Bir Danışmandır Ölüm- Üçüncü ders
Carlos Castaneda , Eğitimler , esinti / 16 Nisan 2013

Don Juan, Castaneda’ya çömez olmadan önce, engellenme, gerginlik, düş kırıklığı anlarında gösterdiği en doğal tepkisini sorar. Kendi tepkisinin gazap olduğunu belirtir. Castaneda’da kendine acıma der. Don Juan kendine acıma her şeyine tanıklık etmiş,  sana danışmanlık edebilmek için her an hazır ve nazırmış. Oysa aynı biçimde, yanıbaşında duran kaçınılmaz sonunu hissetmeyi ve kendi ölümün düşüncesini her an hazır ve nazır kılabilirsin. Bir danışman olarak, kendine acıma ölüm ile karşılaştırıldığında bir hiçtir. “Burada ikimizden birinin değişmesi gerek, hem de çabuk. İkimizden birinin, ölümün bir avcı olduğunu, onun hep solumuzda bir yerde durduğunu öğrenmesi gerek, ölümüne danışması, yaşamlarını ölüm onları hiçbir zaman tıpışlamayacakmışcasına sürdüren insanların o acınası kepazeliğini bırakması gerek.” “Ölüm bizim en bilge danışmanımızdır. Her ne zaman işlerinin yolunda gitmediğini duyumsadığında, hemen ölümüne dön ve ona danış. Ölümün sana yanıldığını söyleyecektir  ; onun sana dokunuşu dışındahiçbir şeyin önemi olmadığını söyleyecektir sana. Ölümün sana diyecektir ki: Ben daha sana dokunmadım ki!” Not: A Thousand Words filmi, içsel sessizlik ve ölümün danışmanlığı konsepti üzerine bi komedi. Bence hedefine ulaşmıştır http://www.imdb.com/title/tt0763831/

Kendini Begenmisligin Yitirilmesi- 2.ders
Carlos Castaneda , Eğitimler , esinti / 15 Nisan 2013

“Kendini fazlaca ciddiye almaktasin. Aklinca pek onem vermektesin kendine. Bunu degistirmelisin! Kendine verdigin o pis onem yuzunden, birazcik zora geldiginde hemen kacip gitmeyi dusunebiliyorsun. Herhalde karakter sahibi oldugunu dusunuyorsun boylece. Ama sacmaliktir bu! Zayifliktir, kendini begenmisliktir!” Dedi Don Juan ve ekledi :” Kendini begenmislik, tipki yasam oykusu gibi kurtulunmasi gereken bir baska seydir. Sen kendini dunyanin en onemli seyi sandigin surece, seni saran bu dunyayi layikiyla anlayamazsin. At-gozlugu takmis gibisin tipki, kendinden baska hic bi seyi gormuyorsun.” Daha sonra bitkilerle konusmayi getirir gundeme Don Juan, onlara ne dedigin degildir onemli olan, bitkilerle- ve belki hayvanlarla da- yuksek sesle, ecik secik bicimde konusmalidir, istersen sozcukleri uydur, buradaki onemli husus; bitkiyi begendigin duygusudur, ona bir esitin gibi davranmandir. Bitkileri toplayan her kisi onlari her koparisinda ozur dilemesi, ilerde bir gun kendi govdesinin de onlari besleyecegine iliskin onlara soz vermesi gerekir. Sonucta bitkilerle biz bas babasa geliyoruz, ne biz ne de onlar daha cok ya da daha az onemli degiliz. Gel konus su kucuk bitkiyle biraz, artik kendini pek onemsemedigini anlat ona. “Bizi saran bu dunya bir gizdir, biz insanlar obur seylerden daha ustun degiliz ki! Kucuk bir bitki bize comert davrandiginda, ona tesekkur etmemiz gerekir, yoksa bizi burdan bi yere -yeryuzu anliyorum-…

Yasamoykusunun Silinmesi-Birinci ders
Carlos Castaneda , Eğitimler , esinti / 11 Nisan 2013

