Pueblo Yerlileri-1
Carlos Castaneda / 27 Şubat 2009

Taos kasabasının 2 mil kadar kuzeyinde bu kasabaya da adını veren Taos Pueblo (Yerlilerin Köyü) bulunuyor. Bugün açıkhava müzesi konumundaki pueblo aynı zamanda Amerika’nın bilinen en eski yerleşim birimlerinden biri. Tiwa dilini konuşan Taos kabilesi, bu bölgedeki Pueblo yerlilerinin günümüzdeki devamı. Kendileriyle birlikte Acoma ve Hopi kabilelerinin atalarının Ancestral Puebloans olarak bilinen kıtanın ilk insanlarına uzandığı yapılan araştırmalarca kanıtlanmış. Amerika’nın en eski yerleşim birimlerinden Taos Pueblo Amerikanın en eski yerleşim birimlerinden olan Taos’un geçmişi bin yıl öncesine dayanıyor. Hwy-68 ile ulaştığımız köy tamamen yerlilerin denetiminde. Amerikan kanunlarının girmediği özerk bölgelerden biri. Bu yüzden genelde alışık olduğumuz kurallar bu köy sınırları içinde geçerli değil. Kuralları yerli polisler uyguluyor ve bölge yine yerliler tarafından belirlenen bir komite tarafından denetleniyor. Saat 08:00 ile 17:00  arasında köyü ziyaret etmek serbest. Bunun için 20 dolarlık bir ücret ödemek yeterli. Biletlerimizi alıp köy alanına adımımızı attığımızda yüzyıllar öncesine giden bir zaman yolculuğu da başlıyor. Hemen solumuzda yerlilerin mezarlığı bulunuyor. Fotoğraf çekmek ve yaklaşmak yasak. Kutsal bölge konumunda. Dar yolun her iki tarafında tek katlı toprak binalar bulunuyor. Genellikle her cepheye bir küçük pencere düşüyor. Bazı binaların içinde hediyelik eşyalar satılıyor, içeri girip binaların iç yapılarını incelemek serbest. Dikkat etmemz gereken en önemli kuralların başında izinsiz fotoğraf…

Kozmik İplikler

Zamanda geriye ve ileriye nasıl yolculuk yapabileceğimizin bir başka teorisi, 1991’de Princeton fizikçisi J. Richard Gott tarafından önerilen kozmik iplikler fikrini kullanır. Bunlar – isimlerin öne sürdüğü gibi – bazı bilim adamlarının erken evrende oluştuklarına inandıkları ipliğe benzer nesnelerdir. Bu iplikler evrenin tüm uzunluğu boyunca dizilebilir ve yoğun basınç altındadırlar – milyonlarca ton.  Atomdan daha ince olan bu kozmik iplikler yakınından geçtikleri herhangi bir nesneye muazzam miktarda yerçekimi çekiş etkisi üretebilirler. Kozmik bir ipliğe bağlanmış nesneler inanılmaz hızlarda yolculuk yapabilir ve yerçekimi kuvvetleri uzayzamanı büktüğü (çarpıttığı) için, zaman yolculuğu için kullanılabilirler. İki kozmik ipliği bir araya çekerek veya bir ipliği bir kara deliğin yakınına çekerek kapalı zaman – benzeri eğriler yaratmak için uzayzamanı yeteri kadar eğriltmek mümkün olabilir.  Bir uzay gemisi kendisini geçmişe sevketmesi için iki kozmik iplik veya iplik ve kara delik tarafından üretilen çekimi kullanarak bir zaman makinesine dönüştürülebilir. Bunu yapmak için, kozmik ipliklerin etrafında döngü yapacaktır. Ancak, bu ipliklerin var olup olmadıkları ve eğer var iseler hangi formda oldukları ile ilgili hala çok fazla spekülasyon vardır. Gott’ın kendisi, zamanda bir yıl bile geri gitmek için, tüm galaksinin kütle – enerjisinin yarısını içeren bir iplik döngüsü gerekeceğini söyledi. Ve herhangi bir zaman makinesi ile olduğu gibi, zaman makinesinin…

