Doğu Karadeniz’den bi kaç hatıra
Gezi Notları / 16 Ağustos 2009

Bu köprülerin hepsi bir başka güzel, hayran kalmamak mümkün değil. Doğu Karadenizden bir kaç fotoğrafı paylaşmak istedim sizlerle 🙂 Uzungöl her açıdan göz kamaştırıcı, üstelik insanı neşelendiren, heyecanlandıran bir enerjisi var. Bu da bir başka muhteşem köprü… İşte Zile’den 750 yaşında bir dut ağacı, bilemiyorum sayfamıza sığacak mı?

Zile
Gezi Notları / 07 Ağustos 2009

Günaydıın, seyahatteyim ve bir süredir benim mini laptop internette sayfa açamaz oldu, sebebi de bulup çıkaramıyorum, böyle yarım yamalak sayfalara bakıp çıkabiliyorum ancak. Bu bozukluk 3G ile aynı zamana rastladı fakat bbenim onunla bir ilişkim yok, herhalde tesadüftür diyorum. (bir bilen varsa tavsiyelere de açığım doğrusu) Epeyce kilometre yaptıktan sonra yeniden Zile’ye döndüm. Bilmeyenler için kendisi Tokat’ın bir ilçesi oluyor, eskiden çok şirindi ve kiraz bağları ile ünlüydü. Hatırlayabildiğim bikaç çocukluk anım var ise buradadır çünkü malum üç ayda bir taşındığımız için bende hafıza olayı epeyce zayıftır eski yıllara yönelik olarak. Aklıma gelmişken Zile’nin meşhurlarını sıralayayım: zile pekmezi (beyaz krem gibi bişeydir), leblebi, bat, kiraz ve salamura yaprakları. Tabi ketesi, katmeri, kömesi, pestili, domates salçası vs 🙂 Çocukluğumun Zilesini bulmakta zorlanıyorum, her yer değişmiş. Şu yukarıda saydığım şeyler artık evlerde yapılmıyor . Sanırım bir jenerasyon sonra tamamiyle unutulup gitmiş olacak. Zaten sadece burada değil tüm Türkiye’de bütün bu el maharetine dayanan eski lezzetler sadece bi kaç aşçının hafızasında ve internet sayfallarında tarif listeleri halini alacak, artık kadınların hegomonyasında olmayacak! Kadınlar artık başka şeylerin peşindeler.

Kapadokya gezi notları
Gezi Notları / 06 Mayıs 2009

Mistik Kapadokya gezisinden dönmüş bulunuyoruz. Bununla ilgili anılarımızı derleyip toplamak ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben fotoğraf makinesi götürmediğim için elime resimler ulaştıkça burada anılara yeni birşeyler eklemeyi ihmal etmeyeceğim. (Resimleri büyütmek için üstüne tıklayınız) Öncelikle bir otobüs dolusu insan İstanbul’dan yola koyulduk. Ertesi gün yorucu olacağından herkes uyumaya çalıştı. Bolu dağında bir mola verdik ve meşhur bolçi ile kestane şekeri yedik. Gece yorucu ve yarı uykulu geçen bir yolculuktan sonra sabah ilk önce Hacı Bektaş Veli dergahını gezdik. Dergahın yapısı ve içeriği hepimizi derinden etkilemişti. Sanki tarihe bir yolculuk yapmıştık. Orada yaşamış insanların enerjileri o kadar yüksekti ki bütün her yerde izlerine rastlamak mümkündü. Yukarıda dergahtan bazı görüntüler var. Bunların bir kaçını açıklamak isterim. İlk resimdeki sembol davut yıldızı gibi durmakta ama farklı bir açılımı var. Diğer resimlerde dergahın içinden görüntüler var. Çile odası dikkatimizi çekmişti. Ufak bir oda. Az ışık alan, dar kapısı olan bir yer. Oraya girdiğimde bu odada çile çekmiş insanlar düşündüm. Bunlar hakkında konuştuk. Tavan dikkatimizi çekti, gördüğünüz gibi 12 defa iç içe girmiş. (En azından ben öyle saydım.) Dergahta da 12 tane post vardı. Sanırım ileri gelenler buralarda oturuyor misafirleri burada kabul ediyorlardı. Hacı Bektaş Veli’nin postu siyah, diğerleri açık renkteydi. Kapı dar ve alçaktı,…

