?>
20 Nisan BAK performansı

Bugün oldukça kalabalık bir katılımcı grubuyla BAK oynadık. Katılımcıların çoğu ilk kez bu oyunu duymuşlardı belki bu sebeple biraz heyecan ve çekimserlik vardı hep olduğu gibi 🙂 Yine de çok eğlendik. Soru çok derindi, cevabını katiyetle bilemediğimiz bir soruydu. Önerilen üç sorudan oylamayla benim soru seçilmişti ki bu çok ama çok nadir olur. Birleşik Alana sorumuz şöyleydi: “sonsuz şimdide dışımızdaki her şeyin kendi atıl enkarnasyonu olduğu bilgisini daha iyi anlayabilmemiz için bize gösterebilir misin?” Görüldüğü üzere çok boyutlu bir oluşu bu performansta 3 boyutla anlayıp ifade etmeye çalıştık, her halde tüm zamanların en zor BAK sorusuydu. Gelişmeleri fazla detaya girmeden aklımda kaldığı kadarı ile özetlemek istiyorum. Zaman içinde daha çok ilişki anlayabilmek ümidindeyim. Oyuna ilk giren rolün ŞEMSİYE olması beni şaşırttı, moderatör olarak bir an bunu reddetmek isteği duydum ancak bilinçli yargımın birleşik alanın seçimini bozmasına izin vermedim. Oyun başladıktan sonra bu sembolün anlamını daha iyi anladık çünkü ikinci rol  olan YAĞMURun, belki onu hayatın başlatan kozmik yağmurun altında, ufak bir yaşam alanı açmak için şemsiyenin tam alan ortasına alınma çabasını görünce rol de anlam kazandı. Oyun süresince başlayan hayatın ki BAK bunu da performans sanatı olarak rollendirmişti! hep şemsiyenin altına sığınması ve diğer rolleri bu alana çekmesi oldukça manidardı….

Uzun bir aradan sonra….

İnsanın ne zaman ne fark edeceği belli olmuyor. Az önce eski bir ses kaydıma rastladım, katmanlar ve miktar arasındaki ilişkiye dairdi. O günü hatırladım. Karamürsel’de bir kafedeydim, Yiyecek sipariş etmiş önümde uzanan körfezi seyrediyordum. Yemek geldi fakat miktar olarak gözüme az geldi, sanki doymayacakmışım gibi bir his duydum. İşte o an “katmanlar” ile ilgili bir ayma yaşadım. Doyma duygum miktarla ilişkili değildi, o şeyin katmanlarına ne denli nüfuz edebileceğimle ilgiliydi! Her şey böyle işliyordu:) Lineer mi çok boyutlu mu meselesine kadar gider bu katmanlar konusu 🙂 Günaydınnn dostlar * Az sonra size anlatacaklarımı ister masal ister kehanet ister bir kişinin yüksek benliği ile teması isterseniz de yalan dolan olarak değerlendirin benim açımdan fark etmiyor ben kafamdaki sorunun cevabını merak ediyorum: Kryon bir anlatısında, dünyadaki ilk canlılardan pleadesliler tarafından genetikleriyle bilimsel olarak uzun süren bir çalışma sonucunda insan ırkının ortaya çıkarıldığını öne sürmekteydi. İkinci aşama ise o güne kadar bu gezegene çeşitli hayvan ağaç vs bedenlere girmek suretiyle gelen ve mutlu mucuk yaşayan Siriusları bu yeni yapıtları olan insan bedenine davet etmek olmuştu. Fakat Siriuslular bu daveti çok uzun süre geri çevirdiler hattta sonunda Gönülsüzce kabul ettiklerinde dahi kendilerini ikiye bölerek yarılarını bir hayvan bedenine yarılarını bir insan bedenine adapte ettiler. Şimdi…

“The field” ya da BAK

Altı yıl önce BAK yöntemini bulduğumda ve bunu uygulamaya başladığımızda sonuçlar bizi çok şaşırtıyordu. İnanması güçtü ancak kuantum fiziği kaynaklı bilgilerim beni bütün bu mucize gibi görünen şeylerin olabileceğini, normal olduğunu bana söylüyordu. Evet sanırım tamamen ikna olmuştum ve bu sebeple BAK uygulamalarımızın hepsi bir çok açıdan başarılı oldu, katılanların iyileşmesini, daha önce vakıf olmadıklarını sandıkları alanlarda yeni kavrayışlar elde etmelerini sağladı. Az önce okuduğum Kryon’un “The field” ALAN isimli yeni konuşmasında bahsettiği şeylerin BAK, yani Birleşik Alan Kullanımı adı altında zaten kullanıyor olduğumuz metot olduğunu görmek beni sevindirdi. Hayret etmedim çünkü sistemin kuantum dolaşıklığından şüphem yok. Konuşmanın orjinali ekte, Türkçeye çevrildiğinde onu da paylaşırım. Aloha dostlar ve BAK oynamaya devammm http://www.kryon.com/CHAN2016/k_channel16_laguna(s).html

Hastalık bataklığını kurutmak mümkün mü?
Urban Shaman , YENİ DÜNYA / 05 Eylül 2016

Biyofizikçi Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair bir makale yayınlamıştı. Makaleye göre DNA birden çok frekans yayınlıyordu. Dr. Raymond Rife ise belli frekansları kullanarak virüs ve bakterilerin yok edilebildiğini bulmuştu. Nikola Tesla insan vücudunun yaydığı frekansları, dış frekanslardan yalıtabildiğimizde hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savunuyordu. İsveçli radyolog Bjorn Nordenstrom, bir tümörün içine bir elektrot yerleştirip doğru akım verildiğinde tümörün eridiğini test etmişti. Dr. Robert O. Becker ise “The Body Electric” adlı kitabında insan vücudunun elektriksel frekanslarını ortaya koydu. Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor. Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçmüştü. Buna göre sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var. Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş gösteriyor. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız, önemli. Bu yöntemi 15 yıl önce kendi imal ettiği bir cihazla kullanan bir doktor arkadaşım vardı, bizzat şahitlik etmiştim mucizelere. Yani konuya eskiden beti vakıfım ancak bu makaledeki ifadelere bir ilavem var ki bu da hayati bir ekleme bence. Makaledeki döktorun ifadesiyle “batı tıbbı bataklığı kurutamıyor” ifadesi eksik kalıyor çünkü kendi önerdiği frekansı ayarlayan bu cihaz (scio) ve yöntemi de bataklığı KALICI manada kurutamıyor, iyileşmeler…

Boşluğun Şifası: BAK

Alan Watts’ın şu kısa videosunu seyrettiğimde aklıma gelenler: Tıklayınız İşte biz Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında “bilmiyorum” ile bu boşluk alanı basitçe yakalayabiliyoruz. Hem de çabalamadan, neden? Çünkü KU’muz gerçekten bilmediğine ikna oluyor! İşte şifalanma da bu noktada başlıyor. Reiki aktarımında da yaptığımız basitçe budur “bilmiyorum”, “Ben şu an sadece ara kabloyum” ve sonra o mucizevi şeyler oluyor. Beklentisiz kalabilmek boşluk oluşturuyor, galiba işin sırrı budur. Ne dersiniz BAK Oyuncuları? Sizin oyun deneyimlerinizle örtüşüyor mu bu çıkarımlar? Henüz bir BAK uygulamasına katılmadıysanız, işte oyunumuzun en yakını, tıklayınız Ayrıca 13 Cuma günü BAK oyunumuzda bir de sürprizimiz olacak kısmetse 🙂

Şifa Talebi

İnsan kendinde olmayan bir şeyi dışarıda göremez malum ve görmeye/kendinde olduğunu hatırlamaya hazır olduğu şeyler çevresini sarar, onu anlayıp sindirene kadar çevreyi terk etmez. Ho’oponopono yu muntazam olarak ve beklentisizce yapmak süreci zahmetsizce hızlandırmak için yeterlidir. Beklentisizce ne demek? Yani bunu (ho’oponopono) yaparken kişileri, çevreyi acaba şimdi değişti mi, ne değişti, daha mı iyi oldu gibisinden kolaçan etmeyi bir süre bırakmaktır. şifalanmanın gerçekleşmesi için beklentisizlik ve boşluk enerjisi gerekir. Baştaki niyet ve sabırla/beklentisizce periyodik yapılan Ho’opono pono, DNA’mızın dokuzuncu şifa katmanının beklediği çok-boyutlu talebi gerçekleştirecektir. Talep bir kere şifa merkezine eriştiğinde, iyileşme; aklımızın ve mantığımızın ötesinde mucizevi şekilde belirir. Aloha Not: Dün akşam yaptığımız BAK uygulamasında Birleşik Alana hastalıklar ve şifa konusu soruldu. Oyunun genel özeti yapıldığında onu da ilave edeceğim ancak Kendimizi ya da bir başkasını mucizevi şekilde nasıl iyileştireceğimizin çok şaşırtıcı ve çok sade cevabı rollerin dağıtımından önce kafamın içinde 3 kez yankılandı: Işık OL Bildiğimiz gibi kendi buluşum olarak altı yıldır uyguladığımız BAK-Birleşik Alan kullanımı uygulaması/oyunu Lemuryan bir uygulama olarak Hawaii şifacılığında zaten benzer biçimde yer alıyormuş. Hailona, kehanet için rollerin sanatı anlamına gelen, iç seziye uyumlanmayı ifade eden çok eski bir sözcüktür. Daha fazla bilgi için tıklayınız. Şamanlar sezgiyi, geçmiş/gelecek ve şimdi hakkında, şifalandırma için bilgi toplama…

Acemi Şansı nedir?

Eğer şimdiye kadar keşfetmediyseniz, siz duyguların duyusallığa kıyasla ne kadar ucuz ve sahte olduklarını ve güç yüklü olduklarını keşfedeceksiniz. Kim gerçek duyusallığa, hissetme yeteneğine – gerçekten hissetme yeteneğine – fiziksel duyuların ötesindeki her farklı düzeye sahip olup da duygulara ihtiyaç duyar? “Siz Ben’imin armağanlarını aldığınızda…ve ben onun duyguları nötralize ettiği konusunda son derece ciddiyim. O enerjileri çekiyor. O size istediğiniz her yerde olma olanağı sağlıyor, onun hakkına düşünmeden, hokkabazlık yapmadan veya hayal etmeden çünkü edemezsiniz. İnsan edemez. O zaman bırakın Ben’im gerçek Sen’in öne çıksın. O ne yapacağını biliyor. O, geri tutmadan, enerji için güç kullanmadan, kusurlu, sınırlı insan arzuları olmadan kesinlikle ne yapacağını bilir. o, tüm o enerji ile ne yapacağını bilir”. Diyor Adamus. İşte bizim BAK uygulamasında yaptığımız da tam olarak budur; Ben’imin yolundan çekilmek ve bunun için de basitçe “bilmiyorum” kelimesini kullanıyoruz. Çünkü gerçekten de bilmiyoruz, ne ihtiyacımız olduğunu, niyetimizin ne olduğunu bilmiyoruz, lineer düşünebiliyoruz sadece. Konuyu bilmediğinin farkında olan insan yetkiyi otomatikman içindeki Ben’im/yüksek benlik/tanrıya bırakır. Tabi bu durumda her şey çok boyutlu düzlemde değerlendirilir ve biz burada lineer bakışla bir mucizeye tanık oluruz… Ve bunun adına acemi şansı deriz 🙂 * “Tanrıya ne yapacağını söylemeyi bırak!” der Bohr Kime söyler bunu? ” “Tanrı zar atmaz”…

BAK’ın özü; Bilmiyorum
BAK-Birleşik Alan Kullanımı / 09 Haziran 2015

Bilinmeyen’e teslim olmak, rüzgara teslim olmaktır aslında, o seni önüne katıp uçurmaya başlar, daha önce görmediğin duymadığın hissetmediğin şeylere rastlarsın. Kayıp mıyım diye sorar içinde bir ses. Sırf bu sesi duyduğun için kayıp olmadığını anlarsın, rahatlarsın, uçarsın. Ve sonunda bir yere yumuşacık bırakılırsın. Şaman kültlerinde rüzgar bilinmeyenin gücünü temsil eder. sa Bu Hafta sonu Ankara’da BAKAacağız, merak edenleri bekleriz. https://www.facebook.com/events/1670801323139903/ BAK uygulamaları ne tür sonuçlar veriyor? İşlevlerden birincisi, açık ve ortada olan, yani birleşik alanın zaman ve mekan kısıtı olmaması sebebiyle bilmediğimiz bir soruya bireysel tahminimizden daha olası ve yakın cevaplar verebilmesi. İkincisi, oyunculara, her birini kendini bildiği (birleşim noktasının sabitlenmiş olduğu nokta) algı noktasından/rolünden 40 dakika için kısmen çıkarabilmesi! Bu büyük bir başarıdır ancak rüyalarda ya da dış madde alımıyla başarılabilen bir durumu kolayca yapabilmesi. Üçüncüsü, oyuncuları kendi bildikleri algı noktasından çıkarmakla genel bir şifalanma için uygun hale getirmesi. Dördüncüsü, oyuncuları bütün bu olayları bir yandan oynarken bir yandan seyirci olma (uyanık rüya gibi, lücid) konumunda tutması ve yerine döndüğünde bir çok şeyi hatırlayabilmesi. Beşincisi, Hatırlayamadıkları için de grup çalışması yapılıp birbirine (hapishaneden kaçmak için yardımlaşma) anımsatılabilmesi Altıncısı, ilk işlevle ilgili olarak bir çeşit zamanda yolculuk yapılabilmesi. Bu yönüyle bir solucan deliği oluşmasına olanak veriyormuş gibi görünüyor. Yedincisi, Egomuz…

Bu hafta Ankara’daki ilk BAK

Soru: “Dünya dışı enerjiler/Bilinçli varlıklar bizlerle hangi yollarla temasa geçiyor ve nasıl daha fazla iletişime geçebiliriz ?” Bu BAK oyununa herkesin farklı yorumları ve yukarıdaki soruya farklı cevapları olabilir ve farklı çıkarımlar yapabilir. Öyle de olmalıdır. Lütfen sizde kendi çıkarımlarınızı paylaşınız. Benim çıkarımlarım ise şunlar: 1. Dünya dışı enerjiler binlerce yıldan beri her tarafımızı sembollerle çevrelemişler. Bu sembolleri çözdüğümüzde ve anladığımızda onlarla temasa geçmiş oluyoruz. Ve ne kadar çok sembolü çözersek o kadar çok bağlantıya geçmiş olacağız. 2. Artık sembol yerleştirmek yerine bizimle daha üst seviden temasa geçilmeye başlanmış. Ancak gören çok az. Çoğumuz göremiyoruz daha. 3. Diğer bir bağlantı yöntemi rüyalar. Rüyalar hep bir şeyleri ileri itip insanların görmelerini sağlıyorlar. Rüyalar ortamı hareketlendiriyorlar. Durağan olmasını engelliyor ve her zaman işini coşkuyla yapıyorlar. 4. Dünya dışı enerjiler görsel belirmeyi istemiyorlar. Kimsenin kendilerini görmelerini istemiyorlar. Ancak önceleri tamamen görselliklerini gizlemelerine rağmen artık yüzlerini daha çok dönmeye başlamışlar. 5. Şimdilik tam olarak insanlara yüzlerini dönmüyor. İnsanlarla aynı hizada değiller. Şimdilik doğrultuları sadece RÜYA ile aynı hizada. 6. Görsel belirmeye yardım edip yüzünü bizim tarafımıza döndüren unsurda Vizyon. Vizyon yardımıyla da Dünya dışı enerjilerle görsel olarak ta temasa geçilebilir. 7. Vizyon ve rüya birbiriyle hiç doğrudan etkileşmedi. İkisi de aynı cins (oyunda erkekJ)…

Beş Yaşına giren Birleşik Alan Kullanımı (BAK)

Birleşik Alan Kullanımı(BAK) uygulaması, sanki parlayan bir ışık gibi zihnime doğduğunda 2011 yılının başlarındaydık. Böylesi parlak fikirler ya da ani bir algı artışı hep o an birdenbire olmuş gibi gelse de aslında birçok anların ve birleşim noktamızın sayısız ileri geri kaymalarının sonucu olarak ulaşılabilen bir noktadır genelde. Muhtemelen bende de bu parıltı, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile yoğun uğraşılarımın, düşünsel ve pratik yaşam yolculuğumun önceden hesaplanamaz bir meyvesiydi. Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor oluşumuzla ilgilidir. İlki; biricik (unique) olan ve dünyadaki insan sayısı kadar çeşitte olan, kendimizi olduğumuz yaşa kadar belirleyip özelleştirdiğimiz ben’dir. Bu yönüyle bireysel benliğimizdir (parçacık yönümüz). Diğeri ise hepimizde aynı anda bilinir olan BEN yani bileşik benliğimizdir (dalga yönümüz). Bu gözlemler neticesinde Bileşik benliğimizin, metaforik olarak bir ağ bağlantısı olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacaktır. İşte Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında biz bu ağın kendisine sorular yöneltiyor ve her seferinde onun bizlere gösterdiği cevapları şaşkınlık ve hayranlıkla izliyoruz, hatta ben birkaç on yıl içinde eğitim ve şifa alanında BAK kullanımının olağan hale geleceğini öngörmekteyim. 2014 yılında geldiğimizde, en eski insan uygarlığı olarak görülen Lemurya kökenli Polinezya halklarının, özellikle Hawaii şamanlığının içeriğinde…

Müjdeli BAK oyunu

4 Mart akşamı oynadığımız BAK ile ilgili: Muazzam bir şey yaşadık ve buna şahit olduk aynı zamanda. Büyük bir müjdeydi bu bana, tüm katılan canlara en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Umarım Tuva-Berrin bir an önce soruyu ve cevabı yazar ve paylaşır. Oyuna katılamamış olanlar pek vahlanmasınlar, burada oluşan şifa işlemi sadece oyuna/uygulamaya katılanları değil memleketimizi hatta planeti etkiledi ve bir şeyler değişti dün gece. Sizler şimdi kendi hayatlarınızda/çevrenizde neyin değiştiğini görmek için kendinizi nötürleyin ve dikkatlice izleyin canlarım. Gözlerinizi ayarlamayı da unutmayın. Hani eskiden cep tel.internet gibi oyuncaklarımız yokken dergilerde “resmin içindeki 10 gizli şeyi bulun” bulmacaları olurdu. Bunu yapmak için önce şöyle biraz geri çekilip gözlerini şaşılaştırman gerekiyordu, yoksa aynı bakışla aynı şeyi görürsün doğal olarak. Hah işte bu şekilde bakışınızı ayarlayın ve bir ay boyunca o bakışla çevrenize, haberlere, ona buna şuna bakın. Gizlenmiş 11 (keyfi bir sayı, 40 deyip de zora sokmak istemedim) şeyi gördüğüne karar kıldığım 7 kişiye free rüya seansı hediye edeceğim Çok keyifliyim çok… Sizi seviyorum. Süre başladı, 6 Nisan tarihinde görüşürüz. Aloha * 4 Mart 2015 BAK Oyunu/Yorum ve Sonuçlar Soru: Farkındalığımızın artmasının DNAnın daha aktif çalışmasıyla ilgisi var mı? Bunun için neler yapılabilir? Katılımcılar ve Rolleri: Şaban: Biyolojik İnsan Bedeni Ebru: Bilinçli Zihin…

Cuma günü BAK oynuyoruz

Sibel Atasoy ile Birleşik Alan Kullanımı (BAK) 28 Şubat Cuma günü saat 19:00’da  Tuva Sanat Merkezi’nde. Detaylı Bilgi & Rezervasyon için: 0532 485 9862 0535 560 0014 info@tuvasanat.com www.tuvasanat.com İstiklal Cd. Atıf Yılmaz Sk. No:16/3 Beyoğlu-İstanbul BAK’alım neler olacak? Oynamak isteyenleri bekliyoruz. BAK Hakkında: Birleşik Alan Kullanımı (BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi. Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor oluşumuzla ilgilidir.Birincisi, her birimizin ben öznesinin TEK bir BEN oluşu, ikincisi ise her birimize has, eşi benzeri olmayan biricik ben oluşudur. Biricik (unique) olan ve dünyadaki insan sayısı kadar çeşitte olan benlerimiz, kendimizi olduğumuz yaşa kadar belirleyip özelleştirdiğimiz benler’dir. Bu yönüyle bireysel benliğimizdir (parçacık). Diğeri ise hepimizde bulunan tek BEN yönüyle bileşik benliğimizdir (dalga). Bu gözlemlerimiz neticesinde Bileşik benliğimizin bir ağ bağlantısı olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacaktır. İşte Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında biz bu ağ bağlantısına sorular yöneltiyor ve her seferinde onun bizlere gösterdiği cevapları şaşkınlık ve hayranlıkla izliyoruz. Holografik yapımızın bir belirtisi sayılabilecek bu uygulamamız her seansta yeni bir yönüyle kendini…

Cumartesinin BAK’ı

Dün yapılan BAK uygulamasında; “Tatminkar ve sürdürülebilir ilişkiler kurulamamasının sebepleri” soruldu. Cevap özetle şöyleydi: “Çocuk şu an ve burada yaşıyordu ve meraklıydı, erkekler çocuk gibiydi ve hemen önlerinde kontrol etme kaygısı vardı. Kadın ise kayıtsızdı ve anne öğretilerine yakındı. Hisler ritm duygusuyla ortada dolaşıyor tüm rolleri harekete geçiriyordu. Zihnen edinilmiş bilgiler sıkıntılıydı ve ağlayarak duyguya dönüştüğünde hisleri yanına çekti. Hisler ondaki bu karmaşayı-sorunu çözmek için onu şu an ve buradaya sürükledi ve onu tatmin etmeye adadı kendini,  ve sonuçta uyuştu ve hareketsiz kaldı.” Oyundan önemli cümleler: 0-6 yaş anne öğretisi: Ben her yerdeyim Kontrol etme isteği: kaygılıyım korkuyorum Erkek: Kadının bizimle ilgilenmiyor, dışarılara bakıyor. Çocuk: Hisleri dikkatle izliyor ve bunu neden yapıyorsun diye soruyor. Şimdi ve buradan herkesi iyi görebiliyorum, herşeye hakimim. Kadın: Her şeye kayıtsızım, havaya giremiyorum Hisler: Her şeyde bir ritm var, döngüler var, birden atmışa kadar, sonra yeniden başa döner. Zihnen edinilmiş bilgiler: farkındalıksız olarak şu an ve buradaya yerleşti. Onun varlığı hisleri uyuşturdu. * İlişkiler varlığı itibariyle her tür “iyileşmenin” olmazsa olmaz ön şartı olduğundan bu soru hepimizi ilgilendiriyor. Ruhsal duygusal fiziksel iyileşme için önce tatminkar bir ilişki kurmak gerektiğini artık biliyoruz, bahse konu  ilişki en geniş tanımı ile hastayla iyileştireni arasında kurulmalı, her tür ilişki…

Boşluk
esinti , Kitap Özetleri / 29 Ocak 2013

İçinde artık hiçbir belirli şeyin düşünülmediği, planlanmadığı, ele geçirilmesine çaba harcanmadığı, istenmediği ve beklenmediği ve özel bir yöne yönelmeyen, yine de yönü değiştirilemeyen, zengin güç kaynağından, mümkün olanı ve olmayanı sağlamayı bilen bu ruh durumu -temelinden amaçsız ve “ben”siz olan bu ruh durumu- üstat tarafından gerçekten manevî diye adlandırılır. O, nitekim, manevî bir uyanıklıkla yüklüdür ve bu nedenle de “tam ruh uyanıklığı” diye anılır. Bunun anlamı, ruhun her yerde hazır olmasıdır; çünki o hiçbir yerde, özel olan hiçbir yerde takılıp kalmaz. Ve o, hazır ve nazır kalabilir, çünki sununla veya bununla ilişkili olsa da, ona, düşünüp taşınarak bağlı kalmaz ve başlangıçtaki hareketliliğini yitirmez. Bir havuzda duran, ama her zaman akıp gitmeye hazır olan suya benzer; bazen tükenmeyen gücüyle etki gösterebilir, çünki özgürdür, her şeye açıktır ve boştur. Yay ile Ok Atış Sanatında ZEN Gerillimsizlik, olabilecek olanın kendiliğinden oluvermesi. Bizim BAK (Birleşik Alan Kullanımı) yöntemindeki “bilmiyorum” haliyle geçtiğimiz durum. Amaçsız bir amaçlılık. Denetimli delilikle varılan kendiliğindenlik.

BAK Uygulamalarından Konuşuyoruz

Günaydınn frekanslaaarr, burada inceve nazik bi kar yağıyor ancak her yer ıslak ve tutacağa benzemiyor. Az Sonra Yeşimle yaratıcılık ve oyunlar üzerine bir sohbet yapacağız radyoda,eğer vakit bulur da dinlerseniz ve fikirleriniz, sorularınızla katılmak isterseniz bu başlığın altına ekleyin lütfen, hemen görebiliriz. Malum sorular olunca biz de yeni şeyler öğreniyoruz 🙂 Bu hafta YAŞAMEVİ’nde “Yeni Bilinç Oyunları” olacak konumuz. Konuğum Yazar, Düşünür Sibel Atasoy. Sevgili Sibel’le, yaratım içinde olmaktan bahsedicez. Yarattıklarımızdan, yaratabileceklerimizden, yeni sezgisel oyunlardan, yaşamın her anını bir yaratıya dönüştürmekten… 9 Ocak Çarşamba sabahı saat:10.00’da Radyo Halikarnas’ta… Canlı yayını internetten dinlemek isteyenler için: http://www.halikarnas.fm/live_other.html * Yılın son günü ve yeni yılık ilk günü iki BAK uygulaması yaptık, yine şaşkına döndük, yine köşe bucak havalandı, toz duman oldu. Bakalım ortalık sakinleşince nerede bulacağız kendimizi? Diğer gerçeklikler somut gerçekliğimizle iç içegeçmiş vaziyetteler;  Örneğin yılın son günü yaptığımız BAK uygulamasında resmen böyle bi tanesine şahit olduk, sadece ben değil oyundaki arkadaşlarımızdan Nilgün de gördü. Geçmedik ama açıkça gördük. Gördüğümüz gerçekliği temsil eden arkadaşımız (ki kendisi rolünü bilmiyor) evde varlığından haberi bile olmadığı bir yazı tahtası bulup oraya şöyle yazdı: “Oley! Başardım 🙂 Çok şanslıyım. Bilinmeyeni merak ediyorum. Çok meraklıyım. (38). Yılan. (111) Kırmızı.” ** Sağlık gibisi yok. Eğer birisi bu lafı ediyorsa…