Tensegrity
Carlos Castaneda / 23 Şubat 2009

“Tensegrity”, “tension“ (gerilim) ve “integrity” (bütünsellik) kelimelerinden oluşmuş, mimariden esinlenen bir terimdir. Birbirlerine devamlı şekilde gerilim uygulayan bir grup parçayla, birbirlerini sıkıştıran diğer bir grup malzemenin bir arada kullanılarak meydana getirdiği iskelet yapılardır. Bu yapı insan bedenini tarif etmektedir. 5000 yıla varan Toltek geleneğinin Carlos Castaneda tarafından günümüze uyarlanmış modern bir versiyonudur. Vücudun tendon ve kaslarını gerip gevşetmesinin mükemmel bir örneği olan bu devinimler, germe ve sıkıştırma prensiplerini kullanan, mimari yapıların iskelet niteliklerine verilen isimdir. Birçok antrenman sistemi vücudun yüzeyindeki görünen kas gruplarını çalıştıracak şekilde tasarlanmışlardır. Tensegrity ise tendon ve kaslardaki gerginliği vücudun derinlerine etki edecek şekilde germe ve gevşetmesiyle yapılır. Bu devinimler kas sisteminin ötesinde bedenin temel işlevlerini sağlamada çok önemli rol oynayan salgı bezlerini, ve enerji merkezlerini etkiler. http://www.yenibilinc.com/menu/tensegrity_icerik.html CC serisini okurken Sihirli Geçişler kitabından karşılaşmıştım bu terimle, daha sonraki yıllarda bu hareketlerin bizzat CC topluluğundan-izdeşler tarafından hazırlanmış bikaç CD si geçmişti elime. Şöyle hepsini bir seyredeyim dedim fakat öyle çok sayıda ve bazıları oldukça karışık hareketlerdi ki ümitsizliğe düştüm. Öncelikle 12 temel hareketi öğrenmeye karar verdim (yapmayı düşündüğüm bi işin bütünü çok gözümü korkutursa ondan vazgeçmemek adına, bana uygun gelen bi parçasını yapmaktan başlarım, kendimi hepsini yapacağıma dair baskı altında tutmam). Söz konusu temel movementları ezberledim, kendime hatırlatmak…

İskeletin Farkındalığı
Carlos Castaneda / 21 Şubat 2009

İskeletin Farkındalığı, Victor Sanchez’in, ölümün farkındalığına ulaşmak için yararlı olduğunu bizzat deneyerek test ettiğini söylediği bir alıştırma. Gurup veya tek kişi ama mutlaka karanlıkta, açıklık bir yerde (çölde, bozkırda ya da bir vadide, dolunay esnasında daha da etkili biçimde olduğunu ancak okyanus kıyılarından sakınmamızı) uygulanmasını önerir. Hatta bu fikir Ray Bradbury’nin “the Skeleton” adlı kitabının esinlenmelerinden doğduğunu söyler. Alıştırmanın üç aşaması var: 1. İskeletin uyandırılması 2. İskelete dokunmak 3. İskeletin Dansı Bu uygulama yeni duyduğum bişey ancak sezgilerim  uyarınca denemeye istekliyim, umarım en kısa sürede yaparız. Bu bölümü okurken bana son yıllarda olan bir şeyi de hatırlattı. Sanırım ilki, Bodrum’da gece yarısını çoktan geçe sessiz ve kimsesiz bir tepede, karanlığı seyrederken oldu. Ayaklarımı önümdeki yüksek ahşap trabzona dayamıştım. Aniden ayaklarımdan başlayarak vücudumdaki tüm organları yalayarak geçip başımdan dışarı boşalan güçlü bir elektrik akımı geçti. Etkisi çarpıcıydı ve fakat aynı zamanda zevkliydi de, kendimi tutamayıp haykırmıştım. Sonraları bazen istemsiz bazen de ben hatırlayıp çağırdığım için tekrar etti. Buna özel bir anlam atfetmedim, herhalde vücudun sinir sistemi ile ilgili bi şey olduğunu düşündüm. (çünkü şimdi her istediğimde bunu yapabiliyorum) Yukardaki uygulamanın ilk bölümünde bazı hazırlıklar yapıldığında şöyle bir aşama var: “Duygusal boşalıma ulaştığınızda, bedeninizle bilinçli temasınız süredursun, duyumsadığınız hissi vurgulayan güçlü bir çığlığı…

Kaçınılmaz Randevu
Carlos Castaneda / 12 Şubat 2009

Don Juan “Öyle çok yapacak şeyin var ki, tetik değilsin” dedi ve tetik olmayı “günlük dünyanın dokusundan haberli olmak” olarak açıkladı. Carlos Castaneda itiraz etmeye kalkınca, sıradan şeylerin arkasında saklanmamasını, ayakları üstünde durmasını, yaptığı ve söylediği herşeyi ölçmesini, hiç zamanı yokmuş gibi davranmasını istedi. Ancak bunun herkesin başına geldiğini, bir şeyi yapmak istediğimizde çok geç olduğunu, artık zamanımızın kalmadığını, teşekkür etmesi gerektiği halde arkadaşını yargıladığını ve şimdi de kuyruğunda bir hortlakla kalakaldığını ve asla borcunu ödeyemeyeceğini söyledi. Bu söylenenlerin çok önemli olduğunu, eylemleri ile hiç bu kadar açık yüzleşmediğini ve şimdiye dek kimseye teşekkür etmediği kafasına dank etti. Zaten sarsılmış olan Castanedaya, Don Juan, Bill’in son düşüncesinin o olduğunu söylediğinde tamamen çöktü. Castaneda herşeyin saklandığı dayanılmaz bir dünyada olduğunu ve şehire gidip gürültünün içinde kaybolmak isteği aklından geçerken don Juan “Bir sonsuzluk deneyimi yaşamaktasın. Kaçmak, insani bir şeye dalıp gitmek istersin ama sonsuzluk buna izin vermez, acımasız pençeleri ile seni yakaladı birkere” dedi. Büyücüler artık seslendiremiyecekleri teşekkürlerini arkadaşlarının anısını taze ve canlı tutmakla yapabileceklerini, hüzünün kişisel olmadığını, bir enerji, bir güç olduğunu ve büyücülerin bir radyo gibi açık olduklarında bu dalgayı yakaladıklarını ve büyücülerin hiçbir şeyin arkasında gizlenmediklerini söyledi. Bu konunun devamı olan “teşekkür etmek” için bakınız: https://sibelatasoy.com/?p=380

