendilerine uyan dışarıdaki yayılımlarla birleştiğinde, algıyı genişletiyordu. Sonraki gerçek, algının her birimizin içinde, içsel ve dışsal yayılımları seçip birleştirmekle görevli bi birleşim noktası olduğudur. Dünya olarak algıladığımız bu belirli birleştirme, birleşim noktamızın kozamızdaki belirgin yerinin eseridir. Yaşayan her canlıda olan birleşim noktası, vurgulanacak yayılımları seçer. Görücüler, diğer hisseden varlıkların aynı dünya görüşünü paylaşıp paylaşmadığını birleşim noktalarının seçtiği yayılımların aynı olup olmadığını görme yoluyla görür. Nagualın vuruşunun büyük önemi vardır çünkü o noktayı oynatır, yerini değiştirir. Bazen orada devamlı bir yarık yaratır. Birleşim noktası tamamen yerinden çıkar ve farkındalık fazlasıyla değişime uğrar. Ama daha da önemlisi, bu noktanın kendi kendine oynatılabileceğinin ayırdına varılıp farkındalıkla ilgili gerçeklerin tam anlaşılmasıdır. Bahtsızlık şu ki, insanlar ihmalden kaybeder. Kendi olanakları hakkında bi şey bilmezler.”DJ CC, bir kimsenin bu değişikliği kendi içinde nasıl başaracağını sorar DJ ye. “Yeni görücüler, bu tekniğin idrak olduğunu söylerler. Onlar, öncelikle bi kimse, algıladığımız…