Aşkla yaz, aşkla boya, aşkla yarat, aşkla yaşa -Feryal Çeviköz yazdı

Aşkla yaz, aşkla boya, aşkla yarat, aşkla yaşa   Sibel Atasoy’un “Laniakea” adını verdiği romanı beşinci yayın yılını dolduruyor. İyi bir kitap okumak isteyenler için hafıza tazelemekte yarar var. Konfor alanlarında zorunlu olarak daha çok zaman geçirdiğimiz şu günlerde, oturduğunuz yerden bilinç ötesine yolculuk etmek iyi hissettirir. Gökbilimle ilgilenenlerin ve uzmanların bildiği bir kelime “Laniakea”, Hawaii dilinde “sınırları ölçülemeyen cennet” anlamına geliyor. Fantastik Bilim-kurgu yazarlığı ve Urban şamanlık öğretisinin yol göstericisi olmanın yanısıra; bir felsefeci olarak tanımlayabileceğimiz Atasoy, son beş yıl içinde geliştirdiği Urban Şaman atölyeleriyle “Laniakea; Anayurt Lemurya” adını verdiği Fantastik Bilim Kurgu üçlemesinin ikinci kitabının hazırlıklarını yapmış. Ama aynı zamanda yoğun bir biçimde kendini resme de vermiş. Zaten yazının sonunda bir de sergi anonsumuz olacak. Atasoy’un hem Şamanizm’e hem de felsefeye bakış açısı, Toltek bilgeliği, Hawaii Şamanlığı ve bilimsel açıdan da kuantumun çağrıştırdığı her şeyle uyum içinde; (ki zaten Urban Şamanlık, Huna ve Kahuna bilgeliğini içermekte olan bir prensip) taklit ve zorlama olmadan, akıştaki hayatı en keyifli biçimde yaşamak için çaba harcamak, istenç geliştirmek. Bu tür bir bütünsel bakış söz konusu olduğunda, kadim öğretilerin kitabî çemberleri içinde sıkışıp kalmadan bağımsız bir üstdil oluşturmak daha olası değil mi? Sanırım bunu oluştururken de, insanları mutsuz etmek için uğraşan dinler gibi…

Yaz yağmurunun görüsü
esinti , Resim Oyunları / 18 Ağustos 2014

Uzandigim yerden yagmuru seyrediyordum ve kafamin icinde su cumle duyuldu: “içinde dalgalar oynaşan kadın kabuğu, havadaki yazıları okuyor!” Birden yillar önce gördüğüm bir rüya ile son resim oyunum birlesiverdi, hayretler icinde kaldım! Üstelik bundan iki dakika önce bir başka hayretimi hazmetmeye çalisiyordum; ögrendigim kadariyla Toltekler, meksikaya azteklerden önce gelmisler ve tipki onlar gibi ayni kirmizi ülkeden, atlantisten göc etmisler. Sonradan adina büyü denilen bircok maharetlerinin atlantis ve lemurya hatiralari oldugunu anlayiverdim. Tolteklerle ilgili seylerin ilgimi cekmesi dogaldir cunku onlari cc sayesinde grokladim. Her ne kadar icimde sebepsiz bir hüzün olsa da böyle. Şimdi resme daha dikkatli bakınca mavinin daha gerideki lemuryanın, kırmızımsı turuncunun daha yakindaki atlantisin, hem sagda hem de sol tarafta birbirini destekler bicimde yer aldığını anlıyorum. Soldaki kapların sadece renkleri değil şekillerinin de simgesel bi anlamı olabilecegini hissediyorum. Kaplar belli ki içlerinde bir şeyler bulunduruyorlar. Mavi-turkuaz olan tombul kap, birbirinden kesin ayrılmış iki bölümün birleşkesi, turkuaz olanı kendini ifade plan programı çağrıştıran beşinci boyutu, mavi ise altıncı boyuta tırmanan daha olgun ve şefkatli bir mavi. S şeklindeki dalgaya benzer kulpları, kabı taşıyan sezgisel ve karanlık-bilinmeyen bir yönü işaret ediyor olabilir. Ağzında bir kapak olmayışı, lemuryanların kapalı ve gizli bi şeyleri olmadığını ve her an paylaşıma hazır olduklarını gösteriyor…