Birleşim Noktası
Carlos Castaneda / 05 Şubat 2009

Farkındalıkla ilgili konuştuğumuz gerçekleri nesnel bir dünya olmadığı, sadece görücülerin Kartal’ın yayılımları dediği erke alanları evreni olduğu şeklinde özetledi. İnsanların, Kartal’ın yayılımlarından meydana geldiğini ve esasında parlak erke balonları olduğu; her birimizin bu yayılımların ufak bir parçasını kapsayan bir kozayla sarmalandığını söyledi. Farkındalık, koza dışındaki yayılımların, kozamızın içindekilere uyguladığı devamlı baskı sayesinde oluşuyor ve kozamızın içindeki yayılımlar kendilerine uyan dışarıdaki yayılımlarla birleştiğinde, algıyı genişletiyordu. Sonraki gerçek, algının her birimizin içinde, içsel ve dışsal yayılımları seçip birleştirmekle görevli bi birleşim noktası olduğudur. Dünya olarak algıladığımız bu belirli birleştirme, birleşim noktamızın kozamızdaki belirgin yerinin eseridir. Yaşayan her canlıda olan birleşim noktası, vurgulanacak yayılımları seçer. Görücüler, diğer hisseden varlıkların aynı dünya görüşünü paylaşıp paylaşmadığını birleşim noktalarının seçtiği yayılımların aynı olup olmadığını görme yoluyla görür. Nagualın vuruşunun büyük önemi vardır çünkü o noktayı oynatır, yerini değiştirir. Bazen orada devamlı bir yarık yaratır. Birleşim noktası tamamen yerinden çıkar ve farkındalık fazlasıyla değişime uğrar. Ama daha da önemlisi, bu noktanın kendi kendine oynatılabileceğinin ayırdına varılıp farkındalıkla ilgili gerçeklerin tam anlaşılmasıdır. Bahtsızlık şu ki, insanlar ihmalden kaybeder. Kendi olanakları hakkında bi şey bilmezler.”DJ CC, bir kimsenin bu değişikliği kendi içinde nasıl başaracağını sorar DJ ye. “Yeni görücüler, bu tekniğin idrak olduğunu söylerler. Onlar, öncelikle bi kimse, algıladığımız…

Dünyayı Durdurmak
Carlos Castaneda / 27 Ocak 2009

Yerinde çakılı kalmıştı, hiçbir yerini kıpırdatamıyor ve hissedemiyordu. Ama bir şeyler onu dimdik ayakta tutuyordu. Bu öyle bir görüntü getirmişti ki, Carlos için dağ, tepe, yer, ufuk diye bir derinlik yok gibiydi. Hatta düşünce, duygu diye bir şey kalmamıştı. Hepside yitip gitmişti. O artık özgürce uçar gibiydi. Bu halin ne kadar sürdüğünü kestiremediği bir anda birden sanki bir şeyin vücuduna çarptığını hissetti. Sanki güneş üzerinde patlamıştı ve o güneşi ufuk çizgisi üzerinde görmüştü. Doğruca o ufka baktı ve sonra hafif hafif de olsa ‘’dünyanın çizgilerini gördüğünün farkına vardı. Çevresindeki her bir şeyi her yönden ÖRERCESİNE saran olağanüstü beyaz floresan ışıklanmaların bolluğunu algıladı. Gözlerini kırpıp yeniden açıp baktı. Çizgiler oldukları gibi durmaktaydılar. Çevresindeki her şeyin üzerine doğru uzanıyor ya da onların içinden çıkıyor gibiydiler. Bu durum ona bir sonsuz gibi gelmişti. Ama beklide birkaç dakikaydı yaşadıkları süre. Dünyadan ve bedeninden ılık, yatıştırıcı bir şeylerin fışkırdığını hissetmişti. BİR SIR KEŞFETTİĞİNİ BİLİYORDU. Öyle yalın bir şeydi ki bu. Hiç tanımadığı bir duygu seline kapılmıştı. HAYATINDA ÖYLESİ BİR İLAHİ ÖFORİ DUYGUSUNU, ÖYLESİ BİR DİNGİNLİĞİ, ÖYLESİ BİR HERŞEYİ KUŞATAN KAVRAYIŞI DAHA ÖNCE HİÇ TATMAMIŞTI. Fakat bu gördüğü ya da aldığı hali anlatması yada düşünmesi bile olanaksızdı. Onu ancak BEDENİ BİLMEKTEYDİ. Carlos arabaya binerek doğruca DON…