“En iyisi tum yasamoykunu silmektir, zira, baskalarinin bizleri tokezleten dusuncelerinden ozgur kilacaktir bu bizi. Azar azar cevrede bir sis tabakasi yaratmalisin; her bi sey kesinligini yitirene kadar, artik hic bi seyin belirli ya da gercek olmadigi bir kerteye ulasana dek cevrendeki her bi seyi silmelisin. Anlamaya calis, iki secenegimiz var yalnizca; ya her bi seye gercek ve kesin, diye bakariz ya da bakmayiz. Birinci yolu tutarsak, kendimizden de dunyadan dabi tat alamaz, sikintidan patlariz. Ikinci yolu tutar da yasamoykumuzu silersek, bi sis yaratiriz cevremizde, tavsanin nereden cikiverecegini kimselerin, kendimizin bile bilemedigimiz son kerte coskulu ve gizemli bi durum yaratiriz. Hic bi seyin kesin olmamasi durumunda uyanik kaljriz biz, surekli tetikte dururuz. Tavsanin hangi calinin altinda saklandigini bilmemek, HER BI SEYI BILIYORMUSCASINA DAVRANMAKTAN cok daha costurucudur.” Demektedir Castanedaya ustasi don Juan. Aslinda her seyin bilinmiyor olusunu kabullenmek biz bati dusuncesiyle yetistirilmis insanlar icin oldukca zor, zihnimizle buradaki ironiyi kavrasak bile is itirafa geldiginde rekabetci, onde olan, zeki ve cok sey bilen kisi olmak uzere gudulendirilen varligimiz ortaya cikiverir. Hos zaten o hep ortadadir, alcakgonulluluk sadece bu muthis kisiligin icinde olmasi gereken bi maydonoz gibidir cogu kez. Zaten bana kalirsa alcakgonulluluk, objektiflik gibi kendisi olmayan sirf zitlarinin varligi icin ortaya cikip kendilerini…

Yaşam Tasarımı Danışmanlık (Human Design)
Duyuru , Eğitimler / 03 Ocak 2013

Yaşam Tasarımı Danışmanlık (Human Design) Yaşam Tasarımı, dört eski bilgelik geleneğini alır ve aslında işlevsel olarak nasıl bir tasarımla bu dünyaya gelmiş olduğunuzu gayet sade bir dille ortaya koyar. Bu çalışmada hem astrolojinin gereği doğum anınıza dair göstergeler hem de doğumdan üç ay öncesinin –beynin ön lobundaki neokorteksin açıldığı ve ruhun bedene girdiğinin söylendiği andır- bilgileri yer alır. Doğuma ait astrolojik hesaplama yapıldıktan sonra çıkan veriler geliştirilir ve üç eski bilgelikle birleştirilir: Çakra sistemi, I Ching ve Kabala. Böylece tüm bu bilgiler ışığında kişinin Yaşam Tablosu’nu elde ederiz. Yaşam Tasarımı, her biri gerçek doğamız ve yaşamdaki rolümüze dair bir şeyler söyleyen, dokuz merkez, otuz altı kanal ve altmış dört kapıdan oluşur. Dokuz merkez, açıp kapama vanaları gibi, benliğimiz içindeki enerji akışını düzenleyen çakralar, yaşam enerjisi merkezleridir. Her kanalın iki ucunda, nötrinoların bıraktığı mührün, gerçek doğanızın DNA’sını temsil eden altmış dört kapıya ilişkin rakamları vardır. İnsanların hepsinde eşit olarak bulunan bu kapılardan, her bir insanda “aktif olan kapılar” değişiklik göstermektedir. Yaşam Tasarımı, pratik anlamda, gündelik yaşamınıza neler katabilir? Bu yaşamda sizi harekete geçiren içsel doğanızı, olabildiğince detaylı öğrenmenizi sağlar. Uyum yakalayabileceğiniz, içinizdeki cevheri ortaya çıkarabildiğiniz, doğanızı tamamlayan insan ve oluşumları bulabilmenizde önemli ölçüde kolaylık sağlar. Sevdiğiniz, sorumluluk hissettiğiniz insanların (aile üyeleri,…

Yeni Rüya Gurubu
Eğitimler , Rüya/Psikoloji / 17 Aralık 2012

Günaydınnn frekanslarrr, iyi bir haftadan öte iyi bir şu an diliyorum. Sözcükler giderek sadeleşiyor, belki biz sadeleşiyoruz. Sözcüklerin gerisini hissedebildiğimizin farkına vardık ve eğer bu müjde değilse nedir? “Maya takvimine göre 21 Aralık Macha’nın sonunu, Pacha’nın ise başlangıcını temsil eder. Bencilliğin sonu, kardeşliğin başlangıcıdır. İkiliğin sonu ve birlikte paylaşımın başlangıcı..” ** Sevgili Arkadaşlar yeni bir rüya görüşmeciliği gurubu oluşturmak için yeterli sayıda talep olduğunu gördük ve demek ki zamanı gelmiş diyorum. Bildiğiniz gibi bu çalışmada hem soru yöntemini öğreneceğiz, hem rüyaların sembol lisanını hem de Jungun teorileri ışığında, hayatımız boyunca  bütünlüğümüze olan bağlarımızdaki kireçlenmiş bölgeleri temizleyeceğiz. Bütün bu işlemleri gerçekleştirir ve yöntemi öğrenirken bir çok rüyanızı da analiz etmiş olacağız. Araç ve amacın bu kadar birbirinin içinde olduğu durumlar çok nadir bulunur. Özgürleşmek yolunda en tehlikesiz en basit ve en zevkli yol olan rüyalarımızın deşifre işlemini öğrenmeye hoş geldiniz.

BAK-Birleşik Alan kullanımı üç yaşında
Eğitimler , esinti , YENİ DÜNYA / 06 Aralık 2012

Ben neyim kimim diye düşünmeye araştırmaya başladığım yirmi küsür yıl önce kendimce ilginç bir yöntem buldum -muhtemeldir ki yine amerikayı yeniden keşfetmişimdir-Çünkü ben neyim deyince cevap veremiyordum fakat ne olmadıklarımı bulmak çok kolay oldu! Nasıl derseniz dilbilgisi kuralları gereği bunu keşfettim. Bahsetmek gerektiğinde şöyle kulllandığımızı fark ettim “benim bedenim, benim duygularım, benim aklım, benim zihnim, bilgilerim, yaşam hikayem, bilincim, bakış açım… Bi baktım ki bunları sahipleniyorum sadece ama bunları sahiplenen ben nedir kimdir bunu bulmak mümkün değil. “Fakat en azından bu sahiplendiğim şeyler olmadığım kesinleşti” o genç yaşımda. Aslında daha o zaman BAK tekniğini bulmuşum da haberim yok! Neden? Çünkü kendimi ifade edecek kerteriz noktalarım çok sınırlıymış. Böylece önce Gurdjief’in hemen ardından Kuantum fiziği ve Jung’un öğrencisi oldum. Öğreniyordum heyecanlıydım, açtım ama aynı zamanda yıllar içinde bilgilerin ciddiyeti ve ağırlığı ile yüklenmiştim. On yıl sonra Toltec-cc öğrencisi olduğumda artık bir çok şeyin bağlantısını biliyor üstelik ifade edebiliyordum. Don Juan ve Jungla geçen on yılın sonunda, aldığım ağırlıkların hepsinden kurtuldum, hafifledim. Her iikisine de aslında yükleyenlere de boşaltanlara da minnetarım. Sonunda yirmibeşsene önce farkına vardığım ben kavramının sistematiğini ifade edebilecek ve uygulamaya koyacak kalibreye üç sene önce geldim. Böylece BAK doğdu. Hani derler ya elimize doğdu 🙂 Yan tesirsiz, özgür irade…

