Yörük Obalarımız-2

22 Nisan 2009

Konu başı için bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=1393

Obanın bütün insanları oyuna iştirak ederler; sevinci paylaşırlar, hünerlerini gösterirler. Yörüklerde güç öyle parayla ya da kolay kazanılan payelerle gösterilmez. Güç, bilekle,yürekle, akılla gösterilir. Yörüğün ata binişi, yürüyüşü, zeybek oyunu, oturması kalkması hepsi bir yiğitlik göstergesidir. Oyunlarında silaha fazla rastlanılmaz; çünkü gücü silahta değil kendinde görürler de, kendilerini ortaya koyarlar.

Oyunlara at yarışı ile başlanır; cirit, çelik çomak, güreş, cıngırak, an daşı, arap, yanık oynarken erkekler, kadınlar da boş durmazlar; kaya, göç oynarlar.  Sıra ezgilere ve oyunlara gelince, cura, bağlama, saz, düdük, sipsi, kaval, kemençe çalınır, türküler söylenir. Orta yerde görürsünüz ağır zeybek, kıvrak zeybek, teke zortlatması, çömlek kırdıran oynayanları.

Yörükler değer verdikleri atlarına çok iyi bakarlar; atlar can yoldaşı hatta karındaştır. Yörük atını arpayla, yulafla, yarmayla besler. At yarışı da sık yapılır. Civarda bulunan yarışa girmeyen atlar da kişnemeye başladı mı, zevk cümbüşü yaşanır. Ciridin heyecanı da başkadır. Bu takım oyunudur, at ile binicisinin uyumudur. Sanki her ikisi de birbirlerini anlar, birbirlerini tamamlar. Ataklarını aynı anda yaparlar. Gök kubbenin altında, göğe yürümek gibi bir şeydir, toz bulutlarının üzerinde.

Ata sporumuz güreş, ecdadımızdan gelen fakat halkın yaşayıp da yönetenlerin gözardı ettiği sporumuz. Dünyada, “Türk gibi güçlü” sözünü söyleten cihan pehlivanları, düğünlerde, yarenliklerde güreş tutan yiğitlerimizdi. Bir obada rahatsızlığı olmayan bütün gençler güreş tutarlar, hatta yaı oldukça geçkin olanlar da er meydanına çıkmak isterler de hakemlerin itirazlarıyla güreşemezler. Ceylan gibi ana kuzuları boy boy sıralanırlar; minik, toz koparan, deste, ayak, orta, başaltı baş boylarında. Cazgır gür sesiyle:

Pehlivan, pehlivan

kıspeti beline

besmeleyi diline

haydi meydan yerine!

der ve önce küçük boylar salınır. Pehlivanlar birbirlerinin elini tutar, cazgırın komutunu beklerler. Cazgır gür sesli, bilgili, tarihi iyi bilen, pehlivanların isimlerini ve başarı ile memleketlerini aklında tutabilen ve bunları anında şiire döküp pehlivanları ve seyircileri coşturan insandır.

Yarenlik yerindeki bir başka oyunda tokaladır. Küçük bir çukur kazılır. Ağaçtan, topa benzeyen tokala yapılır. Oyuncular ikiye bölünür, ellerindeki ucu eğri değnekle tokalaya vurarak kazılan çukura sokmaya çalışırlar. Golfe benzeyen bu oyunun çıkış kaynağı da muhtemelen Anadoludur.

Genellikle çaylakların ve kopillerin iştirak ettiği oyunlardan biri babıç kapmadır. Ortaya bir kazık çakılır, kazığa ip bağlanır; oyuncular ayakkabılarını kazığın dibine bırakırlar. Herhangi bir hayvanın dışkısı da kazığın dibine bırakılır. Kura için kuru, yassı bir taşın bir tarafına tükürülür; “yaş mı kuru mu?” denir. Sonra havaya atılan taşın hangi tarafı gökyüzüne geleceğini bilene ya da oyunun en açıkgözüne ip verilir. Diğer oyuncuların yalınayak babıçları kapmaya başlamalarıyla oyun başlar. İpin bir ucunu elinde bulunduran, babıçları kaptırmamak için mücadele eder. Oyun sonunda babıç kalmaz ise, ipi elinde bulunduran, kazığın dibine bırakılan dışkının sahibi hayvan sesini çıkarma cezasına maruz kalır.

Kaya oyunun kadınlar oynar. Bir diğer ismi de beş kaya olan oyunda, beş tane yuvarlak taş bulunur. Taşların tamamı avuç içine sığacak şekilde olmalıdır. Beş aşamalı oyuna eldeki taşlar havaya atılarak başlanılır. (başka yörelerde de hep bildiğimiz beş ta oyunu)

Yörük ve Türkmenlerin eli helal karda, gözü hakiki yardadır. Gökyüzünde güneşi, ayı, yıldızı; yeryüzünde yeşili, suyu, yaylaları görmek, hayvanlarla dost, insanlarla kardeş yaşamak, devletçe bağımsız, kendince özgür olmak ister.

-devam edecek-

Yürük Obalarımız kitabından özetleyen S.A.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir