Castaneda uygulama BAK’ı
Carlos Castaneda , Duyuru , Eğitimler / 18 Ekim 2011

Bilindiği gibi, CC serisinde onlarca kavram, yüzlerce olay ve öykü örgüsü içinde anlamlandırılıyor. Kısaca Toltec bilgeliği de denilebilen ancak aramızda Carlos Castaneda izdeşliği olarak gördüğümüz bu konuları okuduk, günlük hayatımızda karşılıklarını bulmaya çabaladık uzun süredir. Bizi buna iten şey hiç bi mecburiyet değildi, yalnızca öğretinin yüreğimizi derinden etkilemesi, bam telimizi titretişi, aşıkçasına bir coşku hissediyor oluşumuzdu. Bu yıl CC öğretisini daha da geniş bir açıdan yaşamak için yeni bir uygulamaya başlıyoruz. İlgilenenlerin bildiği Birleşik Alan Kullanımı (BAK) oyunumuzda, CC kavram ve öykülerine dair sorular yönlendireceğimiz özel BAK toplantıları yapacağız. Onbeş günde bir Cumartesi 16.da Tuva sanat’ta gerçekleşecek oyunlarımız, tüm CC izdeşlerine açık olup, katılmak için gerekli tek şey, onu gerçekten anlama isteğimiz ve çocuk saflığı ile bezenmiş merakımız olmalıdır. Bilmiyoruz deyince akan sular durur. Bunu defalarca gözlemledik. sevgi ve selamlarımla sa Not. Sorularınız için iletişim: Tuva Sanat Berrin Yılmaz : 532 485 9862 Fatih Irmak : 535 560 0014

Zaman kipleri
esinti / 05 Ekim 2011

Dün ya da önceki gün bi ara, ya da rüyada aklıma bi düşünce geldi, fakat ipi yumağa saramadan kaçıp gitmişti. Sanki şimdi onu hatırlıyorum. Düşünce şuydu: “Kullandığımız zaman kiplerinden geniş ve gelecek zamanı kaldırmalıyız”. Gerçekten bi tuhaf işler bunlar. GENİŞ ve GELECEK zaman kayboluyorsa biz şimdiki zamanda ama GEÇMİŞİ de hatırlar biçimde kalacağız. Geçmişi hatırlamanın sebebi ise sonsuzluk denizinde kaybolmamızı engelleyen geçici bi kement gibi sanki. Belimize bağlayıp sallamışız kendimizi boşluğa :))) Geçmiş, zaten şu an hep yeniden yaratılır, yani pek de bağlayıcı değil. Bunları ben mi düşünüyorum yoksa şu an bulunduğum frekansın yayını mı bu? “Eyvahhhh!” Eyvah ya! Neden biliyo musun, işin berbat yanı belimize bağladığımız o kement de uyduruk zaten, onu da kendimizi sağlama almak için başka bi -boşluktaki-basamağa  bağlamışız ve fakat bunu unutmak durumundayız. İnsanın kendini -bu derece- kandırmasına  dayanan varlığı dehşete düşürücü. O sebeple hemen unutalım derim. Yine de gülebiliyorum, öyleyse varım! İnsan bu kadar mı yaşamayı sever yaw! Şu an bedenim yorgun velakin ben yaşamak istiyorum, öyleyse beslenmeyi sürdürmem lazım. (öyleyse gidip biraz yiyecek içecek, hava ve tabi izlenim toplayayım) Çiçek toplayım der gibi oldu :))) Önceki gün yaptığımız BAK oyununda en öncelikli aklımda kalan şunlar: Yeni doğan çocuk her şeyi yukardan seyrediyormuş, kendini tanrı…

Bilinç Nedir?
YENİ DÜNYA / 28 Ağustos 2011

Bilinç farkındalıktır, ama daha özlü, saflaştırılmış biçimde (söyleyecek olursak), bilinç sizin varoluşunuz, mevcudiyetinizdir.  Bu, Şimdi ânında olmaktan biraz farklıdır. Gerçi çok benzerdir, onlar kuzen gibidirler, ama o sizin mevcudiyetinizdir. Sizin bilinciniz sizin mevcudiyetiniz ve kendinize farketme izni verdiğiniz şeylerdir. Bilinciniz mevcudiyetinizdir, ve mevcudiyetiniz hemen şimdi hemen buradadır, o hemen burada oturuyor. Bilinciniz, duyusal, zihinsel ve sezgisel farkındalığınızdır. Bilinciniz mevcudiyetinizdir, ve şimdi tek tek her birinize soracağım soru şu: Ne kadar mevcutsunuz? Ne kadar mevcutsunuz? Anda ne kadar gerçeksiniz? Ne kadar bilinçlisiniz? Ben şimdi sizden, müzik olmadan, kelimeler olmadan, herhangi bir şey olmadan, ve şu vantilatör olmadan  kendi mevcudiyetinizi hissetmenizi, kendi mevcudiyetinizin farkında olmanızı isteyeceğim. Ve bunu yapmadan önce, beyninizden çıkın. Zihin yok. Beyin yok. Sadece derin bir nefes alın… Şu anda mevcudiyetiniz nedir? Başka bir yerlerde değil, hemen burada. Mevcudiyetiniz nedir? Bazılarınız şimdi bu konuda zihinsel olmaya başladı. Bu şekilde eğitildiniz. İnsanlık şu anda bu şekilde, herşey zihinselleşiyor, yanıtı düşünmeye çalışıyorsunuz. İşe yaramayacaktır. Bazılarınız diyor ki, “En ufak bir fikrim yok.” Bu herhalde en iyi yanıt, çünkü en azından kendinizi ona açıyorsunuz. Mevcudiyetiniz nedir? Bedeninde misin, sevgilim? Hayır. Hayır, değilsin. Zihninde misin? Bir dereceye kadar, evet. Tümüyle mevcut musun, Melek? Hayır. Hayır, ve bu pekâladır. En azından farkındasın, gördün mü?…

Yaz içinde ilk ve son
Eğitimler / 13 Ağustos 2011

Birleşik Alan Kullanımı (BAK Nedir?) – Sibel ATASOY Yer: TuVa Sanat Tarih: ‎14 Ağustos 2011 Pazar 14:00 Özleyenlere ve denemek isteyenlere duyurulur 🙂

Bu da bi başka BAK deneyi
YENİ DÜNYA / 14 Temmuz 2011

Geleceği okuyan Mevlana Yumurtası Türkiye’de sadece sizde bulunan, geleceği okuyan Mevlana yumurtasından bahseder misiniz? Küresel Bilinç Projesinin bir parçası olan bu EGG makinesi nedir? Aktüel Dergisinde de çıkan habere göre, ABD’nin Princeton Üniversitesi’nce yürütülen projede cihazların 1999 Marmara Depremi, 11 Eylül saldırıları ve Güneydoğu Asya’daki tusunami felaketini, insanların duygularındaki değişimlere dayanarak önceden fark edildiği anlaşılmış? Mevlana Yumurtası, Princeton Üniversitesi’nin bir projesinde yer alan, benim de ev sahipliğini yaptığım cihaza verdiğim isim. Esalen Enstitüsünün çalışmalarını takip ederken, Internet’te NOOSPHERE projesine denk geldim . Tanrım, işte Global Consciousness yani küresel bilinç projesi önümdeydi. 17-Ağustos-1999 Gölcük depremindeki verileri görünce çok daha şaşırdım ve derhal Princeton Üniversitesi’nden Roger Nelson ile yazıştım. Böylece, bir EGG için ev sahibi olmaya karar verdim. Cihaz artık Karaburun Teknopark’ta, kardeşimin bilgisayarında, orada direkt uydu bağlantılı Internet var ve kesintisiz. Şu sıralar toplam 100 EGG projeye hizmet vermekte. Dünyamızı kocaman bir baş gibi düşünürseniz, 100 adet cihazla, toplu bilincimizin, otomatik üretilen elektronik sinyallere olan etkisi, aynen bir EEG (ElektroEnsefaloGram) da olduğu gibi kayda alınıyor diyebiliriz. Zaten EGG kelimesinin açılımı da metaforik- ElectroGaiaGram dan geliyor. Birde tabii yumurta kelime olarak üremeyi ve üretkenliği de simgeliyor. Bu çok uzun soluklu bir proje, ama bütünün parçası olan bizlerin duygu ve düşüncelerinin bir elektronik…

Birleşik Alan Kullanımı ya da BAK

BAK Hakkında: Birleşik Alan Kullanımı(BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi. Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor oluşumuzla ilgilidir. Birincisi, her birimizin ben öznesinin TEK bir BEN oluşu, ikincisi ise her birimize has, eşi benzeri olmayan biricik ben oluşudur. Biricik (unique) olan ve dünyadaki insan sayısı kadar çeşitte olan benlerimiz, kendimizi olduğumuz yaşa kadar belirleyip özelleştirdiğimiz benler’dir. Bu yönüyle bireysel benliğimizdir (parçacık). Diğeri ise hepimizde bulunan tek BEN yönüyle bileşik benliğimizdir (dalga). Bu gözlemlerimiz neticesinde Bileşik benliğimizin bir ağ bağlantısı olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacaktır. İşte Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında biz bu ağ bağlantısına sorular yöneltiyor ve her seferinde onun bizlere gösterdiği cevapları şaşkınlık ve hayranlıkla izliyoruz. Holografik yapımızın bir belirtisi sayılabilecek bu uygulamamız her seansta yeni bir yönüyle kendini ortaya seriyor ve bizi yeni denemeler yapmak için heveslendiriyor. Bu uygulama ile her türlü soruya cevap bulabiliyoruz, yeter ki soruyu akıl edebilelim. BAK uygulamaları ne tür sonuçlar veriyor? BAK’ın  şimdiye kadar gözlemleyebildiğim bikaç işlevi var ve kimbilir bilemediğim daha neleri var 🙂…