Birleşik alan Kullanımı

Birleşik alan Kullanımı, dünya oyunundaki mekanizmaları ve hileleri göz ucuyla fark etmiş olabilenlere hitap eden yeni dünyaya dair bir uygulama olup, sizi kendinizi serseme çevirmenizi engelleyen bir donanımla korur. Kuantum Fiziği ve psikolojinin temel önermelerini sadece söylemez UYGULAR. Biz bu aşamaya rüyalardan uyanarak geçebildik. Daha çok bilgi için Tıklayınız: Facebook sayfamızdanbizi takip edebilirsiniz: http://www.facebook.com/pages/BAK-Birle%C5%9Fik-Alan-Kullan%C4%B1m%C4%B1/167561823381620?ref=hl * İnsanların çoğunda sabırsızlık gözlemlerim evvelden beri, istedikleri şey hemen şipşak olsun isterler, isteklerine ulaştıracak merdiven basamaklarını adımlama disiplininden yoksundurlar, çabucak sıkılıp başka bir isteğe atlarlar, o da olmayınca ağlayıp tepinirler, bu bir çocukluk özelliği değil midir? Oysa evreler, kendimizinkiyle birlikte dünyanın evreleri var, beslenme, hazmetme ve posayı dışa atma adeta bu dünyanın en temel sistematiği gibi geliyor bana. Bu süreçleri ancak çocuklar ve ergenler bilmiyor olabilirler 🙂 Bir başka çocukça ve şirin edim ise “ölümsüzlüğe”, “tanrıya ulaşmaya” duyulan istek 🙂 Hani derler ya “yağmurlu bir cumartesi öğleden sonra ne yapacağını bilemeyen insan bir de ölümsüzlük ister!” Genelde erkeklerde gözlemlerim bu yakıcı eğilimleri, kadınlar bunu pek dert etmezler çünkü içleri zaten ölümsüzlüğü ve tanrıyla mesafesizliği biliyordur, çocuk doğurabilme ve onun süreçlerine şahit olma, kadınları daha olgun yapıyor.

Rüya kampı-8
Duyuru , Eğitimler / 27 Eylül 2012

5 Ekim, 15:00 – 7 Ekim, 16:00 Rüya kampı, üç kişilik mini bir guruba, iki tam gün boyunca rüya analizi uygulandığı ve ilerde Rüya Görüşmecisi olmak isteyenlerin seçimi için bir basamak teşkil edecek atölye çalışmamıza verdiğimiz isimdir. Katılımcılar bu eğitim süresince bir yandan rüyalarının çözülmesi yoluyla aydınlanacak diğer yandan soru sorma yöntemini öğrenerek, kendilerine ve çevrelerine yararlı olabilecek büyük bir yetenek kazanacaklar. Karamürsel’deki merkezimizde yapılması planlanan üçüncü “Rüya Kampı” hakkında detaylı bilgi ve kayıt olmak için lütfen anukigreen@gmail.com adresinden bizimle iletişime geçiniz. Kamplara yalnızca 3 kişi alınabileceği için kayıt açısından talep tarihleri öncelikli olacaktır. Etkinlik programı: Cuma günü 15.00 Yerleşme, havuz ya da denize girme, dinlenme 18.00 Çay kahve eşliğinde ikindi sefası 18.30 Yaşam Tasarımı hakkında bilgilendirme ve kişisel dosyaların katılımcılara takdimi, sorulara cevaplar 20.30 Akşam yemeği Cumartesi 08.00 Deniz kıyısında yürüyüş ve yüzme 09.00 Kahvaltı 10.00 Rüyalar konusunda genel bilgilendirme, rüya çeşitleri ve uygulamalı çalışma 14.00 Öğle yemeği 15.00 Dinlenme, güneşlenme-havuz 17.00 Kişisel rüya analizleri ile soru sorma sanatı uygulamalar 20.00 Akşam yemeği 21.30 Karamürsel şehir merkezinde gezinti veya katılımcıların isteği doğrultusunda bir BAK (BirleşikAlan Kullanımı) oynanacak. BAK nedir: https://sibelatasoy.com/?p=4102 Pazar 08.00 Deniz kıyısında yürüyüş veya yüzme 09.00 Kahvaltı 10.00 Katılımcıların rüyalarının analizi, uygulamalı çalışma, sorular 14.00 Öğle yemeği…

BAK Oynamaya ne dersiniz?
Duyuru , Eğitimler / 23 Ağustos 2012

Tuva Sanat 23 9 Bu pazartesi Sibel Atasoy’la BAK yapmaya ne dersiniz Sibel Atasoy’la B.A.K (Birleşik Alan Kullanımı) 27 Ağustos Pazartesi, 19:00 – Tuva Sanat Merkezi’de Özlemiştik ve nedir oynamak istiyoruz diye bana yazanlara duyurulur, sırf oyun için İstanbula geleceğim Hayatınızda bir kez olsun bu uygulamayı tatmalısınız, belki sizi kaf dağına götürmez belki de götürür kimbilir