Ulaşılmaz Olmak
Carlos Castaneda / 21 Ocak 2009

Ulaşılmaz olmak demek çevredeki dünyayla temasta tutumlu olmak demektir. Bu beş bıldırcını birden yememektir yani. Bir ızgara çukuru yapacağım diye bitkileri heba etmemek.. Gerekli olmadıkça kendini rüzgarın gücüne bırakmamak.. Ve elbette, insanları, özellikle sevdiğimiz kimseleri kullanıp onları kupkuru bırakana dek sıkıp sularını çıkarmamaktır. Ulaşılamaz olmak, kendini ve başkalarını tüketmekten ölçünmeli olarak kaçınmaktır. Bir daha hiç yiyecek bulamayacağı korkusuyla midesini tıka basa doyuran zavallı bir dilenci gibi aç ve umutsuz olmamaktır. Avcı, avını tuzağına her zaman çekeceğinden emin olduğu için tasalı değildir. Tasa, ulaşılabilir duruma sokar insanı. Bir kez kaygılanan insan, umutsuzluk içinde önüne çıkan herşeye yapışır, yapıştığında ya kendi tükenir yada yapıştığı kimseyi ya da şeyi tüketir gider.. Ulaşılmaz olmak, saklanmak yada gizlenmek değildir DJ ye göre. İnsanlarla görüşmemek anlamına da gelmez bu. Bir avcı dünyasını sevecence ve tutumlu kullanır – o dünya ister bir bitki, bir nesne, insan yada erk olsun. Avcı, dünyasıyla yakın ilişkidedir ama o aynı dünya için ulaşılmazdır da aynı zamanda. “Dünyasını sıkıp onun biçimini değiştirmediği için ulaşılmaz olur kişi. Hafifce dokunur ona, gereksindiği sürece de kalır. Sonra bir iz bile bırakmadan ayrılır ordan..” Ixtlan Yolculuğu Altın değerinde öğütler Don Juan’ın demeleri. Cümlelerin içinde sanki tüm atalarımızın deneyimi yatıyor. Ulaşılmaz olmak, aynı zamanda Jung’un bize sabırla…

Erk Hayvanları

Erk hayvanları genellikle rüyalarda, meditasyonda ve vizyonlarda gözükür. Birden fazla Erk hayvanınız olabilir. Belirli bir zamandaki Erk hayvanınız yaşam yolunuzun değişmesi ile değişebilir. Erk hayvanları kişinin duygusal ihtiyaçlarına göre şekillenir. Koruyucu olarak, korkularımızı bastırır ve güç verir. Erk hayvanı kavramı evrenseldir ve tüm kültürlerde bulunur. İlkel kabilelerde Erk hayvanı bir totem olarak tasvir edilir, kabilenin ve ailenin farklı Erk hayvanları olabilir. ABD ve bazı diğer ülkelerde manası değişmiş olsa bile halen kabilenin bir totemi varlığını korumaktadır. Klüpler veya dernekler gibi alt kültürlerin dahi halen totemleri vardır Lions Clup bunların en bilinen örneğidir. Hristiyan dininde bile iki totem hayvanı, Balık ve Kuzu, bulunmaktadır. Spor klüplerininin de özel totemleri vardır, ülkemizde de en bilinenleri Aslan (GS) Kanarya (FB) ve Kartal (BJK) dır. (Demokrat Partinin amblemi olan At halkın demokrat kelimesinin anlamını bilmemesinden ve onu demir kır at olarak telafuz ederek bir hayvanla özdeşleştirmesinden kaynaklanmaktadır,) Bir diğer Erk hayvanı veya totem çeşidi de kişisel olandır. Bunlar günlük yaşamda bzi koruyan ruhlardır. Nerdeyse herkesin böyle bir totemi vardı. Bugün dahi pek çok ebeveyn çocuklarına özellikle geceleri bir hayvan tarafından korundukları söylenir. Tabi ki çocuklara verilen oyuncak ayı’nın bu amaçı olduğunu anlayamazlar. Çoğu zaman bilinçsiz olarak bazı kişilerin bir Erk hayvanı ile etkilendiğine tanık olmaktayız….