Seyahat arkadaşları arıyorum
Duyuru , Gezi Notları / 26 Mart 2009

Güney Amerika’ya, özellikle Meksika ve peru’ya düşündüğüm bir seyahat için yol arkadaşları arıyorum. Belki de yalnızca hayal kuruyorum, olsun ben niyetimi bir kez üflemiş olayım ortalık yere, arkadaşla ya da yalnız yeterli enerjim var ise bu seyahati yapabileceğim değilse rüyalarda buluşalım olacak 🙂 Ayrıca bu tür bir seyahati daha önce yapmış olanların da yolculuk hikayelerini ve tavsiyelerini dlnlemek isterim, eğer paylaşmak lütfunda bulunurlarsa. Teşekkürlerimle Not: Aslında bu ilanı yapalı biraz zaman geçti ve benim arzum da şekildeğiştirdi, şimdi TUVA’ya gitmek istiyorum. Bu yaz benim gibi Tuva’ya gitmeyi arzu eden bi kaç arkadaş da var, ama nasıl organize olacağımızı bilemiyoruz. Bu konuda çalışan bir Seyahat Acentası var mıdır acaba? Umarım bu dileğimize de ilgili kişilerden yanıtlar gelir 🙂 Hayatımın ilk iki bölümünde en çok istediğim şey; bir gün sadece “one way ticket” aldığım bir yere gidebilmekti. Sonunda başardım, büyük mutluluktu; Satıcı sordu: -Dönüş bileti ne zaman olsun? -Kalsın, istemiyorum!… Süper bi duyguydu, hala hatırladıkça içime bi gülme ve genişlik duygusu gelir. Daha sonra hep tek yön bilet almaya başladım ve her gidişimde dönüp dönemeyeceğimi bilemezdim, en basit seyahatlerim bile bir anlamda ölüm kalım meselesi gibi oldu; acaba bu kez dönebilecek miyim? :))) İşin ilginci o ilk kezden sonra, dönmek de sevilene gitmek…

Küba 99
Gezi Notları / 08 Kasım 2008

Küba 99   Bir Küba Macerası……               Küba’ya 3 haftalık bu seyahati planlamadan önce, ülke hakkında rastladığımız her güncel bilgiyi edinmiştik tabii.  Ancak oraya gittiğimizde bunların ne kadar yetersiz ve yanıltıcı olabildiğini anladık.  En iyisi belki baştan başlayıp anlatmak…                 Eğer bir seyahat acentesi ile bir  paket tur edinip gitmiyorsanız,     en azından Havana’daki ilk geceniz için kalacağınız yeri bir şekilde ayarlamalı ve sizi havaalanından karşılamalarını sağlamalısınız.  Böyle bir başlangıç bu çok farklı ülke hakkındaki ilk izlenimlerinizi olumlu kılabilmek için gerekli olabilir. .  Girişteki pasaport kontrolünde size muhtemelen nerede kalacağınızı soracaklar,     bu soruya herhangi bilinen bir otel ismi vermeniz yeterli olacaktır.  Bunun haricinde herhangi bir zorlukla karşılaşmadan ülkeye adım atacaksınız.  Havana’ya gitmek için tek yol taksi tutmak olup size yaklaşık 20$ a mal olur.               Ülkeye giriş için gerekli vizeyi Ankara’daki Küba Konsolosluğundan 15$ karşılığında yarım saatte alabilirsiniz.  Yolculuk bilfiil 14 saat sürüyor ama buna Avrupa da bir havaalanında bekleyeceğiniz saatleri de eklerseniz 19 saat civarında.  Küba ile saat farkımız 7 saat,     bu sebeple giderken 12 saatte,     dönerken 26 saatte gelmiş gibi oluyorsunuz.       Biraz Tarih…. .           Küba tarihinde son savaş 1953 Temmuzunda Amerika güdümlü diktatör Batista’ya karşı başlatılmış ve 1959 yılında zaferle sonuçlanarak devrim…

Bilim Tarihi- sempozyum
Gezi Notları / 03 Kasım 2008

18-20 Haziran 2004 tarihinde Asos’ta yapılan Bilim Tarihi, Felsefesi ve Sosyolojisi Çalışma Gurubu 2.ci Ulusal Sempozyumu  izleyici olarak katıldığım ilk bilimsel platform oldu.   Doğrusu İstanbul’dan yaklaşık dokuz saatlik bir seyahati gerektirdiği için kişisel tembellik sınırlarımı aşıyordu ama yine de bir şeyler ilgimi çekmiş olmalıydı ki kendimi aşma sıçramasını gerçekleştirip yoğun programım arasına kattım. Birkaç saat önce döndüğümde aklımda ve gönlümde güzel anılar vardı ve her zamanki gibi bunların zamanın acımasız oku altında kaybolmasına içim razı gelmedi. O güzel anları kendi tarihime kaydetmeye ve dolayısı ile ölümsüz kılmaya karar verdim.   Oturum Cuma sabah saatlerinde onur konuğu Sn Erdal İnönü’nün ilginç sunumu ile başladı. Sunum içerik olarak özetle Bilim Tarihinde her hangi bir sahada ulusal platformda isminin buluşuna verilmiş olduğu Türk Bilim adamlarının tanıtımıydı. Daha önce bu şekliyle hiçbir yerde karşılaşmadığım bu onurlu listeyi öğrenmekten fevkalade memnun oldum. Kısaca belirtmek gerekirse; 1.Akil Muhtar Özden – Tıp alanı – MUHTAR REFLEKSİ 2.Hasan Reşat Sığındım – Tıp Alanı – REŞAT-SHILLING TİPİ LÖSEMİ 3.Hulusi Behçet – Tıp Alanı – BEHÇET HASTALIĞI 4.Cahit Arf – Matematik – ARF AÇMAZI ve ARF HALKALARI 5.Sabri Ergun – Fizikokimya – ERGUN DENKLEMİ 6.Feza Gürsey – Fizik – PAULI – GÜRSEY SİMETRİSİ 7.Erdal İnönü – Fizik – WIGNER-…

Rusya-2007
Gezi Notları / 03 Kasım 2008

Moskova -2007    Yıllardan sonra Rusya’ya gitmek nasıl olacaktı? Son iki haftadır gözüme uyku girmiyordu, biraz sevinç biraz gerginlik. Seyahatlerimde beni geren en büyük unsur, gittiğim ülkenin farklı bir alfabe kullanıyor olmasıdır. Dilini bilemediğin gibi yol bile bulamıyorsun. Geçen yıl aynı durum Mısır’da geçerliydi. Hayırlısı bakalım. Tahmin edebileceğiniz gibi yola çıkacağım günün gecesi sadece iki saat uyuyabildim (heyecan!). Daha ucuz olduğu için çartır uçak tercih etmiştim, doğrusu beni hayal kırıklığına uğratmadı. Yalnızca yarım saat rötarla hareket ettik, uçak doluydu. Etine dolgun güzel rus hostesin kadınlardan fazla hoşlanmadığını hissettim! Birara, yanımda oturan (önceden rus olduğunu sandığım fakat Türk olduğu anlaşılan bir beyle sohbet ettim. Benim için oldukça aydınlatıcı bilgiler verdi sağolsun. Kendisi on yıldır Sibirya’da yaşamaktaymış, sanırım bir çeşit müteahhitlik yapıyormuş. Rusya gerçekten büyük ülke, Moskova’dan Sibirya’ya beş saat daha uçmak gerekecekmiş! Havaalanına vardığımızda hava güneşli ve sıcaktı. Pasaport kabulde epeyce sıra bekledik. Benden önceki iki Türk yolcuda problem çıktı. Bense gayet rahattım nedense. Sonuçta bana da geçiş vermedi sert görünüşlü bayan memur. İngilizce bilmeyen bu memurlar arasında ordan oraya sürüklendik, neler döndüğüne ilişkin en ufak bi fikrim yoktu! Ne bir soru ne bir izahat, sadece el işareti ile “bekle” talimatı. Bütün bunlar olurken en ufak bi telaş yok bende. Tek…

Mısır – RA’nın Ülkesi
Gezi Notları / 03 Kasım 2008

Egypt 2006   İlk gün…   Havaalanına iki saat kadar önce geldim. Checkin yaptırabilmek için kontuarın açılmasını bekledim. Yarım saat geçmesine rağmen EgyptAir kontruarı bi türlü açılmıyordu, hatta kalkış saati bizden epey sonra olan uçuşların bile kontuarları açıldıktan çok sonra Mısırlılar da masayı açtılar. Bunu çok normal kabul ettim hatta içimden epeyce güldüm. Mısırlıların çok rahat insanlar olduğunu, kurallara ve zamana öyle büyük dikkat göstermediklerini duymuştum. Havaalanına ilk gittiğim anda gördüğüm ve mısırlı olduğundan kesin emin olduğum orta yaşlıca bir bey ile bi kaç kez gözgöze geldik. İnsanlar çoklukla beni pek görmezler, bi hayalet olma konumu vardır bende. Dolayısı ile bu durum bana biraz ilginç gelmişti. Sonra uçağa bindiğimizde öndeki çapraz koltukta oturuyordu ve gülümserek bana selam verdi; sanki “senin bu uçağa bineceğinden emindim” der gibiydi yüzünün ifadesi. Uçakta toplam yirmidört kişiydik, rahat sakin, çok güzel bir yolculuk oldu. Kardeşim ortada görünmüyordu. Kapının önünde sakin sakin yarım saat kadar bekledim. Gideceğim yerin adresi olmadığı gibi yanımda Mısır parası da yoktu. Buna rağmen içimde hiç bi telaş da yoktu. Sanki kendi ülkemde gibiydim. Uçaktaki bey yanıma yaklaşıp yardım teklif etti. Ben de birisini beklediğimi söyledim, nezaketi için teşekkür ettim. Sonra bikaç kişi daha yardım teklifinde bulundu. Ben de en azından bi…